Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Izgaranın verdiği tek şey seçmediğin eşleşmeler. Kenarlar yazıldıktan sonra birleşimleri kuran sen değilsin ve aralarında kendi isteğinle eşleştirmeyeceğin çiftler çıkıyor.
Izgaranın zorluğu hücre sayısında değil, hücrelerin aynı türden olmamasında. Hepsi aynı biçimde yazılı duruyor ve her birine aynı dikkatle bakmaya çalışmak dikkati ilk yirmi hücrede bitiriyor.
Okumadan önce ayırmak gerekiyor. Ayırma işi okumadan hızlı bitiyor ve geriye bakılacak az sayıda hücre kalıyor.
Kâğıtta ayrı duran hücrelerin bir bölümü aynı hücre. Ölçü sözcük değil, o hücre seçilirse yapılacak ilk iş; aynı cümleyi verenler tek hücredir.
Makul ve yeni görünenler aracın kazancı değil. Izgara kurulmadan önce de akla gelebilecek olan birleşimler, yalnız yazılı hâlde ilk kez karşılaşıldığı için yeni duruyor.
Asıl yığın, olmaz denip geçilen hücrelerde. O karar saniyede veriliyor ve bir kurala takılanla bir alışkanlığa takılanı aynı kutuya atıyor.
Ayırmanın yolu gerekçeyi yazmak ve ona tek soru yöneltmek: kim, hangi durumda reddeder? Cevabı yazılabilen engel bırakılır, yazılamayan bir beklentidir.
Kazancın nerede ölçüleceği de bundan çıkıyor. Bir ızgaranın verimi ürettiği hücre sayısıyla değil, beklentiye dayandığı anlaşılıp denenecekler listesine geçen hücre sayısıyla ölçülüyor.
Ve bu bir çürütme turu değil. Gerekçelerin bir kısmı gerçekten kurala dayanıyor; kazanç hepsinin düşmesinde değil, hangilerinin düştüğünün görülmesinde.
Açılış sahnesi
Kenarlar yazılmış, seçenekler doldurulmuş ve ızgara hazır. Altmış birleşim çıkıyor.
Ekip okumaya başlıyor. İlk on birleşimden sonra bir yorgunluk beliriyor, çünkü okunanların çoğu birbirine benziyor.
Yirminci birleşimde biri şunu söylüyor: bunu zaten yapıyoruz. Yirmi üçüncüde bir başkası: bu olmaz.
Okuma bitiyor. Elde bir avuç makul fikir kalıyor ve hepsi ızgara kurulmadan önce de söylenebilecek fikirler.
Ekip ızgarayı fazla büyük buldu ve bir daha kurmadı. Oysa asıl kaçırdıkları şey «bu olmaz» denip geçilen hücrelerdi.
Kimse o hücrelerin neden olmadığını yazmamıştı.
Bu derste ne olacak
Izgaranın nasıl kurulduğunu tarif etmeyeceğim. Kenarların hangi niteliklerden geldiğini önceki derste elediğin listeden biliyorsun; bir eksenin problemle ilişkisinin olup olmadığını ve aynı listenin bir eksende geniş, başka bir eksende dar çıkabileceğini de ayrı bir derste çalıştın.
Bu ders ızgaranın kurulmasından sonrasına bakıyor. Elinde okunmayı bekleyen bir yığın birleşim var ve asıl iş onları okumakta.
Bölümler de bu yüzden işlem sırasına göre değil, çıkan malzemeye göre ayrıldı. Izgaranın ürettiği hücreler birbirinden farklı türden ve her tür başka bir muamele istiyor.
Sırasıyla bakacağız: kâğıtta ayrı görünüp pratikte aynı olanlar, makul ve yeni görünenler, bir de olmaz denip geçilenler. Sonuncusu en az bakılan ve en çok iş çıkaran yığın. Aşağıdaki örnekler kurgudur.
Sıfır noktası — ızgaranın ürettiği üç yığın
Bir ızgaranın kurulması kolay, okunması zor. Zorluk sayıdan geliyor sanılıyor ve sayı asıl sorun değil.
Okumadan önce üçe ayır
- Aynı hücreleri birleştirAynı ilk iş, aynı hücre
- Beklenenleri ayırIzgaranın hanesine yazma
- Olmaz gerekçesini yazTek cümle
- Gerekçeyi sınaKim, hangi durumda reddeder?
- Denenecekler listesiCevapsız gerekçe bir beklentidir
Asıl sorun, çıkan hücrelerin aynı türden olmaması. Hepsi aynı biçimde yazılmış duruyor ve okuyan kişi her birine aynı dikkatle bakmaya çalışıyor; dikkat de ilk yirmi hücrede bitiyor.
Izgaranın ne yaptığını da söylemek gerek, çünkü buraya kadarki yöntemlerden ayrıldığı nokta orada. Dönüştürme listesinde işlemleri sen uyguluyordun, zorunlu bağlantıda iki ucu da sen seçiyordun; ızgarada eşleştirmeyi yapan sen değilsin. Kenarlar yazıldıktan sonra birleşimler kendiliğinden doğuyor ve aralarında kendi isteğinle eşleştirmeyeceğin çiftler de çıkıyor. Aracın verdiği tek şey bu: seçmediğin eşleşmeler.
Oysa hücreler üç ayrı muamele istiyor. Bir bölümü zaten elenmeli, bir bölümü zaten biliniyor, küçük bir bölümü ise dersin asıl hedefi.
Ayırmanın kendisi bir iş ve okumadan önce yapılıyor. Hücreye ne yapılacağına karar vermeden hücreyi değerlendirmek, kırk beş kararı aynı anda vermek demek.
Mekanizma — birinci yığın: kâğıtta ayrı, pratikte aynı
Izgaranın ilk ürettiği şey tekrar. İki kenardan gelen seçenekler farklı sözcüklerle yazıldığı için hücreler ayrı görünüyor ve uygulandıklarında aynı işe çıkıyorlar.
Saksı ızgarasında aynı hücre
Tekrarın kaynağı da belli. Kenarlar birbirinden bağımsız seçilmediğinde, iki kenar kısmen aynı şeyi ölçüyor ve çarpım o ortak kısmı her satırda yeniden üretiyor. Kenarların problemle ilişkisi ayrı bir derste ölçülmüştü; burada ölçülen şey kenarların birbiriyle ilişkisi.
Bunun önceki derste bir karşılığı vardı. Orada bir niteliğin yalnız eş anlamlısıyla değiştirildiğini yabancı örnek araması gösteriyordu; burada aynı sınama hücre düzeyinde çalışıyor.
Birleştirmenin ölçüsü sözcük değil, çıkacak iş. İki hücre için yapılacak işi tek cümleyle yazdığında aynı cümle çıkıyorsa hücreler aynı hücredir.
İkinci yığın: makul ve yeni görünenler
Ayıklamadan sonra geriye okunabilir bir yığın kalıyor ve içinde makul görünen birleşimler var. Bunlar okundukça iyi hissettiriyor.
Bunun bir sebebi var. Izgara kenarları senin zaten düşündüğün niteliklerden kuruluyor ve o niteliklerin ortasındaki seçenekler de tanıdık; birleşimin ortasına düşen hücreler bu yüzden tanıdık çıkıyor. Yabancılık kenarların ortasında değil uçlarında duruyor.
Beklenen hücreler kötü değil ve atılmıyorlar. Yalnız ızgaranın hanesine yazılmamaları gerekiyor, çünkü onları üretmek için bu araca gerek yoktu.
Buradan dersin ters yanı çıkıyor. Bir ızgaranın makul hücreleri, o ızgarayı kurmanın gerekçesi olamaz.
Usta katmanı — üçüncü yığın: olmaz denenler
Şimdi en az bakılan yığına geliyoruz. Bir ızgarada olmaz denip atlanan hücreler bulunuyor ve atlanma hızı yüksek; okuyan kişi saniyede karar veriyor.
O saniyelik karar iki ayrı şeyi aynı kutuya atıyor.
Ölçütün aldandığı yer de burası: bir gerekçe kurala benziyor ve aslında bir alışkanlıktır.
Gerekçe yazmanın bir yan kazancı daha var. Yazılan cümleler bir turdan ötekine saklandığında, aynı gerekçenin kaç ayrı hücrede tekrarlandığı görünür hâle geliyor; birkaç turda birden çıkan bir gerekçe, tek bir hücrenin değil bütün bir alanın kapısını kapatıyor demektir.
Yöntemin sınırını da söylemek gerek. Olmaz yığınını taramak, her gerekçenin çürütülebileceği anlamına gelmiyor; yazılan cümlelerin bir kısmı gerçekten kurala dayanıyor ve orada iş bitiyor. Kazanç bütün gerekçelerin düşmesinde değil, hangilerinin düştüğünün görülmesinde.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Izgara ne kadar büyükse o kadar çok fikir çıkar."
Eklenen seçeneklerin çoğu var olanların başka sözcüklerle yazılmış hâli oluyor ve büyüyen şey taranan alan değil, aynı işe çıkan hücrelerin sayısı. Okuma yükü artarken elde edilen ayrı iş sayısı yerinde kalıyor.
Yaygın yanlış"Hücreler ayrı yazıldıysa ayrı fikirlerdir."
Ayrılıkları sözcüklere dayanabiliyor; iki hücre için yapılacak ilk işi tek cümleyle yazdığında aynı cümle çıkıyorsa ortada tek bir hücre var. Ölçü sözcük değil, çıkacak iş.
Yaygın yanlış"Makul görünen hücreler aracın kazancıdır."
O birleşimler ızgara kurulmadan önce de akla gelebilecek olanlar ve yazılı hâlde ilk kez görüldükleri için yeni duruyorlar. Aracın kazancı, ızgarasız bir turda çıkmayacak olan hücrelerde ölçülür.
Yaygın yanlış"Olmaz denen hücre elenmiş hücredir."
Olmaz kararı saniyede veriliyor ve iki ayrı şeyi aynı kutuya atıyor: bir kurala takılanlar ve bir alışkanlığa takılanlar. Ayrım ancak gerekçe cümlesi yazıldıktan sonra görünür hâle geliyor.
Yaygın yanlış"Bütün olmaz gerekçeleri sorgulanmalı."
Bir kısmı gerçekten yasaya, sözleşmeye ya da fiziğe dayanıyor ve tartışılarak değişmiyor; orada harcanan süre, beklentiye dayanan hücrelerden çalınıyor. Gerekçeler çürütülmek için değil, ayrılmak için yazılıyor.
Aklında kalsın
Izgaranın verdiği tek şey seçmediğin eşleşmeler. Kenarlar yazıldıktan sonra birleşimleri kuran sen değilsin ve aralarında kendi isteğinle eşleştirmeyeceğin çiftler çıkıyor.
Izgaranın zorluğu hücre sayısında değil, hücrelerin aynı türden olmamasında. Hepsi aynı biçimde yazılı duruyor ve her birine aynı dikkatle bakmaya çalışmak dikkati ilk yirmi hücrede bitiriyor.
Okumadan önce ayırmak gerekiyor. Ayırma işi okumadan hızlı bitiyor ve geriye bakılacak az sayıda hücre kalıyor.
Kâğıtta ayrı duran hücrelerin bir bölümü aynı hücre. Ölçü sözcük değil, o hücre seçilirse yapılacak ilk iş; aynı cümleyi verenler tek hücredir.
Makul ve yeni görünenler aracın kazancı değil. Izgara kurulmadan önce de akla gelebilecek olan birleşimler, yalnız yazılı hâlde ilk kez karşılaşıldığı için yeni duruyor.
Asıl yığın, olmaz denip geçilen hücrelerde. O karar saniyede veriliyor ve bir kurala takılanla bir alışkanlığa takılanı aynı kutuya atıyor.
Ayırmanın yolu gerekçeyi yazmak ve ona tek soru yöneltmek: kim, hangi durumda reddeder? Cevabı yazılabilen engel bırakılır, yazılamayan bir beklentidir.
Kazancın nerede ölçüleceği de bundan çıkıyor. Bir ızgaranın verimi ürettiği hücre sayısıyla değil, beklentiye dayandığı anlaşılıp denenecekler listesine geçen hücre sayısıyla ölçülüyor.
Ve bu bir çürütme turu değil. Gerekçelerin bir kısmı gerçekten kurala dayanıyor; kazanç hepsinin düşmesinde değil, hangilerinin düştüğünün görülmesinde.
Sonraki derse köprü
Bu derste ızgara hazır geldi ve iş onu okumaktı. Kenarlar belliydi, seçenekler yazılıydı, hücreler sayılabiliyordu.
Sıradaki ders çıkış noktasını değiştiriyor. Ortada kenar yok; tek bir kavram var ve o kavramın çevresine sekiz komşu yazılıyor, sonra her komşu kendi merkezine geçip kendi sekizini doğuruyor.
Izgarada büyüme çarpmayla oluyordu ve kenarlar sabit kalıyordu. Orada büyüme dallanmayla olacak ve her adımda merkez değişecek; bu yüzden elde edilen şey bir tablo değil, yayılan bir harita.
Bugün öğrendiğin ayırma yordamı orada da gerekecek, ama daha erken. Dallanan bir yapıda aynı olanları sonda ayırmak, ikinci halkada çoktan katlanmış bir tekrarı elemek demek.