Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yapım tarafındaki erişim çalışma koşuludur; teslim tarafındaki erişim izleme koşuludur ve ikisi birbirinin yerine geçmez.
Çeviri altyazısı yalnız konuşmayı taşır; işitme engelli izleyici için anlatıyı taşıyan her ses yazılır.
Sesli betimleme ne olduğunu söyler, ne anlama geldiğini söylemez; yorum kattığı anda izleyicinin çıkarımını elinden alır.
Dil farkının anlatıda işlevi varsa seslendirme o işlevi siler; itiraz hakkı sözleşmeye yazılabilir.
Kültürel uyarlamada sadakat kelimeye değil işleve gösterilir, ama sınırı yeniden yazmaya varmadan durur.
Ekran içi metinler altyazı kalemi değil görüntü kalemidir ve metinsiz sürüme bağlıdır.
Erişim kalemlerinin kendi kalite kontrol turu olmalı ve turu hedef dili bilen biri yapmalı.
Üretilmiş ama oynatıcıda açılamayan bir kalem, üretilmemiş kalemle aynı sonucu verir.
Açılış sahnesi
Film yayına girdi. İlk hafta iyi geçti, ikinci hafta yorumlar gelmeye başladı.
Bir izleyici şunu yazıyor: altyazıyı açtım ama sahnedeki kapı sesini duyamadığım için kimin girdiğini anlamadım.
Başka biri şunu yazıyor: sesli anlatımı açtım, anlatıcı sahnenin ne olduğunu söyledi ama kimin konuştuğunu söylemedi.
Üçüncüsü daha kısa yazıyor: yabancı dildeki replikler altyazısız geçiyor.
Yapımcı listeye bakıyor. Altyazı teslim edildi. Seslendirme teslim edildi. Her kalem yerinde.
Ama kalemlerin hepsi tek bir varsayımla üretildi: izleyici duyuyor, görüyor ve filmin dilini biliyor.
Bu varsayım hiçbir belgede yazmıyor. Yazmadığı için tartışılmadı, tartışılmadığı için de kimse yanlış olduğunu söylemedi.
Varsayımın bir de maliyeti var ve teslim anında görünmüyor. Film yayına girene kadar kimse bir şey fark etmiyor; fark eden kişi de yapım ekibinden biri değil, izleyicinin kendisi oluyor.
Ve izleyici fark ettiğinde iş artık bir üretim işi değil, bir düzeltme işi.
Şimdi düzeltme gündemde ve düzeltmenin maliyeti tuhaf biçimde yüksek. Çünkü altyazı dosyası yeniden yazılacak, seslendirme kaydı yeniden yapılacak ve her ikisi de filmin kendisiyle yeniden eşleştirilecek.
Önceki derste teslim setinin kalemlerini saydık.
Şimdi o kalemlerin kime ulaştığını soruyoruz. Çünkü teslim edilen bir malzeme, kullanılamıyorsa teslim edilmiş sayılmıyor.
Bu derste ne olacak
Önce erişimin yapım tarafı ile teslim tarafını ayıracağız; ikisi aynı kelimeyle anılıyor ama farklı işler.
Sonra altyazının iki ayrı türünü göreceğiz ve ikisinin neden birbirinin yerine geçmediğini söyleyeceğiz.
Ardından sesli betimlemeye gireceğiz; ne anlatacağını değil, neyi anlatmayacağını konuşacağız.
Sonra dil sürümlerine bakacağız: altyazı mı, seslendirme mi ve bu kararı kimin verdiğine.
Daha sonra kültürel uyarlamaya geçeceğiz, çünkü çeviri her zaman aktarma değil bazen yeniden kurma işi.
En sonunda bütün bunları tek bir pakette toplayacağız ve paketin oynatıcıya nasıl bağlandığına bakacağız.
Dersin çıktısı bir yerelleştirme paketi olacak.
Sıfır noktası
Erişim, Erişilebilir ve kapsayıcı yapım dersinde de karşımıza çıkmıştı; bu kez başka bir yerde duruyor.
Fiziksel yapım aşamasında erişim bir çalışma koşuluydu. Sete kimin girebildiği, kimin çalışabildiği, hangi düzenlemenin yapıldığı konuşuldu.
Burada ise erişim bir izleme koşulu. Soru artık kimin çalıştığı değil, kimin izleyebildiği.
İki ayrı yerde durmasının sebebi basit: ikisi ayrı bütçe kalemi, ayrı takvim satırı ve ayrı sorumluluk.
İki iş birbirinin yerine geçmiyor. Kapsayıcı bir ekiple çekilmiş bir film, altyazısı olmadığı için izlenemez olabiliyor. Tersi de doğru: erişim kalemleri eksiksiz bir film, üretiminde hiç kimseyi kapsamamış olabiliyor.
Teslim tarafındaki erişim üç engeli birden karşılıyor ve üçü ayrı ayrı çözülüyor.
Birincisi duymayan izleyici. Onun için konuşmanın yazıya dökülmesi yetmiyor; anlatıyı taşıyan her ses yazıya dökülmeli.
İkincisi görmeyen izleyici. Onun için sesin yetmediği yerde görüntünün anlatılması gerekiyor ve anlatım filmin kendi sesini bastırmamalı.
Üçüncüsü filmin dilini bilmeyen izleyici. Onun için çeviri gerekiyor ve çeviri iki ayrı biçimde yapılabiliyor.
Bu üç engelin ortak yanı şu: hiçbiri küçük bir azınlık değil ve hiçbiri filmin bittiği gün çözülemiyor.
Bir ortak yanları daha var. Hiçbiri tek bir kalemle kapanmıyor.
Duymayan izleyici için altyazı yetmiyor, altyazının doğru türü gerekiyor. Görmeyen izleyici için betimleme yetmiyor, betimlemenin oynatıcıda açılabilir olması gerekiyor. Dili bilmeyen izleyici için çeviri yetmiyor, çevirinin hangi biçimde sunulacağı ayrı bir karar.
Bu yüzden erişim bir kalem listesi değil, bir zincir. Zincirin bir halkası eksikse geri kalanı çalışmıyor ve harcanan emek izleyiciye hiç ulaşmıyor.
Buradan bir tanım çıkıyor. Erişim bir ek özellik değil, bir izleyici tanımıdır; filmin kimin için yapıldığı sorusunun teknik karşılığı bu kalemlerde veriliyor.
Ve tanım baştan yapılmadığında, sonradan yapılan her düzeltme yamalı kalıyor.
Yamanın asıl sorunu görünmemesi. Sonradan eklenmiş bir altyazı hattı listede diğerleriyle aynı görünüyor; farkı yalnız onu kullanan izleyici biliyor.
Mekanizma
Yerelleştirme paketi altı adımda kuruluyor; her adım bir öncekinin ürettiği malzemeyi kullanıyor.
Birinci adım: iki altyazı türünü ayırmak.
Çeviri altyazısı yalnız konuşmayı yazıya döküyor ve izleyicinin duyduğu varsayılıyor.
İki tür aynı dosya değil ve biri diğerinden türetilemiyor. Çeviri altyazısına ses açıklaması eklemek, metni baştan yazmak demek; zamanlamalar da değişiyor çünkü ses açıklaması kendi süresini istiyor.
Bir ayrım daha var ve sık karıştırılıyor. Aynı dilde hazırlanan işitme engelli altyazısı bir çeviri değil; filmin kendi dilinde, kendi izleyicisi için üretiliyor. Çeviri altyazısı ise başka bir dile açılıyor.
Bu yüzden iki tür ayrı kalem olarak bütçeleniyor ve ayrı teslim ediliyor.
İkinci adım: sesli betimlemeyi kurmak.
Bu ayrım işin en zor yeri. Betimleyici "kadın üzgün bir şekilde pencereye bakıyor" derse yorum katmış oluyor; izleyicinin kendi çıkarımını elinden alıyor.
Doğrusu şu: "kadın pencereye dönüyor" demek ve üzüntüyü izleyiciye bırakmak.
İkinci zorluk süre. Betimleme yalnız diyalogsuz boşluklara sığıyor ve o boşluklar filmin ritmiyle belirleniyor. Boşluk yoksa bilgi aktarılamıyor; bu yüzden neyin anlatılacağına önem sırasına göre karar veriliyor.
Üçüncü zorluk metnin ne zaman yazılacağı. Kurgu kilidinden önce yazılırsa boşluklar değişiyor ve kayıt yeniden yapılıyor; kilitten sonra yazılırsa iş takvimin en dar yerine düşüyor.
Üçüncü adım: dil sürümü kararını vermek.
Karar pazarın alışkanlığına göre veriliyor ama yapımın da söz hakkı var. Dil farkının anlatıda işlevi varsa seslendirme o işlevi siliyor; böyle bir filmde yapım seslendirmeye itiraz edebiliyor ve itiraz sözleşmeye yazılabiliyor.
Seslendirme ayrıca önceki derste konuştuğumuz ses karışımına bağlı. O karışım yoksa bu adım hiç açılmıyor.
Üçüncü bir biçim daha var ve giderek yaygınlaşıyor: aynı sürümde birden çok altyazı hattı sunmak. Bu yol seslendirme maliyetini ortadan kaldırıyor ama her hat kendi üretimini ve kendi kontrolünü istiyor.
Dördüncü adım: kültürel uyarlama.
Deyimler, argo, şaka ve resmî unvanlar bu adımda karar bekliyor. Bir şakanın birebir çevirisi genellikle şaka olmuyor; o replikte işlev gülmekse, çeviri gülmeyi hedefliyor.
Ama sınır var. Uyarlama anlatının kendisini değiştirmeye başladığında artık çeviri değil yeniden yazma oluyor ve bu kararı çevirmen tek başına veremiyor.
Beşinci adım: ekran içi metinler.
Filmde geçen mektuplar, tabelalar, telefon ekranları ve jenerik yazıları altyazının konusu değil, görüntünün konusu.
Bu metinler ya metinsiz sürüm üzerine yeniden yerleştiriliyor ya da altyazı hattında ikinci bir satır olarak veriliyor. İkinci yol ucuz ama iki satır aynı anda okunmak zorunda kalıyor ve okuma yükü artıyor.
Karar teslim aşamasında değil, yazı yerleştirilirken veriliyor. Bu yüzden ekran içi metin listesi kurgu kilidinde çıkarılıyor ve listede her yazının zaman kodu duruyor.
Altıncı adım: paketi oynatıcıya bağlamak.
Paketin son kalemi etiket. Yanlış dil etiketiyle yüklenmiş bir altyazı dosyası teknik olarak kusursuz olabiliyor ama listede yanlış yerde göründüğü için hiç açılmıyor.
Filmlerden okuma
Aşağıdaki örneklerde erişim ya da çeviri kararı ya yapımın baştan verdiği bir karar oldu, ya da yayından sonra izleyicinin itirazıyla yeniden açıldı.
Bu örneklerde karar yapımın içinde verildiyse korundu. Dışarıya bırakıldığında ise ilk düzeltme izleyiciden geldi ve düzeltme, yapımın hiç konuşmadığı bir soruya verilmiş cevap oldu.
Usta katmanı
Aşağıdaki alışkanlıkların hepsi karar zamanıyla ilgili ve hiçbiri teslim listesinde yazmıyor.
Birincisi: erişim kalemlerini kilitten sonra başlatmak.
Altyazı, betimleme ve seslendirme farklı işler ama hepsi aynı kaynağa bağlı: filmin son kurgusu. Kurgu değiştiğinde üçü birden geçersiz oluyor.
Deneyimli yapımcı bu kalemleri kilit alındıktan sonra başlatıyor ve kilitten önce başlatmak zorundaysa değişiklik payını baştan bütçeliyor.
Kilitten önce başlanan işin ne kadarının yeniden yapılacağını tahmin etmek de deneyim işi. Diyalog değişmiyorsa altyazı büyük ölçüde duruyor; sahne sırası değişiyorsa üç kalem birden baştan yapılıyor.
İkincisi: hedef dili tek bir kelime sanmamak.
Bir dil birden çok pazarda konuşuluyor ve pazarlar aynı karşılıkları kullanmıyor. Aynı dilin iki ayrı sürümü isteniyorsa bu iki ayrı kalem demek.
Bu soru sözleşme aşamasında sorulmazsa, teslim haftasında ikinci sürüm talebi bir sürpriz olarak geliyor.
Talebin bir de künye tarafı var. İki sürüm iki ayrı dil etiketi, iki ayrı katalog kaydı ve iki ayrı kontrol turu demek.
Üçüncüsü: kalite kontrolünü erişim kalemlerine de uygulamak.
Kalite kontrol dersinde kurduğumuz kontrol turu genellikle görüntü ve sese bakıyor; altyazı hattına bakmıyor.
Oysa bu hatta özgü kusurlar var: zamanlaması kayan satır, ekrandan taşan uzun cümle, konuşan kişisi işaretlenmemiş replik, sahne değişiminde ekranda kalan yazı.
Deneyimli plan erişim kalemleri için ayrı bir kontrol turu yazıyor ve o turu hedef dili bilen biri yapıyor.
Kontrolün kendisi de basit bir okuma değil. Altyazı hattı filmle birlikte ve sesi açık biçimde izleniyor; metin ayrı bir belgede okunduğunda zamanlama kusurları hiç görünmüyor.
Dördüncüsü: betimleme kaydını bir oyunculuk işi gibi ele almak.
Betimleme metni doğru olsa bile yanlış okunabiliyor. Fazla vurgulu bir okuma filme ikinci bir anlatıcı ekliyor ve filmin tonunu değiştiriyor.
Deneyimli yapımcı metni onaylamakla yetinmiyor, bir bölümün kaydını dinleyip tonu da onaylıyor.
Sesin seçimi de bir karar. Filmin kendi anlatıcısı varsa betimleme sesinin ondan ayrışması gerekiyor; ayrışmazsa izleyici iki anlatıcıyı birbirine karıştırıyor.
Beşincisi: erişim bütçesini destek kaynaklarına bağlamak.
Pek çok fon ve kurum erişim kalemleri için ayrı destek veriyor ama başvuru genellikle yapım aşamasında yapılıyor.
Teslim haftasında bu kaynaklara başvurmak mümkün olmuyor. Bilgi erken alınırsa kalemler kendi bütçesini bulabiliyor; geç alınırsa aynı kalemler kesiliyor.
Destek bulunamadığında bile kalemler bütçede durmalı. Satır görünür olduğunda kesme kararı bilinçli veriliyor; görünmediğinde kalem hiç tartışılmadan düşüyor.
Altıncısı: paketin ömrünü düşünmek.
Yerelleştirme paketi bir kez üretilip bitmiyor. Film yeni bir pazara açıldığında pakete yeni bir dil ekleniyor ve ekleme her seferinde aynı kaynağa dönüyor.
Kaynak düzenli tutulmuşsa yeni dil bir haftalık iş. Tutulmamışsa her yeni dil, filmi baştan çözümlemekle başlıyor.
Deneyimli yapımcı bu yüzden ilk dili üretirken ikinciyi düşünüyor. Altyazının zamanlaması ayrı, metni ayrı tutuluyor; böylece yeni dil yalnız metni değiştiriyor ve zamanlama olduğu gibi devralınıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇeviri altyazısının işitme engelli izleyiciye de yeteceği sanılır.
Çeviri altyazısı yalnız konuşmayı taşıyor; kapının çarpması, arkadan gelen bir ses ya da konuşanın kim olduğu bu metinde yok. Bu bilgiler anlatının içinde olduğu için eksikleri sahneyi yanlış anlaşılır hâle getiriyor ve izleyici bunu fark bile edemiyor. Bu yüzden iki tür altyazı aynı kalemde bütçelenmiyor ve aynı kişiden ısmarlanmıyor.
Yaygın yanlışSesli betimlemenin görüntüyü anlatmak olduğu düşünülür.
Betimleme görüntüyü değil, görüntüdeki anlatı bilgisini aktarıyor. Her ayrıntıyı anlatmaya çalışan bir kayıt, hem boşluklara sığmıyor hem de izleyiciyi bilgiyle boğuyor; seçim yapmak betimlemenin asıl işi. Seçimin ölçüsü şu soruda: bu bilgi olmadan sahne anlaşılmıyor mu? Cevap hayırsa bilgi dışarıda kalıyor.
Yaygın yanlışAltyazı üretiminin bir çeviri hizmeti satın almakla biteceği sanılır.
Metnin çevrilmesi işin yarısı; zamanlama, satır bölme, okuma hızı ve ekranda kalma süresi ayrı bir uzmanlık. Doğru çevrilmiş ama yanlış zamanlanmış bir altyazı, okunamadığı için çevrilmemiş sayılıyor. Okuma hızı ölçüsü de dilden dile değişiyor; aynı süre bir dilde rahat, başka dilde yetişilmez oluyor.
Yaygın yanlışErişim kalemlerinin yalnız büyük pazarlar için gerektiği düşünülür.
Pek çok ülkede bu kalemler yayın için yasal koşul ve koşulu sağlamayan dosya kabul edilmiyor. Erişim burada bir iyi niyet göstergesi değil, teslim şartı; sağlanmadığında film gösterime giremiyor. Koşulun ayrıntısı ülkeye göre değiştiği için liste alıcıdan alınıyor, tahmin edilmiyor.
Yaygın yanlışDosyanın teslim edilmesiyle erişimin sağlandığı varsayılır.
Altyazı yüklenmiş ama oynatıcıda görünmüyorsa, yanlış dil etiketiyle kaydedilmişse ya da varsayılan ayarda hiç listelenmiyorsa izleyiciye ulaşmıyor. Üretilmiş ama açılamayan bir kalem, üretilmemiş kalemle aynı sonucu veriyor. Paketin son kontrolü bu yüzden dosya listesinde değil, gerçek bir oynatıcıda yapılıyor.
Yaygın yanlışErişim kalemlerinin filmin tonunu değiştirmeyeceği sanılır.
Betimleme sesi, okuma temposu ve altyazının yazı tipi izleyicinin filmle kurduğu ilişkiyi doğrudan etkiliyor. Bu kalemler teknik teslim kalemi gibi görünse de birer biçim kararı taşıyor ve yönetmenin görüşü alınmadan kesinleştirilmemeli.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
Yapım tarafındaki erişim çalışma koşuludur; teslim tarafındaki erişim izleme koşuludur ve ikisi birbirinin yerine geçmez.
Çeviri altyazısı yalnız konuşmayı taşır; işitme engelli izleyici için anlatıyı taşıyan her ses yazılır.
Sesli betimleme ne olduğunu söyler, ne anlama geldiğini söylemez; yorum kattığı anda izleyicinin çıkarımını elinden alır.
Dil farkının anlatıda işlevi varsa seslendirme o işlevi siler; itiraz hakkı sözleşmeye yazılabilir.
Kültürel uyarlamada sadakat kelimeye değil işleve gösterilir, ama sınırı yeniden yazmaya varmadan durur.
Ekran içi metinler altyazı kalemi değil görüntü kalemidir ve metinsiz sürüme bağlıdır.
Erişim kalemlerinin kendi kalite kontrol turu olmalı ve turu hedef dili bilen biri yapmalı.
Üretilmiş ama oynatıcıda açılamayan bir kalem, üretilmemiş kalemle aynı sonucu verir.
Sonraki derse köprü
Bir sonraki derste bütün bu malzemelerin nerede ve nasıl saklanacağına geçiyoruz. Kamera orijinalleri, proje dosyaları ve ana kopya yıllarca durmak zorunda ve durdukları yerde sessizce bozulabiliyorlar. Orada bir ayrım işleyeceğiz: var olan kopya ile doğrulanmış kopya aynı şey değil. Kontrol toplamı tam olarak bu farkı ölçen araç. Bu derste ürettiğimiz altyazı ve betimleme kalemleri de aynı rafa giriyor; yeni bir dil eklendiğinde ilk dönülecek yer orası. Soru şu olacak: bir dosyanın hâlâ okunabilir olduğunu açmadan nasıl bilirsin?