İçeriğe geç

S2-M04-D07·Kısıt, oyun ve deney

Doğaçlama ilkeleri

sıfırdan ileri2.177 kelime16 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir doğaçlamada elde plan yok, elde teklif var: bir önceki hamlenin bıraktığı somut ayrıntı, bir söz, bir nota, bir çizgi, bir jest. Keşfi yönlendiren bu ayrıntıdır, kişinin kendi aklından getirdiği fikir değil.

Doğaçlamayı koparan şey çoğu zaman eleştiri değil, cep hamlesidir: sıra kendine geldiğinde söylemek için önceden hazırlanmış, teklife hiç bakmadan söylenen hamle. Hamle iyi bile olsa teklife değmiyorsa kopuş aynı kopuştur.

Teklifle üç yoldan biri seçiliyor. Kabul edip üstüne tek bir yeni şey koymak zinciri taşıyor. Görmezden gelmek, "evet" der gibi görünüp hiçbir ayrıntıya değmeden ilerlemek, açık bir reddetmekten daha sinsi, çünkü kimse bir şeyin reddedildiğini fark etmiyor. Üstüne fazla yüklemek de aynı zinciri kesiyor; bir sonraki kişinin elinde artık tutunacak tek bir ayrıntı kalmıyor.

Bir oturumdan sonra hangi yolun ağır bastığı ayrıntı sınamasıyla görülüyor: her hamle için, bir önceki hamlenin hangi ayrıntısını kullandığı soruluyor. Sınama kişiyi değil zinciri ölçüyor ve cevapsız kalan hamle sayısı, bir sonraki oturumda neyin değişeceğini gösteriyor.

Açılış sahnesi

Bir doğaçlama sahnesinde iki kişi sahneye çıkıyor. Biri elinde hayali bir zarf tutarak başlıyor: zarfın kenarı yanmış, mührü kırılmış duruyor. Ortağı bunu duyuyor, duraksamıyor bile, cebinde hazır duran bir düğün repliğine geçiyor: "Nihayet geldin, tören başlamak üzere." Zarf sahneden bir daha hiç anılmıyor.

Seyirci bir şey kaybettiğini söyleyemiyor, çünkü kaybedilen şey hiç var olmamış gibi kayboluyor; sahnede duran tek somut bilgi orada hiç söylenmemiş gibi davranılıyor. İkinci ortak yalan söylemiyor, kötü niyetli de değil. Elindeki hazır repliği söylüyor ve o replik zarfa hiç bakmıyor. Sahne yine de bitiyor, seyirci alkışlıyor, ama az önce ortaya konan tek somut şey hiçbir yere bağlanmadan sahneyle birlikte kapanıyor.

Bu derste ne olacak

Zarf sahnesinde ne bir kural vardı ne bir puan tablosu. İki oyuncu sahneye boş çıkmıştı; ellerinde yalnız birbirlerinin az önce yaptığı şey vardı. Birinin hamlesi ötekinin önüne bir malzeme koymuştu ve o malzeme kullanılmadan kapandı.

Kuralın ve puanın olmadığı bu yerde keşfi ne yönlendiriyor? Cevap kişinin aklındaki plan değil. Cevap, önündeki hamlenin bıraktığı somut bir ayrıntı: bir söz, bir nota, bir çizgi, bir jest. O ayrıntı bulunduğu anda kullanılmayı bekliyor ve doğaçlamanın işleyişi büyük ölçüde onun etrafında dönüyor.

Bu derste önce o ayrıntının ne olduğuna bakılacak: teklif. Sonra teklife rağmen elde tutulan hazır hamleye bakılacak: cep hamlesi. Ardından teklifle yapılabilecek üç ayrı şeye gidilecek — kabul edip üstüne eklemek, görmezden gelmek, üstüne fazla yüklemek. Son bölümde, bir oturumdan sonra bu üçünün hangisinin ağır bastığını ölçen bir sınamaya gelinecek. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — Teklif ve cep hamlesi

Bir doğaçlamada elde yazılı bir kural yok, ama elde bir şey var: bir önceki hamlenin bıraktığı iz. O iz bir plan değil, bir ayrıntı; ve doğaçlamayı yönlendiren şey kişinin kendi aklından çıkardığı fikir değil, o izin kendisi. Bu yüzden bir doğaçlamanın kalitesi, katılımcıların ne kadar hazırlıklı geldiğinden değil, önlerindeki ayrıntıyı ne kadar gördüklerinden çıkıyor.

Teklif bulunduğunda ona bir cevap vermek gerekiyor. Ama en yakın hazır cevap çoğu zaman elde zaten duran bir hamle oluyor ve o hamle teklife hiç bakmadan da söylenebiliyor.

Mekanizma — Kabul edip eklemek, görmezden gelmek, aşırı eklemek

Teklif bulunduğunda üç yoldan biri seçiliyor. Teklif kabul edilip üstüne tek bir yeni şey konabilir, teklif görmezden gelinebilir ya da teklif kabul edilip üstüne o kadar çok şey yığılabilir ki geride kullanılacak hiçbir şey kalmaz. Üçü de dışarıdan bakınca birbirine benziyor, çünkü üçünde de kişi konuşuyor ve teklife bir şekilde tepki veriyor; ayrım ancak teklifteki ayrıntıya ne olduğuna bakılınca ortaya çıkıyor.

Teklifi kullanmanın sessiz bir kardeşi var. Bir hamle "evet" der gibi görünüp hiçbir ayrıntıya değmeyebilir ve bu, açık bir reddetmekten çok daha zor fark edilir.

Üçüncü yol ilk ikisinin ortasında değil, ilk yolun aşırıya kaçmış hâli. Teklif kabul ediliyor ama üstüne tek bir şey değil, birçok şey birden konuyor; bir sonraki kişinin eline artık kullanabileceği tek bir ayrıntı kalmıyor, kalabalık bir yığın kalıyor.

Usta katmanı — Ayrıntı sınaması

Bir oturum bittiğinde hangi yolun ağır bastığı gözle görülmeyebilir; kayıttan ya da tutulan nottan sorulacak tek bir soru bunu ortaya çıkarıyor. Oturum sırasında bunu hissetmek zor, çünkü her hamle kendi başına makul görünüyor; sorun ancak zincirin tamamına bakınca fark ediliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışDoğaçlamanın en büyük engelinin eleştiri olduğu sanılır.
Doğrusu

Eleştiri üretimi durdurabilir ama bir sahneyi asıl koparan şey, kişinin önündeki teklife hiç bakmadan cebinde hazır tuttuğu hamleyi söylemesidir; kimse kimseyi eleştirmemiş olsa bile bu kopuş gerçekleşir.

Yaygın yanlışCep hamlesinin zayıf bir fikirden geldiği sanılır.
Doğrusu

Cep hamlesi çoğu zaman iyi hazırlanmış, güçlü bir malzeme taşır; sorun malzemenin kalitesi değil, önündeki teklife hiç bakmadan söylenmiş olmasıdır.

Yaygın yanlışTeklifin yalnızca sözle geldiği sanılır.
Doğrusu

Bir teklif bir notada, bir fırça darbesinde, bir tavaya atılan malzemede ya da düşen bir omuzda da durabilir; sözle çalışmayan bir doğaçlamada teklif hâlâ vardır, yalnızca başka bir maddededir.

Yaygın yanlışAyrıntı sınamasının kimin daha çok cep hamlesi yaptığını bulup onu suçlamak için yapıldığı sanılır.
Doğrusu

Sınamanın sorduğu şey bir kişinin adı değil, bir hamlenin bir önceki ayrıntıya bağlanıp bağlanmadığı; aynı kişi bir oturumda çok bağlanıp bir başka oturumda hiç bağlanmayabilir.

Yaygın yanlışBir teklife çok şey eklemenin cömertlik göstergesi olduğu sanılır.
Doğrusu

Üstüne konan her yeni şey aslında bir sonraki kişinin elinden tutunacak ayrıntıyı alır; cömert görünen hamle, geride en az malzeme bırakan hamle olabilir.

Aklında kalsın

Bir doğaçlamada elde plan yok, elde teklif var: bir önceki hamlenin bıraktığı somut ayrıntı, bir söz, bir nota, bir çizgi, bir jest. Keşfi yönlendiren bu ayrıntıdır, kişinin kendi aklından getirdiği fikir değil.

Doğaçlamayı koparan şey çoğu zaman eleştiri değil, cep hamlesidir: sıra kendine geldiğinde söylemek için önceden hazırlanmış, teklife hiç bakmadan söylenen hamle. Hamle iyi bile olsa teklife değmiyorsa kopuş aynı kopuştur.

Teklifle üç yoldan biri seçiliyor. Kabul edip üstüne tek bir yeni şey koymak zinciri taşıyor. Görmezden gelmek, "evet" der gibi görünüp hiçbir ayrıntıya değmeden ilerlemek, açık bir reddetmekten daha sinsi, çünkü kimse bir şeyin reddedildiğini fark etmiyor. Üstüne fazla yüklemek de aynı zinciri kesiyor; bir sonraki kişinin elinde artık tutunacak tek bir ayrıntı kalmıyor.

Bir oturumdan sonra hangi yolun ağır bastığı ayrıntı sınamasıyla görülüyor: her hamle için, bir önceki hamlenin hangi ayrıntısını kullandığı soruluyor. Sınama kişiyi değil zinciri ölçüyor ve cevapsız kalan hamle sayısı, bir sonraki oturumda neyin değişeceğini gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste geride kalan şey yalnız o anın bulduğuydu: bir hamle, bir teklif, bir ayrıntı, sonra oturum bitiyor ve kayıttan başka hiçbir şey kalmıyor.

Sıradaki ders, Ciddi oyun, bu anlık bulguyu farklı bir yere taşıyor: oyun ciddi olduğunda, sonucu önemli bir işin tam ortasına konduğunda. Doğaçlamanın bulduğu şey, artık geride bırakılamayacak bir işin içine nasıl taşınıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.