İçeriğe geç

S1-M09-D03·Yaratıcı cesaret ve dayanıklılık

Eleştirilme korkusu

sıfırdan ileri2.054 kelime13 yaratıcı örnek3 karşı örnek≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Korku genel görünüyor ve altında tek bir cümle var; o cümle yazıldığında iki hâlden birine düşüyor.

Bilinen bir eksiğin görülmesinden çekiniliyorsa eleştiri yeni bilgi getirmeyecek demektir ve eksik bugün kapatılabilir.

Bilinmeyen bir şeyin söylenmesinden çekiniliyorsa eleştiri aranan şeydir ve geciktirmenin karşılığı yoktur.

Gelen tepki iki türden biri: ölçüte bağlı olan bir iş maddesi çıkarıyor, beğeniye bağlı olan bir gözlem bırakıyor.

Ölçüt söylenmediğinde iki tür ayrılamıyor ve ikisi de aynı ağırlıkta iniyor.

İş görüldüğü anda sonucun adresi bir kez daha yazılıyor; bakan kişinin elinde bilgi yoksa en ucuz adres kişinin kendisi oluyor.

Adres devrini engelleyen şey cesaret değil, gösterme anında söylenen tek cümle.

Açılış sahnesi

Bir kişi bir işi bitirdi ve göndermedi.

Sebebini soruyoruz. Cevap hazır: eleştirilmekten korkuyorum.

Şimdi tek bir soru soralım ve sorunun ne kadar dar olduğuna dikkat edelim. Tam olarak hangi cümleyi duymaktan korkuyorsun?

Bir süre duruyor. Sonra yazıyor: ortası çok uzun.

Bu cümleyi zaten biliyor. Kendisi de aynı şeyi düşünüyordu ve iki gündür ortayı kısaltmayı erteliyordu.

Demek ki korkulan şey bir bilgi değil. Bilgi elinde duruyor. Korkulan şey, o bilginin başka birinin ağzından çıkması.

Şimdi ikinci bir kişiye bakalım. O da bitirdi, o da göndermedi ve aynı soruya şu cümleyi yazdı: bunu neden yaptığını anlamadım.

Bu cümleyi bilmiyor. Bilse zaten düzeltirdi.

İki kişi dışarıdan aynı korkuyu taşıyor gibi görünüyor. Ama biri kendi bildiği bir şeyin görülmesinden, diğeri hiç bilmediği bir şeyin söylenmesinden çekiniyor.

Bu ders o iki durumu ayırmakla başlıyor ve ayırdıktan sonra gelen tepkinin kendisine geçiyor.

Bu derste ne olacak

Sıfırıncı seviyede yargılanma korkusunu çalışmıştın. Oradaki soru göstermek ya da göstermemekti; gösterme kararı, seyirci ölçeği, güvenli seyirci ve görünmez maliyet o dersin terimleriydi.

Bu ders bir adım sonrasına bakıyor. İş gösterildi, tepki geldi ve şimdi o tepkinin ne olduğuna karar vermek gerekiyor.

Önce korkunun içindeki cümleyi çıkaracağız, çünkü korku genel görünüyor ve altında neredeyse her zaman tek bir cümle duruyor.

Sonra gelen tepkiyi ikiye ayıracağız. Bir tepki senin koyduğun hedefe göre ölçebilir; bir başkası kendi beğenisini bildirebilir. İkisi aynı kelimeyle anılıyor ve ölçüt söylenmediğinde ikisi de aynı ağırlıkta iniyor.

Ardından önceki dersin bıraktığı soruyu karşılayacağız. Tutmamanın adresini orada sen yazıyordun; iş görüldüğünde o adresi bakan kişi yazıyor ve asıl korku bu devirle ilgili.

Son olarak devri engelleyen hamleye bakacağız. Hamle bir cümle uzunluğunda ve gösterme anından önce yapılıyor.

Bu ders bir sağlık hizmetinin ya da psikolojik desteğin yerine geçmez; anlatılan şey işin görülmesiyle ilgili bir ayrım, bir tedavi yöntemi değil.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ayrımı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası — korkunun içindeki cümle

Korku çoğu zaman bir bulut olarak duruyor. Eleştirilirim, kötü bulurlar, ne diyecekler.

Bu hâlde sınanamıyor, çünkü ortada sınanacak bir iddia yok. Bulutu bir cümleye indirmek gerekiyor ve bu düşünüldüğü kadar zor değil.

Pratik sonucu şu: yazılan cümle sınanabilir bir şey hâline geliyor. Cümle kişinin zaten bildiği bir eksiği söylüyorsa eleştiri yeni bilgi getirmeyecek demektir ve o eksik bugün kapatılabilir. Cümle kişinin bilmediği bir şeyi söylüyorsa eleştiri tam olarak aranan şeydir ve geciktirmenin bir karşılığı yoktur.

Mekanizma — gelen tepkinin iki türü

Bir iş gösterildiğinde geri gelen şeye topluca eleştiri deniyor. Tek kelime, iki ayrı olayı örtüyor.

Pratik sonucu şu: ölçüt eleştirisi tartışılmaz değil ama adresi bellidir. Söylenen şey işin bir yerine bağlıdır ve o yer gösterilebilir. Kabul edip düzeltmek de, ölçütü değiştirmek de mümkündür; ikisi de bir karardır ve ikisi de yazılabilir.

Pratik sonucu şu: tercih eleştirisi tek başına bir değişiklik gerekçesi değil. Önceki modülde sayılan tepki kavramını öğrenmiştin: tek kişide görülen şey bir gözlem, birkaç kişide tekrarlanan şey bir örüntü. Tercih eleştirisi ancak sayıldığında bir şeye dönüşüyor ve o zaman bile hedefi değiştirmek bir karar olarak kalıyor.

Usta katmanı — adresi kim yazıyor

Önceki derste tutmamanın üç adresi vardı: fikir, uygulama ve koşul. O derste adresi sen yazıyordun, çünkü sonucu gören tek kişi sendin.

Pratik sonucu şu: adres farkı bir üslup meselesi değil, bir bilgi eksikliği sonucu. Bakan kişi işin hangi denemede olduğunu, hangi koşulda yapıldığını ve neyin bilerek bırakıldığını bilmiyorsa elindeki tek açıklama işi yapan kişinin kendisi oluyor. Devir kaçınılmaz değil; engelleyen şey cesaret değil, gösterme anında verilen bilgi.

Pratik sonucu şu: açılan ölçüt korkuyu ortadan kaldırmıyor, korkuyu ölçülebilir hâle getiriyor. Ölçüt söylendiğinde gelen her cümle iki sütundan birine düşüyor ve hangi sütunun dolduğu, işin hangi katmanında durduğunu gösteriyor. Önceki modüldeki tepki sorusu seyirciye ne soracağını belirliyordu; açılan ölçüt neye göre ölçüldüğünü belirliyor ve ikisi aynı gösterme anında yan yana kullanılabiliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Eleştiriye alışırsan korkmazsın."
Doğrusu

Tekrar tek başına alıştırmıyor; ayırt edilmeden alınan yüz tepki, ayırt edilmeden alınan yüz birinci tepkiyi kolaylaştırmıyor. Kolaylaştıran şey gelen cümlenin ne olduğunun bilinmesi, yani ölçüt sütunuyla tercih sütununun ayrılması.

Yaygın yanlış"Sert eleştiri daha çok bilgi taşır."
Doğrusu

Sertlik bir bilgi ölçüsü değil, bir üslup özelliği. Bir cümlenin taşıdığı bilgi, bağlandığı ölçütten geliyor; ölçüte bağlanmamış çok sert bir cümle, ölçüte bağlanmış çok yumuşak bir cümleden daha az iş çıkarıyor.

Yaygın yanlış"Tercih eleştirisi işe yaramaz."
Doğrusu

İşe yaramaz değil, tek başına talimat değil. Sayıldığında bir örüntüye dönüşüyor ve o örüntü hedefin kendisine sorulabiliyor; hedefi değiştirip değiştirmemek yine bir karar olarak sende kalıyor.

Yaygın yanlış"Korkuyu yenmenin yolu işi herkese göstermektir."
Doğrusu

Basamak atlamak korkuyu küçültmüyor, kapsamı büyütüyor. Geniş bir basamakta gelen tepkinin çoğu tercih eleştirisi oluyor ve ayırma alışkanlığı kurulmamışsa o yığın hiçbir iş maddesi üretmeden yalnızca ağırlık yapıyor.

Aklında kalsın

Korku genel görünüyor ve altında tek bir cümle var; o cümle yazıldığında iki hâlden birine düşüyor.

Bilinen bir eksiğin görülmesinden çekiniliyorsa eleştiri yeni bilgi getirmeyecek demektir ve eksik bugün kapatılabilir.

Bilinmeyen bir şeyin söylenmesinden çekiniliyorsa eleştiri aranan şeydir ve geciktirmenin karşılığı yoktur.

Gelen tepki iki türden biri: ölçüte bağlı olan bir iş maddesi çıkarıyor, beğeniye bağlı olan bir gözlem bırakıyor.

Ölçüt söylenmediğinde iki tür ayrılamıyor ve ikisi de aynı ağırlıkta iniyor.

İş görüldüğü anda sonucun adresi bir kez daha yazılıyor; bakan kişinin elinde bilgi yoksa en ucuz adres kişinin kendisi oluyor.

Adres devrini engelleyen şey cesaret değil, gösterme anında söylenen tek cümle.

Sonraki derse köprü

Bu derste tepki geldi ve biri sana bir şey söyledi. Söylenen cümleyi türüne ayırdın, adresini işte tuttun ve korkunun kapsamını bir maddeye indirdin.

Şimdi tepkinin hiç gelmediği bir durumu düşün. Kimse sana bir şey söylemiyor, kimse işini görmüyor ve buna rağmen aynı cümleler kuruluyor. Cümleleri kuran kişi sensin ve dayanağın başkasının bitmiş işi.

Sıfırıncı seviyede eşit olmayan karşılaştırmayı öğrenmiştin: kendi yarım işini başkasının düzeltilmiş işiyle kıyaslamak, iki tarafın süreçteki yeri farklı olduğu için her zaman aleyhine sonuç veriyordu.

Sıradaki ders karşılaştırma tuzağını işliyor ve bu sefer soru şu: karşılaştırma her zaman zararlı bir hamle mi, yoksa ölçülebilir bir hâli var mı. Çünkü bu derste gördüğün ayrımın aynısı orada da geçerli; bir karşılaştırmanın işe yarayıp yaramadığı, sonunda bir iş maddesi bırakıp bırakmadığından anlaşılıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.