İçeriğe geç

S1-M3-D3

Özerklik, yeterlilik, ilişki

Öz-belirleme kuramı.

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M3, Motivasyon ve İhtiyaçlar · 1.677 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Bilimsel çapa: Deci ve Ryan

Kanca

Saat on biri elli sekiz geçiyor. Elif yatağa girmiş, ışığı kapatmak üzereyken telefonuna bir bildirim düşüyor: "Serin bozulmak üzere! Bugünkü İspanyolca dersini henüz yapmadın." Elif iç çekiyor, uygulamayı açıyor ve en kısa, en kolay alıştırmayı seçiyor. İki dakikada bitiriyor. Ekranda küçük bir alev beliriyor: yüz kırk iki gün.

Altı ay önce bu uygulamayı heyecanla indirmişti. Yazın Barselona'ya gidecekti ve oradaki garsonlarla birkaç cümle konuşabilmek istiyordu. İlk haftalarda dersleri merakla yapıyor, yeni kelimeleri Selin'e anlatıyordu. Şimdi ise uygulamayı açarken hissettiği şey merak değil, hafif bir suçluluk. Seriyi bozmaktan korktuğu için devam ediyor. İspanyolcası ise üç aydır ilerlemiyor.

Elif hâlâ her gün uygulamayı kullanıyor; ama artık aynı nedenle değil. Bu derste, insanların bir ürünü ya da hizmeti neden kullandığını ve bu nedenin neden bu kadar önemli olduğunu açıklayan bir kuramı tanıyacağız.

Vaka

Ayşe Hanım emekli olduktan sonra ekmek yapmaya karar verdi. Önce bir internet mağazasından pahalı bir ekmek makinesi aldı. Makineyle birlikte bir tarif aboneliği de geliyordu: her hafta bir e-posta, bir tarif ve "bu hafta mutlaka deneyin" diye biten bir hatırlatma. İlk üç hafta tarifleri harfiyen uyguladı. Dördüncü hafta ekmek çöktü. Neyi yanlış yaptığını anlayamadı; e-postada yalnızca "malzemeleri tam ölçün" yazıyordu. Beşinci hafta makineyi dolaba kaldırdı. Abonelik e-postaları gelmeye devam etti ve her biri Ayşe Hanım'a başarısızlığını hatırlattı. Sonunda aboneliği iptal etti.

Birkaç ay sonra mahalledeki fırının sahibi Nurten Hanım, cumartesi sabahları ekşi maya atölyesi açtığını duyurdu. Ayşe Hanım biraz çekinerek katıldı. Atölyede herkes kendi mayasını besliyor, hangi unla çalışacağına kendisi karar veriyordu. Nurten Hanım hamurlara tek tek dokunuyor, "bu biraz daha dinlenmeli" ya da "suyu azalt, senin unun daha az su çekiyor" gibi kısa ama tam o kişiye uyan geri bildirimler veriyordu. Ayşe Hanım'ın ikinci ekmeği yine çöktü; ama bu kez nedenini öğrendi ve üçüncüsü kabardı.

Atölyenin bir başka yanı daha vardı. Katılımcılar birbirlerinin ekmeklerini tadıyor, mayalarını birbirine veriyor, haftanın birinde biri gelmediğinde "mayası nasıl oldu acaba" diye soruyorlardı. Ayşe Hanım bir yıldır cumartesi sabahlarını kaçırmıyor. Evde de ekmek yapıyor; kimse ona hatırlatmadığı hâlde.

İki deneyim aynı kişiye, aynı hobiye ait. Birincisinde pahalı bir makine ve düzenli hatırlatmalar vardı; ikincisinde daha basit araçlar ama başka bir şey vardı. O "başka bir şey"i adlandırmak, tüketici psikolojisinin en işe yarar kuramlarından birinin konusudur.

Mekanizma

Psikologlar Edward Deci ve Richard Ryan, onlarca yıl boyunca insanların bir şeyi neden yaptığını incelediler. Geliştirdikleri kuramın temelleri, ödüllerin ilgi üzerindeki etkisini sınayan deneylerle birlikte Temel Psikoloji Akademisi'nde anlatılıyor: içsel motivasyon ve öz-belirleme. Burada o deneyleri tekrarlamayacağız; kuramın tüketici davranışını nasıl aydınlattığına odaklanacağız.

Üç temel psikolojik ihtiyaç

Kurama göre insanların, kültürden bağımsız olarak, üç temel psikolojik ihtiyacı vardır. Özerklik, davranışın kaynağının kendisi olduğunu hissetmektir: bir şeyi biri zorladığı için değil, kendi seçiminizle yaptığınızı hissetmek. Yeterlilik, yaptığınız işte etkili olduğunuzu, zorlukların üstesinden gelebildiğinizi ve geliştiğinizi hissetmektir. İlişki ise başkalarıyla bağlı olduğunuzu, önemsendiğinizi ve bir yere ait olduğunuzu hissetmektir.

S1-M3-D2'de Maslow'un listesinin katı sıralamasını bırakmıştık. Bu kuram da bir liste sunar, ama sıralama iddiası yoktur: üç ihtiyaç aynı anda vardır ve biri karşılanırken öteki aç kalabilir. Ayşe Hanım'ın ekmek makinesi deneyimi üçünü birden aç bırakmıştı. Tarifler dışarıdan dayatılıyordu, hata yaptığında nedenini öğrenemiyordu ve yalnızdı. Atölye ise üçünü birden besliyordu: unu kendisi seçiyordu, ona uyan geri bildirim alıyordu ve bir topluluğun parçasıydı.

Neden kullandığınız da önemli

Kuramın ikinci büyük fikri, motivasyonun yalnızca miktarının değil, türünün de önemli olduğudur. Bir davranış özerk olabilir: ilginç bulduğunuz ya da değer verdiğiniz için yaparsınız. Ya da kontrollü olabilir: bir ödül kazanmak, bir cezadan kaçmak ya da suçluluk ve utançtan kurtulmak için yaparsınız. Elif'in uygulamayla ilişkisi tam olarak bu geçişi yaşadı. Başta Barselona'da konuşabilmek istiyordu; şimdi seriyi bozmanın yaratacağı küçük suçluluktan kaçıyor.

Kontrollü motivasyon davranışı kısa vadede çoğu zaman artırır. Elif her gece uygulamayı açıyor; bir ürün yöneticisinin panosunda bu, kusursuz bir "günlük aktif kullanıcı" verisidir. Ama araştırmalar, kontrollü motivasyonun davranışın kalitesini düşürme eğiliminde olduğunu gösteriyor: insanlar en kolay yolu seçer, baskı kalkınca bırakır ve deneyimden daha az keyif alır. Elif'in en kolay alıştırmayı seçmesi ve İspanyolcasının ilerlememesi bunun küçük bir örneği.

Ürünler ihtiyaçları besleyebilir ya da aç bırakabilir

Tüketici açısından bu kuramın asıl gücü, bir ürünün, bir hizmetin ya da bir mağaza deneyiminin bu üç ihtiyacı nasıl etkilediğini sormaya izin vermesidir.

Özerkliği besleyen bir deneyim, müşteriye anlamlı seçenekler sunar ve kararı ona bırakır; baskı yapmaz, suçlamaz, "son şans" diye sıkıştırmaz. Bir kahve dükkânında süt seçeneğini sormak özerkliği besler; kasada "kampanyalı boy daha mantıklı, değil mi?" diye ısrar etmek onu zedeler.

Yeterliliği besleyen bir deneyim, müşterinin ürünü başarıyla kullanabildiğini hissetmesini sağlar: anlaşılır bir kurulum, hata yapıldığında ne olduğunu açıklayan bir geri bildirim, adım adım zorlaşan bir öğrenme. Müşteriyi aptal hissettiren karmaşık bir menü ya da açıklamasız bir hata mesajı ise yeterliliği zedeler. Ayşe Hanım'ın "malzemeleri tam ölçün" e-postası tam olarak buydu.

İlişkiyi besleyen bir deneyim, müşterinin bir topluluğun parçası olduğunu ya da tanındığını hissetmesini sağlar: adının hatırlanması, başka müşterilerle bir şey paylaşabilmesi, çalışanların içten ilgisi. Bu, yapay bir "ailemize hoş geldiniz" söyleminden farklıdır; ilişki ihtiyacı söylenerek değil, yaşanarak karşılanır.

Bilimsel dayanak

Öz-belirleme kuramı, psikolojinin en geniş araştırma tabanına sahip motivasyon kuramlarından biridir. Eğitim, sağlık, iş ve spor alanlarında yüzlerce çalışmayla sınanmıştır. Tüketim alanından öğretici bir örnek, insanların neden bazı video oyunlarını bırakamadığını inceleyen bir dizi çalışmadan geliyor.

Bu çalışmanın tüketici psikolojisi için öğrettiği şey şu: oyuncuları oyunda tutan şey yalnızca ödüller, puanlar ya da parlak grafikler değildi; oyunun onlara seçme özgürlüğü, ustalaşma hissi ve başkalarıyla bağ kurma imkânı verip vermediğiydi. Aynı mantık bir kahve dükkânına, bir spor salonuna ya da bir dil uygulamasına da uygulanabilir.

Hayatınızda

Telefonunuzdaki uygulamalara ve ödediğiniz aboneliklere bir bakın. Hangilerini gerçekten istediğiniz için kullanıyorsunuz, hangilerini bir seriyi bozmamak, bir rozeti kaybetmemek ya da "bu kadar para ödedim, bari kullanayım" suçluluğuyla açıyorsunuz? Bu ayrım, bir sonraki iptal kararınızı da büyük olasılıkla belirleyecek.

Bir de uzun süredir sürdürdüğünüz bir alışkanlığı düşünün: bir kafeye düzenli gitmek, bir kursa devam etmek, bir sporu bırakmamak. Muhtemelen bu alışkanlıkta üç ihtiyaçtan en az biri, çoğu zaman ikisi ya da üçü besleniyor. Kendi seçtiğiniz bir şey, giderek daha iyi yaptığınız bir şey ya da sizi tanıyan insanların olduğu bir yer.

Son olarak, sizi rahatsız eden bir alışveriş deneyimini hatırlayın: ısrarcı bir satış görevlisi, sizi aptal hissettiren bir otomat ya da kimsenin sizi fark etmediği bir mağaza. Rahatsızlığınızın kaynağını bu üç ihtiyaçtan biriyle adlandırmayı deneyin.

Mavi Fincan'da

Mavi Fincan'ın uygulaması bir süredir müşterilere "Seriniz bozulmasın! Bugün kahvenizi aldınız mı?" bildirimleri gönderiyor. Ürün ekibi bundan memnun, çünkü bildirim gönderilen günlerde uygulama açılışları artıyor. Ama aynı dönemde bildirimleri kapatan ya da uygulamayı silen kullanıcı sayısı da artmış. Deniz, kampüs şubesinde kasadaki baristaya "sizin uygulama bana annem gibi sesleniyor" demiş.

Bu dersin ışığında tablo şöyle okunabilir. Bildirimler kısa vadede davranışı artırıyor, ama bunu suçlulukla, yani kontrollü motivasyonla yapıyor. Kullanıcıların bir kısmı bu baskıdan rahatsız olup uygulamayı tamamen terk ediyor. Üç ihtiyacı besleyen bir alternatif şöyle olabilir.

Özerklik için bildirimlerin sıklığını ve türünü müşterinin kendisinin seçmesine izin vermek; "her gün" yerine "yeni bir çekirdek geldiğinde haber ver" diyebilmek. Yeterlilik için evde kahve demlemeyi öğreten kısa rehberler ve şubelerde ayda bir küçük demleme atölyesi; müşterinin kahve hakkında giderek daha çok şey bildiğini hissetmesi. İlişki için baristaların düzenli müşterilerin adını ve her zamanki siparişini hatırlaması, ya da Eskişehir şubesinde başlatılabilecek, müşterilerin farklı çekirdekleri birlikte tattığı bir tadım akşamı.

Bu önerilerin hiçbiri tek başına mucize değil ve hangisinin işe yarayacağı denenerek görülmeli. Ama ekip artık yalnızca "uygulama kaç kez açıldı" diye değil, "müşteri uygulamayı neden açıyor" diye de sormaya başlayabilir.

Dikkat

Yaygın yanlış"Daha fazla seçenek sunmak, müşterinin özerkliğini artırır."
Doğrusu

Kuramda özerklik seçeneklerin sayısıyla değil, kişinin kararın kendisine ait olduğunu hissetmesiyle ilgilidir. Deniz'in kulaklık arayışını anlatan S1-M1-D3 de bunu gösteriyordu: çok fazla seçenek kararı zorlaştırıp memnuniyeti düşürebilir. Özerkliği destekleyen şey, az sayıda anlamlı seçenek ve baskısız bir karar ortamıdır.

Yaygın yanlış"Ödüller ve puanlar her zaman motivasyonu öldürür."
Doğrusu

Bu da bir abartı. Ödüllerin etkisi türüne ve nasıl sunulduğuna bağlıdır; beklenmedik ya da bilgilendirici bir takdir motivasyonu destekleyebilir. Sorun, ödülün ya da baskının davranışın tek nedeni hâline gelmesidir.

Özerklik, bireycilikle de aynı şey değildir. Ailesinin önerisiyle bir karar veren ama bu kararı içtenlikle benimseyen biri de özerk davranıyor olabilir. Kuramın üç ihtiyacının farklı kültürlerde benzer biçimde iyi oluşla ilişkili olduğunu gösteren araştırmalar var; ama bu ihtiyaçların nasıl karşılandığı kültürden kültüre değişir.

Akılda kalanlar

Öz-belirleme kuramına göre insanların üç temel psikolojik ihtiyacı vardır: özerklik, yeterlilik ve ilişki; bu ihtiyaçlar aynı anda vardır ve katı bir sıra izlemez.

Motivasyonun türü miktarı kadar önemlidir: suçluluk ya da baskıyla gelen kontrollü motivasyon kısa vadede davranışı artırabilir ama kırılgandır; özerk motivasyon daha kalıcı ve daha keyiflidir.

Bir ürün ya da hizmet bu üç ihtiyacı besleyebilir ya da aç bırakabilir; tüketiciyi uzun süre tutan şey çoğu zaman parlak ödüller değil, seçim özgürlüğü, ustalaşma hissi ve gerçek bir bağdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste insanların bir şeyi neden yaptığını, motivasyonun türü üzerinden okuduk. Ama aynı hedefe iki insan çok farklı yönlerden yaklaşabilir: biri iyi bir şey kazanmak için, öteki kötü bir şeyden kaçınmak için. Bir sonraki derste, Kazanmak için mi, kaybetmemek için mi sorusuyla, Higgins'in düzenleyici odak kuramını ve bu iki yönelimin aynı ürünü neden farklı mesajlarla çekici kıldığını inceleyeceğiz.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Öz-belirleme kuramındaki üç temel psikolojik ihtiyaç hangileridir?

  • A) Güvenlik, saygı ve kendini gerçekleştirme
  • B) Özerklik, yeterlilik ve ilişki
  • C) Haz, güç ve statü
  • D) Merak, korku ve açlık

Cevap: B. Kuram insanların kültürden bağımsız olarak özerklik, yeterlilik ve ilişki ihtiyaçları olduğunu öne sürer. A şıkkı Maslow'un listesinden kavramlar içerir.

Soru 2 · Kavram

Elif dil uygulamasını artık seriyi bozmamak ve suçluluk duymamak için açıyor. Bu hangi motivasyon türüne örnektir?

  • A) Özerk motivasyon
  • B) Kontrollü motivasyon
  • C) Yeterlilik ihtiyacının doyumu
  • D) İlişki ihtiyacının doyumu

Cevap: B. Suçluluk ve kayıp korkusuyla sürdürülen davranış kontrollüdür. Davranış devam ediyor, ama nitelik düşüyor: Elif en kolay alıştırmayı seçiyor ve dili ilerlemiyor.

Soru 3 · Uygulama

Ayşe Hanım ekmek makinesini bıraktı, atölyeye ise bir yıldır devam ediyor. Atölyenin yeterlilik ihtiyacını beslediği yan hangisidir?

  • A) Unu kendisinin seçmesi
  • B) Nurten Hanım'ın hamuruna özel geri bildirim vermesi ve hatasının nedenini öğrenmesi
  • C) Katılımcıların birbirinin ekmeğini tatması
  • D) Atölyenin cumartesi sabahı yapılması

Cevap: B. Yeterlilik, etkili olduğunu ve geliştiğini hissetmektir. A özerkliği, C ilişkiyi besler; D ise ihtiyaçlarla doğrudan ilgili değil.

Soru 4 · Tuzak

Mavi Fincan ekibinden biri "Özerkliği artırmak için menüye otuz yeni içecek ekleyelim" diyor. Öneri neyi gözden kaçırıyor?

  • A) Doğru, seçenek sayısı arttıkça özerklik de artar
  • B) Yanlış; özerklik kararın müşteriye ait olduğu hissidir, çok sayıda seçenek ise kararı zorlaştırıp memnuniyeti düşürebilir
  • C) Doğru, çünkü özerklik yalnızca menüyle ilgilidir
  • D) Yanlış, çünkü müşterilere hiç seçenek sunulmamalıdır

Cevap: B. Öneri özerkliği seçenek sayısıyla karıştırıyor. Seçenekleri tamamen kaldırmak (D) da çözüm değil; işe yarayan, az sayıda anlamlı seçenek ve baskısız bir karar ortamıdır.

Görev

Tüketici günlüğünüze, düzenli kullandığınız bir uygulamayı ya da hizmeti yazın. Onu en son açtığınızda bunu neden yaptığınızı dürüstçe not edin: istediğiniz için mi, yoksa bir seriyi, rozeti ya da ödediğiniz parayı kaybetmemek için mi? Ardından bu hizmetin özerklik, yeterlilik ve ilişki ihtiyaçlarınızdan her birini besleyip beslemediğini birer cümleyle değerlendirin.

Tekrar kartları

  • Öz-belirleme kuramı: İnsanların özerklik, yeterlilik ve ilişki ihtiyaçları olduğunu ve bunları besleyen ortamların daha kalıcı motivasyon ürettiğini söyleyen kuram.
  • Özerk ve kontrollü motivasyon: İstediği ya da değer verdiği için yapmak ile ödül, ceza ya da suçluluk baskısıyla yapmak; ikincisi kısa vadede işe yarar ama kırılgandır.
  • Üç ihtiyaç ve ürün: Bir ürün seçim özgürlüğü, ustalaşma hissi ve gerçek bir bağ sunarak üç ihtiyacı besleyebilir; baskı, açıklamasız hata ve yalnızlık onları aç bırakır.

Kaynakça

  • Deci, E. L. ve Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268.
  • Ryan, R. M., Rigby, C. S. ve Przybylski, A. (2006). The motivational pull of video games: A self-determination theory approach. Motivation and Emotion, 30(4), 347–363.
  • Ryan, R. M. ve Deci, E. L. (2017). Self-Determination Theory: Basic Psychological Needs in Motivation, Development, and Wellness. Guilford Press.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.