İçeriğe geç

S0-M03-D02·Yaratıcı kimlik

İç eleştirmen

sıfırdan ileri1.974 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İç eleştirmen bir arıza değil, hamlenin üçüncü ve dördüncü adımıdır; onsuz üretim başlar ama hiçbir zaman bitmez.

Sorun sesin haklı olup olmaması değil, ne zaman konuştuğudur — üretim sırasında verilen doğru bir yargı bile işe yaramaz.

Çözüm ayrı oturum: üretim genişlemek, değerlendirme daraltmak ister ve aynı anda ikisini yapmak ikisini birden durdurur.

Eleştirinin adresi belirleyicidir: işe yönelik eleştiri somut bir yer, sorun ve eylem taşır; kişiye yönelik eleştiri genel, tarihsiz ve eylemsizdir.

Bastırmak yaramaz, randevu yarar — ve verilen randevunun gerçekten tutulması şarttır, çünkü tutulmayan bir söz ikinci kez işlemez.

Açılış sahnesi

Boş bir sayfa var ve biri yazmaya başlıyor. İlk cümleyi kuruyor.

Cümle daha bitmeden bir ses devreye giriyor: bu iyi değil.

Kişi cümleyi siliyor ve yeniden yazıyor. Bu kez üç kelime yazabiliyor, ses yine geliyor: bu da tutmadı.

Yirmi dakika sonra sayfa hâlâ boş. Ama kişi yirmi dakika boyunca gerçekten çalıştı; yazdı, sildi, yazdı, sildi.

Şimdi dikkat et, çünkü buradaki hatayı görmek her şeyi değiştiriyor.

O ses yanlış bir şey söylemiyor olabilir. İlk cümle gerçekten zayıf olabilir ve ikincisi de. Sorun sesin HAKLI olup olmaması değil.

Sorun ne zaman konuştuğu.

Aynı ses, sayfa dolduktan sonra konuşsaydı işe yarardı. Zayıf cümleleri gösterir, hangisinin kalacağını seçtirir ve metni iyileştirirdi. Aynı ses, ilk cümlenin ortasında konuştuğunda hiçbir işe yaramıyor; çünkü elinde seçecek bir şey yok.

Bu ders o sesi susturmayı öğretmiyor. Saatini değiştirmeyi öğretiyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu sesin ne olduğunu göreceğiz ve bir sürpriz var: o ses hamlenin bir parçası, bir arıza değil.

Sonra asıl sorunu adlandıracağız. Eleştirmen bozuk değil, saati bozuk; üretim sırasında çalışan bir değerlendirme, ikisini birden durduruyor.

Ardından ikisini nasıl ayıracağını göstereceğiz. Ayrım zamanla yapılıyor ve bu tek başına en büyük değişimi üretiyor.

Sonra sesin iki farklı biçimini ayıracağız. Biri işe yarar ve işi gösterir; diğeri yaramaz ve seni gösterir.

Son olarak erteleme sözünü kuracağız, çünkü bir sesi bastırmak işe yaramıyor; ona bir randevu vermek yarıyor.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç zamanlamayı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Baştan beri kullandığımız dört adımı hatırla: fark et, çeşitle, seç, iyileştir.

Şimdi o sesin nereye ait olduğuna bak.

Bu tanım şunu söylüyor: eleştirmen bir düşman değil, bir çalışan. Ve gerçekten gerekli, çünkü seçmeden ve düzeltmeden hamle tamamlanmıyor. Hiç eleştirmeni olmayan biri üretiyor ama hiçbir şeyi bitirmiyor.

Sorun eleştirmenin varlığı değil, mesaisine erken gelmesi.

Mekanizma — ikisini ayırmak

Şimdi çözüme geliyoruz ve çözüm şaşırtıcı biçimde basit: ikisini aynı anda yapma.

Bunun neden bu kadar işe yaradığını görmek için iki işin ne istediğine bakmak gerekiyor. Üretim genişlemek ister: aklına geleni al, elemeden devam et, kötü olanı bile yaz. Değerlendirme daraltmak ister: en zayıfı at, ölçüt uygula, sadeleştir. Biri kapıyı açıyor, diğeri kapatıyor ve aynı anda ikisini yapmaya çalışmak kapıyı menteşesinden söküyor.

Ayırmanın üç pratik yolu var.

Birincisi zamanla ayırmak: yirmi dakika yalnız üret, sonra ara ver, sonra yalnız değerlendir. Arayı vermek şart, çünkü zihnin modu hemen değişmiyor.

İkincisi mekânla ayırmak: taslağı bir yerde, düzeltmeyi başka bir yerde yapmak. Kulağa gereksiz geliyor ama işe yarıyor, çünkü ortam bir işaret taşıyor ve o işaret hangi modda olduğunu sana hatırlatmadan hatırlatıyor. Aynı masada iki işi birden yapmaya çalıştığında hangi işte olduğun sürekli belirsiz kalıyor.

Üçüncüsü araçla ayırmak: taslağı elle, düzeltmeyi ekranda yapmak ya da tersi. Araç değişince alışkanlık da değişiyor, çünkü her aracın kendi hızı var. Elle yazmak silmeyi zorlaştırdığı için üretimi koruyor; ekranda çalışmak düzeltmeyi kolaylaştırdığı için değerlendirmeye uyuyor.

Üç yolun ortak mantığı şu: iradenle ayırmaya çalışmak yorucu ve güvenilmez, çünkü her seferinde yeniden karar vermen gerekiyor. Zamanı, yeri ya da aracı değiştirdiğinde ayrım kendiliğinden kuruluyor ve karar vermek zorunda kalmıyorsun.

Usta katmanı — sesin iki biçimi ve erteleme sözü

Şimdi daha ince bir ayrıma geliyoruz.

Eleştirmenin sesi her zaman aynı şeyi söylemiyor ve iki biçimi arasındaki fark, işe yarayıp yaramamasını belirliyor.

İşe yönelik eleştiri her zaman üç şey taşıyor: somut bir yer, somut bir sorun ve yapılabilecek bir şey. Kişiye yönelik eleştiri ise genel, tarihsiz ve eylemsizdir; üstelik bir önceki dersteki kimlik cümlesinin ta kendisidir.

Şimdi en pratik parçaya geliyoruz.

Bir sesi bastırmaya çalışmak işe yaramıyor. Bastırılan ses genellikle daha yüksek geri geliyor ve üstelik bastırma çabası da dikkat harcıyor.

Söz şöyle kuruluyor: şimdi değil, yirmi dakika sonra. Ve önemli olan kısım şu: yirmi dakika sonra gerçekten dinleyeceksin. Tutulmayan bir söz ikinci kez işe yaramaz, çünkü ses de öğrenir.

Burada da dersin sınırını çizelim.

Bu ders bir çalışma düzeni öneriyor; bir ruh sağlığı yaklaşımı sunmuyor. İçindeki ses yalnız işini eleştirmiyor da sürekli ve yaşamı zorlaştıran bir biçimde kendini hedef alıyorsa, doğru adres bu akademi değildir ve bunu söylemek dersin görevidir.

Pratik çıktı ise tek cümlede toplanıyor: eleştirmeni kovma, mesaisini yaz.

Bunun bir yan faydası daha var ve zamanla asıl fayda hâline geliyor. Eleştirmene ayrı bir saat verdiğinde o saatte gerçekten iyi çalışıyor, çünkü önünde bakılacak bir malzeme oluyor ve karşılaştırma yapabiliyor. Üretim sırasında konuşan bir eleştirmen yalnız engel olur; değerlendirme oturumunda konuşan aynı eleştirmen ise senin en iyi editörün.

Yani bu ders bir sesi zayıflatmıyor. İki işi de güçlendiriyor: üretim kesintisiz olduğu için daha çok malzeme çıkıyor ve değerlendirme daha çok malzemenin üstünde yapıldığı için daha isabetli oluyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışİç eleştirmenin bir arıza olduğu ve susturulması gerektiği sanılır.
Doğrusu

Değildir; hamlenin üçüncü ve dördüncü adımıdır ve onsuz hiçbir iş bitmez. Hiç eleştirmeni olmayan kişinin elinde altı ay sonra yüz yarım fikir kalır.

Yaygın yanlışSesin haklı olup olmadığının önemli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Çoğu zaman haklıdır ve bu hiçbir şeyi değiştirmez. Asıl mesele zamanlamadır: ilk cümlenin ortasında verilen doğru bir yargı bile işe yaramaz, çünkü ortada seçilecek bir şey yoktur.

Yaygın yanlışBastırmanın işe yaradığı sanılır.
Doğrusu

Yaramaz ve iki kayıp birden verir: ses daha yüksek geri döner ve bastırma çabası da dikkat harcar. İşe yarayan şey randevu vermek ve o randevuyu gerçekten tutmaktır.

Yaygın yanlış"Her zaman olumlu bakmak" gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Bu, değerlendirme yeteneğinin kendisini bastırmak olur ve sonuç hiçbir zaman tamamlanmayan bir üretimdir. Hedef sesi yok etmek değil, adresini işe çevirip saatini doğru koymaktır.

Aklında kalsın

İç eleştirmen bir arıza değil, hamlenin üçüncü ve dördüncü adımıdır; onsuz üretim başlar ama hiçbir zaman bitmez.

Sorun sesin haklı olup olmaması değil, ne zaman konuştuğudur — üretim sırasında verilen doğru bir yargı bile işe yaramaz.

Çözüm ayrı oturum: üretim genişlemek, değerlendirme daraltmak ister ve aynı anda ikisini yapmak ikisini birden durdurur.

Eleştirinin adresi belirleyicidir: işe yönelik eleştiri somut bir yer, sorun ve eylem taşır; kişiye yönelik eleştiri genel, tarihsiz ve eylemsizdir.

Bastırmak yaramaz, randevu yarar — ve verilen randevunun gerçekten tutulması şarttır, çünkü tutulmayan bir söz ikinci kez işlemez.

Sonraki derse köprü

Bu derste sesi içeride tuttuk ve zamanlamasını değiştirdik. Ama o sesin nereden geldiğini sormadık.

Çoğu zaman içeriden gelmiyor. İçeride duyuluyor ama başka bir yerde öğrenilmiş: bir sınıfta, bir masada, bir toplantıda ya da bir yorumun altında.

Sıradaki ders oraya bakıyor. Yargılanma korkusunun ne olduğunu, neden bu kadar güçlü olduğunu ve üretimi hangi noktada durdurduğunu göreceğiz. Bir de şunu ayıracağız: bir işi kimseye göstermemekle onu hiç yapmamak aynı şey değil ve ikisi çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.