İçeriğe geç

S1-M2-D8

Aynı bilgi, farklı his

Çerçeveleme etkisi.

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M2, Algı ve Dikkat · 1.507 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Bilimsel çapa: "%95 yağsız" ile "%5 yağlı"

Kanca

Ayşe Hanım süt reyonunda iki yoğurdun arasında kaldı. Fiyatları aynı, boyları aynı. Birinin üzerinde büyük harflerle "yüzde doksan yedi yağsız" yazıyor. Ötekinin arkasında, besin değerleri tablosunda, "yağ: yüzde üç" yazıyor. Ayşe Hanım elini birinciye uzattı. Daha sağlıklı göründü, çocuklar için daha uygun göründü.

Eve geldiğinde, bir merakla ikinci yoğurdun etiketini aklına getirdi ve bir an durdu. Yüzde üç yağ ile yüzde doksan yedi yağsız aynı şeydi. İki yoğurt arasında, en azından yağ bakımından, hiçbir fark yoktu. Fark, yalnızca bilginin hangi taraftan anlatıldığındaydı.

Ayşe Hanım dikkatli bir alışverişçiydi. Ama bu fark etmesini engellemedi. Bu derste aynı bilginin farklı sunulduğunda neden farklı hissettirdiğini ve bu etkinin alışverişte nerelerde karşımıza çıktığını göreceğiz.

Vaka

1990'ların başında İsrail'de bir kredi kartı şirketi, kartlarını az kullanan müşterilerini harekete geçirmek istiyordu. Araştırmacılar Yoav Ganzach ve Nili Karsahi, şirketle birlikte bir saha deneyi düzenledi. Kartını uzun süredir az kullanan müşterilerden bir gruba, kartın sağladığı avantajları anlatan bir mektup gönderildi.

Mektupların içeriği neredeyse aynıydı. Hepsi kartın sunduğu faydaları sıralıyordu. Fark yalnızca çerçevedeydi. Bir grup müşteriye giden mektup, kartı kullanırlarsa kazanacaklarını vurguluyordu. Öteki gruba giden mektup ise kartı kullanmazlarsa kaybedeceklerini vurguluyordu: aynı faydalar, ama bu kez kaçırılacak şeyler olarak anlatılmıştı.

Araştırmacılar sonraki aylarda müşterilerin kartlarını ne kadar kullandığını izledi. Kaybetme çerçevesiyle yazılmış mektubu alan müşteriler, kartlarını belirgin biçimde daha sık kullandı. Aynı faydalar, aynı kart, aynı müşteriler; ama "kaybedeceğiniz" diye anlatılan bir fayda, "kazanacağınız" diye anlatılandan daha güçlü bir harekete dönüştü.

Kredi kartı bu soru için iyi bir sınama alanıydı. Her harcama kayıt altına alındığı için araştırmacılar müşterilere ne düşündüklerini sormak zorunda kalmadı; ne yaptıklarını doğrudan gördüler. İnsanların kendi kararlarının nedenlerini her zaman göremediğini S1-M1-D5'te konuşmuştuk; o sınırı aşmanın en sağlam yolu da buydu: söylenene değil, yapılana bakmak. Mektubu alan müşterilerin çoğu, muhtemelen mektubun kararlarını değiştirdiğini fark etmedi bile.

Bu deney bir laboratuvarda, varsayımsal sorularla değil, gerçek bir şirketin gerçek müşterilerinin gerçek davranışıyla yapıldığı için öğreticiydi. Ayşe Hanım'ın yoğurdu ve kredi kartı mektupları aynı şeyi gösteriyor: insanlar bilgiyi tarafsız bir veri olarak değil, nasıl anlatıldığıyla birlikte algılar.

Mekanizma

Aynı bilginin farklı hissettirmesinin arkasında birkaç ayrı mekanizma çalışır. Bunları ayırmak, çerçevelemenin nerede güçlü, nerede zayıf olduğunu anlamayı kolaylaştırır.

Dikkat nereye çekiliyor?

Bir bilgiyi bir taraftan anlatmak, dikkati o tarafa çeker. "Yüzde doksan yedi yağsız" dendiğinde zihin yağsızlığa, yani olumlu bir özelliğe odaklanır. "Yüzde üç yağlı" dendiğinde ise yağa, yani olumsuz algılanan bir özelliğe. Aynı ürün, hangi özelliğine bakıldığına göre farklı bir izlenim bırakır. S1-M2-D1'de gördüğümüz sınırlı dikkat burada da işin içindedir: zihin her iki tarafı aynı anda tartmaz, önüne konan tarafı ağırlıklı olarak işler.

Kayıp, kazançtan ağır basar

Kredi kartı deneyinde çalışan mekanizma biraz farklıdır. İnsanlar genellikle bir şeyi kaybetmekten, aynı şeyi kazanmaktan duyacakları memnuniyetten daha çok rahatsız olur. Bu yüzden "kaçıracaksınız" diye anlatılan bir fayda, "kazanacaksınız" diye anlatılandan daha çok harekete geçirebilir. Bu asimetrinin ne kadar büyük olduğu bugün hâlâ tartışılıyor; konuyu bütün ayrıntısıyla S2-M6-D2'de açacağız.

Sayıların biçimi algıyı değiştirir

Aynı fiyat ya da aynı oran farklı birimlerle anlatıldığında da farklı hissettirir. Yıllık bir abonelik ücreti büyük bir rakam gibi görünür; aynı ücret "günde bir simit parası" olarak anlatıldığında küçük ve önemsiz görünür. Bir ilacın "yüzde doksan başarılı" ya da "her on kişiden birinde işe yaramıyor" diye anlatılması da aynı bilgiyi farklı hissettirir. Zihin sayıları hep aynı biçimde hesaplamaz; kendisine sunulan biçimi temel alır.

Neyle kıyaslandığı da bir çerçevedir

Bir bilgiyi bir başka şeyle karşılaştırmak da onu çerçeveler. Bir içeceğin kalorisini "bir elmadan az" diye anlatmak ile "bir dilim pastanın yarısı kadar" diye anlatmak aynı sayıyı verebilir, ama zihne farklı bir resim çizer. Karşılaştırma için seçilen nesne, bilginin büyük mü küçük mü, iyi mi kötü mü görüneceğini belirler.

Çerçeveleme ne zaman zayıflar?

Çerçevelemenin etkisi her durumda aynı güçte değildir. Kişinin konuyla ilgili bilgisi arttıkça, ilgilenimi yükseldikçe ve iki çerçeveyi yan yana gördüğünde etki zayıflama eğilimindedir. Ayşe Hanım iki yoğurdun etiketini aynı anda görüp karşılaştırsaydı, yüzde üç ile yüzde doksan yedinin aynı şey olduğunu fark etmesi daha kolay olurdu. Çerçeveleme en güçlü olduğu yerde, tüketicinin tek bir çerçeveyi gördüğü ve hızlı karar verdiği anlardadır.

Çerçeve her zaman vardır

Önemli bir nokta: bir bilgiyi çerçevesiz anlatmak neredeyse imkânsızdır. Bir oran ya yağsızlık ya da yağlılık üzerinden, bir fayda ya kazanç ya da kayıp üzerinden, bir fiyat ya yıllık ya da günlük olarak söylenir. Her seçim bir çerçevedir. Mesele çerçevelemeden kaçmak değil, hangi çerçevenin tüketiciye gerçeği en adil biçimde gösterdiğini düşünmektir.

Bilimsel dayanak

Çerçeveleme etkisinin bilimsel öyküsü, Amos Tversky ve Daniel Kahneman'ın 1981'de Science dergisinde yayımladığı ve aynı seçeneklerin farklı betimlenmesinin seçimleri değiştirdiğini gösteren çalışmayla geniş bir kitleye ulaştı. Sonraki yıllarda bu alanda çok sayıda çalışma yapıldı. 1998'de Irwin Levin, Sandra Schneider ve Gary Gaeth, bu çalışmaları üç ayrı çerçeveleme türüne ayıran etkili bir sınıflandırma önerdi: tek bir özelliğin olumlu ya da olumsuz anlatılması, riskli seçeneklerin kazanç ya da kayıp olarak sunulması ve bir davranışın sonuçlarının kazanç ya da kayıp olarak vurgulanması. Ayşe Hanım'ın yoğurdu birinci türe, kredi kartı mektupları üçüncü türe girer.

Hayatınızda

Bu hafta karşılaştığınız ürün etiketlerinde ve reklamlarda çerçeveleri arayın. "Yüzde doksan doğal", "şekeri azaltılmış", "yüzde elli daha az yağ" gibi ifadeler gördüğünüzde, aynı bilginin öbür taraftan nasıl söyleneceğini kendinize sorun. "Yüzde on doğal değil" ya da "şeker hâlâ var" demek, aynı bilgiyi verir ama bambaşka hissettirir.

Abonelik tekliflerine de bu gözle bakın. "Günde bir kahve parasına" diye anlatılan bir ücreti, yıllık toplamına çevirin. Rakamın size nasıl hissettirdiği değişiyor mu? Pek çok insan, aynı tutarı yıllık olarak gördüğünde daha temkinli davrandığını ve teklifi bir kez daha düşündüğünü fark eder.

Bir de size gelen hatırlatma mesajlarına bakın. "Puanlarınızın süresi doluyor, kaybetmeyin" ile "Puanlarınızla kazanabileceğiniz fırsatlar" arasındaki farkı hissedin. Hangisinin sizi daha çok harekete geçirdiğini fark etmek, bir sonraki seferde kararınızı biraz daha kendi elinize almanıza yardım eder.

Mavi Fincan'da

Mavi Fincan'ın sadakat uygulamasında, müşterilerin biriktirdiği damgaların bir kısmı her yıl sonunda siliniyor. Pazarlama ekibi, müşterilere bunu hatırlatan bir bildirim göndermek istiyor ve iki taslak var. Birincisi: "Bu ay üç kahve daha içerseniz bedava kahve kazanırsınız." İkincisi: "Biriktirdiğiniz yedi damga ay sonunda silinecek, kaybetmeyin."

Kredi kartı deneyi, ikinci taslağın daha çok harekete geçirebileceğini düşündürüyor. Kayıp çerçevesi, müşterinin zaten sahip olduğu bir şeyi kaybetme rahatsızlığına dokunur. Ama ekibin dikkat etmesi gereken bir sınır var. Kayıp çerçevesi, aşırı ve sürekli kullanıldığında baskı gibi hissettirebilir ve markaya karşı bir rahatsızlık yaratabilir. Her bildirimde "kaybedeceksiniz" diyen bir uygulama, kısa vadede harekete geçirse de uzun vadede bildirimlerin kapatılmasına yol açabilir.

Fiyat iletişiminde de çerçeve seçimi önemli. Mavi Fincan'ın yeni aylık kahve aboneliği için ekip "ayda şu kadar" yerine "günde bir simit parasına" demeyi düşünüyor. Bu çerçeve aboneliği daha erişilebilir gösterebilir. Ama aynı zamanda müşterinin toplam maliyeti hesaplamasını zorlaştırır. Dürüst bir yol, iki çerçeveyi yan yana göstermektir: günlük maliyet akılda kalıcı bir referans, aylık toplam ise açık bir bilgi olarak.

Bir de menüdeki besin bilgileri var. Mavi Fincan, yeni sütlü içeceğinin kalorisini "bir dilim ekmekten daha az" diye anlatmayı düşünüyor. Bu bir karşılaştırma çerçevesidir ve doğruysa yararlı bir referans olabilir; ama karşılaştırma için seçilen nesnenin bilerek küçük tutulması, müşteriyi yanıltmaya dönüşebilir.

Dikkat

Yaygın yanlış"Çerçeveleme bir manipülasyon tekniğidir; dürüst iletişimde çerçeve kullanılmaz."
Doğrusu

Hayır. Her bilgi bir çerçeve içinde söylenir; çerçevesiz anlatım neredeyse yoktur. Etik soru çerçeve kullanıp kullanmamak değil, seçilen çerçevenin gerçeği adil biçimde gösterip göstermediğidir.

Yaygın yanlış"Kayıp çerçevesi her zaman daha etkilidir."
Doğrusu

Hayır. Kredi kartı deneyinde öyle çıktı, ama sonraki çalışmalar etkinin konuya, mesaja ve kişiye göre değiştiğini gösterdi. Bazı durumlarda kazanç çerçevesi daha iyi çalışır ve kayıp çerçevesinin aşırı kullanımı tepki yaratabilir. Sağlıklı bir davranışı özendirmek ile bir riski önlemek gibi farklı hedefler, farklı çerçeveler isteyebilir.

Akılda kalanlar

Aynı bilgi, hangi taraftan anlatıldığına göre farklı hissettirir: "yüzde doksan yedi yağsız" ile "yüzde üç yağlı" aynı şeydir ama aynı izlenimi bırakmaz.

Kayıp olarak anlatılan bir fayda, kazanç olarak anlatılandan çoğu zaman daha çok harekete geçirir; büyük bir tutar günlük küçük birimlerle anlatıldığında daha kabul edilebilir görünür. Ama bu etkiler bağlama göre değişir.

Çerçevesiz anlatım yoktur; önemli olan, seçilen çerçevenin tüketiciye gerçeği adil biçimde gösterip göstermediğidir.

Sonraki derse köprü

Bu derste bilginin içeriği aynı kalırken sunumunun algıyı değiştirdiğini gördük. Bir sonraki derste sunumun daha da ince bir boyutuna geçiyoruz: bir bilginin ne kadar kolay okunduğu, ne kadar kolay söylendiği, ne kadar tanıdık geldiği. Kolay okunan doğru gelir başlıklı derste, zihnin işlemesi kolay olan bilgiyi neden daha doğru, daha güvenilir ve daha beğenilir bulduğuna bakacağız.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Ganzach ve Karsahi'nin kredi kartı deneyinde hangi mektubu alan müşteriler kartlarını daha sık kullandı?

  • A) Kartı kullanınca kazanılacakları vurgulayan mektubu alanlar
  • B) Kartı kullanmayınca kaybedilecekleri vurgulayan mektubu alanlar
  • C) Hiç mektup almayanlar
  • D) İki grup arasında fark çıkmadı

Cevap: B. Aynı faydalar kayıp olarak anlatıldığında daha güçlü bir davranış değişikliği yarattı. Sonraki çalışmaların bu etkinin her zaman aynı yönde çıkmadığını gösterdiğini de unutmamak gerekir.

Soru 2 · Kavram

Ayşe Hanım'ın "yüzde doksan yedi yağsız" ve "yüzde üç yağlı" yoğurtları, Levin ve arkadaşlarının sınıflandırmasında hangi çerçeveleme türüne örnektir?

  • A) Riskli seçim çerçevelemesi
  • B) Tek bir özelliğin olumlu ya da olumsuz anlatılması
  • C) Hedef çerçevelemesi
  • D) Fiyat çerçevelemesi

Cevap: B. Aynı yağ oranı, olumlu bir özellik olan yağsızlık ya da olumsuz algılanan yağlılık üzerinden anlatılıyor. Kredi kartı mektupları ise hedef çerçevelemesinin örneğidir.

Soru 3 · Uygulama

Mavi Fincan aylık aboneliğini "günde bir simit parasına" diye tanıtmak istiyor. En dürüst yaklaşım hangisi?

  • A) Yalnızca günlük maliyeti göstermek, aylık toplamı gizlemek
  • B) Günlük maliyeti akılda kalıcı bir referans olarak, aylık toplamı da açıkça yan yana göstermek
  • C) Hiçbir fiyat bilgisi vermemek
  • D) Yalnızca yıllık toplamı göstermek

Cevap: B. Günlük çerçeve yararlı bir referans olabilir, ama toplam maliyeti gizlemek müşterinin hesap yapmasını zorlaştırır. İki çerçeveyi birlikte göstermek hem akılda kalıcı hem adildir.

Soru 4 · Tuzak

Bir iletişim uzmanı, "Çerçeveleme manipülasyondur, biz bilgileri hiçbir çerçeve kullanmadan, tarafsız biçimde vereceğiz" diyor. Bu hedef neden gerçekçi değil?

  • A) Sorun yok, bilgiler çerçevesiz verilebilir
  • B) Her bilgi bir çerçeve içinde söylenir; asıl soru seçilen çerçevenin gerçeği adil biçimde gösterip göstermediğidir
  • C) Sorun yok, çerçeveleme her zaman yasaktır
  • D) Tek sorun kayıp çerçevesinin her zaman daha etkili olmasıdır

Cevap: B. Uzman, çerçevesiz bir anlatım olabileceğini varsayıyor; oysa bir oranı ya da bir faydayı söylemenin her yolu bir çerçeve seçimidir. D şıkkı da başka bir yanılgıyı tekrarlıyor.

Görev

Bu hafta karşılaştığınız üç çerçeveyi tüketici günlüğünüze yazın: bir ürün etiketi, bir fiyat ya da abonelik teklifi ve bir hatırlatma mesajı. Her birini öbür taraftan yeniden yazın; örneğin "yüzde doksan doğal" ifadesini "yüzde on doğal değil" diye, günlük fiyatı aylık ya da yıllık toplam olarak. Ardından iki hâlin size nasıl farklı hissettirdiğini bir cümleyle not edin.

Tekrar kartları

  • Çerçeveleme etkisi: Aynı bilginin olumlu ya da olumsuz, kazanç ya da kayıp olarak farklı sunulmasının değerlendirmeyi ve seçimi değiştirmesi.
  • Hedef çerçevelemesi: Bir davranışın sonuçlarının kazanılacaklar ya da kaçırılacaklar olarak vurgulanması; kayıp çerçevesi çoğu zaman, ama her zaman değil, daha çok harekete geçirir.
  • Günlük birim çerçevesi: Büyük bir tutarı günlük küçük birimlerle anlatmak onu daha kabul edilebilir gösterir; dürüst iletişim toplam maliyeti de görünür kılar.

Kaynakça

  • Ganzach, Y. ve Karsahi, N. (1995). Message framing and buying behavior: A field experiment. Journal of Business Research, 32(1), 11–17.
  • Levin, I. P., Schneider, S. L. ve Gaeth, G. J. (1998). All frames are not created equal: A typology and critical analysis of framing effects. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 76(2), 149–188.
  • Gourville, J. T. (1998). Pennies-a-day: The effect of temporal reframing on transaction evaluation. Journal of Consumer Research, 24(4), 395–408.
  • Tversky, A. ve Kahneman, D. (1981). The framing of decisions and the psychology of choice. Science, 211(4481), 453–458.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.