İçeriğe geç

S3-M17-D4

Özellik yorgunluğu

Fazla özellik neden kötüdür?

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M17, Ürün ve Yenilik Psikolojisi · 2.009 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Bilimsel çapa: Thompson

Kanca

Salı öğleden sonra, ekip toplantısı. Emre bir liste getirmiş: uygulamaya eklenecek yeni özellikler. Kahve yoğunluğu ayarı, her kapsül için demleme süresi önerisi, müşterinin içtiği kahveleri puanladığı bir tadım günlüğü, kafeine duyarlılığa göre akşam saatlerinde uyarı, sabah alarmıyla eşleşen bir kahve hatırlatıcısı ve son olarak, kahve telvesinin fotoğrafından "kahve falı" bakan eğlenceli bir bölüm. "Her biri tek başına harika," diyor Emre, "rakiplerde bunların hiçbiri yok."

Selin listeyi okurken bir hafta önceki bir sahneyi hatırlıyor. Elif kasada telefonunu göstermiş, başka bir kahve zincirinin uygulamasını açmış: menüler, rozetler, oyunlar, bildirimler. "Sadece bir kahve sipariş etmek istiyorum," demişti, "ama düğmeyi bulmam üç ekran sürüyor."

Emre'nin listesindeki her özellik, toplantı masasında kulağa iyi geliyor. Ama Elif'in cümlesi Selin'in aklından çıkmıyor. Bir ürüne daha fazla özellik eklemek onu daha iyi mi yapar, yoksa bir noktadan sonra daha kötü mü?

Vaka

Ashesh Mukherjee ve Wayne Hoyer, 2001'de yayımladıkları çalışmada, teknolojik yeniliklerin getirdiği ve pek çok tüketici için tamamen yeni ya da bilinmeyen özelliklerin ürün değerlendirmesini nasıl etkilediğini incelediler. Araştırmacıların belirttiğine göre önceki çalışmalar, yeni özellikler eklemenin ürün değerlendirmesini ve satışları artıracağını düşündürüyordu; çünkü tüketiciler bu özellikleri üreticinin sunduğu ek yararlar olarak yorumluyordu.

Mukherjee ve Hoyer bu varsayımın yalnızca bir koşulda doğru olduğunu gösterdiler. Yeni özelliklerin olumlu etkisi, yalnızca karmaşıklığı düşük ürünlerde görülüyordu. Karmaşıklığı yüksek ürünlerde ise yeni özellikler eklemek, ürün değerlendirmesini düşürebiliyordu. Bunun nedeni, tüketicilerin bu özellikler hakkında olumsuz öğrenme maliyeti çıkarımları yapmasıydı: zaten karmaşık olan bir ürüne eklenen yeni bir özellik, "bunu da öğrenmem gerekecek" düşüncesini uyandırıyordu.

Çalışma iki bulgu daha ortaya koydu. Birincisi, tüketiciler bilgi aramaya başladığında ve buldukları bilgi belirsiz olduğunda, yeni özelliklerin hem olumlu hem olumsuz etkisi daha da belirginleşiyordu. İkincisi, karmaşık ürünlerdeki olumsuz etki, tüketicilere yeni özelliklerin yararları hakkında açık bilgi verildikten sonra bile sürebiliyordu. Yani "bu özellik size şunu kazandırır" demek, öğrenme yükü kaygısını her zaman gidermiyordu.

Araştırmacılar bu bulgunun önemli bir pazarlama sonucuna dikkat çektiler: yeni özellikler, tüketicilerin teknolojik yeniliklere karşı duyduğu çekingenliğe, bir tür teknoloji korkusuna katkıda bulunabilirdi. Bir ürünü daha yenilikçi göstermek için eklenen özellik, bazı tüketiciler için onu daha korkutucu hâle getirebilirdi.

Bu çalışmada "karmaşıklık", ürünün kendisinin ne kadar çok parçadan ve işlevden oluştuğuyla ilgiliydi. Bir telefon ya da bilgisayar gibi zaten pek çok işlevi olan bir ürün yüksek karmaşıklıklı, tek bir işi yapan bir alet düşük karmaşıklıklı sayılabilirdi. Bulgunun gündelik çevirisi şudur: ürün ne kadar çok şey yapıyorsa, ona eklenen bir sonraki şey o kadar ağır gelir.

Elif'in kasada gösterdiği uygulama tam bu bulgunun gündelik bir örneğiydi. Bir kahve uygulaması zaten basit bir iş için, sipariş vermek için kullanılıyordu; ama üzerine eklenen her özellik onu daha karmaşık bir ürüne dönüştürmüş ve Elif'in gözünde asıl işi zorlaştırmıştı. Emre'nin listesi, Mavi Fincan'ın uygulamasını aynı yola sokabilirdi.

Mekanizma

Satın alırken yetenek, kullanırken kolaylık

Bu dersin müfredatta adı geçen kaynağı, Thompson, Hamilton ve Rust'un 2005'teki "özellik yorgunluğu" çalışması, Girişimcilik Akademisi'nin kapsam kesmeyi anlatan dersinde (8.02) ayrıntılı olarak ele alınıyor. Çalışmanın özü şuydu: tüketiciler bir ürünü kullanmadan önce yeteneğe, yani ürünün yapabildiklerine daha fazla, kullanılabilirliğe ise daha az ağırlık verir; kullandıktan sonra bu ağırlıklar yer değiştirir. Bu yüzden satın alırken fazla karmaşık ürünleri seçer, kullanırken ise onlardan yorulurlar.

Bu bulgu, Emre'nin listesinin neden toplantı masasında bu kadar çekici göründüğünü açıklar. Liste, ürünü kullanmadan önceki bakışla, yani yeteneklere bakarak hazırlanmıştı. Her özellik bir yetenekti; ama hiçbiri, haftalar sonra her sabah uygulamayı açan bir müşterinin yaşayacağı yükü hesaba katmıyordu.

Karmaşıklık her özelliği farklı tartar

Mukherjee ve Hoyer'in bulgusu, aynı özelliğin farklı ürünlerde farklı etki yapabileceğini gösteriyor. Basit bir ürüne eklenen yeni bir özellik, bir ek yarar gibi görünür. Karmaşık bir ürüne eklenen aynı özellik ise bir öğrenme yükü gibi görünür. Bu, bir ürünün ne kadar karmaşık olduğunun, ona eklenecek her yeni özelliğin nasıl karşılanacağını belirlediği anlamına gelir.

Mavi Fincan'ın uygulaması başlangıçta basit bir üründü: sipariş ver, abonelik başlat. Ama her yeni özellik onu biraz daha karmaşık hâle getiriyordu. Belli bir noktadan sonra, eklenen her özellik bir yarar olmaktan çıkıp bir yük olarak algılanmaya başlayabilirdi.

Açıklamak her zaman yetmez

Mukherjee ve Hoyer'in en dikkat çekici bulgularından biri, karmaşık ürünlerdeki olumsuz etkinin, yeni özelliklerin yararları açıkça anlatıldıktan sonra bile sürebilmesiydi. Bu, "kullanıcılar özelliği anlamıyor, daha iyi anlatırsak sever" varsayımının her zaman doğru olmadığını gösterir. Tüketicinin kaygısı özelliğin ne işe yaradığını bilmemek değil, onu öğrenmek için harcayacağı zaman ve emektir.

Bu, D3'te gördüğümüz kullanım kolaylığı ile kullanışlılık ilişkisine yeni bir boyut ekler. Bir özelliğin kullanışlı olduğunu anlatmak, onu öğrenmenin zahmetini ortadan kaldırmaz. Her yeni özellik, D3'teki çaba beklentisini biraz daha artırır.

Daha az, daha çok ürün

Thompson ve arkadaşlarının çalışmasının bir önerisi, şirketlerin bütün özellikleri tek bir ürüne yüklemek yerine, her biri sınırlı sayıda özelliğe sahip daha çok sayıda, daha uzmanlaşmış ürün sunmayı düşünmesiydi. Bu öneri, Mukherjee ve Hoyer'in bulgusuyla da uyumludur: bir ürünü basit tutmak, ona eklenecek az sayıdaki özelliğin bir yük değil, bir yarar olarak algılanmasını sağlar.

Bir uygulama için bu, her şeyi tek bir ekrana doldurmak yerine, asıl işi öne çıkarmak ve ek özellikleri isteyen kullanıcının ulaşabileceği ayrı bir yere koymak anlamına gelebilir.

Karmaşıklık kimin gözünde?

Bir ürünün karmaşık olup olmadığı, ürünün kendisi kadar onu kullanan kişiye de bağlıdır. Teknolojiyle günlük işlerinin büyük kısmını yürüten Deniz için bir kahve uygulaması basit bir üründür; ona eklenen bir tadım günlüğü bir oyuncak gibi görünebilir. Uygulamayı yalnızca sipariş vermek için kullanan Elif için aynı uygulama, her yeni özellikle biraz daha yorucu hâle gelir. Ayşe Hanım için ise uygulamanın kendisi zaten karmaşıktır.

Bu, Mukherjee ve Hoyer'in bulgusunun pratik bir sonucudur: aynı özellik, aynı üründe, bir müşteri için bir yarar, bir başkası için bir yük olabilir. Bu yüzden ürünün ana yüzünü en az zaman ayıran, en az deneyimli müşteriye göre tasarlamak ve ek özellikleri, onları isteyen deneyimli müşterinin kendi seçimine bırakmak, iki grubu da korur.

İlk tercih ile uzun süreli memnuniyet

Thompson ve arkadaşlarının modeli, ilk satın alma tercihini en üst düzeye çıkaran özellik sayısının, uzun süreli müşteri değerini düşürebileceğini gösteriyordu. Bu, kısa vadeli bir başarı ölçüsünün uzun vadeli bir kayba yol açabileceğinin bir başka örneğidir. Bir uygulamanın indirilme sayısı, özellik listesiyle artabilir; ama uygulamanın her sabah kullanılması, sadeliğiyle mümkün olur.

Bilimsel dayanak

Yeni özelliklerin tüketici değerlendirmesine etkisi, teknolojinin ürünlere her yıl daha fazla yetenek eklemeyi kolaylaştırmasıyla birlikte önem kazanan bir araştırma alanıdır. Mukherjee ve Hoyer'in çalışması, yeni özelliklerin her zaman olumlu karşılanacağı varsayımının sınırını, ürünün karmaşıklığına bağlayarak gösterdiği için bu alanda temel bir başvuru kaynağıdır. Thompson ve arkadaşlarının özellik yorgunluğu çalışması ise bu sınırın satın alma ile kullanım arasındaki zaman farkından da kaynaklandığını gösterir.

Bu bulgu, bir ürüne eklenen her özelliğin, ürünün karmaşıklığına göre ya bir yarar ya da bir yük olarak tartıldığını gösteriyor.

Hayatınızda

Satın alırken çok sayıda özelliği olduğu için seçtiğiniz bir ürünü düşünün: bir telefon, bir kamera, bir mutfak robotu, bir uygulama. Bu özelliklerin kaçını gerçekten kullanıyorsunuz? Büyük olasılıkla, satın alırken sizi etkileyen özelliklerin önemli bir kısmını hiç açmadınız.

Bir de sevdiğiniz bir uygulamanın bir güncellemeyle yeni özellikler aldığı ve sizin için daha karmaşık hâle geldiği bir anı hatırlayın. Yeni özellikler size bir yarar gibi mi göründü, yoksa öğrenmeniz gereken yeni bir şey gibi mi? Mukherjee ve Hoyer'in öğrenme maliyeti çıkarımı, bu ikinci hissin adıdır.

Basit kaldığı için sevdiğiniz bir ürün var mı? Belki tek bir işi iyi yapan bir alet, belki sade bir uygulama. Bu ürünün daha fazla özellik eklemeye çalışsaydı sizin için ne değişirdi?

Bir de bir ürünü kutusundan çıkardığınız ilk günü ve bir ay sonrasını karşılaştırın. İlk gün belki bütün ayarları tek tek kurcaladınız; bir ay sonra ise muhtemelen hep aynı iki üç düğmeye basıyorsunuz. Bu daralma, ürünün sizin için gerçekte ne olduğunu gösterir.

Son olarak, bir ürünü bir arkadaşınıza tavsiye ederken neyi anlattığınızı fark edin. Özellik listesini mi, yoksa sizin için yaptığı tek bir işi mi? Çoğumuz tavsiye ederken, satın alırken bakmadığımız şeye bakarız: kullanırken ne kadar rahat ettiğimize.

Mavi Fincan'da

Selin, Emre'nin listesini ve Elif'in kasadaki cümlesini aynı masaya koydu. Mukherjee ve Hoyer'in bulgusunu ve Girişimcilik Akademisi'nde anlatılan özellik yorgunluğunu ekiple paylaştı. Emre'nin listesindeki her özellik toplantı masasında bir yetenek gibi görünüyordu; ama her sabah uygulamayı açan müşteri için her biri bir öğrenme yüküydü.

Ekip, listeyi tek tek tartmak için bir soru belirledi: "Bu özellik, müşterinin her sabah yaptığı işi kolaylaştırıyor mu, yoksa yanına yeni bir iş mi ekliyor?" Bu soruya göre listenin çoğu ikinci gruba düşüyordu.

Uygulamanın ana ekranı sade kaldı: sipariş ver, aboneliğini gör. Demleme süresi önerisi, kapsülün kutusunun üzerine ve sipariş onayına tek bir satır olarak eklendi; ayrı bir ekran gerektirmiyordu. Tadım günlüğü ve yoğunluk ayarı, ana ekrandan uzakta, isteyenin açabileceği bir "Keşfet" bölümüne konuldu. Kafein uyarısı ve sabah hatırlatıcısı, kullanıcı açmadıkça kapalı kalacaktı. Kahve falı ise listeden çıkarıldı; ekip, onun Mavi Fincan'ın içten ve dürüst kişiliğiyle de uyuşmadığını düşündü.

Ekip bir şeyi daha kararlaştırdı. Yeni özellikler, toplantı masasında ya da bir ankette müşterilere sorularak değil, birkaç hafta boyunca küçük bir müşteri grubunda kullanılarak değerlendirilecekti. Thompson ve arkadaşlarının bulgusu, insanların kullanmadan önce yeteneğe, kullandıktan sonra kolaylığa ağırlık verdiğini gösteriyordu; bu yüzden asıl ölçü, haftalar sonra hangi özelliklerin hâlâ kullanıldığıydı.

Deniz, "Keşfet" bölümünü ilk açanlardan biriydi. İlk hafta tadım günlüğüne her kahvesini puanladı; üçüncü hafta günlüğü açmayı bıraktı ama demleme süresi satırını her sabah okumaya devam etti. "Puanlamak eğlenceliydi," dedi, "ama süre satırı işime yarıyor." Ekip bu cümleyi not etti; satın alma anındaki heyecan ile kullanım haftalarındaki yarar arasındaki farkın küçük bir kanıtıydı.

Elif ise ana ekranın sade kaldığını görünce rahatladı. "Bir düğme, bir kahve," dedi, "işte istediğim bu." Ayşe Hanım için hiçbir şey değişmemişti; o hâlâ aboneliğini telefonla yönetiyordu ve uygulamaya eklenen özelliklerin hiçbiri onu ilgilendirmiyordu.

Telefonu kapatmadan önce Mehmet Bey kendi tezgâhından bir örnek verdi. Bir zamanlar kasa programına bir sürü özellik eklenmiş, ama o yalnızca satış ve fiş düğmelerini kullanmıştı. "Program büyüdükçe ben küçüldüm," dedi. Sonunda programı sadeleştirmiş, kullanmadığı her şeyi kapatmış ve o günden beri kasada daha hızlı olduğunu söylüyordu.

Modülün dördüncü notu panoya yazıldı: Özelliği satın alma anındaki heyecanla değil, kullanım haftalarındaki yükle tart; karmaşık bir üründe her yeni özellik bir öğrenme bedelidir. Az ama işe yarayanı öne koy, gerisini isteyene aç.

Dikkat

Yaygın yanlış"Bir ürüne ne kadar çok özellik eklenirse, o kadar değerli olur."
Doğrusu

Mukherjee ve Hoyer'in çalışmasında yeni özellikler yalnızca basit ürünlerde değerlendirmeyi artırdı; karmaşık ürünlerde öğrenme maliyeti çıkarımları yüzünden değerlendirmeyi düşürebildi. Özellik yorgunluğu da satın alırken çekici görünen özelliklerin kullanırken yük olabileceğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Kullanıcılar bir özelliği sevmiyorsa, onu yeterince iyi anlatamamışızdır."
Doğrusu

Mukherjee ve Hoyer'in bulgusunda karmaşık ürünlerdeki olumsuz etki, yararlar açıkça anlatıldıktan sonra bile sürebildi. Tüketicinin kaygısı çoğu zaman özelliğin ne işe yaradığını bilmemek değil, onu öğrenmenin zahmetidir.

Özellik bilgisinin de etik bir yüzü vardır. Satın alma anında tüketicinin yeteneğe daha fazla ağırlık verdiğini bilip, kullanılmayacak özelliklerle şişirilmiş ve daha pahalı bir ürünü öne çıkarmak, tüketicinin kendi ileride yaşayacağı memnuniyetsizliği öngörememesinden yararlanmaktır. Dürüst bir satıcı, müşteriye özellik listesini değil, onun gerçekten kullanacağı şeyi gösterir.

Akılda kalanlar

Mukherjee ve Hoyer'in çalışmasında yeni özellikler yalnızca karmaşıklığı düşük ürünlerde değerlendirmeyi artırdı. Karmaşık ürünlerde ise tüketicilerin öğrenme maliyeti çıkarımları yüzünden değerlendirmeyi düşürebildi ve bu olumsuz etki, yararlar açıkça anlatıldıktan sonra bile sürebildi.

Thompson ve arkadaşlarının özellik yorgunluğu çalışması, tüketicilerin satın alırken yeteneğe, kullanırken kolaylığa ağırlık verdiğini gösterdi. Bu yüzden satın alma anında fazla karmaşık ürünler seçilir ve kullanım sırasında memnuniyet düşer.

Bir ürünü tasarlarken her yeni özelliği, satın alma anındaki çekiciliğiyle değil, kullanım haftalarındaki yüküyle tartmak gerekir. Asıl işi öne koymak, ek özellikleri isteyene açmak ve özellikleri gerçek kullanım süresince değerlendirmek, özellik yorgunluğunun önüne geçer.

Sonraki derse köprü

Uygulama sadeleşti; ama kapsül serisi büyüyor. Ekip, farklı yoğunluklardaki üç yeni kapsül için isim arıyor ve tartışma çabucak bir soruya varıyor: bir ismin sesi, kahvenin tadı hakkında bir şey söyleyebilir mi? Sıradaki ders, İsim ve ses sembolizmi, marka ve ürün isimlerinin seslerinin tüketicide nasıl çağrışımlar uyandırdığını ele alıyor.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Mukherjee ve Hoyer'in çalışmasına göre yeni özellikler hangi ürünlerde değerlendirmeyi artırdı?

  • A) Karmaşıklığı yüksek ürünlerde
  • B) Karmaşıklığı düşük ürünlerde
  • C) Bütün ürünlerde
  • D) Hiçbir üründe

Cevap: B. Karmaşık ürünlerde ise değerlendirme düşebildi.

Soru 2 · Kavram

Karmaşık ürünlerde yeni özelliklerin değerlendirmeyi düşürmesinin nedeni neydi?

  • A) Özelliklerin pahalı olması
  • B) Tüketicilerin olumsuz öğrenme maliyeti çıkarımları yapması
  • C) Özelliklerin hiç işe yaramaması
  • D) Ürünlerin çirkin görünmesi

Cevap: B. Zaten karmaşık bir ürüne eklenen özellik, "bunu da öğrenmem gerekecek" düşüncesini uyandırıyordu.

Soru 3 · Uygulama

Ayşe Hanım'ın kullandığı bir tansiyon ölçme cihazının yeni sürümüne veri paylaşımı, grafikler ve uygulama bağlantısı ekleniyor. Bu derse göre üreticinin en sağlam yaklaşımı hangisidir?

  • A) Bütün özellikleri ana ekrana koymak
  • B) Asıl işi, yani ölçümü, tek düğmeyle ve büyük ekranla sade tutmak, ek özellikleri isteyenin açabileceği ayrı bir yere koymak ve özellikleri gerçek kullanıcılarla haftalarca sınamak
  • C) Yeni özelliklerin yararlarını uzun bir kılavuzla anlatmak ve gerisini kullanıcıya bırakmak
  • D) Cihazın fiyatını artırmak

Cevap: B. Karmaşık bir ürüne eklenen her özellik bir öğrenme yüküdür; asıl iş sade kalmalıdır.

Soru 4 · Tuzak

Bir ürün ekibi, "Müşterilerimize ankette sorduk; hepsi daha fazla özellik istiyor. Hepsini ekleyelim," diyor. Bu planın gözden kaçırdığı nedir?

  • A) Plan sağlamdır; müşteri ne isterse onu vermek gerekir
  • B) Tüketiciler kullanmadan önce yeteneğe, kullandıktan sonra kolaylığa ağırlık verir; ankette istenen özellikler, kullanım sırasında yük olabilir ve karmaşık ürünlerde değerlendirmeyi düşürebilir
  • C) Ankete katılan herkes yalan söyler
  • D) Müşteriler hiçbir zaman özellik istemez

Cevap: B. Satın alma anındaki istek, kullanım haftalarındaki memnuniyeti öngörmeyebilir.

Görev

Bu hafta tüketici günlüğünüze, sık kullandığınız bir uygulama ya da cihaz seçin. Sahip olduğu özellikleri listeleyin ve son bir ayda gerçekten kullandıklarınızı işaretleyin. Kullanmadığınız özelliklerin kaçı satın alma ya da indirme kararınızda rol oynamıştı? Bu ürün yalnızca kullandığınız özelliklere sahip olsaydı, sizin için daha mı iyi, daha mı kötü olurdu? Vardığınız sonucu iki cümleyle yazın.

Tekrar kartları

  • Yeni özellik ve karmaşıklık: Mukherjee ve Hoyer'e göre yeni özellikler basit ürünlerde değerlendirmeyi artırır, karmaşık ürünlerde öğrenme maliyeti çıkarımları yüzünden düşürebilir.
  • Özellik yorgunluğu: Tüketiciler satın alırken yeteneğe, kullanırken kolaylığa ağırlık verir; bu yüzden fazla karmaşık ürünler seçer ve kullanırken yorulurlar.
  • Az ama işe yarayan: Asıl işi öne koy, ek özellikleri isteyene aç ve özellikleri gerçek kullanım süresince değerlendir.

Kaynakça

  • Mukherjee, A. ve Hoyer, W. D. (2001). The effect of novel attributes on product evaluation. Journal of Consumer Research, 28(3), 462–472.
  • Thompson, D. V., Hamilton, R. W. ve Rust, R. T. (2005). Feature fatigue: When product capabilities become too much of a good thing. Journal of Marketing Research, 42(4), 431–442.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.