İçeriğe geç

S2-M02-D04·Problem bulma ve yeniden çerçeveleme

Paydaşların farklı problem tanımları

sıfırdan ileri2.286 kelime15 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Paydaşların problem tanımları yalnız farklı değildir, birbirine bağlıdır: birinin problemini çözen hamle, bedelini bir başkasının masasına bırakabilir. Paydaş tanımı, bir paydaşın problemi kendi masasından yazdığı cümledir ve tanımlar birleştirilmeden önce ayrı ayrı kayda geçmelidir. Birleştirilmiş tek bir cümle kimin sesinin silindiğini göstermez. Bedel devri, bir paydaşın tanımına göre kurulan çözümün işi ya da maliyeti başka bir paydaşa aktarmasıdır; kargo merkezinin toplama saatini öne alması merkezin gecikmesini bitirdi ama mağaza sahibinin masasına yeni bir yük bıraktı. Devir kendi başına kötü değildir, belediyenin yaya geçidi örneğinde olduğu gibi bilerek yapılıp konuşulduğunda bir karşılığa bağlanabilir; kötü olan, kimsenin görmediği devirdir.

Paylaşılan parça, bütün tanımlarda geçen ya da hiçbirinin reddetmediği dar bir alandır ve üzerinde kimseye bedel devretmeden çalışılabilir. Ama her paydaş kümesinde böyle bir çekirdek çıkmaz. Kazanan tanım, doğru olduğu için değil masada en çok yetkiyle söylendiği için çalışma tanımı hâline gelen tanımdır; ötekiler yanlış olduğu için değil, hiç sorulmadığı ve yazılmadığı için kaybolur. Paylaşılan parça bulunamadığında yöntem durur, çünkü hangi tanımın öne alınacağı bir üretim sorusu değil bir yetki sorusudur; bu noktada yapılabilecek tek şey kararın neyi ve kimi feda ettiğini açıkça yazmaktır.

Açılış sahnesi

Bir kargo dağıtım merkezinde paketler günlerdir geç çıkıyor ve merkez sorumlusu bunu kendi masasından çözmeye karar veriyor. Toplama aracı her gün öğleden sonra dört buçukta merkeze uğruyor, o saatten sonra gelen paketler bir sonraki güne kalıyor. Sorumlu gecikmeyi kendi tanımıyla yazıyor, toplama saati merkezin temposuna göre çok erken, ve çözümü de aynı tanımdan çıkarıyor: aracı beş buçukta çağırmaya başlıyor. Bir hafta içinde geç kalan paket sayısı sıfıra iniyor ve sorumlu sorunu kapatılmış sayıyor.

Merkezden birkaç sokak ötedeki bir mağazanın sahibi aynı gecikmeye baştan beri farklı bir yerden bakıyordu ama kimse ona sormamıştı. Paketlerini akşam kapanıştan önce hazırlayıp merkeze yetiştiriyordu ve toplama saati dört buçukken bu düzen işliyordu. Saat beş buçuğa çekilince mağaza sahibinin takvimi değişiyor: şimdi paketleri bir saat erken hazırlaması, tezgâhı erken kapatması ya da fazladan bir çalışan tutması gerekiyor. Merkezdeki gecikme bitti ama mağazada yeni bir gecikme doğdu. Bu kez kaynağı başka bir masadaydı ve kimse iki tanımı yan yana koyup ötekinin ne kaybettiğini sormamıştı.

Bu derste ne olacak

Önceki ders şunu açık bırakmıştı: kargo dağıtım merkezindeki sorumlu ile o merkeze paket gönderen mağaza sahibi aynı gecikmeye bakıp aynı «neden»i sorduğunda aynı problemi mi tanımlar, yoksa her biri zinciri kendi masasında mı durdurur? Yukarıdaki sahne cevabı gösteriyor: ikisi de zinciri kendi masasında durdurdu, sorumlu toplama saatinde, mağaza sahibi paketleme saatinde, ve ikisi de kendi durduğu yerden haklıydı. Önceki iki ders aynı olgunun iki kişide iki farklı sonuca çıkabileceğini göstermişti. Bu ders aynı gözlemi tekrarlamak yerine bir basamak ileri gidiyor: bu iki tanım birbirinden bağımsız mı duruyor, yoksa biri ötekini besliyor mu?

Paydaşların problem tanımları yalnız farklı değildir, birbirine bağlıdır: birinin problemini çözen hamle, bedelini bir başkasının masasına bırakabilir. Bu yüzden iş doğru tanımı seçmek değil, tanımları yan yana yazıp her çözümün bedelinin kime düştüğünü görmektir. Merkez sorumlusu tanımını çözdüğünde mağaza sahibinin tanımını hiç görmemişti; iki tanım aynı masaya konsaydı, bu bedel görünür olurdu. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — paydaş tanımı

Merkez sorumlusunun tanımı ile mağaza sahibinin tanımı aynı olguya bakıyordu ama ikisi de kendi sözcükleriyle yazılsaydı yan yana durabilirdi: biri «toplama saati çok erken», öteki «paketleme için yeterli zaman yok» derdi. İki cümle çelişmiyor, ikisi de doğru. Sorun tek cümleye erken indirgenip ötekinin hiç yazılmamasıydı. Paydaş tanımı bu yüzden bir özet değil bir kayıttır: kimin, neyi, hangi sözcüklerle söylediği korunur ve tanımın kimde bittiği açıkça yazılır.

Mekanizma — bedel devri

Seviye 0'daki toplumsal yaratıcılık dersinde geçen etkilenen, bir hamlenin sonucunu yaşayan ama o hamleye karar vermeyen kişiydi. Bedel devri çoğu zaman ona düşer, çünkü etkilenen çözümü yazan masada oturmuyordu. Devir bazen görünür olur: karar veren taraf kimin ne kaybettiğini bilir, konuşur ve bir karşılık verir. Bazen görünmez kalır: devir gerçekleşir ama kayda geçmez, devralan kişi bunu ancak sonradan fark eder.

Usta katmanı — kazanan tanım, paylaşılan parça ve yöntemin sınırı

Bütün paydaş tanımları yan yana yazıldığında bazen ortak bir çekirdek görünür; kargo örneğinde her iki tarafın kabul ettiği parça, toplama saatinin sabit değil esnek olması gerektiğiydi. O dar parça üzerinde kimseye bedel devretmeden çalışılabilirdi. Ama her zaman böyle bir çekirdek çıkmaz. Bazen tanımlar gerçekten çatışır ve paylaşılan parça boştur. O noktada yöntem durur, çünkü hangi tanımın öne alınacağı bir üretim sorusu değil bir yetki sorusudur; bu ders o kararı vermez, yalnız neyi feda ettiğini yazılı bırakır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Bir problemin doğru tanımı vardır, iş onu bulmaktır."
Doğrusu

Paydaş sayısı birden fazlaysa doğru tek tanım aranmaz; her paydaşın tanımı kendi masasından doğrudur ve iş aralarında seçim yapmak değil, hangi çözümün bedelini kime bıraktığını görmektir.

Yaygın yanlış"Herkesi memnun eden ortak bir tanım her zaman bulunabilir."
Doğrusu

Bazı paydaş tanımları çatışır ve paylaşılan parça boş çıkar; ortak bir cümle zorlamak ya hiçbir şey söylemeyen bir tavan cümlesine varır ya da çatışmayı görünmez kılar.

Yaygın yanlış"Bedel devri her zaman kötü niyetin işaretidir."
Doğrusu

Merkez sorumlusu ya da belediye biriminin niyeti kötü değildi, kendi masasından baktıklarında doğru bir çözüm bulmuşlardı; sorun niyette değil, devrin görülüp konuşulmamasındaydı.

Yaygın yanlış"Kazanan tanım, en doğru tanım olduğu için kazanır."
Doğrusu

Kazanan tanım çoğu zaman söyleyenin masadaki yeri yüzünden kazanır; bütçeyi yöneten ebeveynin tanımı ya da kulüp başkanının tanımı bunun için öne çıktı, ötekiler yanlış olduğu için değil hiç yazılmadığı için kayboldu.

Yaygın yanlış"Paylaşılan parça bulununca tartışma biter."
Doğrusu

Paylaşılan parça yalnız kimseye bedel devretmeden başlanabilecek bir başlangıç noktasıdır; esnaf derneği örneğinde ortak bakım saati bulundu ama kapanış tartışması hâlâ açıktaydı, iki mesele aynı şey değildi.

Aklında kalsın

Paydaşların problem tanımları yalnız farklı değildir, birbirine bağlıdır: birinin problemini çözen hamle, bedelini bir başkasının masasına bırakabilir. Paydaş tanımı, bir paydaşın problemi kendi masasından yazdığı cümledir ve tanımlar birleştirilmeden önce ayrı ayrı kayda geçmelidir. Birleştirilmiş tek bir cümle kimin sesinin silindiğini göstermez. Bedel devri, bir paydaşın tanımına göre kurulan çözümün işi ya da maliyeti başka bir paydaşa aktarmasıdır; kargo merkezinin toplama saatini öne alması merkezin gecikmesini bitirdi ama mağaza sahibinin masasına yeni bir yük bıraktı. Devir kendi başına kötü değildir, belediyenin yaya geçidi örneğinde olduğu gibi bilerek yapılıp konuşulduğunda bir karşılığa bağlanabilir; kötü olan, kimsenin görmediği devirdir.

Paylaşılan parça, bütün tanımlarda geçen ya da hiçbirinin reddetmediği dar bir alandır ve üzerinde kimseye bedel devretmeden çalışılabilir. Ama her paydaş kümesinde böyle bir çekirdek çıkmaz. Kazanan tanım, doğru olduğu için değil masada en çok yetkiyle söylendiği için çalışma tanımı hâline gelen tanımdır; ötekiler yanlış olduğu için değil, hiç sorulmadığı ve yazılmadığı için kaybolur. Paylaşılan parça bulunamadığında yöntem durur, çünkü hangi tanımın öne alınacağı bir üretim sorusu değil bir yetki sorusudur; bu noktada yapılabilecek tek şey kararın neyi ve kimi feda ettiğini açıkça yazmaktır.

Sonraki derse köprü

Bu derste geçen bütün paydaşlar tanımlarını söyleyebilen kişilerdi: merkez sorumlusu, mağaza sahibi, dernek başkanı, çiftçi, ebeveyn. Her biri masaya oturabildi, kendi cümlesini kendi sözcükleriyle kurabildi, gerekirse itiraz etti ve o cümle kayda geçti; tanım ister paylaşılan parçaya çıksın ister çatışsın, en azından yazılı bir cümle olarak vardı.

İşi gerçekten kullanan kişi çoğu zaman bu masada hiç yer almaz; ne toplantıya çağrılır ne kendi cümlesini kurma fırsatı bulur. Onun tanımı söylediğinden mi okunur, yoksa yaptığından mı? Söylediği ile yaptığı ayrışırsa hangisi asıl kayda geçer? Sıradaki ders bu soruyu açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.