İçeriğe geç

S0-M03-D04·Yaratıcı kimlik

Hata yapma ve deneme izni

sıfırdan ileri1.968 kelime13 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İzin bir cümleyle verilmez; korkuyu üreten şey duygu değil denemenin maliyetidir ve maliyete dokunmayan hiçbir söz odayı değiştirmez.

Her hata öğretmez: yalnız sebebi okunabilen hata bilgi taşır ve okunabilirliğin şartı genellikle tek değişkendir.

Deneme önceden bir soru taşır; sorusu olmayan bir çalışma tutmadığında geriye cevap değil yalnız bir kayıp kalır.

İznin üç yapı taşı denemeye başlamadan önce kurulur: küçük ölçek, geri dönülebilir biçim ve önceden belirlenmiş bitiş ölçütü.

Bedeli başkasının ödediği bir deneme senin izin alanında değildir; orada deneme yapılamaz demek değil, denemenin yeri prova, pilot ya da standardı iyileştirme sürecidir.

Açılış sahnesi

Bir atölyede eğitmen şunu söylüyor: burada hata yapmaktan korkmayın, deneyin.

Cümle iyi niyetli ve doğru. Kimse inanmıyor.

Sebebini görmek için odaya bakalım. Herkesin önünde tek bir malzeme var, süre iki saat ve sonunda işler duvara asılacak. Yani deneme tek şanslı, geri alınamaz ve herkesin göreceği bir şeye dönüşecek.

Eğitmen izin verdi. Ama izin bir cümleydi ve odanın kendisi tersini söylüyordu.

Şimdi aynı atölyeyi başka türlü kuralım. Herkesin önünde beş ucuz kâğıt var, süre üçe bölünmüş ve baştan söylenmiş: ilk iki tur denemedir, hiçbiri asılmayacak, yalnız üçüncü tur duvara gidiyor.

Eğitmen bu kez hiçbir şey söylemedi. Ama odada deneme başladı.

Aradaki fark cesaret değil, cümle de değil.

Fark, denemenin nasıl kurulduğu.

Bu ders izni bir duygu olmaktan çıkarıp bir yapı hâline getiriyor.

Bu derste ne olacak

Önce iznin neden söylemekle verilmediğini göstereceğiz. "Korkma" demek, korkuyu üreten koşula dokunmuyor.

Sonra hatanın türlerini ayıracağız, çünkü her hata öğretmiyor ve öğretmeyen hataya izin vermek kimseye yardım etmiyor.

Ardından bir hatayı öğretici yapan şeye bakacağız. Cevap sürpriz değil ama uygulaması zor: sebebini okuyabilmek.

Sonra iznin üç yapı taşını kuracağız ve üçü de denemeye başlamadan önce yerleştiriliyor.

Son olarak sınırı çizeceğiz, çünkü bazı hatalar senin yapmaya hakkın olan hatalar değil.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç yapıyı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Önce dürüst olalım. Hata yapmaktan çekinmek yersiz bir tutum değil; bazı hataların gerçek bedeli var ve o bedeli ödeyen çoğu zaman sen oluyorsun.

Bu yüzden "hata yapmaktan korkma" cümlesi tek başına hiçbir işe yaramıyor. Cümle korkuyu hedef alıyor ama korkuyu üreten şey duygu değil, denemenin maliyeti.

İlan neden bu kadar işe yarıyor? Çünkü bir işin sonucunun nasıl okunacağını baştan belirliyor.

İlan edilmemiş bir çalışma, tutmadığında bir başarısızlık olarak okunuyor. İlan edilmiş bir deneme, tutmadığında bir sonuç olarak okunuyor. Aynı çıktı, iki farklı kayıt.

Mekanizma — her hata öğretmiyor

Şimdi en çok atlanan ayrıma geliyoruz.

"Hatalardan öğrenilir" cümlesi çok tekrarlanıyor ve yarısı doğru. Bazı hatalar öğretiyor, bazıları yalnız pahalıya mal oluyor ve ikisini ayırmadan verilen bir izin, insanı boş yere yıpratıyor.

Bir hatayı okunabilir yapan şey ne? Genellikle tek bir şey.

Bu, bu akademinin en pratik kurallarından biri ve en sık çiğneneni. İnsanlar bir şey tutmadığında her şeyi birden değiştirme eğiliminde oluyor, çünkü acele ediyorlar; sonuç ise okunamayan bir dizi deneme oluyor.

Şimdi ikinci ayrıma geçelim, çünkü her tutmayan iş bir deneme değil.

Bir deneme, önceden bir soru taşır: bunu şöyle yaparsam ne olur? Sorusu olmayan bir çalışma tutmadığında elde bir cevap kalmıyor, çünkü ortada bir soru yoktu.

Usta katmanı — iznin üç yapı taşı ve sınırı

Şimdi asıl işe geliyoruz. İzin, denemeye başlamadan önce kurulan üç şeyden oluşuyor.

Birincisi ölçek. Denemeyi elindeki en küçük hâliyle kur; bir bölüm yerine bir paragraf, bir oda yerine bir köşe, bir ay yerine bir gün. Küçük olan şey ucuz oluyor ve ucuz olan şeye izin vermek kolay.

İkincisi biçim. Denemeyi geri dönebileceğin bir biçimde kur; eski hâlini sakla, üstüne yazma, ayrı bir kopyada çalış. Bu tek başına, denemeye başlamanın önündeki en büyük engeli kaldırıyor.

Üçüncüsü ise en çok atlanan.

Bitiş ölçütü olmayan bir deneme iki yönde de bozuluyor. Bir yandan ilk kötü sonuçta bırakma isteği doğuyor ve bırakmak için bir gerekçe her zaman bulunuyor. Öte yandan tutmayan bir şeyi aylarca sürdürme riski var, çünkü durmak da bir karar gerektiriyor ve o karar hiç verilmiyor.

Şimdi üçünü yan yana koyalım, çünkü asıl güç birinde değil birleşiminde.

Küçük ölçek denemeyi ucuzlatıyor, geri dönülebilir biçim başlamayı kolaylaştırıyor, bitiş ölçütü ise bitirmeyi mümkün kılıyor. Biri eksik olduğunda kalan ikisi de zayıflıyor: küçük ve geri alınabilir ama sonu belirsiz bir deneme sürünüyor, küçük ve sonu belli ama geri alınamaz bir deneme hiç başlamıyor.

Üçü birden kurulduğunda "izin" diye bir şeye ihtiyaç kalmıyor; deneme zaten yapılabilir hâle geliyor.

Şimdi sınıra geliyoruz ve bu ders bunu söylemek zorunda.

Önceki bir derste standart üstünde hamleyi konuşmuştuk ve aynı ilke burada da geçerli. Bir hastanın, bir müşterinin, bir öğrencinin ya da bir yolcunun üstünde deneme yapmak, cesaret değil; o kişinin rızası olmadan onun riskini kullanmak.

Bu, o alanlarda deneme yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Denemenin yeri değişiyor: prova, benzetim, küçük pilot, gözetim altında uygulama ya da kuralın kendisini iyileştirme süreci. Bu yolların hepsinde denenen şey aynı kalıyor; değişen tek şey, sonucun bedelini kimin taşıdığı.

Ayırt edici soru da bu yüzden tek cümlede toplanıyor: bu deneme tutmazsa faturayı kim ödeyecek? Cevap sen isen izin senindir ve kurulumu sen yaparsın; cevap başkası ise önce onun rızası, sonra denemenin yeri değişmek zorunda.

Burada dersin sınırını da çizelim.

Bu ders bir çalışma kurulumu öneriyor; bir ruh sağlığı yaklaşımı sunmuyor. Hata yaptıktan sonra hissedilen şey bir rahatsızlık değil de uzun süren ve gündelik yaşamı zorlaştıran bir ağırlıksa, doğru adres bu akademi değildir ve bunu söylemek dersin görevidir.

Pratik çıktı ise şu: kendine izin vermeye çalışma, denemeyi izin gerektirmeyecek kadar küçük kur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Hata yapmaktan korkma" demenin izin verdiği sanılır.
Doğrusu

Vermez, çünkü cümle korkuyu hedef alıyor ama korkuyu üreten şey duygu değil denemenin maliyeti. Odada tek malzeme, tek şans ve duvara asılacak bir sonuç varsa hiçbir cümle o odayı değiştirmez.

Yaygın yanlışBütün hatalardan öğrenildiği düşünülür.
Doğrusu

Yalnız sebebi okunabilen hatalar öğretir. Aynı anda beş şeyi değiştirip kötü sonuç almak hiçbir bilgi üretmez; üstelik iyi sonuç almak da üretmez, çünkü tekrarlanamaz.

Yaygın yanlışHer tutmayan işin bir deneme olduğu sanılır.
Doğrusu

Deneme önceden bir soru taşır ve sorusu olmayan bir çalışma tutmadığında geriye cevap kalmaz. Dikkatsizlikten çıkan bir kayma da deneme değildir; birincisi bilgi ister, ikincisi dikkat.

Yaygın yanlışBitiş ölçütünün gereksiz olduğu düşünülür.
Doğrusu

Ölçütsüz deneme iki yönde birden bozulur: ilk kötü sonuçta bırakma gerekçesi hep bulunur, ya da tutmayan bir şey aylarca sürer çünkü durmak da ayrı bir karar gerektirir ve o karar hiç verilmez.

Aklında kalsın

İzin bir cümleyle verilmez; korkuyu üreten şey duygu değil denemenin maliyetidir ve maliyete dokunmayan hiçbir söz odayı değiştirmez.

Her hata öğretmez: yalnız sebebi okunabilen hata bilgi taşır ve okunabilirliğin şartı genellikle tek değişkendir.

Deneme önceden bir soru taşır; sorusu olmayan bir çalışma tutmadığında geriye cevap değil yalnız bir kayıp kalır.

İznin üç yapı taşı denemeye başlamadan önce kurulur: küçük ölçek, geri dönülebilir biçim ve önceden belirlenmiş bitiş ölçütü.

Bedeli başkasının ödediği bir deneme senin izin alanında değildir; orada deneme yapılamaz demek değil, denemenin yeri prova, pilot ya da standardı iyileştirme sürecidir.

Sonraki derse köprü

Bu derste denemeyi ucuzlattık ve hatayı okunabilir hâle getirdik. Şimdi bir engel daha var ve o, denemenin maliyetiyle ilgili değil.

Bazı insanlar denemeyi kuruyor, hatayı göze alıyor ve yine de bitiremiyor. Sebebi korku değil; ölçüt.

Sıradaki ders oraya bakıyor. Bir işin ne zaman "yeterince iyi" olduğunu kimin belirlediğini, ölçütün nereden geldiğini ve sürekli yükselen bir eşiğin neden hiçbir zaman geçilemediğini göreceğiz. Bir de şunu ayıracağız: yüksek standart ile hiçbir zaman ulaşılamayan standart aynı şey değil ve ikincisi işi iyileştirmiyor, yalnız bitmesini engelliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.