Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Her çıktı aynı çekimden gelmiyor, ama her çıktının kaynağı çekimden önce bilinmeli.
Güvenli kadraj alanı, bir planın farklı oranlara kırpıldığında bile temel eylemin kaybolmayacağı bölgedir.
Ayrı çekim gereksinimi, bir çıktının kırpılarak değil, kendi kompozisyonuyla üretilmesi gereken durumdur; bu karar çekimden önce verilir.
Kesim payı, kısa sürümler için kesim noktası bırakmak amacıyla bir planı gerekenden biraz uzun çekmektir ve bu karar çekimden önce, yönetmenle birlikte verilir.
Yandaş çekim penceresi, durağan görsel ve kamera arkası kaydının ana çekimi kesmeden yapıldığı zaman dilimidir.
Asset/version matrisi, her çıktının hangi çekimden geleceğini gösteren ve çekimden önce hazırlanan tablodur.
Bu tablonun tek bir sahibi olur ve çekimden sonra da post-prodüksiyon ekibi tarafından kullanılır.
Açılış sahnesi
Bir sahne kuruldu. Oyuncu, ışık, kamera hazır.
Yapımcının elinde tek bir çekim listesi var. Ama teslim edilecek şey tek bir film değil.
Televizyon için geniş ekran bir sürüm, telefon için dikey bir sürüm, sosyal mecra için kare bir sürüm. Bir tam sürüm, birkaç kısaltılmış sürüm. Ayrıca durağan görseller, ayrıca kamera arkası kaydı.
Önceki dersin sonunda bir soru bırakmıştık: tek bir çekim günü bu kadar çok çıktıyı gerçekten karşılayabilir mi?
Cevap evet, ama tesadüfen değil. Set üzerinde doğaçlama bulunan bir çözüm değil, çekimden önce kurulan bir eşleme bu farkı yaratıyor.
Tanıtım materyalleri dersinde bir filmin tanıtım malzemelerinin de benzer bir oran sorunu taşıdığını görmüştük; orada mesele hangi görselin hangi mecrada kullanılacağıydı. Burada mesele daha erken bir noktada başlıyor — kamera daha çalışmaya başlamadan, hangi planın hangi çıktıyı taşıyacağının bilinmesi gerekiyor.
Bu erken bilgi bir lüks değil, bir zorunluluk. Çekim bittikten sonra "bu planı dikey sürüme de kullanalım" demek, çoğu zaman artık mümkün olmuyor. Kadraj kapandığında kadraj dışında kalan hiçbir şey geri gelmiyor.
Bu dersin işi bu eşlemeyi, yani asset/version matrisini, çekimden önce kurmak.
Bu derste ne olacak
Önce bir planın hangi oranlarda hayatta kalacağını belirleyen güvenli kadraj alanına bakacağız.
Sonra bazı çıktıların neden aynı plandan türetilemediğine ve ayrı bir çekim gerektirdiğine bakacağız.
Ardından uzun bir sürümün kısa sürümlere nasıl bölüneceğinin çekimden önce düşünülmesi gerektiğine bakacağız.
Son olarak durağan görsel ve kamera arkası kaydının kendi zamanını nasıl bulduğuna ve bütün bunların tek bir matriste nasıl toplandığına bakacağız.
Reklam örneklerinde bu dört başlığın farklı büyüklükte ve farklı öncelikte kampanyalarda nasıl kurulduğunu okuyacağız.
Dersin sonunda birden çok oranı, birden çok sürümü ve yandaş çıktıyı kapsayan tam bir matris kurabileceksin.
Sıfır noktası
Önceki derste setin tek bir karar sesini taşıyabildiğini görmüştük. Burada set, tek bir çekimden çok sayıda çıktıyı taşımak zorunda.
Bu iki sorun birbirine benziyor. İkisinde de kalabalık bir talep, sınırlı bir zamana sığdırılıyor.
Ama fark önemli. Orada kalabalık olan insan sesiydi; burada kalabalık olan çıktı biçimi. Biri iletişimle çözülüyor, öteki planlamayla.
Planlama yapılmadığında set kendi çözümünü buluyor. Yönetmen geniş ekran için en iyi kadrajı kuruyor, sonra dikey sürüm için "bir de öyle çekelim" deniyor ve gün uzuyor. Ya da hiç denenmiyor ve dikey sürüm sonradan geniş ekrandan zorla kırpılıyor.
Kırpılan bir kare her zaman bir kayıp taşıyor. Kompozisyon bozuluyor, önemli bir unsur kadraj dışında kalıyor, bazen bir oyuncu görüntüden çıkıyor.
Bu kayıp fark edilmeden geçebiliyor. Kırpma bir yazılım işlemi ve genellikle post-prodüksiyonda, yönetmen orada değilken yapılıyor; kimse "bu kadraj artık farklı bir şey anlatıyor" diye durup sormuyor.
Kilitlenmiş bir karar gerekirse yeniden açılabilir; kadraj ise açılamaz. Çekimde alınan bir karar, sonraki her çıktıyı önceden belirliyor ve bu belirleme geri alınamıyor; kadrajın dışında kalan bir unsur bir daha o kadraja giremiyor.
Çözüm karmaşık değil. Kilitlenmiş bir kararı yeniden açmak para ister; kadrajın dışında kalanı geri getirmek ise çoğu zaman imkânsızdır. Hangi çıktıların isteneceği bilindiğinde, çekim bu bilgiye göre kuruluyor ve kırpma bir tahmin değil bir uygulama hâline geliyor.
Bu farkı gören biri için sonuç açık: planlama çekimden önce ne kadar erken başlarsa, çekim günü o kadar az sürpriz taşıyor ve set o kadar az zaman kaybediyor.
Kısacası, her çıktı aynı çekimden gelmiyor, ama her çıktının kaynağı çekimden önce bilinmeli.
Bu dersin dört adımı, bu kaynağı önceden planlamayı gösteriyor.
Mekanizma
Çıktılar dört adımda planlanıyor.
Birinci adım: güvenli kadraj alanını belirlemek.
Geniş ekran bir plan dikey bir orana kırpıldığında, kenarlardaki bilgi kayboluyor. Eğer önemli bir şey kenardaysa, dikey sürüm o şeyi kaybediyor.
Yönetmen ve görüntü yönetmeni bu alanı çekimden önce biliyorsa, oyuncuyu ve önemli nesneleri o alanın içinde tutarak kadrajlıyor. Böylece tek bir çekim birden fazla oranı gerçekten karşılayabiliyor.
Bu alan genellikle monitör üzerinde bir çerçeveyle işaretleniyor. Yönetmen kadrajı kurarken bu çerçeveyi görüyor ve önemli eylemi onun dışına taşırmıyor.
Alanın büyüklüğü hangi oranların planlandığına bağlı. En dar oran neyse, güvenli alan ona göre çiziliyor; daha geniş oranlar zaten daha fazla bilgi taşıdığı için otomatik olarak kapsanıyor.
Bu alanı belirlemek tek seferlik bir iş. Bir kere çizildiğinde, o günün bütün planları için aynı sınır kullanılıyor ve her yeni kadrajda yeniden tartışılmıyor.
İkinci adım: ayrı çekim gereken anı tanımak.
Her plan güvenli kadraj alanıyla kurtarılamıyor. Bazen geniş ekranın kompozisyonu iki oyuncuyu yan yana koyuyor ve bu ikili, dikey bir oranda hiçbir kırpmayla yan yana kalamıyor.
Bu karar çekimden önce veriliyor. Set üzerinde fark edilen bir ayrı çekim ihtiyacı, ya günü uzatıyor ya da o çıktı hiç üretilemeden kalıyor.
Ayrı çekim ek zaman istiyor ve bu zaman gün planına baştan yazılıyor. Fark edilmemiş bir ayrı çekim ihtiyacı, günün sonunda ışık biterken ortaya çıkıyor ve artık telafisi olmuyor.
Bu kararı vermek deneyim istiyor. Bir görüntü yönetmeni belirli bir kompozisyonun hangi oranlarda çalışıp çalışmayacağını çoğu zaman kadraja bakar bakmaz görebiliyor ve bu sezgi zamanla, tekrar eden hatalardan öğreniliyor.
Üçüncüsü: kesim paylarını düşünmek.
Tam sürümün yanında kısaltılmış sürümler de isteniyor. Bu sürümler tam sürümden rastgele kesilmiyor; belirli noktalardan bölünüyor.
Pay bırakılmadan çekilen bir plan, tam olarak ihtiyaç duyulan uzunlukta bitiyor ve kısa sürüm için hiçbir esneklik bırakmıyor. Pay bırakıldığında kurgu bu payın içinden temiz bir kesim noktası bulabiliyor.
Pay her planda aynı miktarda olmuyor. Bir açılış planı uzun bir pay isteyebilirken, bir geçiş planı çok daha kısa bir payla yetinebiliyor.
Dördüncüsü: yandaş çekimleri pencereye almak.
Bu iki çıktı ana çekimle aynı anda, aynı kişilerden isteniyor ama farklı bir dikkat gerektiriyor. Oyuncu kameraya bakarken bir yandan da hareket sahnesi oynayamıyor.
Pencere bu ikisini ayırıyor. Bir an durağan görsele, bir an harekete ayrılıyor ve hiçbiri öteki zamanı çalmıyor.
Pencere sayısı çıktı sayısına göre artıyor. Yalnız birkaç durağan görsel isteniyorsa tek bir pencere yetiyor; çok sayıda ürün ya da poz isteniyorsa birden fazla pencere gerekiyor.
Bu matris çekim listesiyle birlikte çalışıyor. Çekim listesi neyin çekileceğini söylüyor, matris o çekimden neyin çıkacağını söylüyor.
Matris çekimden sonra da kullanılıyor. Post-prodüksiyon ekibi hangi planın hangi çıktıya gideceğini matristen okuyor, tahmin etmiyor.
Dört adım tamamlandığında bir çekim günü artık tek bir filmi değil, önceden planlanmış bir çıktı ailesini üretiyor.
Reklamlardan okuma
Aşağıdaki kampanyalarda aynı işin farklı süre, oran, dil ve mecra sürümleri kamuya açık biçimde izlenebiliyor.
Usta katmanı
Aşağıdaki altı alışkanlığın hepsi çekim gününden önce, masa başında kuruluyor.
Birincisi: matrisi brief aşamasında başlatmak.
Hangi çıktıların isteneceği genellikle çekimden birkaç gün önce netleşiyor ve bu geç kalmış bir netleşme oluyor.
Deneyimli yapımcı matrisi brief aşamasında açıyor. Her yeni çıktı talebi geldiğinde matrise bir satır daha ekleniyor, son ana bırakılmıyor.
Bu erken açılış ajansla da paylaşılıyor. Yaratıcı ekip hangi çıktıların isteneceğini bildiğinde, senaryoyu da bu çıktılara uygun yazabiliyor ve fikri baştan çok formatlı düşünüyor.
İkincisi: güvenli kadraj alanını yönetmenle çizmek.
Yönetmen kadrajı kurarken hangi oranların kırpılacağını bilmiyorsa, önemli bir unsuru kenara koyabiliyor.
Deneyimli yapımcı bu alanı yönetmenle çekimden önce, monitör üzerinde çiziyor. Set üzerinde herkes bu çizgiyi görüyor ve ona göre kadrajlıyor.
Bu çizgi bir kısıt gibi görünüyor ama aslında bir özgürlük. Yönetmen sınırı bildiğinde, sınırın içinde nasıl yaratıcı olacağına odaklanabiliyor ve kadraj kurulduktan sonra "acaba bu iş miydi" diye endişelenmiyor.
Üçüncüsü: ayrı çekim gereken anları listede işaretlemek.
Bazı planlar listede sıradan görünüyor ama aslında ayrı bir çekim istiyor.
Deneyimli yapımcı bu planları çekim listesinde ayrı bir işaretle gösteriyor. Böylece o plana geldiğinde ekip ek süre gerektiğini önceden biliyor.
Bu işaret günün toplam süresine de yansıyor. Ayrı çekim gerektiren planların sayısı arttıkça, günün planı da buna göre esnetiliyor ve gerekirse öncelik sırasına göre bazı çıktılar bilerek ertelenebiliyor.
Dördüncüsü: kesim paylarını görüntü yönetmeniyle konuşmak.
Pay bırakmak sahnenin ritmini değiştirebiliyor ve bazı yönetmenler bunu istemiyor.
Deneyimli yapımcı bu ihtiyacı erken konuşuyor. Pay, sahnenin kendisini bozmadan, başında ve sonunda küçük bir uzatmayla sağlanıyor ve bu uzatma oyuncuya da önceden anlatılıyor.
Bu konuşma kurgu ekibiyle de yapılıyor. Kurgucu hangi payın nerede bırakıldığını bilmeden çalışırsa, olması gereken kesim noktasını göremiyor ve kısa sürümü elindeki malzemeyle zorlayarak kurmak zorunda kalıyor.
Beşincisi: yandaş pencereleri günün planına yazmak.
Durağan görsel ve kamera arkası ekibi, ne zaman çalışabileceklerini bilmezse ana çekimin arasına sıkışmaya çalışıyor.
Deneyimli yapımcı bu pencereleri günün akışına baştan yerleştiriyor. Pencere geldiğinde herkes ne olacağını zaten biliyor ve hazırlık kaybı yaşanmıyor.
Altıncısı: matrisi tek bir sahiple takip etmek.
Birden fazla kişi matrisi ayrı ayrı güncellediğinde çelişen sürümler ortaya çıkıyor.
Deneyimli yapımcı matrisin tek bir sahibi olmasını sağlıyor. Güncelleme yalnız o kişiden geçiyor ve herkes aynı sürümü görüyor.
Bu sahiplik değişse bile tek kişide kalıyor. İki kişi aynı anda düzenlediğinde hangi sürümün doğru olduğu belirsizleşiyor ve set bu belirsizlikle çalışmak zorunda kalıyor; hangi planın hangi çıktıya gideceği artık kimsenin emin olamadığı bir soru hâline geliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBir planın her oranda otomatik olarak işe yarayacağı sanılır.
Geniş ekran için kurulan bir kadraj, dikey bir orana kırpıldığında önemli bir unsuru kaybedebilir. Güvenli kadraj alanı düşünülmeden çekilen bir plan, yalnız tek bir oranı gerçekten karşılar; ötekiler sonradan zorlanarak elde edilir. Bu zorlama genellikle görsel bir kayıp bırakır, en çok da kompozisyonun dengesinde.
Yaygın yanlışKısa sürümlerin tam sürümden kolayca kesilebileceği düşünülür.
Pay bırakılmadan çekilen bir plan, kısa sürüm için hiçbir esneklik taşımaz. Kesim payı çekimden önce düşünülmezse kısa sürüm kurguda zorlanarak üretilir ve bu zorlanma izleyiciye de yansır, genellikle ani ve tuhaf bir kesim olarak fark edilir ve markanın özenli görünmesini engeller.
Yaygın yanlışDurağan görsel ve kamera arkası kaydının boş zamanlarda, kendiliğinden toplanacağı sanılır.
Bu iki çıktı da kendi dikkatini ve zamanını ister. Planlanmamış bir yandaş çekim, ya hiç olmaz ya da ana çekimi keserek zorla sıkıştırılır ve iki çıktı da yarım kalır; ne ana film ne de yandaş malzeme gerektiği gibi tamamlanır.
Yaygın yanlışHer çıktının aynı öneme sahip olduğu düşünülür.
Bazı markalarda dikey sürüm birincil, bazılarında geniş ekran birincildir. Öncelik sırası baştan belirlenmezse zaman kısıtlandığında hangi çıktının feda edileceği set üzerinde tartışmayla karar verilir. Bu tartışma günün akışını daha da geciktirir; oysa aynı karar sakin bir günde çok daha hızlı verilebilirdi.
Yaygın yanlışAsset/version matrisinin yalnız çok sayıda çıktı olan büyük kampanyalarda gerektiği sanılır.
İki farklı oran bile aynı kaynaktan gelmiyorsa bir eşleme gerekir. Matris küçük işte kısalır ama ihtiyaç kalkmaz; iki satırlık bir tablo bile hiç tablo olmamasından iyidir. Çoğu zaman o iki satır yeterli olur, üçüncü bir satır aramaya bile gerek kalmaz.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Her çıktı aynı çekimden gelmiyor, ama her çıktının kaynağı çekimden önce bilinmeli.
Güvenli kadraj alanı, bir planın farklı oranlara kırpıldığında bile temel eylemin kaybolmayacağı bölgedir.
Ayrı çekim gereksinimi, bir çıktının kırpılarak değil, kendi kompozisyonuyla üretilmesi gereken durumdur; bu karar çekimden önce verilir.
Kesim payı, kısa sürümler için kesim noktası bırakmak amacıyla bir planı gerekenden biraz uzun çekmektir ve bu karar çekimden önce, yönetmenle birlikte verilir.
Yandaş çekim penceresi, durağan görsel ve kamera arkası kaydının ana çekimi kesmeden yapıldığı zaman dilimidir.
Asset/version matrisi, her çıktının hangi çekimden geleceğini gösteren ve çekimden önce hazırlanan tablodur.
Bu tablonun tek bir sahibi olur ve çekimden sonra da post-prodüksiyon ekibi tarafından kullanılır.
Sonraki derse köprü
Sonraki derste bu matriste toplanan bütün malzemenin nasıl teslim edildiğine bakacağız: farklı yayın ortamlarının farklı teknik şartları, farklı ses standartları ve farklı son tarihleri aynı anda nasıl karşılanır? Bu ders malzemenin nasıl üretileceğini gösterdi; sonraki ders o malzemenin nasıl teslim edileceğini gösterecek. Soru şu olacak: üretimde doğru planlanan bir matris, teslimde de aynı düzeni koruyabilir mi, yoksa teslim kendi başına yeni bir planlama mı ister?