İçeriğe geç

S2-M12-D7

Alt kültürler ve marka toplulukları

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M12, Kültür, Toplum ve Türk Tüketicisi · 1.808 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Bilimsel çapa: Muniz ve O'Guinn

Kanca

Deniz'in dağcılık kulübünden Ozan, yıllar önce üretimi durdurulmuş bir müzik çalar modelini hâlâ kullanıyordu. Cihazın pili zayıflamış, ekranı çizilmişti; telefonu aynı işi çok daha iyi yapabilirdi. Ama Ozan her tırmanışta onu çantasına koyuyordu.

Bir akşam kamp ateşinin başında Deniz ona nedenini sordu. Ozan telefonunu çıkarıp bir forum gösterdi: dünyanın dört bir yanından, aynı modeli kullanan birkaç bin kişi. Birbirlerine yedek parça buluyor, pil değiştirme rehberleri yazıyor, cihazın içine nasıl daha büyük bir hafıza takılacağını anlatıyorlardı. Forumda yeni gelenlere "hoş geldin" mesajları atılıyor, cihazı satıp telefona geçenler yarı şaka yarı ciddi "hain" diye anılıyordu. Bir kullanıcı, cihazının on beş yıl sonra hâlâ çalışmasını "bir mucize" diye anlatmıştı; altına yüzlerce kişi kendi mucize hikâyesini yazmıştı.

Ozan'ın bağlı olduğu şey, artık üreticisinin bile umursamadığı bir cihazdı. Ama aslında bağlı olduğu, o cihazın etrafında kurulmuş bir topluluktu. Önceki derste insanları yaşlarına göre gruplamanın sınırlarını gördük ve Mavi Fincan'ın atölyesine gelenleri bir araya getirenin ortak bir ilgi olduğunu fark ettik. Bu derste bir tutku ya da bir logo çevresinde toplanan insanlara bakıyoruz: nasıl oluşurlar, üyelerine ne verirler ve markalar onlarla nasıl bir ilişki kurmalıdır?

Vaka

Bir marka, üreticisi tarafından terk edildiğinde ne olur? Albert Muniz ile Hope Jensen Schau'nun 2005 tarihli çalışması bu sorunun çarpıcı bir örneğine eğildi: Apple'ın 1990'ların sonunda üretimini durdurduğu el bilgisayarı Newton'un kullanıcı topluluğu.

Apple Newton'u piyasadan çektiğinde, kullanıcıların bir kısmı cihazlarını bırakmadı. Bunun yerine, internet üzerinde bir araya gelerek ürünü kendi başlarına yaşatmaya devam ettiler: birbirlerine yazılım ve donanım desteği verdiler, yeni uygulamalar yazdılar, bozulan cihazları onardılar. Muniz ve Schau, bu topluluğun çevrim içi paylaşımlarını ve anlatılarını yakından incelediler. Onları ilgilendiren, insanların neden eski bir cihazı kullanmaya devam ettiğinden çok, o cihaz hakkında birbirlerine nasıl hikâyeler anlattıklarıydı.

En dikkat çekici bulgu, topluluğun anlatılarında dinsel, doğaüstü ve büyüsel motiflerin sıkça yer almasıydı. Kullanıcılar, cihazlarının olağanüstü performansını ve "ölümden dönüşünü" anlatan hikâyeler paylaşıyordu: bozulduğu düşünülen bir cihazın aniden yeniden çalışması gibi. Bazı anlatılarda markanın yaratıcısının bir gün geri dönüp ürünü yeniden canlandıracağı umudu dile getiriliyordu.

Muniz ve Schau'ya göre bu motifler, markaya güçlü anlamlar yüklüyor ve hem markayı hem de topluluğu, onun değerlerini ve inançlarını yaşatıyordu. Üretici markayı terk etmişti; ama topluluk, markanın anlamının sahibi hâline gelmişti.

Ozan'ın forumundaki "mucize" hikâyeleri de aynı işlevi görüyordu. Eski bir müzik çalar, onu yaşatan bir topluluğun elinde, bir aletten fazlası, ortak bir hikâyenin ve kimliğin taşıyıcısı olmuştu.

Mekanizma

Toplulukların tüketimdeki yerini anlamak için iki kavramı ayırmak gerekir. Alt kültür, baskın kültürün içinde kendine ait bilgisi, dili, beğenisi ve nesneleri olan bir gruptur; kavramın sosyolojik çerçevesini TEM-103-04 kuruyor. Yeni Harley-Davidson sürücüleri arasında yapılan ve bir tüketim alt kültürünü inceleyen ünlü saha çalışması ise Marka Akademisi'nin M01-D04 dersinde anlatılıyor. Burada bir marka etrafında kurulan topluluklara odaklanıyoruz.

Marka topluluğu nedir?

Albert Muniz ve Thomas O'Guinn, 2001 tarihli ve alanın temel metinlerinden sayılan makalelerinde, marka topluluğunu bir markaya hayranlık duyan insanlar arasındaki yapılandırılmış toplumsal ilişkilere dayanan, coğrafi olarak sınırlı olmayan özel bir topluluk olarak tanımladılar. Bu tanımı geliştirmek için üç marka çevresindeki toplulukları, yüz yüze gözlem ve çevrim içi paylaşımların incelenmesiyle yakından izlediler: bir arazi aracı, bir bilgisayar ve bir otomobil markası.

Muniz ve O'Guinn, bu toplulukların, köy ya da mahalle gibi geleneksel toplulukların üç temel işaretini taşıdığını gördüler.

Üç işaret

Birincisi ortak bilinçtir: üyeler birbirlerine, markayı kullanmayanlardan daha yakın hissederler. "Biz" ve "onlar" ayrımı belirgindir; aynı markayı kullanan bir yabancıyla yolda karşılaşmak, bir tanıdıkla karşılaşmak gibi hissettirebilir. Ozan'ın forumunda cihazını satanların "hain" diye anılması, bu ortak bilincin şakacı ama gerçek bir ifadesiydi.

İkincisi ritüeller ve geleneklerdir: topluluğun kendi tarihini anlatan hikâyeler, kutlamalar, buluşmalar, yeni üyeleri karşılama biçimleri. Newton topluluğunun "mucize" anlatıları ve Ozan'ın forumundaki "hoş geldin" mesajları bu türdendir. Modülün beşinci dersinde gördüğümüz ritüeller, burada bir markanın etrafında yeniden kurulur.

Üçüncüsü ahlaki sorumluluktur: üyeler birbirlerine ve topluluğa karşı bir yükümlülük hisseder. Yeni üyelere yardım etmek, bilgi paylaşmak, topluluğu korumak bu sorumluluğun parçasıdır. Ozan'ın forumundaki onarım rehberleri ve yedek parça paylaşımları tam olarak buydu.

Topluluk markayı sahiplenir

Marka toplulukları markalar için hem bir güç hem bir sınamadır. Güçtür, çünkü sadık üyeler markayı savunur, yeni kullanıcılara yardım eder, markanın anlamını kendi hikâyeleriyle zenginleştirir. Sınamadır, çünkü topluluk markayı sahiplenir ve onun ne olması gerektiğine dair kendi fikirlerini geliştirir. Bir marka, topluluğun değerleriyle çelişen bir karar aldığında, en sert tepki çoğu zaman en sadık üyelerden gelir. Çünkü onlar için markanın kararı, yalnızca bir ürün değişikliği değil, kendi kimliklerinin bir parçasına dokunan bir değişikliktir.

Newton örneği bunun uç bir hâlidir: üretici markayı bıraktığında bile topluluk onu bırakmadı. Markanın anlamı, artık üreticinin değil, topluluğun elindeydi.

Topluluk kurulur mu, kendiliğinden mi doğar?

Pek çok şirket kendi marka topluluğunu kurmaya çalışır: üyelik programları, çevrim içi forumlar, buluşmalar. Bu çabaların bir kısmı işe yarar, bir kısmı yaramaz. Üç marka çevresinde gözlenen topluluklar da, büyük ölçüde kullanıcıların kendi girişimiyle doğmuştu; hiçbiri bir pazarlama departmanının planıyla başlamamıştı. Bir topluluğun ortak bilinci, ritüelleri ve ahlaki sorumluluğu, yukarıdan dağıtılan bir üyelik kartıyla değil, üyelerin birbirleriyle kurduğu gerçek ilişkilerle oluşur.

Türkiye'de de benzer topluluklar vardır: belirli bir otomobil modelinin sahiplerinin kurduğu kulüpler, bir futbol takımının taraftar grupları, belirli bir kamp ekipmanı markasının kullanıcılarının buluşmaları. Mehmet Bey'in dükkânında da, yıllardır aynı bakır cezve ustasının ürünlerini alan küçük bir müşteri çevresi var; birbirlerine cezvelerini nasıl kalaylatacaklarını anlatıyor, yeni bir parti geldiğinde haberleşiyorlar. Kimse bu çevreyi kurmadı; kendiliğinden oluştu.

Topluluğun gölgesi

Toplulukların bir de gölgesi vardır. Ortak bilinç, bir "biz" kurarken bir "onlar" da kurar. Muniz ve O'Guinn, incelediği topluluklarda üyelerin rakip markalara karşı belirgin bir karşıtlık geliştirdiğini de gözlemledi: bir markayı sevmek, çoğu zaman bir başkasını küçümsemekle birlikte geliyordu. Bu karşıtlık bazen şakacı bir rekabettir; bazen ise yeni gelenleri dışlayan, "gerçek üye" ile "sonradan gelen" arasında sert çizgiler çeken bir tavra dönüşebilir.

Deniz bunu kendi dağcılık kulübünde gördü. Kulübün eski üyeleri, belirli bir ekipman markasını kullanmayan yeni gelenlere zaman zaman yukarıdan bakıyordu. Deniz ilk aylarında, ekipmanının "doğru" marka olmadığı için bir sohbetin dışında kaldığını hissetmişti. Bir topluluğa ait olmanın verdiği sıcaklık, kimin dışarıda kaldığına dair sessiz bir çizgiyle birlikte gelebilir.

Bilimsel dayanak

Marka toplulukları üzerine araştırmaların büyük kısmı, toplulukları yakından gözlemleyen nitel çalışmalara dayanır. Bu çalışmalar toplulukların nasıl işlediğini zengin biçimde anlatır; bulguların ne ölçüde genellenebileceği ise toplulukların türüne göre değişir.

Muniz ve Schau'nun Newton çalışması ise bir topluluğun markadan bağımsız olarak nasıl yaşayabildiğini gösteren nitel bir vaka incelemesidir. İki çalışma birlikte, marka topluluklarının yalnızca bir pazarlama aracı değil, kendi başına bir toplumsal oluşum olduğunu gösteriyor.

Hayatınızda

Bir markanın ya da bir ürünün etrafında kurulmuş bir topluluğun parçası mısınız? Bir oyun, bir spor ekipmanı, bir müzik türü, bir otomobil modeli, hatta bir takım olabilir. O topluluğa ait olmak size ne veriyor? Bilgi mi, arkadaşlık mı, bir kimlik mi?

Bir de o topluluğun içinde hangi ritüellere katıldığınızı, hangi yazısız kurallara uyduğunuzu düşünün. Bir ürünü topluluk içinde nasıl konuştuğunuz, onu yalnız kullandığınızda nasıl düşündüğünüzden farklı mı? Topluluklar, ürüne yüklediğimiz anlamı güçlendirir; bazen de topluluğun beklentisi, kendi tercihimizin önüne geçer. Bir topluluğa yeni katıldığınızda, onun "doğru" saydığı markaya geçme baskısını hissettiniz mi? O baskı, ürünün kendisinden mi, yoksa topluluğa kabul edilme isteğinden mi geliyordu?

Bu farkındalık, bir markanın sizi bir topluluğa çağırdığı anlarda da işe yarar. Gerçek bir topluluk, üyelerinin birbirine yardım ettiği, bilgi paylaştığı ve gerçek ilişkiler kurduğu bir yerdir. Yalnızca indirim ve puan dağıtan bir "kulüp", topluluk adını taşısa da, Muniz ve O'Guinn'in tanımladığı türden bir bağ kurmayabilir.

Mavi Fincan'da

Ekip bir şeyi geç fark etti: Mavi Fincan'ın etrafında, kimse kurmadan, küçük bir topluluk oluşmuştu. Raftaki fincanların sahipleri birbirini tanıyordu; cezve atölyesine gelenler kendi aralarında bir mesajlaşma grubu kurmuştu; uzun masanın müdavimleri, yeni gelen öğrencilere hangi kahveyi denemeleri gerektiğini anlatıyordu. Lucía bile, gelişinden birkaç ay sonra, yeni bir değişim öğrencisine Türk kahvesinin nasıl içileceğini gösterir olmuştu. Elif ise atölye grubunun mesajlarında, ofiste kimseye anlatmadığı küçük şeyleri, ilk kez köpüğü tutturduğunu ya da yeni bir çekirdek denediğini paylaşmaya başlamıştı.

Bir danışman bu topluluğu "Mavi Fincan Kulübü" adıyla bir sadakat programına çevirmeyi önerdi: üyelik kartları, puanlar, üyelere özel indirimler. Selin, marka toplulukları üzerine okuduklarını hatırlayarak tereddüt etti. Topluluk, üyelerinin birbirleriyle kurduğu ilişkilerle var olmuştu; ona bir kart ve puan sistemi eklemek, ilişkiyi bir alışverişe çevirebilirdi.

Sonunda ekip kartı bir kenara bıraktı ve topluluğa söz hakkı verdi: ayın kahvesi, atölye grubunun bir oylamasıyla seçilmeye başlandı; yeni menü önerileri önce müdavimlerle paylaşıldı. Ayşe Hanım, atölye grubunun kendiliğinden "ablası" olmuştu; ekip ona bir unvan vermedi, yalnızca atölye günlerini onunla birlikte planladı.

Yedinci not ilk oylamanın sonucuyla birlikte dosyaya girdi: kafenin etrafındaki topluluk kafenin değil, üyelerinindir. Kafe onu bir sadakat programına çevirmez; ona söz hakkı verir, onu dinler ve kendiliğinden doğan ritüellerini korur.

Dikkat

Yaygın yanlış"Her marka bir topluluk kurabilir; bunun için bir üyelik programı ve bir çevrim içi forum yeterlidir."
Doğrusu

İncelenen üç topluluk büyük ölçüde kullanıcıların kendi girişimiyle ve gerçek ilişkilerle doğmuştu. Ortak bilinç, ritüeller ve ahlaki sorumluluk, yukarıdan dağıtılan bir kartla değil, üyelerin birbirleriyle kurduğu bağlarla oluşur.

Yaygın yanlış"Bir markanın topluluğu markanın kontrolündedir."
Doğrusu

Muniz ve Schau'nun Newton çalışması, üretici markayı terk ettiğinde bile topluluğun onu yaşattığını ve markanın anlamının sahibi hâline geldiğini gösterdi. Topluluklar markayı sahiplenir ve bazen markanın kendi kararlarına karşı çıkar.

Markanın önündeki seçim açık: etrafındaki topluluğu desteklemek, ona söz hakkı vermek ve onun bilgisinden öğrenmek meşrudur. Ama topluluğun güvenini gizli reklamlar için kullanmak, sadık üyelerin emeğini karşılıksız bir pazarlama gücüne çevirmek ya da topluluğun değerlerini hiçe sayan kararları onun adına almak, topluluğu bir satış kanalına indirger.

Akılda kalanlar

Ortak bir tutku, insanları zamanla kalıcı gruplara dönüştürebilir: Ozan'ın eski müzik çalarının forumu, Deniz'in dağcılık kulübü, Mehmet Bey'in cezve müşterileri ve Mavi Fincan'ın atölye grubu bunun farklı ölçeklerdeki örnekleriydi. Muniz ve O'Guinn'e göre marka toplulukları coğrafi olarak sınırlı değildir, ama geleneksel toplulukların üç işaretini taşır: ortak bilinç, ritüeller ve gelenekler, ve ahlaki sorumluluk.

Topluluklar markanın anlamını sahiplenir. Muniz ve Schau'nun çalışmasında, üreticinin terk ettiği Newton'un kullanıcıları, onu mucize ve dönüş hikâyeleriyle yaşatmaya devam etti. Topluluk, markanın sahibinden daha uzun ömürlü olabilir.

Gerçek bir topluluk yukarıdan kurulmaz; üyelerin gerçek ilişkileriyle doğar. Markaların topluluklarla ilişkisi, onları yönetmekten çok dinlemek, desteklemek ve onlara söz hakkı vermekle sağlıklı kalır.

Sonraki derse köprü

Bu modülde kültürün tüketimi nasıl şekillendirdiğine farklı açılardan baktık: anlamlar, boyutlar, kuramlar, işaretler, ritüeller, kuşaklar ve topluluklar. Şimdi bu bakışı doğrudan kendi toplumumuza çevirme zamanı. Pazarlık, taksit, "el âlem ne der" kaygısı, misafirlik ve çarşıdan e-ticarete uzanan alışveriş alışkanlıkları. Türk tüketicisinin psikolojisi başlıklı bir sonraki derste, bu tanıdık davranışların ardındaki psikolojiye bakacağız.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Muniz ve O'Guinn'e göre marka topluluklarının taşıdığı üç işaret nelerdir?

  • A) Fiyat, kalite ve dağıtım
  • B) Ortak bilinç, ritüeller ve gelenekler, ve ahlaki sorumluluk
  • C) Logo, slogan ve renk
  • D) Reklam, indirim ve sadakat kartı

Cevap: B. Bu üç işaret, köy ve mahalle gibi geleneksel toplulukların da temel özellikleridir.

Soru 2 · Kavram

Muniz ve Schau'nun Newton çalışmasında, üretici ürünü terk ettikten sonra kullanıcı topluluğu ne yaptı?

  • A) Hemen dağıldı
  • B) Ürünü yaşatmaya devam etti; anlatılarında mucizevi hayatta kalma ve dönüş gibi motifler belirdi
  • C) Üreticiye dava açtı
  • D) Başka bir markaya topluca geçti

Cevap: B. Bu motifler hem markayı hem de topluluğu yaşatıyordu.

Soru 3 · Uygulama

Bir bisiklet markası, kullanıcılarının kendiliğinden kurduğu bir sürüş grubunu keşfediyor. Derste gördüklerimize göre markanın en sağlıklı tutumu hangisidir?

  • A) Grubu hemen bir sadakat programına çevirip puan dağıtmak
  • B) Grubu desteklemek, ona söz hakkı vermek ve onun bilgisinden öğrenmek; kendiliğinden doğan ritüellerini korumak
  • C) Grubu görmezden gelmek
  • D) Grubun adını markanın adıyla değiştirmek

Cevap: B. Topluluk markanın değil, üyelerinindir.

Soru 4 · Tuzak

Bir şirket "Müşterilerimize üyelik kartı dağıttık, artık bir marka topluluğumuz var" diyor. Bu iddianın kusuru nedir?

  • A) Kusuru yoktur
  • B) Bir marka topluluğu ortak bilinç, ritüeller ve ahlaki sorumluluk taşıyan gerçek ilişkilerle oluşur; bir üyelik kartı bu bağları kendiliğinden yaratmaz
  • C) Üyelik kartları her zaman zararlıdır
  • D) Marka toplulukları yalnızca otomobil markalarında olur

Cevap: B. Mavi Fincan da kendiliğinden doğan topluluğunu bir sadakat programına çevirmek yerine ona söz hakkı vermeyi seçti.

Görev

Tüketici günlüğünüze, bir ürün, marka ya da ilgi alanı etrafında kurulmuş ve sizin de parçası olduğunuz ya da yakından tanıdığınız bir topluluğu yazın. Bu toplulukta ortak bilincin, ritüellerin ve ahlaki sorumluluğun nasıl görüldüğünü birer örnekle not edin. Sonra bir cümleyle, bu topluluğun ürüne yüklediği anlamın, ürünü yalnız kullanırken yüklediğiniz anlamdan nasıl farklı olduğunu yazın.

Tekrar kartları

  • Marka topluluğu: Bir markaya hayranlık duyanlar arasında coğrafi olarak sınırlı olmayan topluluk; Muniz ve O'Guinn'e göre ortak bilinç, ritüeller ve gelenekler ile ahlaki sorumluluk taşır.
  • Topluluk markayı sahiplenir: Muniz ve Schau'nun Newton çalışmasında topluluk, üreticinin terk ettiği markayı mucize ve dönüş hikâyeleriyle yaşattı.
  • Kurulmaz, doğar: Gerçek topluluklar üyelerin ilişkileriyle doğar; bir üyelik kartı ya da puan sistemi bu bağları kendiliğinden yaratmaz.

Kaynakça

  • Muniz, A. M. ve O'Guinn, T. C. (2001). Brand community. Journal of Consumer Research, 27(4), 412–432.
  • Muniz, A. M. ve Schau, H. J. (2005). Religiosity in the abandoned Apple Newton brand community. Journal of Consumer Research, 31(4), 737–747.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.