İçeriğe geç

S0-M02-D02·Yaratıcılıkla tanışma

Herkes yaratıcı olabilir mi?

sıfırdan ileri1.994 kelime13 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

"Herkes yaratıcı olabilir mi" bir kapasite sorusu gibi durur ama pratikte bir koşul sorusudur; kapasite dört gündelik zihinsel işten oluşur.

Dört koşul vardır ve dördü de değiştirilebilir: izin, zaman ve malzeme, sahiplik ve hamlenin sayılması.

En görünmez koşul sonuncusudur; aynı iş kişiye ve alana göre tasarım ya da beceriklilik diye anılır ve kelime seçimi kategoriyi belirler.

Akademi yaratıcılığı yalnızca doğuştan gelen bir yetenek olarak anlatmaz ve bu bir tasarım kararıdır; doğuştan gelen farklar hakkında burada bir iddia kurulmaz.

"Yaratıcı mıyım" sorusunun ertesi güne dair bir cevabı yoktur; dört koşul sorusunun her birinin somut bir düzeltmesi vardır.

Açılış sahnesi

Bir atölyede on kişi var. Aynı soru veriliyor, aynı süre tanınıyor, aynı malzeme dağıtılıyor.

Süre bitiyor. Üç kişinin önünde birden fazla seçenek duruyor. Beş kişinin önünde tek bir cevap var. İki kişinin önünde boş kâğıt.

Şimdi kolay açıklamayı yapalım: üçü yaratıcı, beşi orta, ikisi değil.

Bu açıklama çekici çünkü hızlı. Ve neredeyse her zaman yanlış.

Çünkü kâğıda bakarken göremediğimiz şeyler var. Boş kâğıtlı iki kişiden biri, yanlış cevap verirse gülüneceğini düşünüyordu. Diğeri soruyu anlamamıştı ve sormaya çekindi. Tek cevap yazan beş kişiden üçü, birden fazla seçenek üretmenin istendiğini fark etmemişti; onlara hayat boyu tek doğru cevap sorulmuştu.

Odada gerçekten farklı olan şey neydi? Kapasite mi, yoksa o on kişinin o odaya getirdiği koşullar mı?

Bu ders o ayrımı yapıyor. Ve ayrımı yapmak, sorunun kendisini değiştiriyor.

Bu derste ne olacak

Önce sorunun yanlış kurulduğunu göstereceğiz. "Herkes yaratıcı olabilir mi" bir kapasite sorusu gibi duruyor ama pratikte bir koşul sorusu.

Sonra o koşulları tek tek açacağız. Dört tane var ve dördü de değiştirilebilir.

Ardından en görünmez olanına geleceğiz: kimin hamlesinin sayıldığı. Bazı insanların yaratıcılığı sistematik olarak başka bir adla anılıyor.

Sonra akademinin bu konudaki duruşunu net söyleyeceğiz ve bunun bir bilimsel iddia değil, bir tasarım kararı olduğunu da söyleyeceğiz.

Son olarak pratiğe döneceğiz: koşullardan hangisi senin bugünkü engelin?

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ayrımı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Önceki derste yaratıcılığı dört adımlı bir hamle olarak kurmuştuk: fark et, çeşitle, seç, iyileştir.

Şimdi soruyu o tanımın üstüne koyalım ve bakalım ne oluyor.

"Herkes yaratıcı olabilir mi" sorusu şuna dönüşüyor: herkes bir şeyin değiştirilebilir olduğunu fark edebilir mi, birden fazla seçenek üretebilir mi, aralarından seçebilir mi ve denedikten sonra düzeltebilir mi?

Böyle sorulduğunda cevap epeyce sıradanlaşıyor. Bunlar olağanüstü yetenekler değil; günlük hayatta zaten yapılan şeyler.

Peki neden aynı odada farklı sonuçlar çıkıyor?

Ayrım şurada işe yarıyor: kapasiteyi değiştirmek yavaş ve belirsiz bir iştir. Koşulu değiştirmek ise çoğu zaman bir cümle, bir ayar ya da bir saat meselesidir.

Mekanizma — dört koşul

Şimdi koşulları tek tek açalım. Dördü de somut ve dördü de değiştirilebilir.

Birinci koşul izin. Yanlış cevap vermenin bedeli yüksekse kimse ikinci seçeneği söylemez. İzin bir duygu değil bir gözlem: bu odada daha önce hatalı bir fikir söyleyen kişiye ne oldu?

İkinci koşul zaman ve malzeme. Hamlenin ikinci adımı, yani seçenek üretmek, zaman ister. Zaman yoksa insan bildiği tek cevaba gider ve bu bir tercih değil bir zorunluluk.

Üçüncü koşul sahiplik. Bir problemi değiştirme yetkisi olmayan kişi, o problem üstünde hamle yapmaz; yapması da mantıksız olur.

Dördüncü koşul ise en görünmez olanı ve bir sonraki bölümün konusu.

Usta katmanı — kimin hamlesi sayılıyor

Şimdi dersin en keskin kısmına geliyoruz.

Bazı insanlar hamleyi yapıyor ve yaptıkları şey başka bir adla anılıyor. Aynı iş, farklı kişi, farklı kelime.

Bir mimarın mekân düzenlemesine tasarım denir. Aynı düzenlemeyi mutfağında yapan kişiye becerikli denir.

Bir şefin tarif geliştirmesi yaratıcılıktır. Aynı işi bütçesiyle yapan bir ev halkına idare etmek denir.

Bir mühendisin geçici çözümü bir çözümdür. Aynı çözümü tarlada üreten kişiye pratik zekâ denir.

Kelimeler masum değil. "Becerikli", "idareli" ve "pratik" övgü gibi duruyor ama hepsi aynı şeyi yapıyor: hamleyi yaratıcılık kategorisinin dışında tutuyor.

Bu koşulun da pratik bir karşılığı var ve diğer üçünden farklı işliyor.

İzin, zaman ve sahiplik çoğu zaman başkasının elinde. Görünürlük ise kısmen senin elinde, çünkü bir hamlenin sayılmasını sağlayan şey onu ANLATABİLMEK.

Yaptığın işi "hallettim" diye anlatırsan hamle görünmez kalır. Aynı işi "şu sorunu fark ettim, üç yol denedim, şunu seçtim, şu yüzden" diye anlatırsan aynı iş bir karara dönüşür. Değişen şey iş değil, işin künyesi.

Bu, önceki derste konuştuğumuz kayıt meselesinin doğrudan devamı: elenen seçenekleri yazmak yalnız kendi hafızan için değil, hamlenin sayılması için de gerekiyor.

Şimdi akademinin duruşunu net söyleyelim ve bir ayrımı da beraberinde yapalım.

Bu akademi yaratıcılığı yalnızca doğuştan gelen bir yetenek olarak anlatmıyor ve bunu açıkça bir ilke olarak yazıyor. Bu bir tasarım kararı; yani akademinin nasıl kurulduğunu belirleyen bir tercih.

Bu kararın gerekçesi pratik: eğer yaratıcılık yalnızca doğuştan gelseydi, öğretilecek bir şey kalmazdı ve bir müfredat kurmak anlamsız olurdu. Akademi öğretilebilir olanın üstüne kuruluyor.

Doğuştan gelen farklar hakkında ise burada bir iddia kurulmuyor. O tartışma bir sonraki dersin konusu ve orada da kanıtın ne söylediği ile ne söylemediği ayrı ayrı ele alınacak.

Buradan pratik sonuca geliyoruz ve bu dersin asıl çıktısı o.

Kendine "yaratıcı mıyım" diye sormak işe yaramıyor, çünkü sorunun cevabı ölçülebilir bir şey değil ve cevap ne olursa olsun ertesi gün ne yapacağını söylemiyor.

Yerine dört koşulu sormak işe yarıyor: Bu ortamda yanlış fikir söylemenin bedeli ne? Seçenek üretmek için zamanım ve malzemem var mı? Değiştirmeye çalıştığım şey benim değiştirebileceğim bir şey mi? Ve yaptığım hamle bir yerde sayılıyor mu?

Dört sorunun her birinin somut bir cevabı var ve her cevabın somut bir düzeltmesi.

Zor durum şu: cevap kötü çıkıyor ve düzeltme senin elinde değil. İzni sen koymuyorsun, zamanı sen ayırmıyorsun, yetkiyi sen dağıtmıyorsun.

O zaman da yapılacak bir şey var ve küçüktür: koşulun sana ait olan en küçük parçasını bul. Bütün toplantıyı değiştiremezsin ama kendi fikrini önce yazıp sonra söyleyebilirsin. Bütün takvimi açamazsın ama haftada yirmi dakikayı korunmuş hâle getirebilirsin. Bütün yetkiyi alamazsın ama değiştirebileceğin en küçük şeyi seçebilirsin.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışAynı görevde farklı sonuç çıkmasının kapasite farkını gösterdiği sanılır.
Doğrusu

Göstermez. Aynı odada bile insanlar farklı koşullar taşır: biri hata yapmanın bedelini yüksek görüyordur, biri birden fazla cevap istendiğini fark etmemiştir. Görev aynı olabilir, koşullar hiçbir zaman aynı değildir.

Yaygın yanlışFikir üretmeyen kişinin fikri olmadığı düşünülür.
Doğrusu

Çoğu zaman fikir vardır ve taşıyacak kanal yoktur. İsimsiz bir öneri kutusu ya da önce yazıp sonra paylaşma kuralı, aynı insanlardan aynı hafta içinde fikir çıkarabiliyor.

Yaygın yanlışHızlı ve çok fikir üretmenin yaratıcılık olduğu sanılır.
Doğrusu

Bu hamlenin yalnız ikinci adımı. Seçmeyen ve denemeyen bir akıcılık, dört adımın birinde takılı kalmış demektir; üretilen liste ne kadar uzun olursa olsun ortaya bir şey çıkmaz.

Yaygın yanlışBir işe "becerikli" ya da "pratik" demenin övgü olduğu düşünülür.
Doğrusu

Övgü gibi durur ama işlevi başkadır: hamleyi yaratıcılık kategorisinin dışında tutar. Aynı iş başka bir alanda yapıldığında tasarım ya da optimizasyon diye anılır ve bu fark işin niteliğinden gelmez.

Aklında kalsın

"Herkes yaratıcı olabilir mi" bir kapasite sorusu gibi durur ama pratikte bir koşul sorusudur; kapasite dört gündelik zihinsel işten oluşur.

Dört koşul vardır ve dördü de değiştirilebilir: izin, zaman ve malzeme, sahiplik ve hamlenin sayılması.

En görünmez koşul sonuncusudur; aynı iş kişiye ve alana göre tasarım ya da beceriklilik diye anılır ve kelime seçimi kategoriyi belirler.

Akademi yaratıcılığı yalnızca doğuştan gelen bir yetenek olarak anlatmaz ve bu bir tasarım kararıdır; doğuştan gelen farklar hakkında burada bir iddia kurulmaz.

"Yaratıcı mıyım" sorusunun ertesi güne dair bir cevabı yoktur; dört koşul sorusunun her birinin somut bir düzeltmesi vardır.

Sonraki derse köprü

Bu derste koşulları konuştuk ve kapasite tarafını bilerek açık bıraktık. Şimdi o kapıyı aralayacağız.

Sıradaki ders en eski tartışmayı ele alıyor: doğuştan yetenek mi, geliştirilebilir beceri mi? Soru masum değil, çünkü verdiğin cevap ertesi gün ne yapacağını belirliyor. Yetenek diye cevaplayan kişi kendini test eder ve sonuca göre çekilir; beceri diye cevaplayan kişi çalışır ve ölçmeyi erteler.

Orada iki şeyi ayrı tutacağız: neyin bilindiği ve neyin varsayıldığı. Bir dersin en zor işi, kanıtın bittiği yeri göstermektir ve o ders tam olarak orada duracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.