İçeriğe geç

S2-M12-D5

Ritüeller

Bayram, düğün, hediye ve kutlama ekonomisi.

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M12, Kültür, Toplum ve Türk Tüketicisi · 1.821 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Bilimsel çapa: Rook

Kanca

Bayramdan iki gün önce Ayşe Hanım, her yıl yaptığı gibi, çarşıdaki aynı şekerciye gitti. Aynı akide şekerinden aldı, aynı lokumdan, aynı fındık ezmesinden. Şekerci onu görünce gülümsedi ve sormadan paketlemeye başladı. Ayşe Hanım fiyatlara bakmadı bile.

Ardından bir manifaturacıya uğradı ve torunu Defne'ye bayramlık bir eşarp aldı. Akşam, kumbarasından yeni banknotlar çıkardı ve onları küçük zarflara yerleştirdi: torunları, komşu çocukları ve kapıyı çalacak mahalle çocukları için. Bayram sabahı ise sofrayı kurdu, kahveleri pişirdi, şeker tabağını kapının yanındaki küçük masaya koydu ve el öpmeye gelecekleri beklemeye başladı.

Ayşe Hanım o hafta sıradan bir haftaya göre çok daha fazla harcamıştı. Ama hiçbir harcamayı tartmamış, hiçbir fiyatı karşılaştırmamıştı. Bu harcamaların hiçbiri bir ihtiyaçtan doğmamıştı; hepsi, her yıl aynı sırayla tekrarlanan bir bayramın parçasıydı. Bu ders, tüketimin bu özel biçimine bakıyor: her yıl, her hafta ya da her sabah aynı sırayla tekrarladığımız ve içine ürünlerin, harcamaların ve anlamların karıştığı ritüellere.

Vaka

Bir yiyeceği yemeden önce küçük bir ritüel yapmak, onun tadını değiştirebilir mi? Kathleen Vohs, Yajin Wang, Francesca Gino ve Michael Norton, 2013'te Psychological Science'ta yayımladıkları dört deneyde bu soruyu sınadılar.

İlk deneylerden birinde katılımcılara bir çikolata verildi. Bir gruba belirli bir ritüel uygulamaları söylendi: çikolatayı paketinden çıkarmadan ortadan ikiye bölmek, bir yarısının paketini açıp yemek, sonra öbür yarısını açıp yemek. Öbür gruptan ise çikolatayı herhangi bir ritüel yapmadan, istedikleri gibi yemeleri istendi. Ritüeli uygulayan katılımcılar çikolatayı daha lezzetli buldu, ona daha yüksek bir değer biçti ve onu daha yavaş, tadını çıkararak yediler.

Araştırmacılar etkinin sınırlarını da sınadılar. Rastgele, bir ritüel gibi düzenlenmemiş hareketler aynı etkiyi yaratmadı; etkiyi yaratan, hareketlerin belirli ve tekrarlanabilir bir sıraya sahip olmasıydı. Ritüel ile tüketim arasında kısa bir bekleme olduğunda keyif daha da arttı. Ve ritüeli kendisi uygulayan katılımcılar, aynı ritüeli bir başkasının uyguladığını izleyenlerden daha çok keyif aldı.

Etki çikolata ve limonata gibi hoş yiyeceklerle sınırlı değildi; havuç gibi sıradan bir yiyecekte de görüldü. Araştırmacılar bu sonuçları, ritüelin tüketime yönelik ilgiyi ve katılımı artırdığı biçiminde yorumladı: ritüel, kişiyi tüketilecek şeye daha çok yöneltiyor ve onu daha bilinçli yaşamasını sağlıyordu.

Ayşe Hanım'ın bayram şekeri de, her yıl aynı şekerciden, aynı sırayla alındığı ve aynı tabakta sunulduğu için, belki de başka herhangi bir şekerden daha tatlı geliyordu.

Mekanizma

Ritüel kavramının tüketici araştırmasına girişi, Dennis Rook'un 1985 tarihli bir makalesiyle başlar. Rook, ritüelleri yalnızca dinsel ya da resmî törenler olarak değil, gündelik hayatın bir parçası olarak ele aldı ve onların tüketimle iç içe geçtiğini gösterdi. Modülün ilk dersinde McCracken'ın anlamı üründen tüketiciye taşıyan dört ritüelini görmüştük; burada ritüelin kendisine daha yakından bakıyoruz.

Ritüelin dört öğesi

Rook'a göre bir ritüel, belirli bir sırayla gerçekleşen, zaman içinde tekrarlanan ve simgesel bir anlam taşıyan bir dizi davranıştır. Ritüeli sıradan bir alışkanlıktan ayıran, bu davranışların bir anlam taşıması ve genellikle ciddiyetle, özenle yapılmasıdır.

Rook ritüelin dört öğesini ayırdı. Birincisi ritüel nesneleridir: ritüelde kullanılan ürünler ve eşyalar. Ayşe Hanım'ın bayram şekeri, harçlık zarfları ve şeker tabağı bunlardandır. İkincisi ritüel senaryosudur: nesnelerin hangi sırayla, kim tarafından, nasıl kullanılacağını belirleyen yazısız kurallar. Bayram sabahı önce kahvaltı, sonra el öpme, sonra harçlık; bu sıra her yıl aynıdır. Üçüncüsü ritüel rolleridir: ritüelde kimin ne yaptığı; Ayşe Hanım ev sahibidir, torunlar el öpen, komşu çocukları şeker toplayandır. Dördüncüsü ritüel izleyicisidir: ritüeli gören ve ona anlam katan kişiler.

Bu öğeler tüketim için önemlidir, çünkü ritüel nesneleri çoğu zaman satın alınır. Bir bayram, bir düğün, bir doğum günü ya da bir mezuniyet, her biri kendi nesnelerini ve dolayısıyla kendi harcamalarını gerektirir.

Büyük ve küçük ritüeller

Ritüellerin bir kısmı büyük ve toplumsaldır: bayramlar, düğünler, kınalar, sünnetler, mezuniyetler, yılbaşı. Melanie Wallendorf ve Eric Arnould, 1991'de Amerika'da Şükran Günü yemeklerini inceledikleri çalışmalarında, böyle bir ritüel sofrasının nasıl bolluk, aile birliği ve aidiyet anlamları taşıdığını gösterdiler. Bizim bayram sofralarımız da benzer anlamlar taşır: masada fazlasıyla yemek bulunması, ailenin bir araya gelmesi ve misafire açık olmak.

Ritüellerin bir kısmı ise küçük ve kişiseldir. Elif'in her sabah vapurda, kulaklığını taktıktan sonra kahvesinin ilk yudumunu alması; Deniz'in her sınavdan önce aynı kafede aynı kahveyi içmesi; Mehmet Bey'in her sabah dükkânı açtığında ilk iş olarak bakır cezvesinde kendine bir Türk kahvesi pişirmesi. Bu mikro ritüeller, Vohs ve arkadaşlarının deneyinde gördüğümüz gibi, sıradan bir tüketimi daha keyifli ve daha anlamlı kılabilir. Elif bunu bir sabah, kahvesini vapurda değil, aceleyle ofisin önünde ayakta içmek zorunda kaldığında fark etti: kahve aynı kahveydi, ama tadı bir türlü aynı gelmedi. Değişen kahve değil, kahveyi çevreleyen küçük sıranın bozulmasıydı.

Ritüel ve harcama

Ritüeller, kişinin olağan harcama kararlarını bir süreliğine askıya alır. Ayşe Hanım'ın bayram haftasında fiyatlara bakmaması bunun bir örneğidir. Ritüelin bir parçası olan harcama, bir maliyet olarak değil, ritüelin doğal bir öğesi olarak deneyimlenir. Bu yüzden ritüel dönemleri, birçok sektör için yılın en yoğun satış dönemleridir: bayram öncesi şekerciler ve manifaturacılar, düğün sezonu kuyumcular ve organizasyon şirketleri.

Bir önceki modülde, S2-M11-D2'de, ritüel harcamalarının emredici normlarla nasıl biçimlendiğini, Ayşe Hanım'ın düğün takısı üzerinden görmüştük. Hediyenin psikolojisine ise S1-M5-D6'da bakmıştık. Ritüel kavramı bu iki dersi birleştirir: bir ritüelin senaryosu, hangi hediyenin ne kadar değerli olması gerektiğini de belirler.

Ritüeller değişir

Ritüeller sabit görünür ama değişir. Ayşe Hanım'ın gençliğinde bayram harçlıkları elle verilirdi; bugün bazı aileler torunlarına harçlığı telefonla gönderiyor. Düğünlerde takı takmanın yerini kısmen para zarfları ve banka hesap numaraları alıyor. Bu değişimler, ritüelin nesnelerini ve dolayısıyla ritüelle ilgili harcamaları da değiştirir. Deniz'in kuşağında yeni ritüeller de doğuyor: bir arkadaşın doğum gününde ortak bir video hazırlamak ya da bir sınav döneminin sonunda aynı kafede toplanıp aynı içeceği ısmarlamak. Bunlar henüz bir bayram kadar yerleşik değil, ama her yıl tekrarlandıkça kendi nesnelerini ve senaryolarını kazanıyorlar. Ama senaryonun özü, yani bir aile büyüğünün bir çocuğa bir armağan vermesi, büyük ölçüde korunur.

Ritüel aksadığında

Bir ritüelin önemi, çoğu zaman aksadığı anda fark edilir. Mehmet Bey bir bayram, hastalandığı için dükkânı açamadı ve düzenli müşterilerine her yıl verdiği küçük bayram ikramını veremedi. Bayramdan sonra dükkânı açtığında, birkaç müşterinin ilk sorusu sağlığıydı; ikincisi, yarı şaka yarı ciddi, ikramdı. Mehmet Bey o gün, bayram ikramının bir hediye değil, çarşıyla arasındaki bağın her yıl yenilenen bir işareti olduğunu anladı. Ritüelin nesnesi küçüktü, ama senaryonun bozulması, ilişkinin kendisine dair bir soru doğurmuştu. Ertesi hafta ikramı geç de olsa dağıttı.

Bilimsel dayanak

Ritüel kavramı antropolojiden gelir ve tüketici araştırmasına önce kuramsal ve nitel çalışmalarla girmiştir. Ritüelin tüketim deneyimine etkisi ise daha yakın tarihli deneylerle sınanmaya başlanmıştır.

Rook'un 1985 makalesi ve Wallendorf ile Arnould'un 1991 çalışması ise ritüellerin tüketimdeki yerini kuramsal ve gözlemsel düzeyde ortaya koyan temel metinlerdir. Bu iki tür çalışma birlikte, ritüellerin hem toplumsal anlamlar taşıdığını hem de bireysel deneyimi değiştirdiğini gösteriyor.

Hayatınızda

Hayatınızdaki ritüelleri düşünün: büyük olanları, bayramları, doğum günlerini, yılbaşlarını; ve küçük olanları, sabah kahvenizi, akşam çayınızı, bir dizinin yeni bölümünü izlerken hazırladığınız atıştırmalığı. Hangi ürünler bu ritüellerin vazgeçilmez nesneleri? Bu ürünleri satın alırken fiyatlarına ne kadar dikkat ediyorsunuz?

Ritüel harcamaları çoğu zaman tartılmadan yapılır; bu, onları anlamlı kılan şeyin bir parçasıdır. Ama yılın sonunda bu harcamaların toplamına bakmak şaşırtıcı olabilir. Bir sonraki büyük ritüel öncesinde, ritüelin özünü oluşturan nesneleri ve yalnızca alışkanlıkla eklenmiş olanları ayırmayı deneyin. Belki ritüelin anlamını kaybetmeden harcamayı azaltabilirsiniz.

Vohs ve arkadaşlarının bulgusunun bir de olumlu yanı var: küçük bir ritüel, sıradan bir tüketimi daha keyifli kılabilir. Pahalı bir ürün almak yerine, sıradan bir çayı ya da kahveyi kendinize özgü küçük bir sırayla hazırlamak, aynı keyfi daha az harcamayla sağlayabilir. Ritüelin değeri, nesnenin pahalılığından çok, onu özenle ve aynı sırayla yapmaktan gelir.

Mavi Fincan'da

Bayram yaklaşırken Mavi Fincan ekibi bir bayram kampanyası düşünüyordu. Bir öneri "bayram menüsü" adıyla fiyatları artırılmış özel bir paket satmaktı; bayram harcamalarının tartılmadan yapıldığını bilen bir öneriydi. Selin bu fikri reddetti: ritüelin müşterilerin fiyat dikkatini askıya almasını kullanmak, onların güvenini sömürmek olurdu.

Ekip başka bir şey yaptı. Bayram sabahı kafeye gelen herkese, Ayşe Hanım'ın önerisiyle, Türk kahvesinin yanında küçük bir lokum ve bir bardak su ikram edildi; ücret alınmadı. Türk kahvesinin sunuşu da yeniden düzenlendi: önce su, sonra kahve, en son lokum. Barista bu sırayı her müşteriye kısaca anlattı. Vohs ve arkadaşlarının bulgusundan haberdar olan Selin, bu küçük sıranın kahveyi daha keyifli kılabileceğini düşünüyordu; ama sırayı bir satış aracı olarak değil, Türk kahvesinin zaten var olan bir ritüelini müşterilere hatırlatmak için kullandı.

Bayram sabahı Lucía da kafedeydi. Ayşe Hanım ona bayramda el öpmenin ne anlama geldiğini anlattı; Lucía gülerek Ayşe Hanım'ın elini öptü, Ayşe Hanım da ona bir harçlık zarfı uzattı. İçinde yeni bir banknot vardı. Lucía zarfı açmadı, çantasına koydu: "Bunu saklayacağım."

Beşinci not bayram akşamı yazıldı: kafe ritüelleri bir satış fırsatı olarak değil, paylaşılacak anlar olarak görür. Türk kahvesinin sunuş sırasını müşterilere hatırlatır, bayramlarda ikram eder, ama ritüelin fiyat dikkatini askıya almasını hiçbir zaman fiyatı artırmak için kullanmaz.

Dikkat

Yaygın yanlış"Ritüeller yalnızca dinsel ya da resmî törenlerdir; gündelik tüketimle ilgisi yoktur."
Doğrusu

Rook'un çalışması, ritüellerin gündelik hayatın bir parçası olduğunu ve sabah kahvesinden bayram sofrasına kadar pek çok tüketimin ritüel biçiminde gerçekleştiğini gösterdi. Vohs ve arkadaşlarının deneylerinde de küçük bir ritüel, sıradan bir yiyeceğin bile tadını değiştirdi.

Yaygın yanlış"Ritüel harcamaları her zaman gereksiz ve israf edicidir."
Doğrusu

Ritüel harcamaları ailelerin bir araya gelmesini, aidiyeti ve anlamlı anları destekler; Wallendorf ve Arnould'un çalışmasındaki bayram sofrası gibi, bu harcamaların önemli bir değeri vardır. Sorun ritüelin kendisinde değil, ritüelin fiyat dikkatini askıya almasının kötüye kullanılmasındadır.

Satıcı için sınır şurada belirginleşir: ritüellere uygun ürünler sunmak ve ritüel anlarını zenginleştirmek meşrudur. Ama ritüel dönemlerinde tüketicinin fiyatlara dikkat etmediğini bilerek fiyatları şişirmek, ya da ritüellere yapay yeni nesneler ekleyip bunların "olmazsa olmaz" olduğunu dayatmak, ritüelin anlamını bir satış baskısına çevirir.

Akılda kalanlar

Rook'a göre ritüel, belirli bir sırayla gerçekleşen, zaman içinde tekrarlanan ve simgesel anlam taşıyan bir dizi davranıştır. Ritüel nesneleri, senaryosu, rolleri ve izleyicisi vardır; ritüel nesneleri çoğu zaman satın alınır.

Ritüeller büyük ve toplumsal olabilir, bayramlar ve düğünler gibi; küçük ve kişisel olabilir, sabah kahvesi gibi. Vohs ve arkadaşlarının deneyleri, küçük bir ritüelin bile bir yiyeceği daha lezzetli ve daha değerli kılabildiğini gösterdi.

Ritüel harcamaları çoğu zaman tartılmadan yapılır; bu, onları anlamlı kılan şeyin bir parçasıdır ama aynı zamanda kötüye kullanılmaya açıktır. Ritüeller zamanla değişir, ama senaryonun özü büyük ölçüde korunur.

Sonraki derse köprü

Ayşe Hanım'ın gençliğinde bayram harçlığı elle verilirdi; bugün bazı torunlar onu telefonlarına alıyor. Bu fark çoğu zaman "kuşak farkı" diye açıklanır: yaşlılar böyle, gençler şöyle tüketir. Ama kuşaklar gerçekten bu kadar farklı mı, yoksa bu etiketler gerçeği basitleştiren birer kalıp mı? Kuşaklar gerçekten farklı mı? başlıklı bir sonraki derste, kuşak etiketlerinin arkasındaki kanıtlara ve mitlere bakacağız.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Rook'a göre bir ritüeli sıradan bir alışkanlıktan ayıran nedir?

  • A) Her gün yapılması
  • B) Belirli bir sırayla gerçekleşmesi, zaman içinde tekrarlanması ve simgesel bir anlam taşıması
  • C) Her zaman pahalı olması
  • D) Yalnızca dinsel olması

Cevap: B. Ritüelin nesneleri, senaryosu, rolleri ve izleyicisi vardır.

Soru 2 · Kavram

Vohs ve arkadaşlarının deneylerinde, bir yiyecekten önce uygulanan ritüel için ne bulundu?

  • A) Hiçbir etkisi yoktu
  • B) Yiyeceği daha lezzetli ve değerli kıldı; rastgele hareketler aynı etkiyi yaratmadı
  • C) Yiyeceği daha az lezzetli kıldı
  • D) Yalnızca çikolatada işe yaradı

Cevap: B. Etki havuç gibi sıradan bir yiyecekte de görüldü.

Soru 3 · Uygulama

Bir pastane, yılbaşı haftasında müşterilerin fiyatlara daha az dikkat ettiğini fark ediyor ve fiyatları gizlice artırmayı düşünüyor. Bu planın sorunu nedir?

  • A) Akıllıca bir stratejidir
  • B) Ritüelin fiyat dikkatini askıya almasını bilerek kullanmak tüketicinin güvenini sömürür; ritüel anlarını zenginleştiren ürünler sunmak daha meşru bir yoldur
  • C) Yılbaşı bir ritüel değildir
  • D) Fiyatları düşürmek her zaman zarar ettirir

Cevap: B. Mavi Fincan da "bayram menüsü" adıyla fiyat artırma önerisini reddetti.

Soru 4 · Tuzak

Biri "Bayram şekeri ve harçlık gibi ritüel harcamaları tamamen israftır, kaldırılmalıdır" diyor. Derste gördüklerimiz bu görüşe neden temkinle yaklaşır?

  • A) Çünkü ritüeller hiçbir zaman para gerektirmez
  • B) Çünkü ritüel harcamaları aidiyeti, aile birliğini ve anlamlı anları destekler; sorun ritüelin kendisinde değil, ritüelin fiyat dikkatini askıya almasının kötüye kullanılmasındadır
  • C) Çünkü bayram şekeri her zaman ucuzdur
  • D) Çünkü ritüeller hiç değişmez

Cevap: B. Bununla birlikte, ritüelin özünü oluşturan nesneleri alışkanlıkla eklenmiş olanlardan ayırmak harcamayı azaltabilir.

Görev

Tüketici günlüğünüze, hayatınızdaki bir ritüeli yazın: büyük ya da küçük. Bu ritüelin nesnelerini, senaryosunu, sizin ve başkalarının rollerini ve izleyicisini not edin. Sonra bir cümleyle, bu ritüel için yapılan harcamaların hangisinin ritüelin özüne ait olduğunu, hangisinin yalnızca alışkanlıkla eklendiğini yazın.

Tekrar kartları

  • Ritüel: Rook'a göre belirli bir sırayla gerçekleşen, tekrarlanan ve simgesel anlam taşıyan davranışlar dizisi; nesneleri, senaryosu, rolleri ve izleyicisi vardır.
  • Ritüel tüketimi zenginleştirir: Vohs ve arkadaşlarına göre küçük bir ritüel bir yiyeceği daha lezzetli ve değerli kılar; rastgele hareketler kılmaz.
  • Ritüel ve harcama: Ritüel dönemlerinde fiyat dikkati askıya alınır; bu, harcamaları anlamlı kılar ama kötüye kullanılmaya da açıktır.

Kaynakça

  • Rook, D. W. (1985). The ritual dimension of consumer behavior. Journal of Consumer Research, 12(3), 251–264.
  • Vohs, K. D., Wang, Y., Gino, F. ve Norton, M. I. (2013). Rituals enhance consumption. Psychological Science, 24(9), 1714–1721.
  • Wallendorf, M. ve Arnould, E. J. (1991). "We gather together": Consumption rituals of Thanksgiving Day. Journal of Consumer Research, 18(1), 13–31.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.