Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Öz değerlendirme işlerin kalitesini ölçmez; laboratuvarın karşılaştıracak bir ölçütü yoktur ve öğrenilecek şey işin içinde değil, işin nasıl çıktığındadır.
Duvarın kendisi değil yeri okunur ve asıl bilgi tek bir sayıda değil, dört egzersiz arasındaki farktadır.
İşleyen yöntem duvardan sonra ne yaptığına bakılarak bulunur ve ölçüsü beğenilmesi değil, kaç egzersizde iş görmüş olmasıdır.
Bir gözlem üç ve üstünde tekrar etmedikçe örüntü sayılmaz; iki tekrar sınanacak bir eğilimdir, bir tekrar yalnız bir gündür.
Çıkan okuma bir puan, bir sıralama ya da bir yeterlilik ifadesi değil, tarihli bir kayıttır ve çalıştıkça değişir.
Açılış sahnesi
İki kişi laboratuvarın dört egzersizini de bitirdi ve şimdi geriye bakıyorlar.
Birincisi şunu söylüyor: fena değildim, özellikle fotoğraf egzersizi iyi geçti.
İkincisi şunu söylüyor: dört egzersizin üçünde altıncı madde civarında durdum, fotoğraf egzersizinde ise ilk maddede zorlandım ama sonra hiç durmadım.
İki cümle de dürüst ve ikisi de aynı dört işten çıkıyor. Ama biri hiçbir şey söylemiyor, diğeri bir sonraki adımı gösteriyor.
Farkın sebebi şu: birinci cümle işlerin kalitesi hakkında, ikincisi işlerin nasıl üretildiği hakkında.
Kalite cümlesinden bir şey çıkmıyor, çünkü karşılaştıracak bir ölçüsü yok. İyi geçti derken neye göre iyi olduğu söylenmiyor ve söylenemez de; elinde başkasının fotoğraf egzersizi yok.
İkinci cümle ise bir sayı veriyor ve o sayı dört egzersizin üçünde tekrar ediyor. Tekrar eden bir şey okunabiliyor.
Bu ders dört çıktıya bakıp o tekrarı bulmanın yöntemini veriyor.
Bu derste ne olacak
Önce masaya ne koyacağını netleştireceğiz, çünkü kayıt tutmadıysan bu ders senin için başka bir yerden başlıyor.
Sonra bu okumanın neye bakmadığını söyleyeceğiz ve en yaygın hata tam orada duruyor: işlerin kalitesini ölçmeye çalışmak.
Ardından dört çıktıyı birlikte okumanın yöntemini kuracağız, çünkü aranan şey tek bir işin içinde görünmüyor.
Sonra bir gözlemin ne zaman örüntü sayıldığını ölçeceğiz; tek seferlik bir şey henüz bir örüntü değil.
Son olarak çıkan okumanın ne olmadığını konuşacağız, çünkü burada kolayca fazla büyük bir sonuç çıkarılıyor.
Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç okumayı elle tutulur kılmak.
Sıfır noktası — dört çıktıyı masaya koymak
Önceki dört laboratuvarda dört ayrı şey ürettin: bir nesnenin on kullanımı, bir soruna üç alternatif, bir kareden beş hikâye ve bir çiftten birkaç çapraz.
Bu ders o dördünü girdi olarak kullanıyor ve girdisi olmayan bir okuma yapılamıyor.
Masaya koyman gereken şey bitmiş işler değil, çalışırken tuttuğun kayıtlar. Maddelerin sırası, nerede durakladığın, hangi maddeyi kaç dakikada yazdığın ve hangi maddeyi sonradan eklediğin.
Sıra özellikle önemli, çünkü bu dersin bakacağı şeylerin çoğu sırada saklı. Temize çekilmiş bir liste sırayı siler.
Kayıt tutmadıysan ders burada bitmiyor ama değişiyor: dört egzersizi hatırladığın kadar geri kur ve hangi noktada zorlandığını yaz. Bu okuma daha zayıf olur ve zayıf olduğunu bilerek kullanılır.
Mekanizma — kaliteye bakmak ve duvarın yeri
Şimdi bu dersin en yaygın hatasına geliyoruz ve açılıştaki birinci cümle tam olarak buydu.
Dört işe bakan çoğu kişi ilk olarak şunu soruyor: bunlar iyi mi? Soru doğal geliyor, çünkü bir işi bitirince değerlendirilmesi beklenir.
Ama bu soru burada cevapsız. Bir hikâyenin ya da bir kullanım listesinin iyi olup olmadığını söylemek için bir ölçüt gerekiyor ve laboratuvarın böyle bir ölçütü yok. Egzersizler bir sonuç üretmek için değil, bir süreci görünür kılmak için kuruldu.
Dahası kalite sorusu yanlış tarafa bakıyor. İşin kendisi zaten elinde; öğrenilecek şey işin içinde değil, işin nasıl çıktığında.
Bunun yerine bakılacak şey ilk laboratuvarda adı konmuş bir olguydu ve dört egzersizde de başına geldi.
Birinci laboratuvarda duvarı tanımlamıştık: bilinen kullanımlar bittiğinde gelen durma hissi. Şimdi duvarın kendisiyle değil, yeriyle ilgileniyoruz.
Duvar sırasını bulmak için her egzersizin kaydına bak ve şunu sor: hangi maddeden sonra hız düştü, hangi maddeden sonra yeni bir yönteme geçmek zorunda kaldın?
Dört sayı çıkıyor ve bu dört sayı tek başına bir şey söylemiyor. Söyledikleri şey aralarındaki farkta.
Dört sayı birbirine yakınsa duvar senin için bir yerde sabit duruyor ve yöntemden bağımsız. Bir egzersizde belirgin biçimde geç geliyorsa o egzersizin malzemesi sende daha uzun süre iş görüyor.
Usta katmanı — işleyen yöntem, örüntü eşiği ve okumanın sınırı
Duvar sırası nerede durduğunu söylüyor. Şimdi asıl soruya geliyoruz: durduktan sonra ne yaptın?
Dört egzersizin dördünde de duvardan sonra bir yöntem devreye girdi. Nesne egzersizinde özellikten üretmeye geçtin, sorun egzersizinde soruyu değiştirdin, fotoğrafta kadraj dışını sordun, kavram egzersizinde özellik çaprazı kurdun.
Bunu bulmak için her egzersizde duvardan sonraki ilk üç maddeye bak ve o maddelerin nereden geldiğini yaz. Bir özellikten mi çıktı, bir soru değişikliğinden mi, bir kısıt koymaktan mı?
Dört egzersizde de aynı kaynak dönüyorsa elinde işleyen bir yöntem var ve bu, bir sonraki seviyede neye yaslanacağını söylüyor.
Şimdi bir ölçü koymamız gerekiyor, çünkü buraya kadar bulunan her şey bir örüntü sayılamaz.
Eşik gerekli, çünkü tek bir olaydan kendine dair genel bir sonuç çıkarmak bu dersin en kolay hatası. Bir egzersizde zorlandın diye o alanda zorlanan biri olmuyorsun; o gün, o malzemeyle, o sırada zorlandın.
Son olarak bu okumanın ne olmadığını söylememiz gerekiyor.
Çıkan şey bir puan değil ve bir sıralama da değil. Kendini başkasıyla karşılaştıran hiçbir cümle bu dört kayıttan çıkmıyor, çünkü elinde yalnız kendi kayıtların var.
Bir yeterlilik ifadesi de değil. Bu okuma senin bir alanda çalışabileceğini ya da bir işi yapabileceğini göstermiyor; yalnız dört egzersizde nasıl çalıştığını gösteriyor. Bu akademi bir diploma ya da mesleki yeterlilik vermez ve bir ders metni de böyle bir şey iddia edemez.
Kalıcı bir özellik de değil. Duvar sırası çalıştıkça değişiyor ve altı ay sonra aynı dört egzersiz başka sayılar verecek.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÖz değerlendirmenin işlerin kalitesini ölçmek olduğu sanılır.
Laboratuvarın karşılaştıracak bir ölçütü yok ve bir hikâyeye verilen not hiçbir öneri üretmiyor; puanlayan kişi hangi dersle devam edeceğini hâlâ bilmiyor. Bakılacak şey işin kendisi değil, işin nasıl çıktığı.
Yaygın yanlışTek bir egzersizdeki zorlanmanın kişi hakkında bir şey söylediği düşünülür.
Bir gözlem üç ve üstünde tekrar etmediği sürece örüntü değil; iki tekrar bir eğilim, bir tekrar yalnız bir gün. Eşiğin altında kalan gözlem atılmaz, sınanmak üzere işaretlenir.
Yaygın yanlışÇıktıları temize çekmenin okumayı kolaylaştıracağı sanılır.
Temize çekilmiş liste maddelerin sırasını siler ve bu dersin aradığı bilginin çoğu sırada duruyor. Okuma ham kayıtlarla yapılır, karalamalar dâhil.
Yaygın yanlışDuvara çarpmamış olmanın iyi bir işaret olduğu düşünülür.
Sayı kısıtına ulaşıp durmak duvara çarpmak değil, talimata çarpmaktır ve ikisi kayıtta aynı görünür. Kısıtı aşıp yazmaya devam etmeden duvarın yeri bilinemez.
Yaygın yanlışBeğenilen hamlenin işleyen yöntem olduğu sanılır.
İşleyen yöntemin ölçüsü ne kadar akıllıca göründüğü değil, duvardan sonraki maddelerin kaçında o hamlenin bulunduğu. Sıkıcı bulunan bir hamle dört egzersizde de iş görmüş olabilir.
Aklında kalsın
Öz değerlendirme işlerin kalitesini ölçmez; laboratuvarın karşılaştıracak bir ölçütü yoktur ve öğrenilecek şey işin içinde değil, işin nasıl çıktığındadır.
Duvarın kendisi değil yeri okunur ve asıl bilgi tek bir sayıda değil, dört egzersiz arasındaki farktadır.
İşleyen yöntem duvardan sonra ne yaptığına bakılarak bulunur ve ölçüsü beğenilmesi değil, kaç egzersizde iş görmüş olmasıdır.
Bir gözlem üç ve üstünde tekrar etmedikçe örüntü sayılmaz; iki tekrar sınanacak bir eğilimdir, bir tekrar yalnız bir gündür.
Çıkan okuma bir puan, bir sıralama ya da bir yeterlilik ifadesi değil, tarihli bir kayıttır ve çalıştıkça değişir.
Sonraki derse köprü
Bu dersle başlangıç laboratuvarı kapanıyor ve Seviye 0 da onunla birlikte bitiyor.
Buraya kadar yaptığın şeyin ortak bir özelliği var: hepsi uygulamaydı. Yaratıcılığın ne olduğunu tanımlamadan dört egzersiz yaptın ve beşincisinde kendi kayıtlarını okudun.
Sıra tersine dönüyor. Seviye 1 tanımlarla başlıyor ve ilk ders yaratıcılığın temel tanımlarını açıyor.
Bu sıra tesadüf değil. Bir tanımı önce okusaydın egzersizleri o tanımı doğrulamak için yapardın; şimdi elinde tanımdan önce gelen dört kayıt var ve tanımları onlara sınatabileceksin.
Sıradaki derste soru şu olacak: yaratıcılık denince tam olarak ne kastediliyor ve bu tanımlar birbirinden nerede ayrılıyor?