Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: favorin olduğunu kendine söylemezsen, kurduğun her sistem onu haklı çıkarmak için çalışır. Alet bunu engellemek için var.
İkincisi: sekiz ölçütün hepsi aynı türden değil. Bir kısmı puanlanır, bir kısmı eşiktir; eşiği sıfır olan satır ortalamaya karışmaz, elenir.
Üçüncüsü: ağırlıklar puanlardan önce konur. Sonra konursa ağırlık değil, gerekçe olur.
Dördüncüsü: soru "bu iyi bir proje mi" değil, "bu benim projem mi". İyi ama sana ait olmayan proje, kötü olandan çok daha fazla zaman yakar.
Beşincisi: seçimin bedeli fırsat maliyetidir. Bir projeye evet demek, diğerlerine şimdilik hayır demektir ve verilen o iki yıl geri gelmez. Elenenleri silmek yerine tarihiyle rafa koy; tarihsiz raf çöptür.
Açılış sahnesi
Elli fikrin var.
Önündeki iki yıl boyunca bunlardan birini geliştirebilirsin. Belki iki tanesini, zorlarsan.
Hangisi?
Şimdi dürüst ol. Bu soruyu duyduğun anda aklına bir tanesi geldi.
Geldi, çünkü zaten bir favorin var. Üçüncü günden beri var. Onu diğerlerinden daha çok düşünüyorsun, arkadaşlarına ondan bahsediyorsun, bir sahnesini çoktan kafanda kurdun.
Ve bu tamamen normal.
Sorun favorin olması değil. Sorun şu: favorin olduğunu kendine söylemediğin sürece, kuracağın bütün değerlendirme sistemleri onu haklı çıkarmak için çalışır. Ölçütleri onun güçlü olduğu yerlerden seçersin. Zayıf olduğu yerleri "önemli değil zaten" diye geçersin.
Buna karar vermek denmez. Buna kararı süslemek denir. Ve süslenmiş bir karar, sonuçları geldiğinde savunulamaz; çünkü gerekçesi sonradan uydurulmuştur.
Bu dersteki alet o yüzden var. Ve şunu baştan söyleyeyim, çünkü sonunda yine söyleyeceğim: bu alet senin yerine karar vermeyecek.
Yapacağı tek şey, verdiğin kararı görünür kılmak. Ve bazen de favorinin gerçekten en iyisi olduğunu göstermek — ki bu da değerli bir bilgidir, artık kanıtlıdır.
Bu derste ne olacak
Önce elemenin neden bir alet gerektirdiğini kuracağız. Sonra sekiz ölçütü açacağız: özgünlük, gereklilik, erişim, bütçe, haklar, risk, izleyici ve zamanlama. Ardından bu dersin en önemli ayrımına geleceğiz — bu sekizin hepsi aynı türden değil. Bir kısmı puanlanır, bir kısmı ise geçilir ya da geçilmez ve ikisini karıştırmak en pahalı hatadır. Sonra ağırlıkların neden puanlardan önce konması gerektiğini konuşacağız. Ardından elenenlere ne olduğuna ve bir seçimin gerçek bedeline bakacağız. Sonra bunları filmlerden okuyacağız. Ders bittiğinde ağırlıklı bir seçim matrisi kurabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Üniversite tercih listesi yapan birini düşün.
Elinde bir puan var ve önünde bir liste. Ne yapıyor?
İki ayrı iş yapıyor ve ikisini karıştırmıyor.
Birinci iş: baraj. Puanı bir bölüme yetmiyorsa o bölüm listede olamaz. Ne kadar istediğinin, ne kadar hayal ettiğinin hiçbir önemi yok. Yetmiyor, bitti. Bu bir tartışma değil, bir eşik.
İkinci iş: sıralama. Puanının yettiği bölümler arasında artık tercihe göre sıralıyor. Şehir mi önemli, bölümün itibarı mı, iş bulma ihtimali mi, aile yakınlığı mı? Kişiden kişiye değişir ve değişmesi doğrudur.
Şimdi dikkat et, çünkü bu dersin tamamı bu iki işin ayrılmasına dayanıyor.
Baraj puanlanmaz. Sıralama ölçütü de baraj gibi kullanılmaz. İkisini karıştıran öğrenci ya ulaşamayacağı bir listeye tutunur ya da ulaşabileceği iyi bir bölümü küçük bir tercihi yüzünden eler.
Ve bir şey daha. Aynı listeyi iki öğrenci farklı sıralar ve ikisi de haklıdır. Çünkü sıralamayı belirleyen şey bölümler değil, öğrencinin kendi durumu.
Tercih listesi benzetmesi bir noktada tutmuyor ve o nokta bu işi zorlaştırıyor.
Üniversitede barajlar yayımlanır. Geçen yılın puanı bellidir, herkes görür, tartışma olmaz.
Yapımcılıkta hiçbir baraj yayımlanmaz.
Bu hakların alınabilir olup olmadığını kimse ilan etmez. Bu kapının sana açılıp açılmayacağını kimse önceden söylemez. Bu bütçenin bu projede bulunup bulunamayacağı hiçbir tabloda yazmaz.
Barajı sen tahmin edeceksin. Ve tahminin yanlış olabilir; hem fazla yüksek hem fazla alçak tahmin edilebilir. Fazla yüksek tahmin eden yapımcı yapabileceği işleri eler, fazla alçak tahmin eden ise yapamayacağı bir işe yıllarını verir.
İkinci fark daha da önemli: öğrenci tercihini yılda bir kez yapar. Yapımcı ise aynı listeyi sürekli yeniden sıralar, çünkü barajlar hareket eder. Bugün ulaşılamayan bir hak, iki yıl sonra serbest kalabilir.
Mekanizma
Sekiz ölçüt
Sekiz ölçütle çalışacağız. Önce hepsini tanıyalım, sonra ikiye ayıracağız.
Özgünlük. Bu iş şu anda var olanlardan ne kadar farklı? Dikkat: özgünlük "hiç yapılmamış" demek değil. Bilinen bir şeyin bilinmeyen bir açıdan anlatılması da özgünlüktür ve genellikle daha satılabilir olanıdır.
Gereklilik. Bu iş neden şimdi anlatılmalı? Cevabı olmayan projeler kötü olmayabilir, ama savunulması zordur ve geliştirme boyunca ilk sönenlerdir.
Erişim. Anlatacağın dünyaya girebiliyor musun? İnsanlara, mekânlara, bilgiye.
Bütçe. Bu iş hangi ölçek sınıfına giriyor ve o ölçek senin ulaşabileceğin yerde mi?
Haklar. Malzeme serbest mi, alınabilir mi, alınamaz mı?
Risk. Bu projede ne ters gidebilir? Hukuki, mali, itibar, güvenlik.
İzleyici. Bunu kim izler ve o kişiye nasıl ulaşılır?
Zamanlama. Neden bu proje şimdi? Ve tersi: neden şimdi değil?
Bu sekizin içinde en çok hafife alınanı sonuncusu. Sebebi şu: diğer yedi ölçüt sen çalıştığın sürece değişir, zamanlama ise sen hiçbir şey yapmasan da değişir. Bir konu güncelleşir, bir tür soğur, bir oyuncu uygun hâle gelir. Zamanlama, tablodaki tek hareketli satırdır.
Sekizin ikiye ayrılması
Şimdi bu dersin en işe yarar cümlesi geliyor.
Bu sekiz ölçütün hepsi aynı türden değil. Bir kısmı puan alır, bir kısmı ise geçilir ya da geçilmez.
Neden önemli? Çünkü tabloya sekiz ölçütü yan yana yazıp ortalama alan kişi şunu yapar: hakları alınamayan bir projeye özgünlükten on, izleyiciden dokuz verir ve toplamda birinci sıraya çıkarır.
Oysa o proje yok. Hakları alınamıyorsa yapılamaz ve geri kalan sekiz puanın hiçbir anlamı kalmaz.
Eşik sıfırsa satır ölür. Ortalamaya karışmaz, aşağı çekmez — elenir.
Bu yüzden matris iki aşamalı çalışır. Önce eşikler, sonra puanlar. Tıpkı barajın sıralamadan önce gelmesi gibi.
Ve bir uyarı: eşiği "şu an mümkün değil" ile "hiç mümkün değil" diye ayır. Birincisi zamanlama sorunudur ve proje rafa kalkar. İkincisi kapanıştır.
Ağırlıklar puanlardan önce konur
Sıra çok önemli. Önce ağırlık, sonra puan.
Ağırlıkları puanları gördükten sonra koyarsan, farkında olmadan favorinin güçlü olduğu ölçütlere yüksek ağırlık verirsin. Bu bilinçli bir hile değil; insan zihni böyle çalışır. Tek korunma yolu sırayı bozmamaktır.
Ağırlıklar neye göre konur? Senin durumuna göre.
Yeni başlayan bir yapımcı için bütçe ve erişim ağırdır, çünkü kaynağı sınırlı. Kurumsal bir şirkette çalışan biri için izleyici ve zamanlama ağırdır. Bir festival hattı kuran biri için özgünlük ve gereklilik öne çıkar.
Üçü de doğru. Üçü de aynı fikri farklı sıralar.
Puanlamada bir şeye daha dikkat et: kademeyi dar tut. Ondan on kademeli bir cetvel kullanan kişi yedi ile sekiz arasında bir fark olduğuna inanmaya başlar. Öyle bir fark yoktur; o farkın adı gürültüdür. Üç kademe yeter — zayıf, orta, güçlü. Aletin kabalığı, sana verdiği sahte güveni de düşürür ve bu iyidir.
İşte bu yüzden asıl soru "bu iyi bir proje mi" değil. Asıl soru şu: bu benim projem mi?
İyi ama sana ait olmayan bir proje, kötü bir projeden daha çok zaman yakar. Çünkü kötü olanı bir ayda bırakırsın; iyi olanı yıllarca kovalarsın.
Elenenlere ne olur
Elenen projelerin çoğu kötü değildir. Çoğu sadece bugün, senin elinde çalışmaz.
Tarih yazılmazsa raf çöp olur. Yazılırsa raf bir varlıktır.
Ve son olarak, seçimin gerçek bedeli.
Bu yüzden seçim sadece "hangisi iyi" sorusu değildir. Aynı zamanda "bu iki yılı buna vermeye değer mi" sorusudur. İkisi çok farklı sorulardır ve ikincisi daha az sorulur.
Filmlerden okuma
Eşikler: haklar ve erişim
Ölçek bir seçim ölçütüdür
Zamanlama ve risk
Aynı fikir, farklı yapımcı
Usta katmanı
Matrisi yıllarca kullananlar, ilk kurulduğunda görünmeyen birkaç şeyi bilir.
Birincisi: matrisin en değerli çıktısı birinci sıra değil, ikinci sıra ile arasındaki fark. Birinci ile ikinci arasında büyük bir açık varsa karar nettir. Aradaki fark küçükse matris sana şunu söylüyordur: bu iki proje senin ölçütlerine göre eşdeğer, ve seçimi başka bir şeyle yapman gerekiyor. O başka şey genellikle hangisinin seni iki yıl boyunca ayakta tutacağıdır.
İkincisi: matrisi doldururken bir proje sana direniyorsa dur ve dinle. Bazı projeler puanlanmaya karşı koyar; hangi satıra ne yazacağını bilemezsin, ölçütler kaymaya başlar. Bu bir alet arızası değil, bir bilgidir. Genellikle iki şeyden birini gösterir — ya projeyi henüz yeterince tanımıyorsundur ve araştırmaya dönmen gerekir, ya da proje senin ölçütlerinin dışında bir şeydir ve o zaman ölçütlerini gözden geçirmen gerekir. İkisi de tabloyu zorla doldurmaktan iyidir.
Üçüncüsü: matrisi tek başına doldurma. Aynı tabloyu güvendiğin iki kişiye ayrı ayrı doldurt ve farkların olduğu satırlara bak. Aynı puanı verdiğiniz satırlar zaten belliydi; ayrıştığınız satırlar bilmediğin bir şeyin olduğu yerdir. Toplantı orada yapılır.
Dördüncüsü: bir ölçüt eksik kalır ve o da kendindir. Bu projeyi geliştirirken kimlerle çalışacaksın, o insanlarla çalışmak istiyor musun, bu konuyu iki yıl konuşmaya dayanabilecek misin? Sekiz ölçütün arasında bu yok çünkü ölçülemez. Ama seçimi en çok belirleyen şeylerden biridir ve dürüst bir yapımcı tabloya bir satır olarak ekler.
Beşincisi: matris değişir ve değişmesi gerekir. Ölçütlerin ağırlığı kariyerin başında ve on yıl sonra aynı değildir. Kaynağı az olan biri için bütçe ağır basar; sonra bu ağırlık düşer, yerine zamanlama ve itibar geçer. Beş yıl önceki matrisini bugün kullanan yapımcı, bugünkü kendisiyle değil geçmişteki kendisiyle karar veriyordur.
Altıncısı: en tehlikeli proje kötü olan değil, orta olandır. Kötü proje kendini belli eder ve elenir. Orta proje her ölçütten altı alır, hiçbirinden batmaz ve bu yüzden yıllarca elde kalır. Deneyimli yapımcılar bu yüzden bazen ortalamaya değil en yüksek tek puana bakar; bir projeyi ayakta tutan şey genellikle tek bir çok güçlü tarafıdır.
Yedincisi: hayır demek bir beceridir ve öğrenilir. Bir projeye hayır derken sebebini yazmak, hem karşı tarafa saygıdır hem de kendi arşivin için değerlidir. Bir yıl sonra aynı proje döndüğünde neden hayır dediğini bilmek, koşulların gerçekten değişip değişmediğini görmenin tek yoludur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışEn yaygın yanlış: matris kararı verir.
Vermez ve veremez. Matris bir hesap makinesi değil, bir görünürlük aracıdır; verdiği sayı senin koyduğun ağırlıkların sonucudur. Çıkan sonuç seni rahatsız ediyorsa iki ihtimal vardır — ya ağırlıkların yanlıştır ya da kararın yanlıştır. İkisini ayırt etmek matrisin değil senin işin. Sayıya sığınan yapımcı, sorumluluğu bir tabloya devretmeye çalışıyordur ve bu mümkün değildir.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: bütün ölçütler puanlanır.
Bu dersin en pahalı hatası. Hakları alınamayan ya da erişimi olmayan bir proje, diğer yedi ölçütten tam puan alsa bile yoktur. Eşiği ortalamaya karıştırmak, olmayan bir projeyi tablonun tepesine çıkarır ve aylarca peşinden koşturur. Eşikler önce sorulur ve sıfır olan satır elenir; aşağı çekilmez.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: en yüksek puanlı proje seçilmelidir.
Matris bir öneri üretir, emir değil. Birinci ile ikinci arasındaki fark küçükse zaten iki proje eşdeğerdir. Ayrıca tabloya girmeyen ve girmesi de zor olan bir şey var: hangi projenin seni yıllarca ayakta tutacağı. Bunu bilen tek kişi sensin ve bu bilgi meşrudur.
Yaygın yanlışDördüncü yanlış: elenen proje ölmüştür.
Çoğu ölmez, sadece bugün çalışmaz. Barajlar hareket eder; bir hak serbest kalır, bir maliyet düşer, bir konu aniden güncelleşir. Elenen projeyi silmek yerine tarihiyle birlikte rafa koymak, yıllar sonra hazır bir stok üretir. Ama tarih yazılmazsa raf çöpe döner; bekleyen proje ile unutulmuş proje arasındaki tek fark o tarihtir.
Hepsi matristen bir cevap bekliyor. Matris cevap üretmez, soruları sıraya koyar. Cevabı veren yapımcıdır ve tablonun altındaki imza da onundur.
Bir de beşinci bir hata var, daha sessiz olanı: matrisi bir kez doldurup çekmeceye koymak. Bu tablo canlı bir belgedir. Bir hak serbest kalır, bir maliyet düşer, bir konu güncelleşir ve satırlar yer değiştirir. Yılda bir kez açılıp yeniden puanlanmayan bir matris, geçen yılın kararını bu yıla dayatan bir kâğıttan ibarettir.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım, ve sırayı bozma: ölçütleri yaz ve ağırlıklarını şimdi koy. Puanlara bakmadan. Sekiz ölçütün her birine bir ağırlık ver ve her ağırlığın yanına bir cümleyle sebebini yaz. Sebebi yazamadığın ağırlık, gerçek bir ağırlık değildir.
İkinci adım: eşikleri ayır. Sekiz ölçütten hangileri senin için puanlanır, hangileri geçilir ya da geçilmez? En az iki tanesi eşik olmalı; genellikle haklar ve erişim.
Üçüncü adım: eşik turunu yap. Beş projeyi yalnız eşiklerden geçir. Kalanlarla devam et. Elenenleri silme, ayrı bir listeye al.
Dördüncü adım: kalanları puanla. Üç kademe kullan — zayıf, orta, güçlü. Ondalık, virgül, ince ayar yok.
Beşinci adım: sonucu oku ve birinci ile ikinci arasındaki farka bak. Fark büyükse kararın var. Fark küçükse iki projeyi yan yana koy ve tek bir soru sor: hangisiyle iki yıl geçirmek istiyorum?
Altıncı adım: elenenlerin her birine bir yeniden bakma tarihi yaz. Tarihsiz raf, çöptür.
Yedinci adım: en alta bir cümle yaz. "Bu projeye evet demek, şu diğer dört projeye şimdilik hayır demek." Cümleyi kurmadan tabloyu kapatma.
Kilit özet
Birincisi: favorin olduğunu kendine söylemezsen, kurduğun her sistem onu haklı çıkarmak için çalışır. Alet bunu engellemek için var.
İkincisi: sekiz ölçütün hepsi aynı türden değil. Bir kısmı puanlanır, bir kısmı eşiktir; eşiği sıfır olan satır ortalamaya karışmaz, elenir.
Üçüncüsü: ağırlıklar puanlardan önce konur. Sonra konursa ağırlık değil, gerekçe olur.
Dördüncüsü: soru "bu iyi bir proje mi" değil, "bu benim projem mi". İyi ama sana ait olmayan proje, kötü olandan çok daha fazla zaman yakar.
Beşincisi: seçimin bedeli fırsat maliyetidir. Bir projeye evet demek, diğerlerine şimdilik hayır demektir ve verilen o iki yıl geri gelmez. Elenenleri silmek yerine tarihiyle rafa koy; tarihsiz raf çöptür.
Sonraki derse köprü
Bir projen var artık. Seçildi ve gerekçesi yazılı.
Ama bu derste iki kez "haklar" dedik ve iki kez üstünden geçtik. Şimdi orayı açmanın zamanı geldi, çünkü seçtiğin proje muhtemelen bir yere bağlı.
Bir sonraki derste üç soru soracağız. Bir fikrin hukuken sahibi kimdir? Bir malzemenin hakkı nasıl ve hangi bedelle alınır? Ve elinde hiçbir hak yokken bir projeyi geliştirmeye başlamak tam olarak ne demektir? Eşik dediğimiz şeyin en sert olanı orada duruyor.