S3-M15-D8
Enflasyon döneminde fiyat iletişimi
Küçülen ambalaj, gizli zam, güven kaybı
Tüketici Psikolojisi Akademisi — M15, Fiyat ve Değer Psikolojisi · 2.067 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme
Kanca
Pazartesi sabahı, Ayşe Hanım'ın mahallesindeki bakkal. Ayşe Hanım her sabahki gibi ekmeğini, yarım litre sütünü ve bir paket peynirini tezgâha koyuyor. Ödeme ekranındaki toplamı görünce başını sallıyor: "Bu yıl her şey üç katına çıktı. Üç katına!"
Bakkal itiraz etmiyor; ekmek ve süt gerçekten çok arttı, bunu en iyi o biliyor. Ama aklına geçen ay Ayşe Hanım'ın aynı tezgâhta anlattığı başka bir şey geliyor: yıllık ev sigortasını yenilemiş, poliçe geçen yılkinden pek farklı çıkmamış. O gün buna sevinmişti; bugün aklında yok.
Ayşe Hanım'ın "üç kat" duygusu, her sabah elinden geçen birkaç ürünün etiketinden geliyor. Yılda bir ödediği fatura, bu hesaba hiç girmiyor. Peki insanlar fiyatların ne kadar arttığını neye bakarak hisseder ve bu his, bir satıcının zam duyurusunu nasıl karşılar?
Vaka
Sotiris Georganas, Paul Healy ve Nan Li, 2014'te yayımlanan bir çalışmada tam bu soruyu laboratuvara taşıdılar. Gerçek hayatta bir insanın genel fiyat artışı hakkındaki tahmini, sayısız şeyden etkilenir: geliri, haberler, alışveriş sepeti, ürünlerin kalitesindeki değişiklikler. Araştırmacılar bu karmaşayı ortadan kaldırmak için yapay bir alışveriş ortamı kurdular.
Katılımcılar, bir süre boyunca hayali ürünlerden oluşan bir sepet satın aldılar. Her ürünün kendi fiyat artış hızı vardı ve bazı ürünler sık sık, bazıları seyrek alınıyordu. Ürünler hayali olduğu için kaliteleri değişmiyordu; herkes aynı sepeti alıyordu ve araştırmacılar kimin hangi fiyatı ne zaman gördüğünü tam olarak biliyordu. Alışveriş bitince katılımcılardan iki tahmin istendi: her bir ürünün fiyatı ne kadar arttı ve bütün sepetin, yani bu küçük ekonominin genel fiyat artışı ne kadardı? Doğru tahminler ödüllendiriliyordu.
İsabetli bir hesap, genel artışı ürünlerin artışlarının, her birine harcanan para oranında ağırlıklandırılmış ortalaması olarak bulmalıydı. Katılımcıların tahminleri ise sistematik olarak sık alınan ürünlerin artışına doğru kaydı. Sık alınan bir ürün hızlı pahalandığında, genel enflasyon olduğundan yüksek tahmin edildi. Araştırmacılar bu eğilime "sıklık yanlılığı" adını verdiler.
İkinci bir deneyde katılımcılara her ürünün gerçek artış oranı açıkça söylendi. Yanlılık yine sürdü. Yani sorun tek tek ürünlerin fiyatını yanlış hatırlamaktan değil, bu artışları bir araya getirip genel bir yargıya varırken ortaya çıkıyordu. Ayrıca katılımcılar, farklı ürünlerin artış oranlarını gerçekte olduklarından birbirine daha yakın sandılar.
Yazarlar bulguyu gerçek dünyaya da bağladı. Aktardıklarına göre ABD'de market alışverişi ve benzin, harcamaların küçük bir payını oluşturduğu hâlde fiyat artışlarının en görünür kalemleridir. Avrupa'da da avroya geçişin ardından gerçek enflasyon dengeli seyrederken insanların algıladığı fiyat artışı belirgin biçimde yükselmişti; bu dönemde sık alınan ürünlerin daha hızlı pahalandığı ileri sürülmüştü.
Ayşe Hanım'ın tezgâhtaki cümlesi bu bulgunun gündelik bir örneğidir. Onun "üç kat" duygusu yanlış bir hesap değil, belirli bir hesaptır: her sabah gördüğü fiyatların hesabı. Ekmek ve süt gerçekten çok arttı; ama yılda bir ödediği sigorta, ara sıra aldığı bir ilaç ya da birkaç yılda bir yenilediği bir ev eşyası, bu hesabın dışında kaldı. Tahmini, alışveriş sepetinin en sık dolan köşesine doğru kaydı.
Mekanizma
Fincan bir termometredir
Sıklık yanlılığının bir satıcı için anlamı açıktır: müşterinin enflasyon termometresi, en sık aldığı üründür. Her sabah kahve alan biri için kahvenin fiyatı, bütün ekonominin ne kadar pahalandığının göstergesi hâline gelir. Bir kafenin günlük fincanındaki her zam, müşterinin gözünde yalnızca o fincanın değil, hayatın pahalanmasının bir kanıtı olarak kaydedilir.
Bu, günlük ürünlerin fiyatını değiştirmenin, seyrek alınan ürünlerinkini değiştirmekten daha görünür ve daha duygusal olduğu anlamına gelir. Ayşe Hanım'ın ekmeği ve sütü onun için bir fiyat değil, bir ölçüdür. Yılda bir aldığı bir şeyin fiyatını hatırlamaz bile; ama sabah ekmeğinin fiyatını kuruşu kuruşuna bilir.
Termometreyi kandırma isteği
Bu bilgi, satıcının önüne cazip bir kısa yol koyar: en çok görülen ürünün fiyatını sabit tutup artışı az görülen ürünlere yüklemek. Müşteri termometresine bakar, değişiklik görmez ve fiyatların makul olduğunu düşünür; oysa sepetin geri kalanı sessizce pahalanmıştır.
Bu kısa yolun bir başka biçimi de miktar ya da içerikle oynamaktır. S1-M2-D3'te gördüğümüz küçülen ambalaj, fiyat etiketini değiştirmeden birim fiyatı yükseltir. Orada Chandon ve Ordabayeva'nın deneylerinden de söz etmiştik: üç boyutunda birden küçülen bir paketin hacim kaybı, olduğundan belirgin biçimde küçük algılanıyordu; yani bu yol, dikkatin bir başka sınırına da yaslanır. Benzer bir yol, ürünün içinden bir şey eksiltmektir: kurabiyenin yanındaki ikram çikolata kalkar, pakette dört lokum yerine üç lokum olur, süt değişimi için ayrı bir ücret eklenir. Fiyat aynı görünür, ama müşterinin aynı para için aldığı şey azalmıştır.
Termometre iki yöne çalışır
Sıklık yanlılığının mantığı, termometrenin yalnızca kötü haberi büyütmediğini de düşündürür. Günlük ürünün fiyatı uzun süre yerinde kaldığında, müşteri bütün fiyatların görece sakin olduğu izlenimine kapılabilir. Bu, sabit tutulan bir fincanın müşteriye güven verebileceği anlamına gelir; ama aynı izlenim, sepetin geri kalanındaki artışları da gölgede bırakabilir. Termometreyi okumak, bir satıcıya hem müşterinin neyi fark edeceğini hem de neyi gözden kaçırabileceğini söyler.
Gizli zam bulunduğunda
Bu yolların ortak zayıflığı, eninde sonunda fark edilmeleridir. Küçülen bir paketi, eksilen bir lokumu, değişen bir tadı bir müşteri fark eder ve başkalarına anlatır. Fark edildiğinde de müşteri yalnızca o değişikliğe değil, satıcının bütün fiyatlarına kuşkuyla bakmaya başlar: "Bunu gizlediyse, başka neyi gizliyor?"
Satış Psikolojisi'nin enflasyon dersi 4.36, insanların fiyat artışlarını çoğu zaman satıcının kâr isteğine bağladığını ve artan maliyetleri pek hesaba katmadığını gösteren çalışmaları aktarıyor. Gizli bir zam, bu kuşkuyu doğrular. Açıkça yapılan ve gerekçesi söylenen bir zam ise müşteriye en azından başka bir açıklama sunar.
Ne zaman ve ne sıklıkla?
Bir başka soru da zamların sıklığıdır. Sıklık yanlılığı, sık alınan bir ürünün her fiyat değişikliğinin müşterinin hafızasına kaydedildiğini düşündürür. Her hafta küçük bir zam, müşterinin termometresini her hafta yeniden oynatır. Ama birikmiş artışı tek seferde yansıtan büyük bir zam da ani bir şok yaratabilir.
Burada dürüst olmak gerekir: bu dersin dayandığı çalışma, zamların sıklığını ya da büyüklüğünü sınamadı. Sık ve küçük ile seyrek ve büyük arasındaki tercih, bir satıcının kendi müşterisini ve maliyet akışını düşünerek vereceği bir karardır. Bir bulgu gibi değil, bir tasarım tercihi gibi ele alınmalıdır.
Duyurunun dört parçası
Bir zammın nasıl anlatılacağı konusunda S2-M12-D9'da Mavi Fincan'ın ilk kararlarını görmüştük: önceden duyurmak, nedenini söylemek, tarihini yazmak. Enflasyonun uzun sürdüğü dönemlerde bu duyurunun daha ayrıntılı olması gerekebilir. Müşterinin dört soruya cevap bulabilmesi işe yarar: hangi ürün, ne kadar, neden ve ne zamandan beri?
"Piyasa koşulları nedeniyle fiyatlarımız güncellenmiştir" gibi genel bir cümle, bu soruların hiçbirine cevap vermez. "Süt fiyatlarındaki artış nedeniyle sütlü kahvelerimiz bu pazartesiden itibaren beş lira arttı" cümlesi ise dördüne birden cevap verir. Müşteri bu cevaba katılmayabilir, ama ona bir açıklama yapıldığını bilir.
Bilimsel dayanak
Ekonomistler uzun süredir insanların algıladığı enflasyonun resmî rakamlardan sapabildiğini biliyor. Ama alan verileri, bu sapmanın nedenlerini birbirinden ayırmayı zorlaştırır. Georganas, Healy ve Li'nin laboratuvar çalışması, bu nedenlerden birini, alım sıklığını, öteki etkenlerden ayırarak sınadığı için değerlidir.
Bu bulgu, bir fiyat değişikliğinin müşterinin zihninde ne kadar yer kaplayacağının, yalnızca büyüklüğüne değil, o ürünün ne sıklıkla alındığına da bağlı olduğunu gösteriyor.
Hayatınızda
Fiyatların bu yıl ne kadar arttığını düşündüğünüzde, aklınıza ilk gelen ürünler hangileri? Büyük olasılıkla ekmek, süt, yakıt, toplu taşıma ya da her gün aldığınız bir kahve. Bir de yılda bir ödediğiniz bir faturayı ya da birkaç yılda bir aldığınız bir eşyayı düşünün. Onların fiyatı ne kadar arttı? Çoğumuz bu soruya hemen cevap veremeyiz.
Kendi enflasyon tahmininizi bir sınayın. Son bir yılda en sık aldığınız beş ürünün fiyat değişikliğini ve en büyük beş harcamanızın değişikliğini yan yana yazın. İki liste arasındaki fark, sizin termometrenizin neyi ölçtüğünü gösterebilir.
Bir de sessizce değişen bir ürünü fark ettiğiniz anı hatırlayın. Belki bir çikolatanın küçüldüğünü, bir paketin içinden bir şeyin eksildiğini ya da bir hizmete ayrı bir ücret eklendiğini gördünüz. O markaya ertesi alışverişinizde nasıl baktınız? Fiyat etiketlerini daha dikkatli okumaya başladınız mı?
Son olarak, bir zammı size açıkça anlatan bir satıcıyı düşünün: neyin, neden ve ne kadar arttığını söyleyen. Zamdan memnun olmamış olabilirsiniz; ama o satıcıya duyduğunuz güven, sessizce zam yapan bir satıcıya duyduğunuzdan farklı mıydı?
Mavi Fincan'da
Kahve çekirdeğinin fiyatı yeniden yükselince, Emre fiyat defterini masaya koydu. Defter bir yılın hikâyesini anlatıyordu: çekirdek, süt, un ve tereyağı farklı hızlarla pahalanmıştı. En hızlı artan, sütlü kahvelerin ve kurabiyelerin maliyetleriydi; en yavaş artan ise filtre kahveninki.
Emre'nin bir önerisi vardı. Georganas ve arkadaşlarının bulgusunu okumuştu: müşteriler fiyatları en çok aldıkları ürüne bakarak değerlendiriyordu. Mavi Fincan'ın termometresi de her sabah satılan filtre kahveydi. Öneri, filtre kahvenin fiyatına hiç dokunmamak, onun yerine çekirdek paketlerinin ve misafir kahvesi paketinin fiyatını maliyetlerinden daha fazla artırarak farkı kapatmaktı. Tedarikçi de misafir paketindeki dört lokumu üçe indirmeyi, paketin üzerindeki yazıyı değiştirmeden önermişti.
Selin iki öneriye de itiraz etti. Bulgu doğruydu, ama ondan çıkarılan sonuç, müşterinin termometresini kandırmaktı. Çekirdek paketini seyrek alan bir müşteri, örneğin fotoğraf kulübünün toplantıları için ayda bir paket alan Deniz, filtre kahveyi her sabah içen birinin zammını ödemiş olacaktı. Eksilen lokum ise eninde sonunda fark edilecekti; o zaman yalnızca paketin değil, bütün fiyat listesinin güvenilirliği sorgulanacaktı.
Ekip başka bir yol seçti. Her ürünün fiyatı, kendi maliyetindeki artış oranında değişecekti; filtre kahve de artacak, ama yalnızca kendi maliyetinin gerektirdiği kadar. Kasanın yanındaki tahta, S2-M12-D9'dan beri değişiklik tarihlerini gösteriyordu; artık her satırda ürün, eski fiyat, yeni fiyat ve kısa bir gerekçe yazacaktı: "Sütlü kahveler: süt fiyatı arttı." Misafir paketinde dört lokum kalacaktı; bir gün içerik değişirse, bu paketin üzerinde ve tahtada açıkça yazılacaktı.
Geriye zamların takvimi kalmıştı. Fiyatlar her hafta değil, ayın ilk pazartesisi güncellenecek ve değişiklik bir hafta önceden tahtada duyurulacaktı. Ekip bunun bir bulgu değil, kendi müşterileri için yaptıkları bir tercih olduğunu not etti; her sabah gelen müşterinin her hafta yeni bir fiyatla karşılaşmamasını istiyorlardı.
Deniz de bir sonraki çekirdek paketini alırken tahtadaki satırı okudu: paketin fiyatı artmıştı, ama gerekçesi ve artış oranı filtre kahveninkiyle aynı mantıkla yazılmıştı. Fotoğraf kulübündeki arkadaşlarına paketi önerirken fiyatı saklamadı; "Arttı, ama neden arttığını yazıyorlar," dedi.
Ayşe Hanım ilk hafta Mavi Fincan'ın tahtasını dikkatle okudu ve "En azından neyin neden arttığını biliyorum," dedi. Bakkaldaki "her şey arttı" cümlesinden farklı bir cümleydi bu.
Mehmet Bey de bu düzeni Emre'den duyunca Bursa'daki dükkânına küçük bir pano astı: bu ay artan ürünler, artış ve nedeni.
Modülün sekizinci notu panoya yazıldı: Zammı en çok görülen üründe saklama, en az görülen ürüne de yükleme; her ürünün fiyatı kendi maliyetiyle değişsin, değişiklik ürün ürün ve gerekçesiyle yazılsın, ambalajdaki küçülme ya da eksilen bir ikram açıkça söylensin.
Dikkat
Yaygın yanlış"Müşteri zaten her şeyin pahalandığını biliyor, tek tek açıklamaya gerek yok."
Genel bir enflasyon beklentisi, belirli bir zammın adil bulunacağı anlamına gelmez. Sıklık yanlılığı, müşterinin özellikle günlük aldığı ürünlerdeki her değişikliği kaydettiğini gösteriyor; gerekçesiz bir zam, müşterinin kendi açıklamasını, çoğu zaman da en kötüsünü, üretmesine bırakır.
Yaygın yanlış"Fiyatı sabit tutup paketi küçültmek, müşteriyi zamdan korumanın nazik bir yoludur."
Küçülen ambalaj birim fiyatı yükseltir; müşteri zamdan korunmaz, yalnızca zamdan haberdar edilmez. Fark edildiğinde, açık bir zamdan daha fazla güven kaybına yol açabilir.
Satıcı için sınır şudur: tüketicinin algısındaki bir yanlılığı bilmek, onu aydınlatmak için de kullanılabilir, onu yanıltmak için de. Sık alınan ürünü vitrin yapıp artışı az görülen ürünlere gizlice yüklemek, ya da enflasyonu maliyeti artmayan ürünlerin fiyatını yükseltmek için bir kılıf yapmak, tüketicinin dikkat sınırını onun aleyhine kullanmaktır. Miktar ve içerikteki değişiklikleri etikette açıkça göstermek, hem güveni korur hem de tüketicinin haklarına saygı gösterir.
Akılda kalanlar
İnsanlar genel fiyat artışını, en sık aldıkları ürünlere bakarak hisseder. Georganas, Healy ve Li'nin deneylerinde genel enflasyon tahminleri sık alınan ürünlerin artışına doğru kaydı ve bu yanlılık, gerçek oranlar söylendiğinde de sürdü.
Bu yüzden günlük bir üründeki zam, müşterinin gözünde hayatın pahalanmasının kanıtı olur. Bu bilgi, satıcıyı artışı az görülen ürünlere yüklemeye ya da paketi sessizce küçültmeye yöneltebilir; ama gizli zam fark edildiğinde bütün fiyatlara duyulan güveni zedeler.
Uzun süren enflasyonda iyi bir fiyat duyurusu dört soruya cevap verir: hangi ürün, ne kadar, neden ve ne zamandan beri. Zamların sıklığı ise bir bulgu değil, satıcının kendi müşterisini düşünerek yapacağı bir tercihtir.
Sonraki derse köprü
Bu modülde fiyatı hep aynı yönden düşündük: fazla görünmesin, haksız bulunmasın, açıkça anlatılsın. Ama bazen yüksek bir fiyat bir engel değil, bir çekim noktasıdır. Sıradaki ders, Premium ve lüks fiyatlandırma, bu soruyu soruyor: yüksek fiyat neden çekici olabilir ve bir ürünün pahalı olması, bazı müşteriler için neden onu daha istenir kılar?
Mini quiz
Soru 1 · Kavram
Georganas, Healy ve Li'nin deneylerinde katılımcıların genel enflasyon tahminleri hangi yöne kaydı?
- A) Seyrek alınan ürünlerin artış oranına doğru
- B) Sık alınan ürünlerin artış oranına doğru
- C) Tahminler isabetliydi, hiçbir yöne kaymadı
- D) En pahalı ürünün artış oranına doğru
Cevap: B. Araştırmacılar bu eğilime sıklık yanlılığı adını verdi.
Soru 2 · Kavram
Katılımcılara her ürünün gerçek artış oranı söylendiğinde ne oldu?
- A) Yanlılık tamamen ortadan kalktı
- B) Yanlılık sürdü; sorun tek tek fiyatları yanlış hatırlamaktan değil, artışları bir araya getirirken ortaya çıkıyordu
- C) Katılımcılar artışları olduğundan düşük tahmin etti
- D) Deney yarıda bırakıldı
Cevap: B. Yanlılık, genel bir yargıya varma aşamasında ortaya çıkıyordu.
Soru 3 · Uygulama
Elif'in her gün öğle yemeği aldığı bir büfe, maliyetler arttığı için zam yapmak zorunda. Müşterilerine hangi cümleyle duyurması, onlara en çok bilgi verir?
- A) "Piyasa koşulları nedeniyle fiyatlarımız güncellenmiştir."
- B) Hiçbir duyuru yapmadan porsiyonları küçültmek
- C) "Peynir fiyatlarındaki artış nedeniyle tostlarımız bu pazartesiden itibaren on lira arttı."
- D) Tostun fiyatını sabit tutup içecekleri iki katına çıkarmak
Cevap: C. Bu duyuru hangi ürün, ne kadar, neden ve ne zamandan beri sorularının dördüne birden cevap veriyor.
Soru 4 · Tuzak
Bir zincir mağaza, "Müşteriler fiyatları en çok aldıkları ürünlere bakarak değerlendiriyor; o hâlde ekmek ve sütü sabit tutalım, artışı müşterilerin seyrek aldığı ürünlere yükleyelim," diyor. Bu planın zayıf noktası nedir?
- A) Planın bir zayıf noktası yoktur
- B) Seyrek alan müşteriler, sık alanların zammını ödemiş olur; gizli yükleme fark edildiğinde de bütün fiyatlara duyulan güven zedelenir
- C) Ekmek ve süt fiyatları hiçbir zaman değişmemelidir
- D) Müşteriler seyrek aldıkları ürünlere hiç bakmaz
Cevap: B. Sıklık yanlılığını bilmek, onu müşteriyi yanıltmak için kullanmayı haklı çıkarmaz.
Görev
Bu hafta tüketici günlüğünüze iki liste yazın: en sık aldığınız beş ürün ve en büyük beş harcama kaleminiz. Her birinin son bir yılda ne kadar pahalandığını tahmin edin, sonra bulabildiğiniz kadarını eski fişlerden ya da hesap dökümlerinden kontrol edin. Hangi listede tahminlerinizin gerçeğe daha uzak olduğunu ve bir satıcının zam duyurusunu bu bilgiyle nasıl okuyacağınızı not edin.
Tekrar kartları
- Sıklık yanlılığı: Georganas, Healy ve Li'ye göre genel enflasyon tahmini, sık alınan ürünlerin artışına doğru kayar; gerçek oranlar söylendiğinde de sürer.
- Müşterinin termometresi: Günlük alınan ürün, müşterinin gözünde bütün fiyatların göstergesidir; onu sabit tutup artışı başka ürünlere gizlice yüklemek güveni zedeler.
- Duyurunun dört parçası: Hangi ürün, ne kadar, neden ve ne zamandan beri; genel bir "fiyatlar güncellendi" cümlesi bunların hiçbirini söylemez.
Kaynakça
- Georganas, S., Healy, P. J. ve Li, N. (2014). Frequency bias in consumers' perceptions of inflation: An experimental study. European Economic Review, 67, 144–158.
- Chandon, P. ve Ordabayeva, N. (2009). Supersize in one dimension, downsize in three dimensions: Effects of spatial dimensionality on size perceptions and preferences. Journal of Marketing Research, 46(6), 739–753.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.