Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Hikâyeleri ayıran şey anlattıkları olay değil, fotoğrafta görünmeyeni nasıl doldurdukları; farklı kişiler ve farklı olaylar aynı kabulün üstünde duruyorsa ortada tek hikâye vardır.
Fotoğrafın bir talebi yoktur ve talebin yokluğu yön vermez; yön yoksa zihin ilk aklına geleni alıp etrafında döner ve bütün hikâyeler aynı dayanağa oturur.
Yön koymanın somut yolu beş soru yönüdür — kadrajın dışı, bir an öncesi, bir an sonrası, ilişki ve bakan kişi; her yön ayrı bir kabul gerektirdiği için ayrı bir dayanak üretir.
Karede yan yana duran şeylerin birbirine ait olduğunu varsaymak en sessiz kabuldür ve onu kaldırmak tek başına yeni bir hikâye alanı açar.
Sıkışınca eklenen dram genellikle yeni bir dayanak üretmez, aynı kabulün üstüne bir katman koyar; bir hikâyeyi ayrı kılan şey olayın büyüklüğü değildir.
Açılış sahnesi
Bir masada bir fotoğraf duruyor: bir mutfak masası, üstünde iki fincan, ikisi de yarım.
Beş hikâye isteniyor.
Birinci hikâye geliyor: iki arkadaş sabah kahvesi içmiş, biri işe geç kalmış, yarım bırakıp çıkmışlar.
İkinci hikâye: bir çift kahvaltı ediyormuş, tartışmışlar, biri kalkıp gitmiş.
Üçüncü hikâye: anne ve kızı konuşuyormuş, kapı çalmış, ikisi de kalkmış.
Üç hikâye var, üç ayrı ilişki var, üç ayrı sebep var.
Ama şimdi tek bir soru soralım: üçü de neye dayanıyor?
Üçü de aynı şeye dayanıyor — iki kişi bu masada oturuyordu ve bir sebeple kalktılar.
Kişiler değişti, ilişki değişti, sebep değişti. Dayanak hiç değişmedi.
Yani ortada beş hikâye yolunda üç adım değil, bir hikâyenin üç kılığı var.
Bu laboratuvar tam olarak bunu ayırt etmeyi ve gerçekten beş ayrı dayanak bulmayı öğretiyor.
Bu derste ne olacak
Önce fotoğrafını seçeceksin ve seçim ölçütlü, çünkü yanlış fotoğraf hikâyeyi sana dikte ediyor.
Sonra bu egzersizin neden zor olduğunu göreceğiz: ortada bir talep yok ve talebin olmaması yön vermiyor.
Ardından hikâyeleri gerçekten ayıran şeyi adlandıracağız ve bu, kişiler ya da olaylar değil.
Sonra beş ayrı hikâyeyi üretmenin yöntemini kuracağız; beş soru yönü var ve her yön kendi dayanağını veriyor.
Son olarak sıkışınca herkesin başvurduğu kolay kaçışı konuşacağız, çünkü yaratıcılık gibi görünüyor ve değil.
Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç egzersizi elle tutulur kılmak.
Sıfır noktası — kareyi seçmek ve talebin yokluğu
Önceki laboratuvarlarda bir nesne ve bir sorun seçmiştik. Burada bir kare seçiyorsun ve seçim üç ölçüte bakıyor.
Birincisi sıradan olmalı: dramatik bir kare hikâyesini kendi söylüyor ve senin işin kalmıyor. Bir otobüs durağı, yarı açık bir kepenk, kapı önünde duran ayakkabılar, boş bir park bankı iyi kareler.
İkincisi insan izi taşımalı: ille de bir kişi görünmesi gerekmiyor ama birinin orada bulunduğunu gösteren bir iz olmalı. Tamamen boş bir manzara hikâye üretmiyor, çünkü hikâyeyi kuran şey insan varlığı.
Üçüncüsü gerçek hikâyesini bilmemelisin: kendi albümünden bir kare kötü bir seçim, çünkü doğru cevabı biliyorsun ve o cevap diğer dördünü baskılıyor.
Şimdi bu egzersizin zorluğuna gelelim.
Önceki laboratuvarda ortada bir sorun vardı ve sorun senden bir şey istiyordu. Talep, farkında olmadan yön veriyordu: üretilen her madde o sorunu çözmeye çalışıyordu.
Fotoğrafın böyle bir talebi yok. Senden bir şey istemiyor, bir eksiği yok, düzeltilmeyi beklemiyor.
Bu, egzersizi kolaylaştırmıyor ve zorlaştırıyor. Yön yoksa zihin ilk aklına geleni alıp onun etrafında dönüyor; açılıştaki üç hikâyenin aynı dayanağa oturmasının sebebi bu.
Yani burada yönü sen koyacaksın ve yön koymanın somut bir yolu var.
Mekanizma — dayanak ve iki hikâyeyi ayıran şey
Şimdi hikâyeleri gerçekten neyin ayırdığına bakalım.
İki fincanlı masada birinci hikâyenin dayanağı şuydu: iki kişi burada birlikte oturdu.
Bu görünmüyor. Fotoğrafta iki fincan var; iki kişi olduğu bir kabul.
Kişileri arkadaş, çift ya da anne-kız yapmak dayanağı değiştirmiyor; hepsi aynı kabulün üstünde duruyor ve o kabul yanlışsa üçü birden çöküyor.
Sınama da buradan çıkıyor ve tek adım.
Her hikâyenin altına, fotoğrafta görünmeyen ve o hikâyenin doğru saydığı tek cümleyi yaz. Sonra beş cümleye bak.
Aynı cümleyi iki kez yazdıysan orada iki hikâye yok, bir tane var ve birini silip yeniden üretmen gerekiyor.
Usta katmanı — soru yönleri ve dram kaçışı
Beş ayrı dayanak bulmanın yolu daha yaratıcı olmaya çalışmak değil; fotoğrafa farklı yerlerden sormak.
Beş yön var ve beşi de aynı kare üzerinde işliyor.
Birincisi kadrajın dışı: kenarların ötesinde ne var? Karede görünmeyen bir kişi, bir kapı, bir kalabalık ya da bir boşluk olabilir.
İkincisi bir an öncesi: bu kareden hemen önce ne oldu? Burada hikâye geçmişten geliyor.
Üçüncüsü bir an sonrası: bu kareden hemen sonra ne olacak? Burada hikâye geleceğe bakıyor ve tamamen farklı bir kabul gerektiriyor.
Dördüncüsü ilişki: karede görünenler birbirine ait mi? İki fincan aynı masada olabilir ve aynı olaya ait olmayabilir.
Beşincisi bakan kişi: bu fotoğrafı kim çekti ve neden oradaydı? Bu yön en çok atlanan yön ve genellikle en beklenmedik hikâyeyi veriyor.
Yöntem şöyle işliyor: hikâye üretmiyorsun, önce bir yön seçiyorsun, sonra o yönden bir soru soruyorsun ve cevabı hikâye oluyor. Beş farklı yön seçtiğinde beş farklı dayanak kendiliğinden geliyor.
Şimdi sıkışma anına gelelim ve buradaki tuzak öncekilerden farklı.
Kaçışın çekiciliği açık: dramatik bir madde hemen ilginç geliyor ve yazması kolay. Ama bir kaza, bir kavga ya da bir sır eklemek çoğu zaman aynı dayanağın üstüne bir olay koymak oluyor; kabul değişmediği için hikâye de değişmiyor.
Ayırt etme yöntemi tek soru: eklediğim dram olmasaydı bu hikâye hangi kabule dayanıyordu? Cevap önceki hikâyelerden birininkiyle aynıysa dram bir kaçış, farklıysa hikâye gerçekten yeni.
Burada bir sınır çizelim ve bu ders için önemli.
Fotoğrafta gerçek insanlar olabilir ve onlar hakkında hikâye uyduruyorsun. Bu egzersizin sınırı şurada: ürettiğin hikâyeler kendi defterinde kalıyor. Tanınabilir kişiler hakkında uydurduğun bir hikâyeyi paylaşmak, o kişiye ait olmayan bir anlatıyı ona yapıştırmak oluyor ve kişi kendini savunamıyor.
Kural basit: sıradan bir kare seç, hikâyeleri kendine yaz, kimseye atfetme ve kimseyi kötü gösteren bir kurgu üretmeyi bu egzersizin malzemesi sayma.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışFarklı olaylar anlatmanın farklı hikâye ürettiği sanılır.
İş kavgası, ayrılık, kutlama ve hastalık tamamen farklı olaylar olabilir ve beşi de aynı kabule dayanıyorsa o kabul kalktığında beşi birden düşüyor. Hikâyeleri ayıran şey anlattıkları olay değil, görünmeyeni nasıl doldurdukları.
Yaygın yanlışKendi bildiğin bir fotoğrafın daha kolay olacağı düşünülür.
Gerçek hikâyesini bildiğin karede doğru cevap diğer okumaları baskılıyor ve hepsi o günün etrafında dönüyor. Tanımadığın sıradan bir kare, bilmediğin için beş ayrı kabule izin veriyor.
Yaygın yanlışDramatik bir karenin daha çok hikâye vereceği sanılır.
Dramatik kare hikâyesini kendi söylüyor ve beş madde aynı olayın ayrıntı varyantlarına dönüşüyor. Yarı açık bir kepenk ya da kapı önünde duran ayakkabılar, tam da az şey söylediği için çok okuma taşıyor.
Yaygın yanlışSıkışınca hikâyeye olay eklemenin işe yaradığı düşünülür.
Kaza, suç ya da sır eklemek üretkenlik hissi veriyor ve genellikle aynı dayanağın üstüne bir katman koyuyor; kabul değişmediği için hikâye de değişmiyor. Sınama tek soru — dram olmasaydı bu hikâye hangi kabule dayanıyordu?
Yaygın yanlışBir hikâyenin birden çok soruya cevap verebileceği sanılır.
An öncesi ile an sonrası aynı hikâyede kullanıldığında hikâye zenginleşmiyor, bulanıklaşıyor. Bu egzersizde her hikâye tek bir yöne bağlanıyor ve netliğini oradan alıyor.
Aklında kalsın
Hikâyeleri ayıran şey anlattıkları olay değil, fotoğrafta görünmeyeni nasıl doldurdukları; farklı kişiler ve farklı olaylar aynı kabulün üstünde duruyorsa ortada tek hikâye vardır.
Fotoğrafın bir talebi yoktur ve talebin yokluğu yön vermez; yön yoksa zihin ilk aklına geleni alıp etrafında döner ve bütün hikâyeler aynı dayanağa oturur.
Yön koymanın somut yolu beş soru yönüdür — kadrajın dışı, bir an öncesi, bir an sonrası, ilişki ve bakan kişi; her yön ayrı bir kabul gerektirdiği için ayrı bir dayanak üretir.
Karede yan yana duran şeylerin birbirine ait olduğunu varsaymak en sessiz kabuldür ve onu kaldırmak tek başına yeni bir hikâye alanı açar.
Sıkışınca eklenen dram genellikle yeni bir dayanak üretmez, aynı kabulün üstüne bir katman koyar; bir hikâyeyi ayrı kılan şey olayın büyüklüğü değildir.
Sonraki derse köprü
Bu laboratuvarda tek bir kaynak vardı ve ondan beş ayrı okuma çıkardık. Kaynak sabitti, okumalar çoğaldı.
Sıradaki laboratuvar ters yönden çalışıyor. Ortada tek bir kaynak değil, birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki kavram olacak ve senden okuma değil birleşim istenecek.
Bu, öncekilerden daha rahatsız edici bir iş. Fotoğraf en azından bir bütündü; iki ilgisiz kavram bir arada durmuyor ve zihin onları bir araya getirmeye direniyor.
İki kavramı gerçekten birleştirmenin ne demek olduğunu, yan yana koymakla birleştirmek arasındaki farkı ve birleşimin neden ikisinin ortasında değil üçüncü bir yerde çıktığını göreceğiz.