İçeriğe geç

S0-M02-D01·Yaratıcılıkla tanışma

Yaratıcılık yalnızca sanat mıdır?

sıfırdan ileri1.963 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yaratıcılık bir yer, meslek ya da bölüm değil; dört adımlı bir hamledir: fark et, çeşitle, seç, iyileştir.

Hamle bütün alanlarda aynıdır; değişen tek şey üzerinde çalıştığın malzemedir ve malzeme değişince hamle tanınmaz hâle gelir.

Sanatı daha yaratıcı sanmamızın sebebi sürecini göstermesidir; öbür alanlarda başarılı bir hamlenin ödülü görünmez olmaktır.

Hamlenin kendisi alandan alana taşınabilir; alanın terimleri olmadan yazılabilen bir hamle, başka bir alanda da çalışır.

Ters yön de doğrudur: bir işin sanat olması onu yaratıcı yapmaz — aynı şablonu tekrarlayan bir üretimde hamle yoktur.

Açılış sahnesi

İki oda düşün ve ikisine aynı anda bak.

Birinci odada bir ressam var. Tuvalin karşısında duruyor, elinde fırça, bir rengi deniyor, beğenmiyor, siliyor, başka bir tonu karıştırıyor.

İkinci odada bir hastane servis sorumlusu var. Elinde bir vardiya çizelgesi. Bir düzeni deniyor, tutmuyor; iki kişiyi yer değiştiriyor, yine tutmuyor; hafta sonunu ikiye bölmeyi deniyor.

Şimdi iki odayı da izleyen birine sor: hangisinde yaratıcı bir iş yapılıyor?

Neredeyse herkes birinciyi gösterir.

Oysa iki odada olan şey birebir aynı. İkisi de bir şeyin böyle olmak zorunda olmadığını fark etti. İkisi de birden fazla seçenek üretti. İkisi de denedi, tutmayanı attı ve elindekini iyileştirdi.

Aradaki tek fark şu: ressamın denemeleri tuvalde GÖRÜNÜYOR. Çizelgeyi yapan kişinin denemeleri ise sonunda işleyen tek bir çizelgeye dönüşüyor ve elenen dört seçenek hiçbir yerde durmuyor.

Yaratıcılığı sanata bağlayan şey bir doğa yasası değil, bir görünürlük yanılgısı.

Bu ders o yanılgıyı söküyor.

Bu derste ne olacak

Önce yaratıcılığın bir yer değil bir hareket olduğunu kuracağız. Hareketin dört adımı var ve dördü de her alanda aynı.

Sonra aynı hareketi dört farklı yerde izleyeceğiz: sanatta, bilimde, teknolojide ve gündelik toplumsal yaşamda.

Ardından neden hep sanatı gördüğümüzü açıklayacağız. Cevap sanatın daha yaratıcı olması değil, denemelerini saklamaması.

Sonra en işe yarar kısma geleceğiz: aynı hareketin bir alandan diğerine taşınabilmesi.

Son olarak ters yönü konuşacağız. Bir işin sanat olması onu kendiliğinden yaratıcı yapmıyor ve bu ayrım dersin en keskin yeri.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç hareketi elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Yaratıcılık bir meslek, bir bölüm ya da bir oda değil. Bir hareket.

Hamlenin dört adımı var ve akademinin bütün çekirdeği bu dört adımın üstüne kurulu.

Birinci adım fark etmek: burada değiştirilebilir bir şey var.

İkinci adım çeşitlemek: tek bir cevap değil, birkaç cevap üretmek.

Üçüncü adım seçmek: üretilenler arasından bu duruma uyanı ayırmak.

Dördüncü adım iyileştirmek: seçileni deneyip gelen bilgiye göre değiştirmek.

Dördü birden olduğunda ortada yaratıcı bir iş var. Biri eksik olduğunda başka bir şey var: yalnız fark etmek şikâyettir, yalnız çeşitlemek dağınıklıktır, yalnız seçmek tercihtir, yalnız iyileştirmek bakımdır.

Hamle değişmiyor; alan değişiyor. Ve alan değiştiğinde hamle tanınmaz hâle geliyor, çünkü her alanın kendi kelimeleri var.

Mekanizma — aynı hamle, dört ayrı alan

Şimdi hamleyi dört ayrı yerde izleyelim. Dikkat et: kelimeler tamamen değişecek, hareket hiç değişmeyecek.

Sanatta hamle malzemeyle yapılır. Ressam bir rengin oraya ait olmadığını fark eder, üç ton dener, birini seçer, kenarını yumuşatır.

Bilimde hamle bir soruyla yapılır. Araştırmacı bir sonucun açıklanmadığını fark eder, birkaç olası açıklama kurar, birini test edilebilir hâle getirir, deney sonucuna göre düzeltir.

Teknolojide hamle bir kısıtla yapılır. Bir işin fazla adım gerektirdiği fark edilir, birkaç kısa yol tasarlanır, biri kurulur, kullanıcı davranışına göre değiştirilir.

Toplumsal yaşamda hamle bir ilişkiyle yapılır. Bir mahallede kimsenin oturmadığı fark edilir, birkaç düzenleme önerilir, biri denenir, insanların nasıl kullandığına bakılarak düzeltilir.

Şimdi asıl soruya gelelim: neden hep sanatı görüyoruz?

Sebep sanatın daha yaratıcı olması değil. Sebep, sanatın SÜRECİNİ saklamaması.

Bir ressamın elenen denemeleri tuvalin altında kalır, bazen üstünden görünür ve serginin kendisi zaten "işte bu üretildi" demektir. Sanat, yaratıcılığını gösteren bir alandır.

Öbür alanlar tam tersini yapar. İyi bir çizelge fark edilmez, iyi bir arayüz görünmez, iyi bir sulama düzeni yalnız verimde durur. Başarılı bir hamlenin ödülü, o hamlenin görünmez olmasıdır.

Bu yanılgının senin için çok somut bir sonucu var ve atlanması pahalıya mal oluyor.

Sanat alanı senin yerine kayıt tutuyor: eskizler duruyor, ara sürümler saklanıyor, sergi süreci gösteriyor. Öbür alanlarda böyle bir mekanizma yok. Elediğin dört çizelge, denediğin üç açıklama ve vazgeçtiğin iki yerleşim hiçbir yere yazılmıyor; geriye yalnız işleyen sonuç kalıyor.

Bunun iki bedeli var. Birincisi kendine karşı: altı ay sonra o hamleyi nasıl yaptığını hatırlamıyorsun ve tekrar edemiyorsun. İkincisi başkasına karşı: yaptığın işi anlatman gerektiğinde elinde yalnız sonuç oluyor ve sonuç tek başına hiçbir düşünceyi göstermiyor.

Çözüm alanı değiştirmek değil, kaydı elle tutmak. Sanatın kendiliğinden yaptığı şeyi öbür alanlarda bilerek yapmak gerekiyor.

Usta katmanı — aktarılabilirlik ve ters yön

Şimdi bu dersin en işe yarar kısmına geliyoruz.

Bunu görmenin en hızlı yolu şu soruyu sormak: bu kişi burada tam olarak ne yaptı? Cevabı alanın kelimeleri olmadan yazabiliyorsan, o cevap başka bir alana taşınabilir.

Ressam "bu renk oraya ait değil" dedi. Alanın kelimeleri olmadan yazalım: bir öğe bütünle uyuşmuyor, çıkarınca ne olacağına baktı.

Şimdi aynı cümleyi bir sunuma taşı. Bir slayt anlatıyla uyuşmuyor; çıkarınca ne oluyor?

Şimdi ters yöne bakalım, çünkü burada da bir yanılgı var.

Bir işin sanat olması onu kendiliğinden yaratıcı yapmıyor.

Bir müzisyen aynı parçayı otuz yıl aynı biçimde çalıyorsa orada ustalık var, hamle yok. Bir tasarımcı her işte aynı şablonu dolduruyorsa orada üretim var, hamle yok. Alan sanat, hareket rutin.

Aynı şey tersine de işliyor ve daha sık işliyor: bir muhasebe bürosunda, bir depoda ya da bir serviste her gün hamle yapılıyor ve hiçbirine bu ad verilmiyor.

Buradan dersin pratik sonucuna geliyoruz. "Ben yaratıcı bir alanda değilim" cümlesi yanlış bir yere bakıyor. Doğru soru şu: bugün hangi hamleyi yaptım?

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışYaratıcılığın belirli mesleklere ait olduğu sanılır.
Doğrusu

Değildir. Hamle her alanda aynı dört adımı izler ve alan yalnız malzemeyi değiştirir; bir çizelge de bir tuval kadar üzerinde çalışılabilir bir malzemedir.

Yaygın yanlışSanatın diğer alanlardan daha yaratıcı olduğu düşünülür.
Doğrusu

Bu bir görünürlük yanılgısıdır. Sanat sürecini gösterir ve elenen denemeleri saklamaz; öbür alanlarda başarılı bir hamlenin ödülü görünmez olmaktır, bu da onu daha az yaratıcı yapmaz.

Yaygın yanlışBir işin estetik olmasının onu yaratıcı yaptığı sanılır.
Doğrusu

Yapmaz. Aynı şablonu otuzuncu kez dolduran bir tasarım görsel olarak temiz olabilir ve içinde tek bir seçenek üretimi bulunmayabilir; yaratıcılık çıktının görüntüsünde değil, o çıktıya giden hamlededir.

Yaygın yanlışYaratıcılığın büyük ve görülebilir bir yenilik gerektirdiği düşünülür.
Doğrusu

Gerektirmez. Bir yaya geçidini otuz metre kaydırmak da bir hamledir ve etkisi çoğu büyük fikirden yüksektir; ölçek hamlenin niteliğini belirlemez.

Aklında kalsın

Yaratıcılık bir yer, meslek ya da bölüm değil; dört adımlı bir hamledir: fark et, çeşitle, seç, iyileştir.

Hamle bütün alanlarda aynıdır; değişen tek şey üzerinde çalıştığın malzemedir ve malzeme değişince hamle tanınmaz hâle gelir.

Sanatı daha yaratıcı sanmamızın sebebi sürecini göstermesidir; öbür alanlarda başarılı bir hamlenin ödülü görünmez olmaktır.

Hamlenin kendisi alandan alana taşınabilir; alanın terimleri olmadan yazılabilen bir hamle, başka bir alanda da çalışır.

Ters yön de doğrudur: bir işin sanat olması onu yaratıcı yapmaz — aynı şablonu tekrarlayan bir üretimde hamle yoktur.

Sonraki derse köprü

Bu derste yaratıcılığın nerede olmadığını gösterdik: belirli bir meslekte, belirli bir malzemede ya da belirli bir odada değil. Hamle her yerde aynı ve her alanda görülebiliyor.

Ama bir soru hâlâ ortada duruyor ve çoğu kişi için asıl engel o. Hamle her alanda olabilir, tamam; peki her KİŞİ yapabilir mi?

Sıradaki ders tam olarak bunu soruyor. "Ben yaratıcı değilim" cümlesinin arkasında ne var, bu cümleyi kuran kişi neye bakıyor ve baktığı şey doğru mu? Yaratıcılığın dağılımı hakkında ne biliniyor, ne bilinmiyor ve bu soruyu cevaplarken hangi kanıta güvenebiliriz? Alanın kapısını açtık; şimdi kapıdan kimin girebileceğine bakacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.