S1-M3-D6
İnsanlar matkap değil, delik satın alır
Yapılacak iş (JTBD) kuramı.
Tüketici Psikolojisi Akademisi — M3, Motivasyon ve İhtiyaçlar · 1.554 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Bilimsel çapa: Christensen
Kanca
Her eylülün ilk iki haftasında Mehmet Bey'in dükkânında aynı şey olur: büyük, kapaklı plastik saklama kutuları rafta durmaz. Yıllarca bunun mutfak düzenleme mevsimi olduğunu düşündü. Kutuları erzak bölümünün yanına dizdi, üstlerine "kışlık erzak için ideal" yazan bir etiket bile astı.
Bir eylül sabahı kasada genç bir kız dört kutuyu birden alırken Mehmet Bey merakla sordu: "Turşu mu kuracaksınız?" Kız güldü. "Yok amca, yurda taşınıyorum. Bunlar hem bavul, hem dolap, hem de haziranda eşyaları geri götüreceğim kutular." Arkasındaki iki öğrenci de başını salladı; onlar da aynı iş için gelmişlerdi.
Mehmet Bey o gün, yıllardır sattığı ürünü aslında hiç tanımadığını fark etti. Müşteriler bir saklama kutusu almıyordu; bir odaya bütün bir hayatı sığdırıp dokuz ay sonra geri götürme işini çözüyorlardı. Bu derste bu bakış açısının adını ve gücünü tanıyacağız.
Vaka
İşletme profesörü Clayton Christensen ve çalışma arkadaşları, 2016'da yayımladıkları kitapta bir konut yapımcısının hikâyesini anlatır. Yapımcı, çocukları evden ayrılmış ve büyük evlerinden daha küçük bir daireye geçmek isteyen emeklilere yönelik daireler inşa ediyordu. Daireler özenle tasarlanmıştı ve örnek daireyi gezen ziyaretçiler beğendiklerini söylüyordu. Ama satışlar beklenenin çok altındaydı. Ziyaretçilerin bir kısmı kapora vermeye kadar geliyor, sonra vazgeçiyordu.
Yapımcı önce daireleri daha çekici kılmayı denedi: daha iyi malzemeler, daha iyi fiyatlar, daha fazla seçenek. Sonuç değişmedi. Bunun üzerine danışman Bob Moesta, daire alan ve almaktan vazgeçen kişilerle uzun görüşmeler yaptı. Ürünün özelliklerini değil, karar verdikleri günleri, kafalarındaki soruları ve onları durduran anları sordu. Bir kişiye daireyi beğenip beğenmediğini sormak ile kaporayı geri aldığı akşam ne düşündüğünü sormak arasında büyük bir fark vardı.
Görüşmelerde beklenmedik bir şey çıktı: birçok kişi yemek masasından söz ediyordu. Yıllarca bayramlarda, doğum günlerinde bütün ailenin etrafında toplandığı o masa yeni daireye sığmıyordu. Masayı bırakmak, bir hayat evresini bırakmak gibi geliyordu. Ziyaretçiler daireyi beğeniyor ama o masayı ne yapacaklarını düşündükleri anda kararlarını erteliyorlardı.
Yapımcı bunun üzerine dairenin planında yemek masası için yer açtı, taşınma sürecine yardım eden bir hizmet ve eşyaları bir süre saklayabilecekleri bir depo imkânı sundu. Kitapta aktarıldığına göre satışlar belirgin biçimde arttı. Yapımcı daireyi değiştirmekten çok, müşterinin aslında satın almaya çalıştığı şeyi anlamıştı: yeni bir daire değil, hayatını bir evden ötekine taşıma işini.
Mekanizma
Pazarlamada yarım asırdır tekrarlanan bir cümle vardır: insanlar matkap değil, duvarda bir delik satın alır. Cümlenin kimden çıktığını satışa dönüşüm üzerine kurulu 1.03 dersi (Satış Psikolojisi), ünlü milkshake örneğini ve işin işlevsel, duygusal ve sosyal yüzlerini ise Marka Akademisi'nin yapılacak iş dersi ayrıntılı anlatıyor. Biz burada yaklaşımın tüketici psikolojisine kattığı iki şeye odaklanacağız: işin içinde doğduğu durum ve bir kararı ilerleten ya da durduran güçler.
İş, bir durumda doğar
Christensen'in yaklaşımında "iş", bir kişinin belirli bir durumda ulaşmak istediği ilerlemedir. Vurgu durumdadır. Saklama kutusunu alan öğrencinin işi, yurda taşınma durumunda doğuyordu; aynı kutuyu turşu kuran biri başka bir iş için alır. Yaş, gelir ya da cinsiyet gibi müşteri özellikleri bu durumu açıklamaz. Mehmet Bey'in kutularını alan öğrenciler ile bir emeklinin ortak hiçbir demografik özelliği olmayabilir; ama ikisi de bir taşınmanın ortasındaysa aynı işi yaptırıyor olabilirler.
Bu bakış, S1-M3-D1'de gördüğümüz ihtiyaç kavramından biraz farklıdır. İhtiyaç geniş ve kalıcıdır: barınma, ait olma, saygı. İş ise daha somut ve zamana bağlıdır: "bu eylülde, bu küçük odaya, haziranda geri götürebileceğim biçimde eşyalarımı yerleştirmek." İş, ihtiyacın belirli bir hayat anında aldığı biçimdir.
Kararı ilerleten ve durduran dört güç
Moesta ve meslektaşları, insanların bir çözümden ötekine neden geçtiğini ya da geçemediğini dört güçle anlatır. İkisi değişimi iter, ikisi geri tutar.
Birincisi, mevcut durumun itişidir: şu anki çözümün artık yetmediği, bir şeyin canınızı sıktığı an. Büyük ev emekliler için fazla gelmeye başlamıştır; temizliği, merdivenleri, boş odaları. İkincisi, yeni çözümün çekişidir: yeni seçeneğin vaat ettiği daha iyi hayat. Küçük, bakımı kolay, şehir merkezine yakın bir daire.
Üçüncüsü, yeni çözümle ilgili kaygıdır: "Ya sığmazsam, ya pişman olursam, ya o masa?" Dördüncüsü ise mevcut alışkanlığın çekimidir: yıllardır alışılmış bir düzenin, bir mahallenin, bir eşyanın insanı olduğu yerde tutması. Bir karar ancak itiş ve çekiş, kaygı ve alışkanlıktan güçlü olduğunda gerçekleşir.
Yapımcının ilk denemeleri yalnızca çekişi artırıyordu: daha güzel malzemeler, daha iyi fiyat. Ama sorun çekişte değil, kaygıdaydı. Yemek masasına yer açmak ve taşınma yardımı sunmak, kaygıyı azalttı. Pazarlamacıların çoğu ürünü daha çekici yapmaya odaklanır; oysa birçok karar, çekiş eksik olduğu için değil, kaygı ve alışkanlık çok güçlü olduğu için gerçekleşmez.
Rakipleriniz kategorinizin dışında olabilir
İşi merkeze koymanın bir başka sonucu, rekabetin yeniden tanımlanmasıdır. Mehmet Bey'in saklama kutularının rakibi yalnızca öteki kutu markaları değildir; bavullar, karton koliler, öğrenci yurdunun dolapları, hatta bir arkadaşın arabası da aynı işi yapmaya aday. Bir müşteri bir ürünü "işe aldığında", aslında başka bir şeyi "işten çıkarmış" olur. Bu çıkarılan şey bazen bambaşka bir kategoriden gelir, bazen de hiçbir şey yapmamaktır.
Bilimsel dayanak
Yapılacak iş yaklaşımı akademik bir laboratuvardan değil, işletme danışmanlığından ve vaka çalışmalarından doğmuştur. Bu yüzden kanıt tabanı, şimdiye kadar gördüğümüz deneysel kuramlardan farklıdır ve dürüstçe değerlendirilmesi gerekir.
Bu kanıt tablosunun pratik anlamı şu: yapılacak iş yaklaşımı, müşteriyi anlamak için güçlü bir soru sorma ve görüşme çerçevesidir; ama "bu yöntemi uygulayan her şirket büyür" gibi bir iddiayı destekleyecek kontrollü kanıt yoktur. Konut yapımcısının hikâyesi etkileyici, ama tek bir vakadır ve onu anlatan kişiler yaklaşımın savunucularıdır.
Hayatınızda
Son yaptığınız ve sizin için önemli olan bir satın almayı düşünün: bir bisiklet, bir kurs, bir telefon aboneliği. Kendinize ürünün özelliklerini değil, o kararı verdiğiniz günü sorun. Ne olmuştu da harekete geçtiniz? Eski çözüm neden artık yetmiyordu? Yeni çözümün size ne vaat ettiğini düşündünüz?
Bir de ertelediğiniz bir kararı hatırlayın: yıllardır değiştirmek istediğiniz ama değiştirmediğiniz bir banka, bir spor salonu ya da bir telefon operatörü. Sizi durduran şey yeni seçeneğin yeterince çekici olmaması mı, yoksa geçiş sürecinin yaratacağı kaygı ve eski düzenin alışkanlığı mı? Çoğu insan bu soruyu dürüstçe cevapladığında, eksik olanın çekiş değil, geçişi kolaylaştıracak bir şey olduğunu fark eder.
Bu soruları kendi kararlarınıza sormak, ileride bir ürün satarken ya da tasarlarken müşterilerinize sormanız gereken soruları da öğretir. S1-M3-D5'te taşınırken pikabı bırakamayan Ayşe Hanım'ı hatırlayın: yemek masası hikâyesinde olduğu gibi, onun kararını da eşyanın kendisi değil taşıdığı anlam belirledi.
Mavi Fincan'da
Modül boyunca ertelenen soru artık masada: Mavi Fincan'ın müşterileri bir fincanla gerçekte neyi hallediyor? Ekip her şubeden ikişer düzenli müşteriyle kısa görüşmeler yapıyor ve onlara kahve tercihlerini değil, Mavi Fincan'a ilk kez geldikleri günü ve o günden beri neyin değiştiğini soruyor.
Görüşmelerden üç farklı iş çıkıyor. Kadıköy'de sabah vapuruna yetişen bir müşteri için Mavi Fincan'ın işi, "yirmi dakikalık vapur yolculuğunu günün tek sakin anına çevirmek." Bu işte rakip yalnızca öteki kafeler değil, vapurdaki çay ocağı ve telefondaki bir podcast. Kampüs şubesinde Deniz ve arkadaşları için iş, "üç saat ders çalışabileceğim, kalkmam için kimsenin bana bakmadığı bir masa bulmak." Burada asıl rakip kütüphane. Eskişehir'de ise iş, "bir arkadaşla buluşmak için iki tarafa da uygun, sessiz bir yer."
Ekip ayrıca kapsül aboneliğine neden az kişinin geçtiğini dört güçle yeniden okuyor. Abonelik yeterince çekici; ama müşterilerin kaygıları ve alışkanlıkları güçlü: "Ya beğenmezsem, iptali zor olur mu, ya kapsüller birikirse?" Ekip abonelik sayfasını daha çekici yapmak yerine, ilk ay sonunda tek tuşla iptal ve teslimatı bir ay erteleme seçeneğini öne çıkarmayı deniyor. Hedef, çekişi değil kaygıyı değiştirmek.
Dikkat
Yaygın yanlış"Yapılacak iş yaklaşımı bilimsel olarak kanıtlanmış bir büyüme yöntemidir."
Yaklaşım güçlü bir düşünme ve görüşme çerçevesidir, ama kanıtı büyük ölçüde vaka çalışmalarına ve onu savunan danışmanların deneyimine dayanır. Etkileyici bir hikâye, kontrollü bir karşılaştırmanın yerini tutmaz.
Yaygın yanlış"Müşteriye ne istediğini sorarsanız size işini söyler."
Çoğu zaman söylemez. S1-M1-D5'te insanların kendi kararlarının nedenlerini iç gözlemle her zaman doğru bilemediğini görmüştük. Bu yüzden iş görüşmeleri ne istediğinizi değil, gerçekte ne yaptığınızı sorar: kararı verdiğiniz günü, ne aradığınızı, neyi bıraktığınızı.
Bir de şunu unutmayın: "iş" kavramı, müşteriyi yalnızca işlevsel bir sorunun sahibi gibi görmeye dönüşmemeli. Yemek masası hikâyesindeki asıl mesele bir taşınma lojistiği değil, bir hayat evresinden ayrılmanın duygusuydu.
Akılda kalanlar
Yapılacak iş yaklaşımına göre insanlar ürünleri, belirli bir durumda ulaşmak istedikleri bir ilerlemeyi sağlamak için "işe alır"; işi anlamak için müşterinin özelliklerine değil, içinde bulunduğu duruma bakmak gerekir.
Bir karar, mevcut durumun itişi ve yeni çözümün çekişi, yeni çözümle ilgili kaygıdan ve eski alışkanlıktan güçlü olduğunda gerçekleşir; birçok satış çekiş eksik olduğu için değil, kaygı çok güçlü olduğu için kaybedilir.
Bir ürünün rakipleri kendi kategorisinin dışından gelebilir; yaklaşım güçlü bir soru çerçevesidir, ama kanıtı büyük ölçüde vakalara dayanır ve bir büyüme garantisi değildir.
Sonraki derse köprü
Bu derste müşterinin bir ürünü hangi işi yaptırmak için seçtiğini sorduk. Ama bir ürünün tek bir özelliği, müşterinin zihninde bir sonuca, o sonuç da daha derin bir kişisel değere bağlanabilir. Bir sonraki derste, Özellikten değere başlığıyla, araç-amaç zincirini ve müşteriye art arda "bu sizin için neden önemli?" diye sorarak bu bağlantıları ortaya çıkaran merdivenleme tekniğini inceleyeceğiz.
Mini quiz
Soru 1 · Kavram
Yapılacak iş yaklaşımında "iş" en iyi nasıl tanımlanır?
- A) Müşterinin yaşı, geliri ve eğitim düzeyi
- B) Bir kişinin belirli bir durumda ulaşmak istediği ilerleme
- C) Ürünün teknik özellikleri
- D) Müşterinin ürüne ödemeye razı olduğu fiyat
Cevap: B. İş, durumla birlikte tanımlanır. A şıkkı, yaklaşımın açıklayıcı bulmadığı demografik özelliklerdir.
Soru 2 · Kavram
İlerleme güçlerinden hangi ikisi değişimi geri tutar?
- A) Mevcut durumun itişi ve yeni çözümün çekişi
- B) Yeni çözümle ilgili kaygı ve mevcut alışkanlık
- C) Fiyat ve kalite
- D) Reklam ve indirim
Cevap: B. İtiş ve çekiş değişimi iter; kaygı ve alışkanlık geri tutar. Konut yapımcısının sorunu kaygı tarafındaydı.
Soru 3 · Uygulama
Bir spor salonu, deneme üyeliği alan çoğu kişinin kalıcı üyeliğe geçmediğini görüyor. Salon zaten modern ve fiyatları uygun. Bu derse göre yönetimin ilk bakması gereken yer neresidir?
- A) Salonu daha da modern hâle getirmek
- B) Üyeliğe geçişi durduran kaygıları ve alışkanlıkları anlamak, örneğin uzun sözleşme korkusu ya da eski rutinden kopma zorluğu
- C) Reklam bütçesini artırmak
- D) Fiyatları daha da düşürmek
Cevap: B. Salon zaten çekici; eksik olan büyük olasılıkla çekiş değil. A, C ve D çekişi artırmaya çalışıyor, oysa engel kaygı ve alışkanlık tarafında olabilir.
Soru 4 · Tuzak
Bir sunumda "Yapılacak iş yöntemini uygulayan her şirket satışlarını artırır; bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır" deniyor. Bu cümleye nasıl yaklaşmalısınız?
- A) Kabul etmeliyim, yöntem kesin olarak kanıtlanmıştır
- B) Temkinli olmalıyım; yaklaşım güçlü bir çerçevedir ama kanıtı büyük ölçüde vaka çalışmalarına dayanır ve kontrollü karşılaştırmalar azdır
- C) Reddetmeliyim, yaklaşımın hiçbir değeri yoktur
- D) Kabul etmeliyim, çünkü ünlü bir profesör geliştirmiştir
Cevap: B. C ters yöne fazla gidiyor: yaklaşımın değeri var ama sınırları da var. D ise otoriteye dayanan bir gerekçe, kanıt değil.
Görev
Tüketici günlüğünüze uzun süredir ertelediğiniz bir geçişi yazın: bir operatör, bir banka, bir alışkanlık ya da bir ürün. Bu geçiş için dört gücü birer cümleyle not edin: sizi değişime iten şey, yeni seçeneğin çekici yanı, sizi kaygılandıran şey ve sizi eski düzende tutan alışkanlık. Son olarak, kararınızı en çok hangi gücün belirlediğini işaretleyin.
Tekrar kartları
- Yapılacak iş: Bir kişinin belirli bir durumda ulaşmak istediği ilerleme; insanlar ürünleri bu iş için "işe alır" ve rakipler kategori dışından gelebilir.
- İlerleme güçleri: Mevcut durumun itişi ve yeni çözümün çekişi değişimi iter, kaygı ve alışkanlık geri tutar; birçok karar kaygı yüzünden gerçekleşmez.
- Kanıtın sınırı: Yapılacak iş yaklaşımı güçlü bir görüşme çerçevesidir, ama kanıtı büyük ölçüde vakalara dayanır.
Kaynakça
- Christensen, C. M., Hall, T., Dillon, K. ve Duncan, D. S. (2016). Competing Against Luck: The Story of Innovation and Customer Choice. HarperBusiness.
- Srivastava, R. K., Leone, R. P. ve Shocker, A. D. (1981). Market structure analysis: Hierarchical clustering of products based on substitution-in-use. Journal of Marketing, 45(3), 38–48.
- Moesta, B. ve Engle, G. (2020). Demand-Side Sales 101: Stop Selling and Help Your Customers Make Progress. Lioncrest Publishing.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.