Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: yapımcı hikâyeyi hiçbir zaman çıplak görmez, hep bir belge üzerinden görür; her belge farklı bir soruyu farklı bir maliyetle cevaplar.
İkincisi: merdivenin her basamağı bir okuma kararı değil, bir harcama kararıdır; çünkü üst basamaklar kendiliğinden var olmaz, ısmarlanır.
Üçüncüsü: sayfa-dakika kuralı bir tahmindir, ölçüm değil. Sayfayı say, sonra türe göre düzelt.
Dördüncüsü: senaryo bir noktada metin olmaktan çıkıp üretim belgesine dönüşür; kilit ve revizyon düzeni yaratıcı değil operasyonel eşiklerdir ve yapımcının işidir.
Beşincisi: kısa kaynak eser ucuz hak ama pahalı geliştirme demektir; uzun kaynak ise pahalı hak, buna karşılık daha hazır bir yapı. İkisi arasındaki seçim bir zevk meselesi değil, geliştirme bütçesinin nereye konacağı meselesidir.
Açılış sahnesi
Bir yapımcının gelen kutusu. Bu ay iki yüz proje gelmiş.
Şimdi hesabı yap. Bir senaryoyu gerçekten okumak, yani not alarak ve düşünerek okumak iki saat sürer. İki yüz senaryo dört yüz saat eder. Bir ayda dört yüz saat yok. Bu kişinin başka işleri de var; çekimi süren bir filmi, ödenmemiş bir faturası, yarın bir toplantısı.
Yani matematik tutmuyor. Ama bu iş her ay yapılıyor.
Nasıl?
Cevap şu: kimse iki yüz senaryo okumaz. İki yüz tek cümle okur. Onlardan kırkının birkaç sayfalık özetini ister. On ikisinin daha uzun bir anlatımını okur. Ve ancak dördünün senaryosunu açar.
Bu düzeni ilk duyduğunda haksız gelir. Yıllarca çalışılmış bir senaryo, tek bir cümleye bakılarak eleniyor.
Ama alternatifi yok. Herkesin senaryosunu baştan sona okumaya çalışan bir yapımcı, kimsenin senaryosunu doğru dürüst okuyamaz. Yüzeysel iki yüz okuma yerine, dört tane gerçek okuma daha faydalıdır — hem yapımcı hem yazar için.
Bu bir kibir düzeni değil, bir hayatta kalma düzeni. Ve bu düzenin adı var: her basamakta daha çok bilgi veren, daha çok emek isteyen ve daha çok para tutan bir belge merdiveni.
Şimdi asıl soru. Bu merdivenin her basamağında neye karar verebilirsin, ve neye henüz karar veremezsin?
Bu derste ne olacak
Önce belge merdivenini kuracağız; tek cümlelik anlatımdan senaryonun kendisine kadar hangi belge ne işe yarıyor. Sonra senaryonun kendi diline bakacağız ve bir yapımcının o dilden hangi bilgileri çektiğini göreceğiz. Ardından bu dersin en pratik aracına geleceğiz: sayfa ile süre arasındaki ilişki, ve o ilişkinin nerede yalan söylediği. Sonra senaryonun bir metin olmaktan çıkıp bir üretim belgesine dönüştüğü ana bakacağız; kilitlenme ve revizyon düzeni. Ardından bunu belgelenmiş yazım ve uyarlama hikâyeleriyle okuyacağız. Ders bittiğinde eline gelen herhangi bir belgeye bakıp o belgeyle hangi kararın verilebileceğini, hangisinin verilemeyeceğini söyleyebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir işe eleman aldığını düşün. İlana iki yüz başvuru gelmiş.
Hepsiyle üç günlük deneme çalışması yapamazsın. Zamanın yetmez, paran yetmez, üstelik adayların da böyle bir zamanı yok.
Ne yaparsın? Bir merdiven kurarsın.
Önce özgeçmişlere bakarsın; her biri bir iki dakika. Sonra bir kısmını kısa bir görüşmeye çağırırsın; yarım saat. Sonra daha azıyla uzun bir görüşme yaparsın; iki saat. En sonunda bir iki kişiyle deneme günü.
Şimdi merdivenin mantığına dikkat et. Her basamak bir öncekinden pahalı, ve her basamak bir öncekinden daha az kişi taşıyor. Ucuz basamak eler, pahalı basamak karar verdirir.
Bir de şu var: her basamakta farklı bir şey öğrenirsin. Özgeçmiş sana kişinin ne yaptığını söyler, karakterini söylemez. Deneme günü karakterini söyler ama on adayla yapılamaz.
Bir şey daha var. Merdiveni atlayan işveren zarar eder. İki yüz kişiyle deneme günü yapmaya kalkarsan işe alım altı ay sürer; hiç kimseyle görüşmeden alırsan yanlış kişiyi alırsın. Basamak sayısı keyfî değil, riskin büyüklüğüne göre kurulur.
Senaryo tarafındaki merdiven de birebir böyledir. Tek cümle eler, senaryo karar verdirir; ve aradaki her basamak farklı bir soruyu cevaplar. Riski büyük projede basamak artar, küçük projede azalır.
Ama benzetme burada kırılıyor ve kırıldığı yer bu mesleğin can alıcı farkı.
İşe alımda adaylar zaten vardır. Özgeçmişleri hazırdır, sen istemesen de dünyada dururlar.
Senaryo tarafında ise merdivenin üst basamakları kendiliğinden var olmaz. Bir treatment yazılması için birinin oturup yazması gerekir; bir senaryo için aylar gerekir. Ve o emeğin parasını çoğu zaman sen ödersin.
Yani sen yalnız okuyan taraf değilsin; bir sonraki basamağı ısmarlayan taraftasın. Merdivenin her basamağı bir okuma kararı değil, bir harcama kararıdır.
Mekanizma
Belge merdiveni ve her basamağın işi
Bu belgelerin yazım tekniğini burada açmayacağım. Logline, sinopsis, treatment ve beat sheet senaristin zanaatıdır; nasıl yazıldıkları ayrı bir uzmanlık ister.
Bizim işimiz farklı: her belgeyle hangi kararın verilebileceği.
Tek cümlelik anlatım, yani logline, bir eleme aracıdır. Sana yalnız şunu söyler: burada bir hikâye var mı, ve o hikâye ne vaat ediyor? Verebileceğin karar tektir — devam mı, değil mi. Bir loglineye bakıp bütçe tahmin edemezsin ama tür ve vaat tahmin edebilirsin, ki bu az bir şey değildir.
Kısa özet, yani sinopsis, hikâyenin bütününü sonu dâhil anlatır. Buradan artık yapıyı görebilirsin; geçen derste konuştuğumuz beş soruya cevap arayabilirsin. Hâlâ bütçe göremezsin ama ölçek görebilirsin. Kaç mekân, hangi dönem, kalabalık var mı.
Daha uzun anlatım, yani treatment, sahne sırasını verir. Burada ilk kez gerçek bir üretim tahmini yapılabilir. Sahne sayısı, mekân dağılımı, gündüz gece oranı; hepsi kaba da olsa görünür. Yapımcının ilk ciddi bütçe tahmini genellikle bu basamakta çıkar.
Senaryonun kendisi ise karar belgesidir. Diyalog, ritim, alt metin ve gerçek sayfa sayısı buradadır. Ve bir şey daha vardır: senaryo, ekibin çalışacağı belgedir. Ötekiler ikna eder, senaryo üretilir.
Şunu aklında tut, çünkü sık yapılan bir hatadır: bir basamağı atlamak zaman kazandırmaz. Treatment görmeden senaryo ısmarlamak, üç aylık bir işi iki günlük bir belgeyle önlenebilecekken satın almaktır.
Senaryodan yapımcının okuduğu şeyler
Yazar senaryoyu sahnenin işleyip işlemediğine bakarak okur. Yapımcının okuması farklıdır; aynı sayfadan başka bilgiler çeker.
Sahne başlıklarından mekân listesi çıkar. Kaç farklı yer var, kaçı iç kaçı dış, kaçı gündüz kaçı gece. Bu liste bütçenin iskeletidir; Görsel dil dersinde konuştuğumuz gibi mekân değişimi bir yapımın en pahalı hareketidir.
Aksiyon satırlarından üretim yükü çıkar. Yağmur, kalabalık, hayvan, araç, çocuk, ateş, su. Bir satırda geçen bir kelime, hazırlıkta haftalar demek olabilir.
Diyalog uzunluğundan çekim günü tahmini çıkar. Uzun diyalog sahneleri sanıldığının aksine hızlı çekilir; hareketli, az replikli sahneler yavaştır.
Karakter listesinden oyuncu günü çıkar. Kaç konuşan rol var, her biri kaç sahnede? Tek sahnelik bir konuşan rol bile bir günlük ücret, ulaşım ve sözleşme demektir.
Ve son olarak sayfa sayısından süre çıkar. Ama burada dikkatli olmak gerekiyor.
Kural işe yarar ama nerede yalan söylediğini bilmen şart. Yoğun diyalog sayfaları bir dakikadan kısa oynar, çünkü konuşma hızlıdır. Aksiyon sayfaları bir dakikadan uzun oynar, çünkü tek satırlık bir cümle ekranda kırk saniye tutabilir. Sessizlik ve bekleme içeren sahneler ise kuralı tamamen bozar.
Yani sayfa sayısı bir tahmindir, bir ölçüm değil. Deneyimli yapımcı sayfayı sayar, sonra türüne göre düzeltir.
Senaryonun üretim belgesine dönüşmesi
Bir noktada senaryo bir metin olmaktan çıkar ve bir üretim belgesi hâline gelir. Bu geçişin kendine ait bir düzeni vardır ve yapımcının işidir.
Bu üç kavram kâğıt işi gibi görünür. Değildir. Yapımın yaşam döngüsü dersinde konuştuğumuz geri dönülemezliğin senaryodaki karşılığı tam olarak budur: kilit, senaryonun kalkış hızını geçtiği andır.
Belge merdiveninin her basamağı, bazı filmlerin yazım hikâyesinde açıkça görünür.
Filmlerden okuma
Belge değiştiğinde hikâye değişir
Sayfadan üretim okumak
Merdivenin üst basamakları ısmarlanır
Usta katmanı
Az önce merdiveni düzgün bir sırayla anlattım. Gerçek projede basamaklar bu kadar düzenli sıralanmaz.
Birincisi: merdiven her zaman aşağıdan yukarı çıkılmaz. Bazen elinde zaten bir senaryo vardır ve senin yapman gereken şey aşağı inmektir; o senaryodan bir logline ve bir sinopsis çıkarmak. Bu bir bürokrasi değil, bir sınavdır. Bir senaryodan temiz bir tek cümle çıkmıyorsa, metnin merkezi yok demektir. Geçen dersteki beş soruyu hatırla; tek cümle o soruların cevabından doğar.
İkincisi: belgeler yalnız karar aracı değil, aynı zamanda hafızadır. Bir proje üç yıl sürer ve o üç yılda pek çok şey konuşulur, unutulur, yeniden konuşulur. Her turun tarihli olarak saklanması, "biz bunu neden değiştirmiştik" sorusunun cevabını korur. Bu soruyu cevaplayamayan yapımlar aynı tartışmayı yılda üç kez yapar.
Üçüncüsü: kilitlenmemiş senaryo bir yapımcı hatasıdır, bir yazar hatası değil. Metnin ne zaman kilitleneceğine yazar karar vermez; çünkü kilit yaratıcı bir eşik değil, operasyonel bir eşiktir. Departmanlar planlarını numaraya göre kurar. Kilit gecikirse hazırlık geç başlar ve o gecikme çekimde bulunur.
Dördüncüsü: revizyon düzeni bir ekip disiplinidir ve yapımcının kurması gerekir. Sette elinde farklı sürüm taşıyan iki kişi varsa, o sahne iki kez çekilir ya da yanlış çekilir. Renkli sayfa düzeni ilkel görünür ama tam olarak bu yüzden çalışır: kimsenin dosya sürümü kontrol etmesi gerekmez, renge bakar.
Beşincisi: senaryo sayfa sayısı bir pazarlık aracıdır ve iki yönlü çalışır. Uzun senaryo daha çok gün demektir; bu yüzden bütçe daralınca ilk istenen şey sayfa kısaltmaktır. Ama sayfa kısaltmak süreyi kısaltmayabilir. Diyalog atarsan süre azalır, aksiyon satırı atarsan azalmayabilir. Sayfa üzerinden yapılan tasarruf pazarlığına girerken, hangi tür sayfanın atıldığına bak.
Altıncısı: bir belgeyi ısmarlamak bir taahhüttür ve yazar açısından da öyle okunur. Treatment isteyen bir yapımcı, yazarın haftalarını satın almış olur. Bunu ödemeden istemek sektörde yaygındır ve meşru değildir. Karşılığını ödeyemeyeceğin bir basamağı ısmarlama; hem ilişkiyi hem itibarını harcarsın ve bu sektörde ikisi de uzun ömürlüdür.
Yedincisi: elindeki belge ile verdiğin karar birbirini tutmalı. Bir loglineye bakıp bütçe söyleyen yapımcı tahmin yürütmüyordur, uyduruyordur. Sektörde en sık görülen hata da budur: erken basamakta verilen kesin sayılar, sonradan kimsenin sorgulamadığı bir çıpaya dönüşür ve bütün proje o uydurma sayının etrafında kurulur. Doğru cevap her zaman verilebilir ve kimseyi rahatsız etmez: bu belgeyle o soruyu cevaplayamam, bir üst basamağa ihtiyacım var.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: bir sayfa bir dakikadır.
Bu kanı çok yaygındır çünkü çoğu zaman gerçekten yaklaşık doğrudur ve sektörün ortak dilini kurar. Ama bir tahmin aracını ölçüm sanmak tehlikelidir. Yoğun diyalog bir dakikanın altına iner, aksiyon üstüne çıkar, sessizlik kuralı tamamen bozar. Bir yapımcı sayfayı sayar, sonra türe göre düzeltir; düzeltmeyen kişi takvimini yanlış kurar ve bunu ancak çekimin ikinci haftasında fark eder.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: kısa kaynak eser kolay uyarlanır.
Sezgisel olarak son derece mantıklı; az sayfa az iş demek olmalı. Oysa tam tersidir. Kısa bir öykü ya da resimli kitap uyarlarken elinde bir dünya ve bir ton vardır, olay örgüsü yoktur; onu sen kuracaksın. Shrek örneğini hatırla. Kısa kaynak ucuz hak, pahalı geliştirme demektir; uzun roman ise pahalı hak, ama daha hazır bir yapı.
Yaygın yanlışÜçüncü yaygın yanlış: senaryo kilidi yazarın işidir.
Bu kanı, kilidin metinle ilgili görünmesinden doğar. Oysa kilit yaratıcı değil operasyonel bir eşiktir; sahne numaraları dondurulmadan hiçbir departman planını kesinleştiremez. Kilidi geciktiren şey genellikle yazar değil, karar verememiş bir yapım tarafıdır. Kilit gecikirse hazırlık geç başlar ve bunun faturası çekimde ödenir.
Yaygın yanlışDördüncü yanlış: belge merdivenini atlamak zaman kazandırır.
Aceleyle bakıldığında doğru görünür; treatment yazmak üç hafta sürer, o üç haftada senaryo yazılmaya başlanabilirdi. Ama yanlış kurulmuş bir senaryonun yeniden yazımı üç hafta değil, üç ay sürer. Merdiven bir formalite değil, bir sigortadır; her basamak bir sonrakinin riskini düşürür.
Dördünün arkasındaki alışkanlık, belgeyi bir formalite sanmaktır. Belge bir formalite değil, bir karar aracıdır; her biri belirli bir soruyu belirli bir maliyetle cevaplar. Yanlış belgeyle karar veren yapımcı, yanlış karar vermez — karar verdiğini sanır. İkisi arasındaki fark aylar sonra ortaya çıkar.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım: o filmin tek cümlelik anlatımını yaz. Kim, ne istiyor, ne engelliyor. Tek cümle olsun ve tür ile vaadi sezdirsin.
İkinci adım: yarım sayfalık bir özet yaz ve sonu da anlat. Merak uyandırmaya çalışma; bu belge bilgilendirmek için var.
Üçüncü adım: filmin sahne sırasını kabaca çıkar. Her satır bir sahne olsun ve yanına iki bilgi yaz — mekân iç mi dış mı, gündüz mü gece mi.
Şimdi elindeki üçüncü listeye bak ve sayıları çıkar. Kaç farklı mekân var? Kaç sahne dışarıda geçiyor? Kaç sahne gece? Bu üç sayı, o filmin üretim zorluğunun ilk taslağıdır ve bunları senaryoyu hiç görmeden elde ettin.
Son adımda kısa bir metin bul; kendi yazdığın bir öykü, bir arkadaşının kısa senaryosu ya da bir kısa film senaryosu olabilir. Ona bir sayfalık yapımcı notu yaz. Notta şunlar olsun. Filmin vaadi ne ve beş soruya cevap veriyor mu? Kaç mekân ve kaç konuşan rol var? Hangi satır hazırlıkta iş çıkarır? Senin tahminine göre kaç çekim günü sürer? Sonunda tek cümlelik bir yargı yaz: bu metin bugünkü hâliyle çekilebilir mi?
Kilit özet
Birincisi: yapımcı hikâyeyi hiçbir zaman çıplak görmez, hep bir belge üzerinden görür; her belge farklı bir soruyu farklı bir maliyetle cevaplar.
İkincisi: merdivenin her basamağı bir okuma kararı değil, bir harcama kararıdır; çünkü üst basamaklar kendiliğinden var olmaz, ısmarlanır.
Üçüncüsü: sayfa-dakika kuralı bir tahmindir, ölçüm değil. Sayfayı say, sonra türe göre düzelt.
Dördüncüsü: senaryo bir noktada metin olmaktan çıkıp üretim belgesine dönüşür; kilit ve revizyon düzeni yaratıcı değil operasyonel eşiklerdir ve yapımcının işidir.
Beşincisi: kısa kaynak eser ucuz hak ama pahalı geliştirme demektir; uzun kaynak ise pahalı hak, buna karşılık daha hazır bir yapı. İkisi arasındaki seçim bir zevk meselesi değil, geliştirme bütçesinin nereye konacağı meselesidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste belgeyi ve dilini konuştuk. Bir eksik kaldı ve o eksik, elindeki metni kime satacağını belirleyen şey.
Aynı hikâye korku olarak da anlatılabilir, kara mizah olarak da. Dr. Garipaşk örneğini hatırla; olay örgüsü değişmeden tür değişti ve o anda filmin izleyicisi, fragmanı, bütçesi ve satış yolu da değişti.
Bir sonraki derste türü, formatı ve tonu konuşacağız. Ve şu soruyu soracağız: tür bir raf etiketi mi, yoksa izleyiciyle imzalanan bir sözleşme mi?