İçeriğe geç

S3-M18-D6

Sosyal ticaret, canlı yayın alışverişi ve FOMO

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M18, Dijital Tüketici · 2.022 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Kanca

Cuma akşamı, kulübün stüdyosu. Deniz'in iki arkadaşı, yeni aldıkları kahve makinesini masaya koymuşlar. Makineyi bir sosyal medya uygulamasındaki canlı yayında, bir içerik üreticisinin tanıtımı sırasında almışlar. Ekranın köşesinde bir geri sayım varmış: "İndirim 10 dakika sonra bitiyor, son 30 makine!" Yorumlar akarken, ikisi de yayın bitmeden siparişi vermiş.

Makine güzel; ama bir hafta sonra ikisi de biraz huzursuz. Biri aynı makineyi ertesi gün aynı fiyata başka bir sitede görmüş. Öbürü, makinenin kulübün ortak makinesinden pek farklı olmadığını fark etmiş. "Yayın sırasında almazsam kaçıracağım sandım," diyor biri, "ama kaçırdığım hiçbir şey yokmuş."

Aynı hafta Emre bir öneriyle geliyor: Mavi Fincan da canlı yayın yapsın. "Nadir Fincan çekirdeğini canlı yayında tanıtalım. On beş dakika, elli kutu, ekranda geri sayım. İnsanlar kaçırmamak için hemen alır." Deniz arkadaşlarının makinesine bakıyor, sonra Emre'ye. Kaçırma korkusu insanları neden harekete geçirir ve bu harekete geçiş ne zaman bir pişmanlığa dönüşür?

Vaka

Megan Good ve Michael Hyman, 2020'de yayımladıkları çalışmada, kaçırma korkusunun, yani İngilizcedeki kısaltmasıyla FOMO'nun, pazarlama mesajlarındaki etkisini incelediler. Yazarların özetlediğine göre, araştırmacılar FOMO'yu o güne dek genellikle bir kişilik özelliği ya da başkalarıyla birlikte yapılan etkinlikleri "kaçırma" konusunda genel bir kaygı olarak ele alıyordu. Good ve Hyman ise farklı bir soru sordular: FOMO yüklü mesajlar, belirli bir bağlamda, o ana özgü bir kaçırma korkusu uyandırabilir mi?

Bu soru önemliydi; çünkü eğer bir mesaj kaçırma korkusunu tetikleyebiliyorsa, FOMO yalnızca bir kişilik özelliği değil, pazarlamacıların kullanabileceği ve tüketici davranışı araştırmacılarının anlaması gereken bir araç demekti. Araştırmacılar ayrıca bazı duyguların, bu tür mesajların tüketicinin önerilen bir keyif hizmetini ya da deneyimini satın alma niyeti üzerindeki etkisini değiştirip değiştirmediğini merak ettiler.

Bunu senaryoya dayalı bir deneyle sınadılar. Sonuçlar, FOMO yüklü mesajların tüketicilerin satın alma niyetini etkileyebildiğini gösterdi. Ama bu etki iki yönlüydü. Bir yandan, bu tür mesajlar tüketicilerin beklenen sevincini ve kendini iyi gösterme isteğini artırarak satın alma niyetini güçlendirebiliyordu: "Bunu alırsam çok mutlu olacağım ve başkalarının gözünde iyi görüneceğim." Öbür yandan, aynı mesajlar tüketicilerin beklenen harcama pişmanlığını artırarak satın alma niyetini zayıflatabiliyordu: "Bunu alırsam paramı boşa harcamış olabilirim."

Bu bulgu, kaçırma korkusunun tek yönlü bir itici güç olmadığını gösteriyordu. Aynı mesaj, bazı tüketicileri harekete geçirirken bazılarında pişmanlık kaygısını uyandırıp onları durdurabiliyordu. Hangi duygunun ağır basacağı, mesajın kendisi kadar tüketicinin o andaki duygularına bağlıydı.

Deniz'in arkadaşları, bu iki yönün sırayla yaşandığı bir örnekti. Yayın sırasında beklenen sevinç ve kaçırmama isteği ağır basmış, siparişi vermişlerdi. Bir hafta sonra ise aynı makineyi başka yerde aynı fiyata görünce, harcama pişmanlığı yüzeye çıkmıştı.

Mekanizma

Kaçırma korkusu nedir?

Kaçırma korkusu, başkalarının yaşadığı değerli bir deneyimden ya da fırsattan geri kalma kaygısıdır. Gündelik dilde çoğu zaman bir mizaç gibi konuşulur: "O hep bir şeyi kaçıracağını düşünür." Good ve Hyman'ın katkısı, bu kaygının bir mesajla, belirli bir anda tetiklenebileceğini göstermesiydi.

Pazarlamada kaçırma korkusu çoğu zaman bir zaman ya da miktar sınırıyla uyandırılır: "Son 30 makine", "İndirim 10 dakika sonra bitiyor." S2-M7-D5'te gördüğümüz kıtlık etkisi, bu sınırların neden işe yaradığını açıklıyordu: az olan ya da azalan bir şey daha değerli görünür. Sosyal ticaret, bu kıtlık mesajlarını, başkalarının satın aldığını gösteren sosyal kanıtla birleştirir.

Canlı yayın: kıtlık ile kalabalığın buluşması

Canlı yayın alışverişi, kaçırma korkusunu güçlendiren birkaç öğeyi bir araya getirir. Ekranda bir geri sayım, azalan bir stok sayısı, sürekli akan yorumlar ve başkalarının "aldım!" mesajları, izleyiciye hem zamanın hem fırsatın tükendiğini hem de başkalarının harekete geçtiğini aynı anda söyler. Bu ortamda düşünmek için durmak, fırsatı kaçırmak gibi hissettirebilir.

Satış Psikolojisi Akademisi'nin sosyal medya, içerik üreticileri ve canlı yayını işleyen dersi (5.31), Wongkitrungrueng ve Assarut'un canlı yayının sosyal ticaret satıcılarına güven ve bağlılık oluşturmadaki rolünü inceleyen çalışmasını aktarıyor. Canlı yayının güven oluşturabilen bir yanı vardır: izleyici ürünü gerçek zamanlı olarak görür, soru sorabilir, satıcıyı tanır. Ama aynı ortam, kaçırma korkusuyla birleştiğinde, düşünmeden verilen kararlara da zemin hazırlayabilir.

Sevinç mi, pişmanlık mı?

Good ve Hyman'ın deneyinden çıkan asıl uyarı, kaçırma korkusunun iki duyguyu birden uyandırabileceğidir. Beklenen sevinç ve kendini iyi gösterme isteği satın almayı hızlandırır; beklenen harcama pişmanlığı ise onu yavaşlatır. Bir pazarlamacı yalnızca ilk duyguyu hesaba katarsa, ikincisinin de var olduğunu unutur.

Daha da önemlisi, bu iki duygu zaman içinde yer değiştirebilir. Yayın sırasında baskın olan sevinç, yayından sonra yerini pişmanlığa bırakabilir. Deniz'in arkadaşlarının yaşadığı tam olarak buydu. Satın alma anında kazanılan bir satış, sonradan bir pişmanlığa ve markaya duyulan güvenin azalmasına dönüşebilir.

Kendini iyi gösterme: alışveriş bir sahneye dönüşünce

Good ve Hyman'ın saydığı iki itici duygudan biri, kendini iyi gösterme isteğiydi. Sosyal ticaret bu isteğe özellikle uygun bir zemin sunar; çünkü satın alma artık yalnızca kişi ile satıcı arasında geçmez. Yorum akışında bir izleyicinin adı "aldım!" mesajıyla belirir, arkadaş grubu aynı yayını izlemektedir, ürün birkaç gün sonra bir paylaşımda yeniden görünür. Satın alma, başkalarının gördüğü bir harekete dönüşür.

Deniz'in arkadaşlarının makineyi kulübe getirmesi bu açıdan rastlantı değildi. Makine yalnızca kahve yapmak için değil, "biz o yayını yakaladık" demek için de alınmıştı. Bu duygu satın alma anında güçlüdür; ama ürünün başka yerde de aynı fiyata bulunduğu ortaya çıkınca, yakalanan şeyin aslında bir fırsat olmadığı anlaşılır ve gösterilmek istenen başarı küçülür.

Bu yüzden sosyal ticarette kaçırma korkusu tek başına çalışmaz. Kıtlık mesajı zamanı daraltır, sosyal kanıt başkalarının harekete geçtiğini gösterir, kendini iyi gösterme isteği de harekete geçmenin görünür bir ödülünü vaat eder. Üçü birlikte, düşünmek için duraklamayı en pahalı seçenek gibi gösterir.

Sahte aciliyet

Kaçırma korkusunun en sorunlu kullanımı, gerçekte var olmayan bir aciliyet yaratmaktır: sıfırlanan geri sayımlar, hiç azalmayan "son 30 ürün" uyarıları, yayın bittikten sonra aynı fiyatla devam eden "kaçırılmaz" indirimler. S2-M7-D5'te bu tür mesajları sahte kıtlık olarak tanımlamıştık. Deniz'in arkadaşının makineyi ertesi gün aynı fiyata başka bir yerde görmesi, yayındaki aciliyetin büyük olasılıkla gerçek olmadığını gösteriyordu.

Sahte aciliyet kısa vadede satış getirebilir; ama fark edildiğinde, Good ve Hyman'ın tarif ettiği harcama pişmanlığını güçlendirir ve markanın güvenilirliğini zedeler. Bir kez kandırıldığını hisseden bir tüketici, bir sonraki geri sayıma kuşkuyla bakar.

Kararı yayından sonraya bırakmak

Kaçırma korkusunun gücü, kararı bir ana sıkıştırmasından gelir. Bu yüzden onun olumsuz etkisini azaltmanın bir yolu, kararı o andan sonraya da bırakacak bir zaman tanımaktır. Yayında tanıtılan bir ürünün yayından sonra da bir süre aynı koşullarla alınabilmesi, izleyiciye düşünmek için zaman verir. Bu, satışların bir kısmını yayından sonraya kaydırabilir; ama pişmanlıkla iade edilen ya da güveni zedeleyen satışları azaltabilir.

Bilimsel dayanak

Kaçırma korkusu uzun süre bir kişilik özelliği ya da sosyal medya kullanımıyla ilişkili genel bir kaygı olarak incelendi. Good ve Hyman'ın çalışması, onu bir pazarlama mesajının bağlama özgü olarak tetikleyebileceği bir tepki olarak ele aldığı ve bu tepkinin satın alma niyetini hem güçlendiren hem zayıflatan duygular üzerinden işlediğini gösterdiği için tüketici davranışı açısından önemli bir katkı sunar.

Bu bulgu, kaçırma korkusunun bir satışı hızlandırabildiğini, ama aynı zamanda pişmanlığın tohumunu da ekebildiğini gösteriyor.

Hayatınızda

Bir geri sayım ya da "son birkaç ürün" uyarısı yüzünden aceleyle bir şey aldığınız bir anı hatırlayın. O an ne hissettiniz? Bir hafta sonra aynı ürüne nasıl baktınız? Sevinç mi kalmıştı, yoksa bir pişmanlık mı?

Bir de bir canlı yayında, bir içerik üreticisinin tanıttığı bir ürünü almayı düşündüğünüz bir anı düşünün. Yorumların akışı, başkalarının "aldım" mesajları ve ekrandaki sayaç kararınızı nasıl etkiledi? Yayını kapatıp bir gün beklemiş olsaydınız, aynı kararı verir miydiniz?

Hiç "kaçırılmaz" diye sunulan bir fırsatın aslında kaçırılabilir olduğunu, yani aynı fiyatın daha sonra da sürdüğünü fark ettiğiniz bir an oldu mu? Bu keşif, o markaya ya da satıcıya bakışınızı nasıl değiştirdi?

Son olarak, kaçırma korkusunu fark ettiğiniz anlarda kendinize sorabileceğiniz basit bir soru düşünün: "Bu fırsat gerçekten yarın olmayacak mı, yoksa bana öyle mi söyleniyor?" Bu soruyu sormak, kararınızı değiştirir miydi?

Mavi Fincan'da

Selin toplantıyı kulüpteki makinenin hikâyesiyle açtı, ardından Good ve Hyman'ın iki yönlü bulgusunu okudu; Emre'nin önerisi ancak bundan sonra konuşuldu. Canlı yayın fikri kötü değildi; ama geri sayım ve "elli kutu" sınırı, eğer gerçek değilse, sahte bir aciliyet olacaktı. Gerçek olsa bile, izleyicileri on beş dakikaya sıkıştırılmış bir karara zorlamak, bazılarında sonradan bir pişmanlığa dönüşebilirdi.

Ekip canlı yayını yapmaya karar verdi; ama farklı bir biçimde. Yayın bir satış gösterisi değil, bir tadım olacaktı. Ayşegül, Nadir Fincan çekirdeğini canlı yayında demleyecek, çekirdeğin geldiği çiftliği anlatacak, izleyicilerin sorularını cevaplayacaktı. Ekranda bir geri sayım olmayacaktı.

Stok konusunda dürüstlük kuralı konuldu. Nadir Fincan çekirdeği gerçekten sınırlı miktarda geliyordu; bu yüzden ekranda stok sayısı gösterilebilirdi, ama yalnızca gerçek sayı. Sayı yapay olarak düşük gösterilmeyecek, yayın boyunca gerçek satışlara göre güncellenecekti.

En önemli karar, kararı yayından sonraya bırakmaktı. Yayında tanıtılan çekirdek, yayın bittikten sonra da kırk sekiz saat boyunca aynı fiyatla alınabilecekti; yeter ki stok tükenmemiş olsun. Ekip, Good ve Hyman'ın harcama pişmanlığı bulgusunu hatırlayarak, izleyicilerin düşünmek için zamanı olmasının hem onların hem de markanın yararına olacağını düşündü.

Ekip bir içerik üreticisiyle iş birliğini de konuştu. Deniz'in kulübünden bir fotoğrafçı, yayına konuk olmayı teklif etti. Ekip kabul etti; ama yayının başında ve açıklamasında bunun bir iş birliği olduğu açıkça yazılacaktı. M14'teki kurallar burada da geçerliydi.

Uygulamadaki sipariş akışına da bir ayar eklendi. Yayından gelen bir siparişte onay ekranı, D2'de korunan toplam ve bakiye satırının altına tek bir cümle koyacaktı: "Bu çekirdek kırk sekiz saat boyunca aynı fiyatla burada." Emre önce bunun satışı yavaşlatacağını söyledi; Selin ise yavaşlayan satışın iade edilmeyen satış olduğunu hatırlattı.

Yayın akşamı Elif de izledi. Ayşegül'ün demlemesini izlerken çekirdeği almak istedi; ama yayın sırasında almadı. Ertesi sabah, kahvesini içerken düşündü ve kırk sekiz saatlik süre içinde siparişini verdi. "Yayın sırasında alsaydım," dedi Ayşegül'e, "acele ettim diye düşünürdüm. Şimdi istediğim için aldım."

Deniz'in arkadaşları da yayını izledi. Biri sordu: "Geri sayım yok mu?" Ayşegül gülümsedi: "Kahve acele etmeyi sevmez." Bu cümle, yayının en çok paylaşılan anı oldu.

Ayşe Hanım yayını izlemedi; ertesi gün telefonla aradı ve Ayşegül'e çekirdeği sordu. Ayşegül ona da aynı kırk sekiz saatlik süreyi hatırlattı. Mehmet Bey ise, Bursa'daki eski pazar yerlerinin bağıran satıcılarını hatırladı: "Bağıran satıcıdan bir kez alırsın," dedi, "fısıldayandan her hafta alırsın."

Modülün altıncı notu panoya yazıldı: Kaçırma korkusuyla değil, kaçırılmamaya değer olanla sat: kıtlık gerçekse sayısını dürüstçe söyle, saati uydurma, yayını bilgilendir ve kararı yayından sonraya da bırakacak bir zaman tanı.

Dikkat

Yaygın yanlış"Geri sayım ve stok uyarısı her zaman satışı artırır; ne kadar acil görünürse o kadar iyi."
Doğrusu

Good ve Hyman'ın bulgusunda FOMO yüklü mesajlar satın alma niyetini güçlendirebildiği gibi, beklenen harcama pişmanlığını artırarak zayıflatabildi de. Acele ettirilen bir karar, sonradan pişmanlığa ve güven kaybına dönüşebilir.

Yaygın yanlış"Canlı yayın alışverişinin tek işlevi, izleyiciyi hızla satın almaya yönlendirmektir."
Doğrusu

Canlı yayın, ürünü gerçek zamanlı göstererek ve soruları cevaplayarak güven oluşturabilir. Ama bu güveni sahte aciliyetle birleştirmek, onu bir baskı aracına dönüştürür.

Kaçırma korkusunu kullanmanın etik ve yasal sınırları vardır. Sıfırlanan geri sayımlar, gerçeği yansıtmayan stok uyarıları, "kaçırılmaz" diye sunulup sonra aynı koşullarla süren indirimler ve açıklanmayan iş birlikleri, tüketiciyi yanıltır; Türkiye'de de haksız ticari uygulamalar ve reklam denetimi bu tür mesajları kapsar. Dürüst bir sosyal ticaret, gerçek bilgiyi verir ve tüketiciye kararını düşünerek verme imkânı tanır.

Akılda kalanlar

Good ve Hyman'ın senaryoya dayalı deneyinde FOMO yüklü mesajlar satın alma niyetini etkileyebildi. Bu etki iki yönlüydü: beklenen sevinci ve kendini iyi gösterme isteğini artırarak niyeti güçlendirebildi, beklenen harcama pişmanlığını artırarak zayıflatabildi.

Canlı yayın alışverişi, kıtlık mesajlarını, sosyal kanıtı ve gerçek zamanlı etkileşimi bir araya getirerek kaçırma korkusunu güçlendirebilir. Bu ortam güven de oluşturabilir; ama sahte aciliyetle birleştiğinde düşünmeden verilen kararlara ve sonradan pişmanlığa zemin hazırlar.

Kaçırma korkusunun olumsuz etkisini azaltmanın yolu, kıtlığı yalnızca gerçekse ve gerçek sayısıyla söylemek, zaman sınırlarını uydurmamak, yayını bilgilendirici tutmak ve kararı yayından sonraya da bırakacak bir zaman tanımaktır.

Sonraki derse köprü

Canlı yayın geri sayımsız yapıldı; ama ekip başka bir fikri tartışmaya başladı. Emre, uygulamaya rozetler, seviyeler ve ödül puanları eklemeyi öneriyor: her sipariş bir puan, her yeni çekirdek bir rozet, belli bir puana ulaşan bir hediye. Sıradaki ders, Oyunlaştırma, oyun öğelerinin alışverişte neyi değiştirdiğini ve ne zaman işe yarayıp ne zaman yaramadığını ele alıyor.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Good ve Hyman'ın deneyine göre FOMO yüklü mesajlar satın alma niyetini nasıl güçlendirebildi?

  • A) Ürünün fiyatını düşürerek
  • B) Beklenen sevinci ve kendini iyi gösterme isteğini artırarak
  • C) Ürünü daha kaliteli göstererek
  • D) Hiçbir şekilde güçlendirmedi

Cevap: B. Aynı mesajlar beklenen harcama pişmanlığını artırarak niyeti zayıflatabildi de.

Soru 2 · Kavram

Aynı deneyde FOMO yüklü mesajların satın alma niyetini zayıflatmasının yolu neydi?

  • A) Mesajların sıkıcı olması
  • B) Beklenen harcama pişmanlığını artırmaları
  • C) Ürünün bulunamaması
  • D) Mesajların çok uzun olması

Cevap: B. Kaçırma korkusu iki yönlü bir etkiye sahipti.

Soru 3 · Uygulama

Ayşe Hanım'ın sık izlediği bir yemek kanalı, canlı yayında bir tencere setini "10 dakika içinde alana yüzde 40 indirim" diye tanıtıyor; ama aynı indirim yayından sonra da sürüyor. Buradaki sorun nedir?

  • A) İndirim sürdüğü için izleyici kazançlıdır; ortada bir sorun kalmaz
  • B) Gerçek olmayan bir aciliyet yaratarak izleyicileri düşünmeden karar vermeye zorlamak, sonradan pişmanlığa ve güven kaybına yol açabilir ve tüketiciyi yanıltır
  • C) İndirimler hiçbir zaman yapılmamalıdır
  • D) Canlı yayınlar yasaklanmalıdır

Cevap: B. Sahte aciliyet fark edildiğinde, harcama pişmanlığını güçlendirir ve markanın güvenilirliğini zedeler.

Soru 4 · Tuzak

Bir pazarlama müdürü, "Canlı yayınlarımıza her zaman beş dakikalık bir geri sayım koyalım; süre dolunca yeniden başlatırız, kimse fark etmez," diyor. Bu plan neyi hesaba katmıyor?

  • A) Plan sorunsuzdur; fark edilmeyen bir geri sayım kimseye zarar vermez
  • B) Sıfırlanan bir geri sayım sahte aciliyettir; fark edildiğinde güveni yıkar, harcama pişmanlığını artırır ve tüketici koruma kurallarıyla çatışabilir
  • C) Geri sayımlar her zaman satışı düşürür
  • D) Tüketiciler hiçbir zaman canlı yayın izlemez

Cevap: B. Bir kez kandırıldığını hisseden tüketici, bir sonraki geri sayıma kuşkuyla bakar.

Görev

Önümüzdeki yedi gün içinde günlüğünüze, karşılaştığınız bir kaçırma korkusu mesajını yazın: bir geri sayım, bir stok uyarısı, bir canlı yayın indirimi ya da "son fırsat" diye sunulan bir teklif. Bu mesajın sizde hangi duyguyu uyandırdığını, sevinci mi, pişmanlık kaygısını mı, not edin. Sonra kararınızı bir gün erteleyin ve ertesi gün aynı teklifin hâlâ geçerli olup olmadığını ve aynı isteği hâlâ duyup duymadığınızı kontrol edin.

Tekrar kartları

  • İki yönlü FOMO: Good ve Hyman'a göre FOMO yüklü mesajlar beklenen sevinç ve kendini iyi gösterme üzerinden niyeti güçlendirebilir, beklenen harcama pişmanlığı üzerinden zayıflatabilir.
  • Canlı yayın ve kıtlık: Canlı yayın, kıtlık mesajlarını, sosyal kanıtı ve gerçek zamanlı etkileşimi birleştirerek kaçırma korkusunu güçlendirir; güven de oluşturabilir, ama sahte aciliyetle birleşince baskıya dönüşür.
  • Kararı yayından sonraya bırak: Kıtlığı yalnızca gerçekse ve gerçek sayısıyla söyle, saati uydurma ve tüketiciye düşünmek için zaman tanı.

Kaynakça

  • Good, M. C. ve Hyman, M. R. (2020). Direct and indirect effects of fear-of-missing-out appeals on purchase likelihood. Journal of Consumer Behaviour, 20(3), 564–576.
  • Wongkitrungrueng, A. ve Assarut, N. (2020). The role of live streaming in building consumer trust and engagement with social commerce sellers. Journal of Business Research, 117, 543–556.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.