İçeriğe geç

S04-P01-D12

Madde kullanımı ve davranışsal bağımlılıklar

Terapi Akademisi — S04, Psikopatoloji · 2.634 kelime · 17 örnek durum · 2 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Değişen kıymet, aynı seçeneğin kişinin içinde bulunduğu ana göre farklı değerde görünmesidir; bir hesap hatası değil, o an önde duran şeyin gerçekten başka olması.

Sakin anın ayrıcalığı, iki karardan sakin olanının kendiliğinden asıl sayılmasıdır; hiçbir yerde gösterilmemiş, yalnızca yerleştirilmiş bir sıra — ve bu alandaki iki büyük dil, kusur dili ile muafiyet dili, o tek sıranın iki ucundan konuşuyor.

Kendini bağlayan hamle, bir anın kararının başka bir anı düzenlemek için attığı somut adımdır; sahiplik sorusu buradan okunuyor, çünkü söylenmiş ama hiçbir anı düzenlememiş bir karar başka hiçbir ana değmiyor.

Düzenlenemeyen an, kendini bağlayacak bir hamlenin o kişinin hayatında bulunmamasıdır; düzenleme imkânı kişilere eşit dağılmamış ve "düzenleme yok" bilgisi "sahiplik yok" diye okunamaz.

Tek eşik, bir değişimin yalnız tek bir sonuçla ölçülmesidir; ölçüt tek eşikli olduğunda arada olan hiçbir şey sayılmıyor ve sayılmadığı için de yapılmasının karşılığı kalmıyor.

Bu ders boyunca bir kez bile hangi kararın doğru karar olduğu söylenmedi, çünkü sorulan soru o değildi. Sorulan şey kimin kararı olduğuydu — ve cevabı, kişinin bir anda ne dediğinde değil, bir anının başka bir anı için ne kurduğunda duruyor.

Açılış sahnesi

Salı sabahı bir kişi bir karar veriyor: bu hafta olmayacak. Kararı kimse zorlamadı, kimseye söylemedi, kendi kendine verdi ve verirken içi rahattı.

Cuma akşamı aynı kişi başka bir karar veriyor: bu akşam olacak. Bunu da kimse zorlamadı. O an için gerekçesi var ve gerekçesi ona sağlam geliyor.

İki karar da aynı kişiye ait. İkisi de düşünülerek verildi. İkisi birbirini tutmuyor.

Şimdi dikkat edilmesi gereken şeye gel: bu sahneyi anlatan hemen herkes, farkında olmadan salı sabahını "gerçek" karar sayıyor ve cuma akşamını ondan bir sapma olarak okuyor. Niyet–davranış açığı bu okuyuşu adlandırıyor bile — ortada bir "açık" var, ve açığın ölçüldüğü sıfır noktası sessizce niyet oluyor.

Ama bu bir bulgu değil, bir yerleştirme. Salı sabahının neden sıfır noktası olduğu hiçbir yerde gösterilmiş değil. Ve bu tek yerleştirmeden, bu alandaki iki büyük dil birden çıkıyor: salı gerçekse cuma bir irade çöküşü olur; cuma gerçekse salı boş bir laf olur. İkisi aynı varsayımın iki yüzü.

Bu dersin sorusu o varsayımı açmak: bir kişinin birbirini tutmayan iki kararından hangisinin onun kararı sayılacağına ne karar veriyor?

Bu derste ne olacak

Önce iki kararın neden birbirini tutmadığına bakılıyor ve bunun bir muhakeme hatası olmadığı gösteriliyor. Sonra bu ikisinden birinin neden kendiliğinden "asıl" sayıldığı ve bu sayışın nereden geldiği açılıyor. Ardından, sahiplik sorusuna dışarıdan bir hüküm vermeden cevap veren bir yol kuruyor: kişinin bir anda söylediğine değil, bir anın başka bir anı düzenlemek için ne yaptığına bakmak. Son iki başlık, bu yolun kapalı olduğu duruma ve bu alanda arada olanı görünmez kılan tek eşikli okumaya ayrılıyor.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

Bir kişinin iki ayrı anda verdiği iki kararın birbirini tutmaması, bu alana özgü bir şey değil; ve başka alanlarda bunu kimse bir karakter sorunu saymıyor.

Üç örnekte de aynı şey var: aynı kişinin iki anı, aynı seçeneğe farklı değer biçiyor. Kimse markete aç giden kişiye iradesiz demiyor; herkes bunun yerine tok karnına gitmeyi öneriyor — yani herkes zaten, bir anın kararının başka bir anı düzenlemesi gerektiğini biliyor. Bu dersin konusu, aynı bilginin çok daha ağır bir alanda neden bu kadar zor uygulandığı.

Mekanizma

Değişen kıymet

Yaygın yanlış"O an ne yaptığını bilmiyordu."
Doğrusu

Kişi ne yaptığını biliyor ve tutarlı bir tercih yapıyor; tutarsızlık iki an arasında, anın içinde değil. İki okumanın elde bıraktığı da aynı değil: "bilmiyordu" dendiğinde o an hakkında sorulacak bir şey kalmıyor, oysa o anda ne olduğu, ne görüldüğü ve neyin değerli göründüğü sorulabilecek şeyler.

Sakin anın ayrıcalığı

Yaygın yanlış"Gerçekten istiyorsa yapar."
Doğrusu

Bu cümle sakin anı hem asıl karar hem yeterli sebep sayıyor. S01-P02-D10'da tanımlanan Niyet–davranış açığı niyetin zayıf bir öngörücü olduğunu zaten söylüyordu — yani niyetin varlığı davranışı getirmiyor, ve bu istekle ilgili bir şey değil. Cümlenin asıl sorunu ölçtüğünü sandığı şeyi ölçmemesi: yapılmamış olmaktan geriye doğru istememiş olmayı çıkarıyor, ve o çıkarımın hiçbir dayanağı yok.

Kendini bağlayan hamle

Sahiplik sorusu buradan cevaplanıyor, ve cevabı bir hüküm değil bir gözlem. İki şeye ayrı ayrı bakılıyor: bir karar hangi anda söylendi, ve o karar başka bir anı düzenlemek için ne yaptı. Yalnızca söylenmiş ve hiçbir anı düzenlememiş bir karar, sahiplik iddiasını taşımıyor — samimiyetsiz olduğu için değil, başka hiçbir ana değmediği için. Bir anı düzenlemiş bir karar ise, sonraki anda hiç tekrarlanmasa bile taşıyor; çünkü o düzenleme ortada duruyor ve kişinin kendi eliyle kurulmuş.

Yaygın yanlış"Bir şeyi elinin altından kaldırmak, kendine güvenmemektir."
Doğrusu

Kendini bağlayan hamle bir güvensizlik beyanı değil, iki anın farklı olduğunun kabulü — ve bu kabul zaten doğru. Güvensizlik okuması, kişiden tam olarak elindeki en işlevsel aracı almış oluyor.

Usta katmanı

Düzenlenemeyen an

Yaygın yanlış"Gerçekten isteseydi bir yolunu bulurdu."
Doğrusu

Bir yol bulmak, bulunacak bir yolun var olmasını gerektiriyor; ve düzenleme imkânı kişilere eşit dağılmış değil. S03-P03-D07'deki Koşulu kişiliğe yazma burada devreye giriyor — imkânsızlık, isteksizlik olarak kayda geçiyor.

Tek eşik

Yaygın yanlış"Tamamen bırakmadıysa hiçbir şey değişmemiştir."
Doğrusu

Tek eşikli bir ölçüt yalnız yanlış ölçmüyor, ölçtüğü şeyi de değiştiriyor: arada olan hiçbir şey sayılmadığında, arada bir şey yapmanın da bir karşılığı kalmıyor.

Sınır ve güvenlik

Bu dersin bulgusu ters yöne çevrilebilir ve bu bölümün ilk işi o çevrimi kapatmak. Metin iki anın da kişiye ait olduğunu söylüyor; buradan "o hâlde sakin anındaki kararı onun adına uygulanabilir" sonucu çıkmıyor. Kendini bağlayan hamle kişinin kendi eliyle kurduğu bir düzenleme; aynı şey bir başkası tarafından kurulduğunda artık aynı şey değil, çünkü ortada bir kişinin kendi hayatına ilişkin kararı yerine bir başkasının kararı var. Nerede durulacağını S03-P01-D03'te tanımlanan Özerklik belirliyor ve koşulları adıyla yazılı: karar bilgiyle mi verildi, bilgi anlaşıldı mı, hayır demenin bedeli var mıydı, karardan dönülebiliyor mu. Bir yakının ya da bir uygulayıcının "aslında sen bunu istiyordun" demesi bu koşulların hiçbirini karşılamıyor.

Bir başka sınır, bu metnin bilerek içermedikleri. Burada hiçbir madde adı, hiçbir miktar, hiçbir etki tarifi ve hiçbir uygulama talimatı yok. Sebebi de dersin kendi konusu: bu metin neyin ne yaptığını değil, kararın kime ait sayıldığını ele alıyor, ve bu soru madde adı bilinmeden de sorulabiliyor. Aynı biçimde burada bir bırakma yöntemi de yok ve hangi hedefin doğru hedef olduğuna dair tek bir cümle de yok — Tek eşik bir hedefi yermek için değil, ölçümün arada olanı göstermediğini söylemek için yazıldı.

Sırası kesin olan son sınır şu: kullanımın kesilmesi bazı durumlarda bedensel olarak riskli olabiliyor ve bu bir ruh sağlığı sorusu değil, bir hekim sorusu. Bu derste anlatılan hiçbir şey o değerlendirmenin yerine geçmiyor ve ondan önce gelemez.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Değişen kıymet, aynı seçeneğin kişinin içinde bulunduğu ana göre farklı değerde görünmesidir; bir hesap hatası değil, o an önde duran şeyin gerçekten başka olması.

Sakin anın ayrıcalığı, iki karardan sakin olanının kendiliğinden asıl sayılmasıdır; hiçbir yerde gösterilmemiş, yalnızca yerleştirilmiş bir sıra — ve bu alandaki iki büyük dil, kusur dili ile muafiyet dili, o tek sıranın iki ucundan konuşuyor.

Kendini bağlayan hamle, bir anın kararının başka bir anı düzenlemek için attığı somut adımdır; sahiplik sorusu buradan okunuyor, çünkü söylenmiş ama hiçbir anı düzenlememiş bir karar başka hiçbir ana değmiyor.

Düzenlenemeyen an, kendini bağlayacak bir hamlenin o kişinin hayatında bulunmamasıdır; düzenleme imkânı kişilere eşit dağılmamış ve "düzenleme yok" bilgisi "sahiplik yok" diye okunamaz.

Tek eşik, bir değişimin yalnız tek bir sonuçla ölçülmesidir; ölçüt tek eşikli olduğunda arada olan hiçbir şey sayılmıyor ve sayılmadığı için de yapılmasının karşılığı kalmıyor.

Bu ders boyunca bir kez bile hangi kararın doğru karar olduğu söylenmedi, çünkü sorulan soru o değildi. Sorulan şey kimin kararı olduğuydu — ve cevabı, kişinin bir anda ne dediğinde değil, bir anının başka bir anı için ne kurduğunda duruyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste iki an arasındaki fark hep aynı kişinin içindeydi. Salı ile cuma, tok ile aç, uzak ile yakın — hepsi bir kişinin farklı hâlleriydi ve ikisi arasında bir köprü kurulabiliyordu, çünkü ikisi de aynı işleyişin anlarıydı.

S04-P01-D13 «Nörogelişimsel farklılıklar» farkın anlar arasında değil, kişiler arasında ve baştan beri orada olduğu yere geçiyor. Orada bir işleyiş biçimi bir hâl değil bir zemin, ve bu dersin soruları olduğu gibi taşınamıyor: kendini bağlayan bir hamle, ancak o hamleyi taşıyabilen bir işleyiş varsa iş görüyor. Sorulacak ayrım da oradan başlıyor — bir güçlük kişinin işleyişinden mi doğuyor, yoksa o işleyişe göre kurulmamış bir çevreden mi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.