Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: fikir korunmaz, ifade korunur. Ne kadar ifade alıyorsan o kadar ödersin; sekiz kaynak türü bu merdivenin basamaklarıdır.
İkincisi: merdivenin en zor iki basamağında telif hiç yoktur. Gerçek olaylarda kişilik hakları, formatta sözleşme ve marka devreye girer.
Üçüncüsü: yaşam hakları anlaşmasında satın alınan şey olaylar değildir. Satın alınan şey işbirliği, anlatılmamış ayrıntılar, arşive erişim ve dava açmama taahhüdüdür.
Dördüncüsü: hak almak çoğu zaman satın almak değil, bir süre kapatmaktır. Opsiyon süresi takvime yazılmazsa bir sabah elinde hiçbir şey kalmaz.
Beşincisi: hak sorusu ilk haftada sorulur ve cevabı bir tarihe bağlanır. Geliştirmeye harcanan her saat, hak belirsizken riskli saattir; ve belirsizliği çevredeki herkes sezer.
Açılış sahnesi
Bir roman okudun ve bitirdiğin anda filmini gördün.
Ertesi sabah heyecanla anlatıyorsun. Karşındaki dinliyor, başını sallıyor ve tek bir soru soruyor:
"Hakları kimde?"
Bilmiyorsun.
Şimdi dikkat et, çünkü burada iki farklı yol ayrılıyor ve ikisinin arası kapanmıyor.
Birinci yol: telefon açarsın, öğrenirsin, konuşmaya başlarsın. Belki alınabilir, belki alınamaz. Ama on gün içinde cevabını bilirsin ve buna göre karar verirsin.
İkinci yol: "sonra hallederim" dersin. Senaryo yazdırmaya başlarsın, bir yönetmenle konuşursun, bir oyuncuya anlatırsın, bir fona başvurursun.
Sekiz ay sonra hakların alınamaz olduğunu öğrenirsin.
O sekiz ayda harcanan para geri gelmez. Yazılan senaryo kullanılamaz, çünkü izinsiz bir uyarlamadır ve hukuken senin değildir. Verilen sözler geri alınır.
Ve şunu da kaybedersin: o romanın gerçek sahibi artık senin izinsiz çalıştığını biliyor. Bundan sonra masaya oturduğunda pazarlık gücün eskisi gibi değil, çünkü karşı taraf sekiz ay harcadığını biliyor.
Bu ders o telefonu açmakla ilgili. Ve daha önemlisi, neyin telefonunu açacağını bilmekle. Çünkü bazı projelerde açılacak tek bir telefon vardır, bazılarında üç ayrı telefon, bazılarında ise hiç yoktur ve bunu bilmek de bir bilgidir.
Bu derste ne olacak
Önce bu işin tek temel ilkesini kuracağız: fikir korunmaz, ifade korunur. Sonra sekiz kaynak türünü bu ilkeye göre bir merdivene dizeceğiz — özgün fikir, gerçek olay, makale, kitap, biyografi, remake, format ve kullanıcı içeriği. Göreceğiz ki merdivenin en zor iki basamağı, telif hakkının hiç uğramadığı yerler. Ardından yaşayan insanların ve mirasçıların devreye girdiği yeri konuşacağız. Sonra hakkın nasıl tutulduğuna bakacağız, çünkü hak almak çoğu zaman satın almak değildir. Ardından bunları filmlerden okuyacağız. Ders bittiğinde bir hak kaynağı ön inceleme formu doldurabiliyor olacaksın.
Bir de sınır: bu ders bir harita, hukuki görüş değil. Kurallar ülkeden ülkeye değişir ve her sözleşme kendi içinde ayrıdır. Yapımcının işi hukukçunun yerine geçmek değil; doğru soruyu doğru zamanda sormak.
Sıfır noktası
Bir yemek tarifi düşün.
Mercimek çorbası. Kimse mercimek çorbasının sahibi değil. İstediğin gibi yaparsın, satarsın, kitabına koyarsın; kimse sana bir şey diyemez.
Ama bir yemek kitabını açıp oradaki tarifi olduğu gibi kopyalayıp kendi kitabına basarsan, bu başka bir şey. Çünkü orada satın alınmamış olan şey çorba değil, o tarifin yazılışı.
İşte bütün mesele bu.
Fikir kimsenin değildir. Fikrin belirli bir hâle gelmiş, yazılmış, kurulmuş biçimi birinindir.
Fikir bulma sistemi dersinde adını koyduğumuz fikir ile ifade ayrımı budur. Yapımcı için önemli olan şu: bu ayrım bir felsefe meselesi değil, bir fiyat listesidir. Ne kadar ifade alıyorsan o kadar ödersin.
Bir adım daha atalım.
Aynı çorbayı yapan bir restoranın, tarifin sahibi olmadığı hâlde koruduğu şeyler vardır: adı, sunumu, tabağın görüntüsü, o restoranda yemenin nasıl bir şey olduğu. Bunlar tarif değil ama korunur; başka yollarla korunur.
Bunu aklında tut, çünkü birazdan formatı konuşurken tam olarak bu duruma geleceğiz.
Tarif benzetmesi bir noktada yetmiyor ve o nokta bu işi ciddi hâle getiriyor.
Tarifte kimse dava açmaz. Zarar küçüktür, sınır tartışmalıdır, kimse uğraşmaz.
Filmde ise aynı sınır milyonlar taşır. Ve daha kötüsü: fikir ile ifade arasındaki çizginin tam olarak nerede olduğunu sen belirleyemezsin. Uyuşmazlık çıktığında o çizgiyi mahkeme çeker ve her olayda yeniden çeker.
İkinci bir fark daha var. Tarifte kimse tarifin sahibini aramaz; kaynak zaten önündedir. Filmde ise sahibi bulmak işin yarısıdır ve bazen haftalar sürer.
Bu yüzden yapımcının işi çizgiyi bilmek değil, çizgiye yaklaştığını fark etmektir. Fark ettiği anda da işi biter ve hukukçunun işi başlar. Bu bir sorumluluktan kaçış değil, sorumluluğun doğru yere konması; yanlış yerde verilen hukuki karar, alınmamış karardan daha pahalıdır.
Mekanizma
Sekiz kaynak, tek soru
Bir projenin dayanabileceği sekiz kaynak türü var. Hepsine aynı soruyu soracağız: burada başkasına ait ne kadar ifade var?
Özgün fikir. Kendi kafandan çıkmış, hiçbir esere dayanmayan proje. Alınacak hak yok. En temiz başlangıç budur ve en çok küçümsenendir.
Gerçek olay. Olaylar kimsenin malı değildir; olduğu gibi anlatılabilir. Ama burada telif dışında iki şey devreye girer: olayı yaşayan insanlar ve olayı ilk anlatan kaynağın kendi ifadesi.
Makale ve kısa eser. Bir yazının içindeki bilgiler serbesttir, o yazının kendisi değildir. Yapımcı burada çoğu zaman iki ayrı şey satın alır — metnin hakkı ve yazarın işbirliği. İkincisi genellikle daha değerlidir, çünkü yazarın kaynakları ve erişimi onunla gelir.
Kitap. İfadenin tamamı sahibinde. Alınmadan hiçbir şey yapılamaz. Ama kitap aynı zamanda en net kaynaktır; sahibi bellidir, sözleşmesi standarttır, süreç öngörülebilir.
Biyografi ve yaşam öyküsü. Hem bir kitabın hakkı hem de kişinin kendi hakları söz konusu olabilir. İkisi ayrı ayrı alınır ve biri diğerinin yerine geçmez.
Remake ve yeniden yapım. İlk filmin hakkı alınır; ama o film de kendinden önceki bir eserden geliyorsa zincir uzar. Burada satın aldığın şey çoğu zaman bir esere değil, bir sözleşmeler yığınına bağlanır.
Format. Bir yarışmanın, bir programın ya da bir kurgunun tekrarlanabilir iskeleti. Ve şimdi işin şaşırtıcı kısmı geliyor.
Kullanıcı içeriği. Bir kişinin çektiği görüntü ya da yazdığı metin. Sahibi bellidir ama sahibi çoğu zaman bunu bilmez.
Telif hakkının uğramadığı iki yer
Merdivenin en zor iki basamağı, tam da telif hakkının en zayıf olduğu yerler. Sebebi şu: telif ifadeyi korur, ve bu iki durumda ortada korunacak bir ifade yoktur.
Birincisi gerçek olaylar.
Yani gerçek bir olayı anlatmak için kimseden izin almana gerek olmayabilir, ama içindeki insanları anlatmak için gerekebilir. İkisi bambaşka sorulardır.
Peki neden yapımcılar yine de izin alır?
Bu ayrım çok önemli. Yaşam hakları anlaşması yapmadan da bir film çekilebilir ve çoğu zaman çekilir. Ama o film, o kişinin bildiği ayrıntılara sahip olmaz ve bir belirsizlikle yaşar. Yapımcı burada bir hesap yapar: işbirliğinin değeri ile bedeli.
İkinci zor basamak format.
Restoran örneğine dön. Tarif korunmuyor ama ad, sunum ve o deneyimin bütünü korunuyordu. Format tam olarak böyle işler.
Ve bunun pratik sonucu şu: format işlerinde asıl değer belgede ve ilişkidedir, fikirde değil. Formatın ticari tarafı ayrı bir konu; burada yalnız hukuki niteliğini kuruyoruz.
Hak almak satın almak değildir
Şimdi yaygın bir yanlış anlamayı düzeltelim. Yapımcı çoğu zaman bir eseri satın almaz.
Mantığı basit ve yapımcının bütün işine uyar. Geliştirme uzun sürer ve çoğu proje çekilmez. Her projenin hakkını baştan tam bedelle satın almak, hiçbir yapımcının kaldıramayacağı bir maliyettir.
Opsiyonun ayrıntıları, yani süresi, uzatması ve bedelin nasıl mahsup edildiği, ayrı bir konudur. Burada bilmen gereken tek şey, hak sorusunun cevabının çoğu zaman "aldım" ya da "alamadım" değil, "bir süreliğine kapattım" olmasıdır.
Ön inceleme formu
Bütün bunlar bir belgede toplanır ve bu dersin uygulaması da odur.
Ön inceleme formunun amacı hakkı almak değil, almaya değer mi diye bakmaktır. Beş soruya cevap arar.
Bir: bu projede başkasına ait bir ifade var mı, varsa hangisi? İki: o ifadenin sahibi kim ve bulunabiliyor mu? Üç: telif dışında devreye giren biri var mı — yaşayan kişi, mirasçı, kurum, marka? Dört: hak bugün serbest mi, opsiyonlu mu, yoksa başka birinde mi? Beş: bu proje o hak olmadan da anlatılabilir mi?
Beşinci soru en çok atlanandır ve bazen projeyi kurtarır. Bir kitabın ilhamıyla ama kitaptan bağımsız bir hikâye anlatmak mümkün olabilir. Mümkünse maliyet sıfıra iner. Değilse cevabı bilmek yine de değerlidir.
Filmlerden okuma
İfadenin tamamını satın almak
İfadenin serbest olduğu yerler
Yaşayan insanlar ve mirasçılar
Yeniden yapım, uyarlama ve özgün
Usta katmanı
Hak işinin kitapta değil masada öğrenilen kuralları var.
Birincisi: hak sorusu fikir aşamasında sorulur, geliştirme aşamasında değil. Bir önceki derste eşik ölçütü demiştik; haklar tipik eşiktir. Bir projeye hak sorusu sorulmadan başlanırsa harcanan her saat riskli hâle gelir. Deneyimli yapımcılar ilk hafta bir telefon açar ve çoğu zaman bir cümlelik cevap alır.
İkincisi: "hakları müsait" cümlesi bir cevap değildir. Kim söyledi, hangi tarihte, hangi kapsamda? Bir eserin sinema hakkı serbest ama dizi hakkı satılmış olabilir. Bir ülkede serbest, başka bir ülkede bağlı olabilir. Hak bir bütün değil, parçalara ayrılmış bir demettir ve her parçası ayrı satılabilir.
Üçüncüsü: hak sahibini bulmak çoğu zaman en zor kısımdır. Yazar ölmüşse mirasçılar birden fazla olabilir ve aralarında anlaşmazlık bulunabilir. Yayıncı kapanmış olabilir. Eser bir devirden geçmiş ve kayıt tutulmamış olabilir. Bu arayışın kendisi haftalar sürer ve hiçbir kısayolu yoktur.
Dördüncüsü: bir eseri sevmek onu alma sebebi değildir. Yapımcılar sık sık çok sevdikleri bir romanın peşine düşer ve o romanın sinemaya neden uygun olduğunu hiç sormaz. İyi roman iyi film demek değildir; bazen tam tersidir. En kolay uyarlanan kitaplar genellikle orta iyilikte olanlardır, çünkü bırakılacak yer vardır.
Beşincisi: hak almadan da konuşabilirsin ve bu meşrudur. Yazarla tanışmak, niyetini anlatmak, nasıl bir film düşündüğünü paylaşmak hiçbir hak gerektirmez. Yapılamayacak olan şey, izin almadan yazmak ve satmaya çalışmaktır. Aradaki fark ince değil; biri ilişki kurmak, diğeri hukuka aykırı bir ürün üretmektir.
Altıncısı: bazı projelerde en akıllı hamle hakkı almamaktır. Gerçek bir olaydan esinlenip kurmaca bir hikâye kurmak, isimleri ve ayrıntıları değiştirmek, olayı bir çerçeve olarak kullanmak mümkün olabilir. Bu yol her zaman açık değildir ve sınırı hukukçu çizer; ama var olduğunu bilmek bir yapımcıya çok para kazandırır.
Yedincisi: bir hak sahibiyle kurulan ilişki tek bir projeden uzun yaşar. Bir yazarla iyi çalışmış bir yapımcı, o yazarın bir sonraki kitabını herkesten önce okur. Kötü çalışmış olan ise bir daha aranmaz ve bu haber çevrede dolaşır. Hak pazarlığı bir kerelik bir alışveriş gibi görünür; gerçekte uzun bir ilişkinin ilk adımıdır.
Sekizincisi: hak dosyası projenin ömrü boyunca yaşar ve büyür. Opsiyon süreleri dolar, uzatılır, yeni katmanlar eklenir. Bir yapımcının en sık düştüğü tuzak, opsiyon süresinin farkında olmadan geçmesidir. Takvime konmayan opsiyon tarihi, bir gün sabah uyandığında elinde hiçbir şey olmadığını fark etmek demektir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışEn yaygın yanlış: fikri kayıt altına aldırırsam korunur.
Kayıt, bir tarihte o metnin sende olduğunu gösterir ve bu yararlıdır. Ama korunan şey yine ifadedir, fikir değil. Aynı fikirden bağımsız olarak bir başkası da bir eser üretebilir ve bu hukuka aykırı olmaz. Kayıt bir kanıt aracıdır, bir mülkiyet belgesi değil; ikisini karıştırmak yanlış bir güven duygusu üretir.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: gerçek olayı anlatmak için izin gerekir.
Olayların sahibi yoktur ve tarih herkesindir. İzin gerektiren şey olay değil, o olaydaki tanınabilir insanların kendi haklarıdır. Bu ayrımı bilmeyen yapımcı ya gereksiz yere izin peşinde koşup projeyi geciktirir, ya da tam tersine hiç sormaz ve kişilik hakları tarafından vurulur.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: kitabın hakkını aldım, artık her şey serbest.
Hak bir demettir ve sözleşme neyi kapsıyorsa o kadarını alırsın. Sinema hakkı ile dizi hakkı, bir ülke ile bütün dünya, bir dönem ile süresiz kullanım; hepsi ayrı satırlardır. Ayrıca kitap yaşayan kişileri anlatıyorsa onların hakları kitabın sözleşmesinin içinde değildir.
Yaygın yanlışDördüncü yanlış: opsiyon süresi dolarsa uzatırım, sorun olmaz.
Süre dolduğu anda hak sahibine geri döner ve o kişi bu arada başka biriyle konuşmuş olabilir. Uzatma bir hak değil, yeni bir pazarlıktır; üstelik senin projeye ne kadar yatırdığını artık karşı taraf da bilmektedir. Bu, pazarlık gücünü doğrudan düşürür.
Her birinde hak, bir defa halledilecek bir formalite gibi görülüyor. Öyle değil. Hak bir yapının temelidir; sonradan güçlendirilemez ve üstüne bina dikildikten sonra hiç dokunulamaz. Bu yüzden en başta ve en ucuzken sorulur.
Bunun bir de sessiz sonucu var. Hak zemini belirsiz olan bir projeye kimse tam olarak bağlanmaz. Yönetmen de, oyuncu da, finansör de bunu sezer ve temkinli davranır. Belirsiz hak yalnız hukuki bir risk değil, projenin etrafındaki herkesin enerjisini düşüren bir şeydir.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım: kaynağını adlandır. Sekiz türden hangisi? Birden fazlaysa hepsini yaz; çoğu proje iki ya da üç katmanlıdır.
İkinci adım: her katman için tek soruyu sor — burada başkasına ait bir ifade var mı? Cevabı evet olan her satırın yanına sahibinin adını yaz. Bilmiyorsan "araştırılacak" yaz ve bir tarih koy.
Üçüncü adım: telif dışını ayrı bir bölüme al. Yaşayan kişi var mı, mirasçı var mı, kurum ya da marka var mı? Bunlar telif sorusu değildir ve ayrı sorulur.
Dördüncü adım: her hak satırının bugünkü durumunu yaz — serbest, başkasında, opsiyonlu, bilinmiyor. "Bilinmiyor" en dürüst cevaptır ve bir sonraki işi tanımlar.
Beşinci adım, ve bunu atlama: bu proje bu hak olmadan anlatılabilir mi? Cevabı ciddi ciddi düşün. Evetse, hakkı almanın maliyeti ile kazandırdığı tanınırlığı yan yana koy.
Altıncı adım: formun en altına iki tarih yaz. Bir hukukçuya danışacağın tarih, ve haklar konusunda net bir cevap almış olman gereken tarih. İkincisi geçtiğinde cevap yoksa proje beklemeye alınır.
Kilit özet
Birincisi: fikir korunmaz, ifade korunur. Ne kadar ifade alıyorsan o kadar ödersin; sekiz kaynak türü bu merdivenin basamaklarıdır.
İkincisi: merdivenin en zor iki basamağında telif hiç yoktur. Gerçek olaylarda kişilik hakları, formatta sözleşme ve marka devreye girer.
Üçüncüsü: yaşam hakları anlaşmasında satın alınan şey olaylar değildir. Satın alınan şey işbirliği, anlatılmamış ayrıntılar, arşive erişim ve dava açmama taahhüdüdür.
Dördüncüsü: hak almak çoğu zaman satın almak değil, bir süre kapatmaktır. Opsiyon süresi takvime yazılmazsa bir sabah elinde hiçbir şey kalmaz.
Beşincisi: hak sorusu ilk haftada sorulur ve cevabı bir tarihe bağlanır. Geliştirmeye harcanan her saat, hak belirsizken riskli saattir; ve belirsizliği çevredeki herkes sezer.
Sonraki derse köprü
Projen seçildi, araştırıldı ve hak zemini kontrol edildi.
Artık onu birine anlatman gerekiyor.
Ve burada acı bir gerçek var: kimse önce senaryonu okumaz. Önce bir cümleni duyar. O cümle tutmazsa geri kalanı hiç okunmaz.
Bir sonraki derste o cümleyi kuracağız. Soru şu olacak: iki yılını verdiğin bir projeyi tek bir cümleye sıkıştırmak nasıl mümkün olur, ve o cümlede tam olarak ne bulunmalı?