İçeriğe geç

S2-M02-D06·Problem bulma ve yeniden çerçeveleme

“Nasıl yapabiliriz?” soruları

sıfırdan ileri2.188 kelime15 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

«Nasıl yapabiliriz?» sorusunun gücü kalıbın kendisinde değil, üç sözcüğünün taşıdığı üç taahhütte durur. «Nasıl» yolun henüz bilinmediğini söyler, «-abil-» birden çok cevabın mümkün olduğunu söyler, «-iz» işi kimin elinin yapacağını söyler. Bu üç taahhütten biri düştüğünde soru hâlâ bir nasıl sorusu gibi görünür ama başka bir soru çalıştırır. Nesneli soru, şikâyet edilen nesneyi sorunun içine alıp cevapları o nesneye kilitler ve ihtiyaca giden öteki yolları kapatır. Meli sorusu, kip «-abil-» yerine «-meli» olduğunda tek doğru cevabı çağırır ve tartışmayı üretimden doğruyu bulmaya çevirir; «yapabilir miyiz?» biçimi de aynı kaymayı evet-hayır sorusu olarak yaşatır. Özne yeri, sorudaki «biz»in kimi kapsadığıdır; yanlış özne soruyu başkasının masasına gönderir ya da kimsenin elinde olmayan bir grup kurar. Retorik nasıl, kalıbı taşıyan ama itiraz eden sorudur; sondaki «ki» ya da sesin tonu soruyu bir davetten engel cümlesine çevirir ve cevap yerine gerekçe toplanır.

Bir kullanıcı yamasından da doğrudan bir nasıl sorusu kurulabilir, yamanın kendisinden değil altındaki ihtiyaçtan yola çıkılarak. Ama yöntemin bir sınırı var: kalıp bir tılsım değildir, doğru kurulmuş bir soru yalnızca turu açar, hangi cevabın seçileceğini söylemez. Cevabı zaten belli olan bir işte nasıl sorusu kurmak da yeni bir yol açmaz, yalnızca işi yavaşlatır. Kalıbı içine çözüm yerleştirerek kullanmak ile kalıbı hiç kullanmadan doğrudan bir çözüm cümlesiyle gelmek aynı sonuca varır: her ikisinde de tur gerçekte kapalı kalır, biri açık görünse bile.

Açılış sahnesi

Bir mahalle spor salonunun haftalık ekip toplantısında gündem hep aynı yere geliyor: akşam idmanından sonra soyunma odasındaki duş sırası uzuyor, bazı üyeler duş almadan çıkıp gidiyor. Salon sorumlusu tahtaya kalın harflerle «Soyunma odasındaki kuyruğu nasıl kısaltmalıyız?» yazıyor ve tur açılıyor. Ama açılan şey bir tur değil, bir savunma oluyor. Bir antrenör ikinci bir duş başlığı eklenmesini öneriyor, bir başkası bunun yeri olmadığını söylüyor, üçüncü biri saatleri kaydırmayı savunuyor. Kalan on dakika bu üç önerinin hangisinin doğru olduğunu tartışmakla geçiyor; kimse dördüncü bir fikir eklemiyor, herkes birini savunuyor ya da çürütüyor. Toplantı bitmeden bir gönüllü tahtaya gidip cümleyi değiştiriyor: «Soyunma odasındaki kuyruğu nasıl kısaltabiliriz?» Kelime neredeyse aynı ama tartışma sertliğini koruyor, çünkü hâlâ kimin bunu yapacağı belirsiz kalıyor. Salon yönetimi mi bütçe ayıracak, üyeler mi kendi alışkanlığını değiştirecek? Son bir düzeltme geliyor: «Üyeler olarak idmandan sonra herkesin duş alıp çıkabilmesini nasıl sağlayabiliriz?» Bu kez tur gerçekten açılıyor. Biri sırayla girme çizelgesi öneriyor, biri kıyafetini soyunma odasına girmeden önce hazırlamayı, biri de idman bitiş saatini beş dakika kaydırmayı. Üç öneri de birbirini çürütmüyor, üçü de denenebilir ve üçünü de üyelerin kendisi uygulayabilir.

Bu derste ne olacak

Önceki ders bir problemin bir çözüm cümlesine mi yoksa bir soruya mı dönüşmesi gerektiğini açık bırakmıştı. Yukarıdaki sahne bu sorunun ilk yarısına cevap veriyor: aynı olgu bir emir cümlesine bağlandığında tur kapanıyor, bir soruya çevrildiğinde açılıyor, ama her soru aynı işi görmüyor. «Nasıl yapabiliriz?» kalıbı Seviye 1'in temel yaratıcı süreç modülünde geçen soruya çevirmenin belirli bir biçimidir. Bu ders o biçimin ne zaman gerçekten açtığını, ne zaman yalnızca açılmış gibi göründüğünü okuyor. Sorunun ne kadar geniş ya da dar kurulacağı, yani kapsadığı alanın sınırı, burada ele alınmıyor; o ayrım sıradaki derse bırakılıyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — üç taahhüt ve nesneli soru

«Nasıl yapabiliriz?» sorusunun gücü kalıbın kendisinde değil, üç sözcüğünün taşıdığı üç taahhütte. «Nasıl» yolun henüz bilinmediğini söylüyor, yani cevap sorudan önce belli değil. Ortadaki «-abil-» eki birden çok cevabın mümkün olduğunu söylüyor, tek doğru yanıt aranmıyor. Sondaki «-iz» eki de işi kimin elinin yapacağını söylüyor, soru soyut bir kuruma değil somut bir özneye bağlanıyor. Kalıp yerinde durup bu üç taahhütten biri düştüğünde soru hâlâ bir nasıl sorusu gibi görünüyor ama aslında başka bir soru çalıştırıyor. Bu üç taahhüdün ikisi bu modülde daha önce ayrı ayrı görülmüştü. Sorunun şikâyetten değil ihtiyaçtan kurulması bu modülün ikinci dersinin işiydi; «biz»in kim olduğunun sahip sınamasından geçip geçmediği ise bu modülün ilk dersinde soruluyordu.

Nesneli soru bu modülün ikinci dersindeki yol sınamasının soru biçimindeki karşılığıdır. Yol sınaması bir ihtiyaç cümlesine şikâyet edilen şey dışında en az bir yoldan daha ulaşılıp ulaşılamadığına bakıyordu. Nesneli soru aynı sınamadan hiç geçmiyor, çünkü sorunun içine giren nesne cevapları baştan tek bir yola kilitliyor.

Mekanizma — meli sorusu ve özne yeri

Aynı kayma «yapabilir miyiz?» biçiminde de görülüyor. Bu da soruyu evet ya da hayıra kapatan bir tür, Seviye 1'in merak ve soru sorma modülünde adı geçen gizli kapalı sorunun bir türü. İkisi de açık göründüğü hâlde cevap türünü baştan daraltıyor, çünkü aynı modülde görülen cevap kalıbı burada da çalışıyor: sorunun biçimi alınacak cevabın türünü belirliyor.

Özne, bu modülün ilk dersindeki sahip sınamasında adı yazılabilen kişi ya da gruptur. Sınama olguyu değiştirebilecek birinin adının yazılıp yazılamayacağına bakıyordu. Özne yeri aynı soruyu «nasıl yapabiliriz?» kalıbının içine taşıyor; «biz» sınamadan geçmiyorsa kalıp doğru kurulmuş gibi görünse de kimse onu üstlenmiyor.

Usta katmanı — retorik nasıl ve yöntemin sınırı

Bu modülde önceki derste görülen kullanıcı yaması, bir aksaklığı kendi başına gidermek için icat edilen küçük bir hamleydi. Bir yama okunduğunda ondan doğrudan bir nasıl sorusu kurulabilir, üstelik yamanın kendisinden değil altındaki ihtiyaçtan.

Yöntemin durduğu bir yer var. Kalıp bir tılsım değil: kalıbı doğru kurmak cevabı getirmiyor, yalnız turu açıyor, hangi cevabın seçileceği ayrı bir karar olarak kalıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"«Nasıl yapabiliriz?» demek her zaman soruyu açar."
Doğrusu

Kalıp yerinde durup üç taahhütten biri düştüğünde soru hâlâ bir nasıl sorusu gibi görünür ama başka bir soru çalıştırır; nesne girer, kip «-meli»ye kayar ya da özne yerinden oynar.

Yaygın yanlış"«Nasıl yapabiliriz?» ile «nasıl yapmalıyız?» aynı kapıyı açar, sadece kelime farklıdır."
Doğrusu

Kip farkı turun türünü değiştirir; «-meli» tek doğru cevabı çağırır ve tartışma üretim yerine doğruyu bulmaya döner.

Yaygın yanlış"Soruyu genişçe kurmak yeterlidir, işi kimin yapacağı önemli değildir."
Doğrusu

Özne yanlışsa soru ya başkasının masasına gider ya da kimsenin elinde olmayan bir «biz» kurar; kalıp doğru dursa bile tur açılmaz.

Yaygın yanlış"Kalıp doğru kurulduğunda doğru cevap da kendiliğinden gelir."
Doğrusu

Kalıp yalnız turu açar, cevabı getirmez; hangi yolun seçileceği ayrı bir karardır ve marangoz atölyesindeki örnekte olduğu gibi kalıbın kendisi bu kararı vermez.

Yaygın yanlış"Nasıl sorusu her işte üretimi hızlandırır."
Doğrusu

Cevabı zaten belli olan bir işte, bir tamir ya da bir ölçü aşamasında, nasıl sorusu kurmak gereksiz bir tur açar ve işi hızlandırmak yerine yavaşlatır.

Aklında kalsın

«Nasıl yapabiliriz?» sorusunun gücü kalıbın kendisinde değil, üç sözcüğünün taşıdığı üç taahhütte durur. «Nasıl» yolun henüz bilinmediğini söyler, «-abil-» birden çok cevabın mümkün olduğunu söyler, «-iz» işi kimin elinin yapacağını söyler. Bu üç taahhütten biri düştüğünde soru hâlâ bir nasıl sorusu gibi görünür ama başka bir soru çalıştırır. Nesneli soru, şikâyet edilen nesneyi sorunun içine alıp cevapları o nesneye kilitler ve ihtiyaca giden öteki yolları kapatır. Meli sorusu, kip «-abil-» yerine «-meli» olduğunda tek doğru cevabı çağırır ve tartışmayı üretimden doğruyu bulmaya çevirir; «yapabilir miyiz?» biçimi de aynı kaymayı evet-hayır sorusu olarak yaşatır. Özne yeri, sorudaki «biz»in kimi kapsadığıdır; yanlış özne soruyu başkasının masasına gönderir ya da kimsenin elinde olmayan bir grup kurar. Retorik nasıl, kalıbı taşıyan ama itiraz eden sorudur; sondaki «ki» ya da sesin tonu soruyu bir davetten engel cümlesine çevirir ve cevap yerine gerekçe toplanır.

Bir kullanıcı yamasından da doğrudan bir nasıl sorusu kurulabilir, yamanın kendisinden değil altındaki ihtiyaçtan yola çıkılarak. Ama yöntemin bir sınırı var: kalıp bir tılsım değildir, doğru kurulmuş bir soru yalnızca turu açar, hangi cevabın seçileceğini söylemez. Cevabı zaten belli olan bir işte nasıl sorusu kurmak da yeni bir yol açmaz, yalnızca işi yavaşlatır. Kalıbı içine çözüm yerleştirerek kullanmak ile kalıbı hiç kullanmadan doğrudan bir çözüm cümlesiyle gelmek aynı sonuca varır: her ikisinde de tur gerçekte kapalı kalır, biri açık görünse bile.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir sorunun kalıbı doğru kuruldu: nesne yerine ihtiyaç anıldı, kip «-abil-» olarak kaldı, «biz» sahip sınamasından geçen bir özneye bağlandı. Ama kalıp doğru kurulduğunda bile geriye bir soru kalıyor. «Üyeler olarak idmandan sonra herkesin duş alıp çıkabilmesini nasıl sağlayabiliriz?» sorusu bir salonu mu kapsamalı, bir soyunma odasını mı, yoksa tek bir duş sırasını mı? Aynı ihtiyaçtan kurulan bir nasıl sorusu geniş kurulduğunda daha çok fikre yer açar ama kimin elinden çıkacağı bulanıklaşabilir; dar kurulduğunda kim yapacağı netleşir ama akla gelen yolların bir kısmı baştan devre dışı kalabilir. Bu sınırı nereye çekmek gerektiğine kim karar verir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.