İçeriğe geç

S1-M3-D1

İhtiyaç, istek, talep

Pazarlama gerçekten ihtiyaç yaratır mı?

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M3, Motivasyon ve İhtiyaçlar · 1.500 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Kanca

Mehmet Bey'in torunu bayramda dedesine bir akıllı saat hediye etti. Mehmet Bey önce gülümseyip teşekkür etti, ama içinden "bunun neyine ihtiyacım var" diye geçirdi. Saati zaten cep telefonu gösteriyordu; adımlarını saymaya da hiç gerek duymamıştı. Saat birkaç gün çekmecede kaldı.

Torunu ısrar edince taktı. İlk hafta saatin her akşam gösterdiği adım sayısına baktı. İkinci hafta, dükkândan eve yürürken bilerek uzun yolu seçti. Üçüncü hafta, sabah namazından sonra kısa bir yürüyüş eklemişti. Bir ay sonra saatin şarjı bitip evde kaldığı gün, kendini eksik hissetti.

Mehmet Bey artık soruyor: bu saate gerçekten ihtiyacım var mıydı, yoksa saat bana bir ihtiyaç mı yarattı? Bu soru, tüketici psikolojisinin ve pazarlama etiğinin en eski tartışmalarından birinin özeti. Bu derste ihtiyaç, istek ve talep arasındaki farkı ve pazarlamanın bu üçünden hangisini gerçekten değiştirebildiğini göreceğiz.

Vaka

1920'lerin başında Amerika'da Listerine adlı bir antiseptik sıvı, uzun yıllardır ameliyathanelerde ve ev temizliğinde kullanılan sıradan bir üründü. Üreticisi onu ağız gargarası olarak satmaya karar verdiğinde ortada bir sorun vardı: insanlar ağız kokusunu, düzenli olarak para harcanacak bir mesele olarak görmüyordu.

Reklamcılar bu soruna bilinen ama az kullanılan bir tıbbi terimle yaklaştı: halitozis. Ağız kokusunun bilimsel adı olan bu kelime, reklamlarda bir hastalık gibi sunuldu. Reklamlar, ağız kokusu olan kişinin bunu kendisinin fark edemeyeceğini, ama çevresindekilerin fark edeceğini vurguluyordu. Hikâyelerde evlenemeyen kadınlar, iş kaybeden erkekler, arkadaşları tarafından sessizce uzak tutulan insanlar vardı. Sorunun adı konmuş, korkusu kurulmuş ve çözümü şişeye yerleştirilmişti.

Kampanya büyük ticari başarı kazandı ve gargara, uzun süre sonra bile "ihtiyaç yaratan reklam"ın en çok anılan örneklerinden biri olarak kaldı. Ama bu örnek iki farklı biçimde okunabilir. Birinci okumaya göre, reklam olmayan bir ihtiyacı icat etti; insanların aklında olmayan bir kaygıyı yarattı. İkinci okumaya göre ise, insanlar zaten başkalarının gözünde nasıl göründükleri konusunda kaygılıydı; reklam bu var olan sosyal kaygıya yeni bir ad ve yeni bir çözüm verdi.

İki okuma da tamamen yanlış değil. Ve bu derste göreceğimiz ayrım tam da buradan çıkıyor: pazarlama derin insan ihtiyaçlarını icat edebilir mi, yoksa o ihtiyaçlara yeni kılıklar, yeni adlar ve yeni ürünler mi verir?

Mekanizma

Gündelik dilde "ihtiyacım var", "istiyorum" ve "alacağım" çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Ama tüketiciyi anlamak için bu üç durumu ayırmak gerekir.

İhtiyaç: bir eksikliğin hissi

İhtiyaç, kişinin olduğu durum ile olmak istediği durum arasında hissettiği bir boşluktur. Bu boşluk bedensel olabilir, örneğin susuzluk ya da yorgunluk; sosyal olabilir, örneğin ait olma ya da saygı görme; psikolojik olabilir, örneğin güvende hissetme ya da kendini geliştirme. İhtiyaçlar insanlar arasında oldukça ortaktır ve kendileri belirli bir ürüne işaret etmez. Susayan biri su da içebilir, çay da, meyve suyu da.

İstek: ihtiyacın biçim alması

İstek, bir ihtiyacın belirli bir çözüme yönelmiş hâlidir. Susayan biri soğuk bir maden suyu ister; sağlığını önemseyen biri bir akıllı saat ister. İstekler kültürden, deneyimden, çevreden ve gördüğümüz seçeneklerden beslenir. Aynı ihtiyaç farklı insanlarda farklı isteklere dönüşür: Deniz'in değer verme ihtiyacı ikinci el bir ceketle, Elif'inki yeni çıkan bir telefonla karşılanabilir.

Talep: isteğin cüzdanla buluşması

Talep ise isteğin satın alma gücüyle, erişimle ve gerçek bir seçimle desteklenmiş hâlidir. Pahalı bir arabayı isteyen çok kişi vardır; onu alabilecek durumda olan ve alan az kişi vardır. Bir ürüne talep, yalnızca isteğe değil, fiyata, bütçeye ve o anki öncelik sırasına bağlıdır.

Pazarlama neyi değiştirir?

Bu ayrım, "pazarlama ihtiyaç yaratır mı?" sorusunu daha net cevaplamaya yardım eder. Araştırmaların ve tarihin büyük kısmı şunu düşündürüyor: pazarlama derin insan ihtiyaçlarını, örneğin ait olma, saygı görme ya da güvende hissetme ihtiyacını, sıfırdan icat etmez. Ama bu ihtiyaçlara yeni istekler bağlayabilir, onları belirli ürünlere yöneltebilir ve bazen kişinin daha önce fark etmediği bir boşluğu görünür kılabilir.

Mehmet Bey'in akıllı saati bunun iyi bir örneğidir. Sağlığına dikkat etme ihtiyacı saatten önce de vardı. Saat bu ihtiyaca yeni bir biçim verdi: adım saymak. Ve o biçim zamanla kendi başına bir alışkanlığa, bir eksiklik hissine dönüştü. Saat ihtiyacı yaratmadı, ama ihtiyacın nasıl hissedildiğini değiştirdi.

Burada etik bir çizgi de beliriyor. Var olan bir ihtiyaca daha iyi bir çözüm sunmak ile var olan küçük bir kaygıyı bilerek büyütüp korkuya dönüştürmek aynı şey değildir. Listerine reklamları ikincisine yakın duruyordu: sorunun adı konurken, sosyal dışlanma korkusu da kasten şişiriliyordu.

Görünmeyen ihtiyaç

Bazı ihtiyaçlar kişinin kendisi tarafından bile açıkça ifade edilmez. İnsanlara ne istediklerini sorduğunuzda, genellikle zaten bildikleri çözümleri sayarlar. Henüz var olmayan bir ürünün çözeceği bir sorunu tarif etmekte zorlanırlar. İnsanların kendi isteklerinin nedenini her zaman bilmediğini S1-M1-D5'te zeytinyağı tadımında görmüştük; aynı sınır burada da geçerli. Bu yüzden tüketici araştırmasının önemli bir kısmı, insanların ne söylediğinden çok ne yaptığını gözlemleyerek bu görünmeyen ihtiyaçları bulmaya çalışır.

Bilimsel dayanak

"Pazarlama ihtiyaç yaratır mı?" sorusu yalnızca pazarlamacıları değil, ekonomistleri ve toplum bilimcileri de uzun süre meşgul etti. 1958'de ekonomist John Kenneth Galbraith, refah toplumlarında üretimin, tatmin edeceği istekleri reklam aracılığıyla kendisinin yarattığını öne sürdü. Bu görüşe karşı çıkanlar ise reklamın çoğu zaman var olan istekler arasında yalnızca markaları yer değiştirdiğini savundu. Bu tartışmayı tek bir deney çözmedi; ama reklamın etkisinin büyüklüğü üzerine yapılan çok sayıda çalışma önemli bir ipucu verdi.

Bu bulgu, "reklam insanları istemedikleri şeyleri almaya zorlar" fikrine karşı önemli bir uyarıdır. Reklam bir etki yaratır, ama o etki çoğu zaman sanıldığı kadar büyük değildir ve büyük kısmı var olan istekler arasında yön değiştirmekten gelir. Yine de Listerine gibi bazı örnekler, belirli koşullarda bir kaygının adlandırılmasının bütün bir kategori yaratabildiğini gösteriyor. İki gerçek birlikte duruyor.

Hayatınızda

Son bir ayda yaptığınız birkaç alışverişi düşünün ve her biri için üç soru sorun. Bu alışverişin arkasındaki ihtiyaç neydi? O ihtiyaç neden bu ürün biçimini aldı? Ve bu ürünü almanızı mümkün kılan, yani isteği talebe çeviren şey neydi: bir indirim mi, bir maaş günü mü, bir kolaylık mı?

Bir de evinizde, bir zamanlar "neden buna ihtiyacım olsun ki" dediğiniz ama artık vazgeçemediğiniz bir ürün arayın. Bir mutfak aleti, bir uygulama, bir abonelik olabilir. O ürün size gerçekten yeni bir ihtiyaç mı verdi, yoksa var olan bir ihtiyacı, örneğin zaman kazanma ya da kendinizi iyi hissetme ihtiyacını, yeni bir biçimde mi karşıladı?

Tersini de sorabilirsiniz: bir reklam size bir eksiklik hissettirdiğinde, o eksikliğin reklamdan önce de var olup olmadığını kendinize sormak, aceleyle yapılan bir alışverişi durdurabilir.

Mavi Fincan'da

Modül 3 boyunca Mavi Fincan'ın sorusu şu olacak: insanlar kahveyi aslında hangi iş için alıyor? Bu dersin ayrımı, o göreve hazırlık için iyi bir başlangıç.

Mavi Fincan'a gelen müşterilerin ihtiyaçları çeşitli. Elif için sabah kahvesi uyanıklık ihtiyacının karşılığı. Bir öğleden sonra kafede oturan iki arkadaş için kahve, birlikte vakit geçirme ihtiyacının bir bahanesi. Kampüs şubesindeki Deniz için kahve, ders arasında kısa bir mola ve bir sosyal ortam. Aynı fincan, farklı insanlarda farklı ihtiyaçlara hizmet ediyor.

Bu ihtiyaçlar farklı isteklere dönüşüyor: hızlı bir filtre kahve, köpüklü bir latte, saatlerce yudumlanacak büyük bir içecek. Ve bu isteklerin talebe dönüşmesi fiyata, şubenin yerine, sıra uzunluğuna ve uygulamanın kolaylığına bağlı.

Mavi Fincan'ın ürün ekibi yeni bir soğuk demleme kahve satmak istiyor ve "insanlar buna ihtiyaç duyacak" diyor. Bu dersin ışığında daha iyi bir soru var: bu ürün hangi var olan ihtiyaca yeni bir biçim veriyor? Yaz sıcağında serinleme ihtiyacına mı, sıcak kahveyi sevmeyen ama kafein isteyen birinin ihtiyacına mı? Bir ürünü "yeni bir ihtiyaç" olarak satmaya çalışmak zordur; var olan bir ihtiyaca daha iyi bir cevap olarak sunmak çok daha kolaydır.

Dikkat

Yaygın yanlış"Pazarlama insanlara olmayan ihtiyaçlar yaratır ve istemedikleri şeyleri aldırır."
Doğrusu

Bu iddia büyük ölçüde abartılıdır. Pazarlama derin ihtiyaçları icat etmez, ama onlara yeni biçimler ve ürünler bağlayabilir; reklamın satışa ortalama etkisi de sanıldığından küçüktür. Yine de bazı durumlarda bir kaygıyı kışkırtarak ya da büyüterek gereksiz bir alışverişe yol açabilir.

Yaygın yanlış"İhtiyaç ve istek aynı şeydir."
Doğrusu

Hayır. İhtiyaç bir eksikliğin hissidir ve bir ürüne işaret etmez; istek o ihtiyacın belirli bir çözüme yönelmiş hâlidir. Bu ayrımı yapmak, hem tüketici olarak kendi harcamalarınızı hem de bir markanın ne vaat ettiğini daha net görmenizi sağlar.

Akılda kalanlar

İhtiyaç bir eksikliğin hissidir ve bir ürüne işaret etmez; istek o ihtiyacın kültür ve deneyimle belirli bir çözüme yönelmiş hâlidir; talep ise isteğin satın alma gücü ve erişimle desteklenmiş hâlidir.

Pazarlama derin insan ihtiyaçlarını sıfırdan icat etmez, ama onlara yeni istekler bağlayabilir ve bazen fark edilmeyen bir kaygıyı adlandırarak bütün bir kategori yaratabilir; reklamın satışa ortalama etkisi ise sanıldığından küçüktür.

Bir ürünü yeni bir ihtiyaç olarak satmaya çalışmak yerine, var olan bir ihtiyaca daha iyi bir cevap olarak sunmak hem daha kolay hem daha dürüsttür.

Sonraki derse köprü

Bu derste insan ihtiyaçlarından söz ettik: bedensel, sosyal, psikolojik. Bu ihtiyaçları sıralayan en ünlü model, pazarlama derslerinde neredeyse her zaman bir piramit olarak gösterilen Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisidir. Bir sonraki derste, Maslow'u yeniden okumak başlığıyla, bu piramidin aslında Maslow'un kendisine ait olup olmadığını ve modelin bugün ne kadar desteklendiğini inceleyeceğiz.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

İhtiyaç ve istek arasındaki fark en iyi hangisiyle anlatılır?

  • A) İhtiyaç pahalıdır, istek ucuzdur
  • B) İhtiyaç bir eksikliğin hissidir ve bir ürüne işaret etmez; istek o ihtiyacın belirli bir çözüme yönelmiş hâlidir
  • C) İhtiyaç yalnızca bedenseldir, istek yalnızca sosyaldir
  • D) İkisi aynı şeydir

Cevap: B. Susuzluk bir ihtiyaçtır; soğuk bir maden suyu istemek ise o ihtiyacın belirli bir biçim almasıdır. C yanlıştır, çünkü ihtiyaçlar sosyal ve psikolojik de olabilir.

Soru 2 · Kavram

Sethuraman, Tellis ve Briesch'in meta-analizine göre reklamın satış üzerindeki ortalama etkisi nasıldır?

  • A) Çok büyüktür; reklam harcaması satışları katlar
  • B) Olumludur ama çoğu durumda küçüktür
  • C) Sıfırdır
  • D) Olumsuzdur

Cevap: B. Reklam satışları ortalama olarak artırır, ama bu artış harcamadaki artışa oranla küçüktür. Bu bulgu, reklamın insanları her şeyi almaya zorladığı fikrine karşı önemli bir uyarıdır.

Soru 3 · Uygulama

Mavi Fincan yeni bir soğuk demleme kahveyi tanıtmak istiyor. Bu derse göre en akılcı yaklaşım hangisi?

  • A) Ürünü tamamen yeni bir ihtiyaç olarak sunmak
  • B) Ürünü var olan bir ihtiyaca, örneğin yaz sıcağında serinleme ya da sıcak kahve sevmeyenlerin kafein ihtiyacına, daha iyi bir cevap olarak sunmak
  • C) Ürünü yalnızca fiyatıyla tanıtmak
  • D) Ürünü hiç tanıtmamak

Cevap: B. Var olan bir ihtiyaca bağlanan bir ürün, yeni bir ihtiyaç olarak satılmaya çalışılan bir üründen çok daha kolay benimsenir.

Soru 4 · Tuzak

Bir arkadaşınız, "Pazarlama insanlara olmayan ihtiyaçlar yaratır; kimse aslında hiçbir şeyi istemez, hepsi reklam" diyor. Bu görüşe nasıl karşılık verirsiniz?

  • A) Tamamen haklı
  • B) Abartılı; pazarlama derin ihtiyaçları icat etmez ama onlara yeni biçimler bağlayabilir, reklamın ortalama etkisi de sanıldığından küçüktür, yine de bazı durumlarda kaygıları büyüterek gereksiz alışverişe yol açabilir
  • C) Tamamen haksız; pazarlamanın hiçbir etkisi yoktur
  • D) Haklı, çünkü Listerine örneği her ürün için geçerlidir

Cevap: B. A ve D aynı abartının iki yüzü. C ise ters yöne savruluyor; reklamın etkisi küçük ama sıfır değildir ve bazı kampanyalar gerçekten yeni istekler doğurabilir.

Görev

Tüketici günlüğünüze, bir zamanlar gereksiz bulduğunuz ama artık kullanmadan edemediğiniz bir ürünü yazın. O ürünün arkasındaki ihtiyacı, o ihtiyacın neden bu ürün biçimini aldığını ve onu almanızı mümkün kılan koşulu ayrı ayrı not edin. Sonunda, ürünün size yeni bir ihtiyaç mı verdiğini, yoksa var olan bir ihtiyaca yeni bir biçim mi verdiğini bir cümleyle değerlendirin.

Tekrar kartları

  • İhtiyaç, istek, talep: İhtiyaç bir eksikliğin hissi; istek o ihtiyacın belirli bir çözüme yönelmiş hâli; talep isteğin satın alma gücü ve erişimle desteklenmiş hâli.
  • Gizil ihtiyaç: Kişinin açıkça ifade edemediği ama davranışlarından çıkarılabilen ihtiyaç; gözlemle bulunur, sorularla değil.
  • Reklamın ortalama etkisi: Reklam satışları ortalama olarak artırır ama etkisi çoğu zaman küçüktür; büyük kısmı var olan istekler arasında yön değiştirmekten gelir.

Kaynakça

  • Sethuraman, R., Tellis, G. J. ve Briesch, R. A. (2011). How well does advertising work? Generalizations from meta-analysis of brand advertising elasticities. Journal of Marketing Research, 48(3), 457–471.
  • Galbraith, J. K. (1958). The Affluent Society. Houghton Mifflin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.