İçeriğe geç

S1-LAB-D05·Temel seviye laboratuvarı

Hızlı fikir seçimi

sıfırdan ileri2.193 kelime15 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir ölçütün maliyeti, cevabını almak için aday üzerinde yapılması gereken iştir. Adaya bakmadan cevaplanabiliyorsa bedava, ancak aday açılarak cevaplanabiliyorsa pahalıdır ve bu ayrım ölçütün doğruluğu hakkında hiçbir şey söylemez.

İki sayı vardır ve yönleri terstir. Eleme gücü yükseldikçe iyidir, maliyet yükseldikçe kötüdür ve ikisi çatıştırılmaz; maliyet hangi katmanın önce geleceğini belirler, eleme gücü ise katmanın içindeki sırayı. Eleme gücü ilk turda bilinmez, bu yüzden ilk turun sırasını kuran tek şey maliyettir.

Hızlı cevap vermek cevabı bilmek değildir. Bir ölçüt alışkanlıktan da anında cevaplanabilir ve o zaman bedava görünür; ayrımı yapan tek şey, tek bir adayda cevabın gerçekten doğrulanmasıdır.

Bedava sorular bittiğinde hızlı seçim biter. Sıradaki soru adayı açmayı gerektiriyorsa orası sınırdır ve sınırda birden fazla aday kalması bir eksiklik değildir; ölçülen şey kaç adayın kaldığı değil, kaç adayın açılmaktan kurtulduğudur.

Sınır listenin değil, listeye bakan kişinin özelliğidir. Aynı ölçüt birinde bilgiden, ötekinde ölçümden cevaplanır; bu yüzden bir başkasının sıralaması ödünç alınmaz ve turun sonunda yazılan eleme sayıları yalnız kendi bir sonraki turunu kurar.

Açılış sahnesi

Masada yirmi üç aday var ve seçim için ayrılmış süre yarım saat.

Seçimi yapacak kişi doğru şeyi yapıyor: üç ölçütünü önceden yazmış, üçü de evet ya da hayır cevabı veriyor.

Birinci ölçütü uygulamaya başlıyor: bu aday üç haftada bitirilebilir mi?

Cevap her adayda aynı yerden geliyor. Adayı okuyor, düşünüyor, tahmin ediyor, bir şey yazıyor. Yirmi üç adayın on dördünde emin olamıyor.

Yirmi beş dakika geçiyor ve elinde hâlâ birinci ölçütün yarım kalmış cevapları var.

Şimdi ikinci ölçüte bakalım; sırada duruyordu ve hiç uygulanamadı.

İkinci ölçüt şu: bu aday için başka birinin iznine ihtiyaç var mı?

Bu sorunun cevabı adayı okumayı gerektirmiyor. Kişi zaten biliyor; hangi işler için izin gerektiğini yıllardır biliyor ve yirmi üç adayın tamamına dört dakikada cevap verebilirdi. O dört dakikada on bir aday elenirdi.

İki ölçüt de doğruydu. İkisi de evet ya da hayır veriyordu. Aralarındaki fark doğrulukta değil, cevabın nereden geldiğindeydi.

Bu laboratuvar o farkı ölçüyor ve bir de o farkın bittiği yeri.

Bu derste ne olacak

Dersin sorusu şu: elinde çok sayıda aday varken hangi soruyu önce soracaksın ve soru sormayı ne zaman bırakacaksın?

Birinci yarı sıra hakkında. Bir ölçütün cevabını almak her zaman aynı işi gerektirmiyor; bazılarının cevabı adaya bakmadan elinde duruyor, bazıları için adayı açmak gerekiyor. Bu farkı ölçeceğiz ve sırayı ona göre kuracağız.

Sonra bu ölçünün aldattığı yere bakacağız. Bir ölçüte hızlı cevap vermek, cevabı bilmekle aynı şey değil ve ikisi birbirine çok benziyor.

İkinci yarı durma hakkında. Hızlı seçimin nerede bittiği yazılmazsa seçim hızlı olmuyor, yalnız yarıda kalıyor; bitiş bir süreye ya da bir sayıya değil bir duruma bağlanıyor.

Son olarak turun sonunda ne yazılacağını söyleyeceğiz, çünkü bu turda kurulan sıra bir sonraki turda kurulacak sıradan farklı olmak zorunda.

Bu ders şu üçünün yazılı olduğunu varsayıyor ve hiçbirini yeniden anlatmıyor: bir ölçütün ne olduğu, kaç tane olacağı ve listeye bakılmadan önce yazılması gerektiği. Üçü de yedinci modülün ikinci dersinde kuruldu. Oradan miras aldığımız kural şudur: ölçütler listeye aynı anda değil tek tek uygulanır ve en çok eleyen ölçüt başa konur. Bu ders o kuralı değiştirmiyor; kuralın ilk turda karşılaştığı bir zorluğu çözüyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — cevabın nereden geldiği

Hızlı seçim doğru adayı bulmaya çalışmaz. Elde çok aday varken hepsini hakkıyla değerlendirmek zaten yapılamaz; yapılabilecek şey yanlış olanları ucuza elemektir.

Ucuzluk burada bir benzetme değil, ölçülebilir bir şey.

Maliyet ölçütün doğruluğuyla ilgili değil. Pahalı bir ölçüt yanlış ölçüt değildir ve bedava bir ölçüt daha akıllı bir ölçüt değildir; ikisi yalnızca farklı zamanlarda cevap verir.

Maliyeti ölçmenin yolu ölçüte tek bir soru sormak: bu sorunun cevabını vermek için adaya bakmam gerekiyor mu? Bakmam gerekmiyorsa cevap bende; bakmam gerekiyorsa cevap adayda.

Mekanizma — bedava sorular önce, sonra bir uyarı

İşlem basit. Ölçütlerini maliyetlerine göre ikiye ayır, bedava olanları önce ve hepsini uygula, sonra kalan adaylara geç.

Bedava soruların hepsinin bitmesi önemli. Bir bedava soruyu atlayıp pahalı bir soruya geçmek, elenecek adaylar üzerinde iş yapmak demektir ve o iş geri gelmez.

Şimdi bu ölçünün aldattığı yere geliyoruz ve aldanma hızlı olduğu için fark edilmiyor.

Ayırt etmenin yolu tek bir denemedir. Bedava saydığın ölçütü al, listeden tek bir adayı seç ve o adayda cevabı gerçekten kontrol et. Kontrol ettiğin cevap verdiğin cevapla aynıysa ölçüt bedavadır. Farklıysa o ölçüt hiç bedava değildi ve pahalı sıraya geçer.

Ucuzluk sınırı — soru sormanın bittiği yer

Bedava sorular bir yerde biter ve o yer bu dersin ikinci ölçüsü.

Sınırda durmak elinde tek bir aday bıraktığı anlamına gelmez ve bırakmaması da bir kusur değildir. Hızlı seçimin işi tek adayı bulmak değil, açılacak aday sayısını düşürmekti.

Sınırın nerede olduğu listeye değil, listeye bakan kişiye bağlı.

Aynı ölçüt bir kişi için bedava, başka biri için pahalı olabilir; çünkü biri cevabı zaten biliyor, öteki bilmiyor. Bu yüzden sınır ödünç alınmaz.

Usta katmanı — iki sayının yönü ve turun sonunda yazılan

Burada iki ayrı sayı var ve yönleri birbirine ters; karıştırıldığında sıra bozuluyor.

Bir ölçütün eleme gücü, kaç adayı dışarıda bıraktığıdır ve yükseldikçe iyidir. Bir ölçütün maliyeti, cevabını almanın gerektirdiği iştir ve yükseldikçe kötüdür.

Miras alınan kural en çok eleyen ölçütü başa koyuyor. İlk turda bir sorun var: hangi ölçütün kaç adayı eleyeceği henüz bilinmiyor ve bilmek için uygulamak gerekiyor.

Çözüm iki sayıyı çatıştırmak değil, ikisine ayrı işler vermek. Maliyet katmanı belirler; bedava sorular önce, pahalı sorular sonra. Eleme gücü katmanın içindeki sırayı belirler ve o güç ancak bir tur uygulandıktan sonra yazılı hâle gelir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışHızlı seçimin doğru adayı çabuk bulmak olduğu sanılır.
Doğrusu

Elde çok aday varken hepsini hakkıyla değerlendirmek yapılamaz ve yapılabilecek şey yanlış olanları ucuza elemektir. Bu ayrım, hangi soruyu önce soracağını da belirler.

Yaygın yanlışBir ölçütün ucuz olmasının onu daha iyi bir ölçüt yaptığı düşünülür.
Doğrusu

Maliyet doğrulukla ilgili değildir; pahalı bir ölçüt yerinde ve gerekli olabilir. İkisi arasındaki fark yalnızca cevabın ne zaman gelebildiğidir ve bu fark sırayı belirler, ölçütün değerini değil.

Yaygın yanlışBir ölçüte hızlı cevap verebilmenin cevabı bilmek demek olduğu sanılır.
Doğrusu

Hızlı gelen cevap alışkanlıktan da gelebilir ve o zaman verilen şey bir izlenimdir. Ayrımı tek bir kontrol yapar: bir adayda cevabı gerçekten doğrula ve verdiğin cevapla karşılaştır.

Yaygın yanlışBedava sorular bittiğinde elde tek bir aday kalması gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Hızlı seçimin işi tek adayı bulmak değil, üzerinde iş yapılacak aday sayısını düşürmektir. Sınırda üç adayla durmak yarım kalmış bir seçim değil, küçültülmüş bir sonraki adımdır.

Yaygın yanlışBir başkasının işe yarayan sıralamasının olduğu gibi alınabileceği sanılır.
Doğrusu

Bir ölçütün bedava olması listenin değil, listeye bakan kişinin özelliğidir; aynı soru birinde bilgiden, ötekinde ölçümden cevaplanır. Ödünç alınan sıra, sahibinin bildiklerini bilmeyen kişide pahalı soruları başa koyar.

Aklında kalsın

Bir ölçütün maliyeti, cevabını almak için aday üzerinde yapılması gereken iştir. Adaya bakmadan cevaplanabiliyorsa bedava, ancak aday açılarak cevaplanabiliyorsa pahalıdır ve bu ayrım ölçütün doğruluğu hakkında hiçbir şey söylemez.

İki sayı vardır ve yönleri terstir. Eleme gücü yükseldikçe iyidir, maliyet yükseldikçe kötüdür ve ikisi çatıştırılmaz; maliyet hangi katmanın önce geleceğini belirler, eleme gücü ise katmanın içindeki sırayı. Eleme gücü ilk turda bilinmez, bu yüzden ilk turun sırasını kuran tek şey maliyettir.

Hızlı cevap vermek cevabı bilmek değildir. Bir ölçüt alışkanlıktan da anında cevaplanabilir ve o zaman bedava görünür; ayrımı yapan tek şey, tek bir adayda cevabın gerçekten doğrulanmasıdır.

Bedava sorular bittiğinde hızlı seçim biter. Sıradaki soru adayı açmayı gerektiriyorsa orası sınırdır ve sınırda birden fazla aday kalması bir eksiklik değildir; ölçülen şey kaç adayın kaldığı değil, kaç adayın açılmaktan kurtulduğudur.

Sınır listenin değil, listeye bakan kişinin özelliğidir. Aynı ölçüt birinde bilgiden, ötekinde ölçümden cevaplanır; bu yüzden bir başkasının sıralaması ödünç alınmaz ve turun sonunda yazılan eleme sayıları yalnız kendi bir sonraki turunu kurar.

Sonraki derse köprü

Bedava sorular bittiğinde elinde birkaç aday kalıyor ve onları ayıracak soru sırada duruyor. O soruyu cevaplamanın tek yolu adaylardan birini açmak.

Sıradaki laboratuvar tam olarak o açma işini yaptırıyor.

Açılan şeyin ne olduğu sekizinci modülde tanımlanmıştı: bir fikrin, tek bir soruyu cevaplamak için yapılmış en küçük elle tutulur hâli. Küçük olmasının sebebi acele değil; örnek tek bir soru için yapılıyor ve o soru önceden yazılıyor. Örneğin fikri çürütebilmesi de orada şart koşulmuştu, çünkü hiçbir sonucu fikri değiştirmeyecek bir örnek sınama değil gösteri oluyordu.

Bugün sınırda kalan soru, orada örneğin sorusu olacak. Sınırda hangi soruyla karşılaştığını yazmışsan prototipin neyi sınayacağı belli; yazmamışsan prototip her şeyi biraz göstermeye çalışır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.