İçeriğe geç

S04-P01-D10

Kişilik örüntüleri

Terapi Akademisi — S04, Psikopatoloji · 2.663 kelime · 17 örnek durum · 3 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Daralan durum havuzu, bir örüntünün kendisini ortaya çıkaran durumların sayısını zamanla azaltmasıdır; kararların her biri ayrı ayrı makul olsa bile toplamları, geriye örüntüyü doğrulayan bir hayat bırakabiliyor.

Şikâyetin sahibi, bir örüntünün sorun sayılmasına kimin rahatsızlığının karar verdiğidir; ölçüt "kim rahatsız" olduğunda, sözü az geçen kişinin sorunlu sayılması kolaylaşıyor.

Olmadığı zaman, bir örüntünün ortaya çıkmadığı anın aranması ve bunun "o durum en son ne zaman oldu" sorusuyla birlikte okunmasıdır; tek başına hiçbiri, kesişimleri ise dört ayrı şey söylüyor.

Düzleşen geçmiş, bir dönemin içindeki değişkenlik silinmiş biçimde hatırlanmasıdır; istisnanın anlatıda bulunmaması, yaşanmamış olduğunu göstermiyor ve sorunun biçimi değişince bazen bulunabiliyor.

Sabit sayma kararı, bir örüntünün artık değişmeyeceğinin kabul edilmesidir — bir gözlem değil bir karar, ve verildiği andan itibaren kendini doğrulayacak koşulları da kuruyor.

Bu ders baştan sona iki cümleyi birbirinden ayırdı. «Bu onun örüntüsü» bir tariftir ve tarif doğru olabilir. «Bu örüntü değişmez» ise bir iddiadır, ve iddianın dayanağı örüntünün kaç kere sınandığıdır — sınanmadığı yıllar, sabitliğin kanıtı değil yokluğudur.

Açılış sahnesi

Bir kişi on yıldır aynı şeyi söylüyor: tartışmaya girmem, girmeyi hiç beceremedim.

Bunu bir kusur olarak anlatmıyor, bir gözlem olarak anlatıyor, ve gözlemi doğru. On yıldır tek bir tartışmaya girmedi. Bunu bilen herkes aynı şeyi söylüyor. Elde, bir örüntünün ne kadar sağlam durduğuna dair on yıllık kesintisiz bir kayıt var.

Şimdi aynı on yıla başka bir soruyla bak. Bu on yılda kaç kere tartışılabilecek bir durum oldu?

Cevap kayıtta yok, çünkü kimse onu saymadı. Ama o on yılın içinde bazı şeyler oldu: kişi ortak proje almayı bıraktı, ev toplantılarına gitmez oldu, fikrini sormayan insanlarla çalışmayı tercih etti. Bunların hiçbiri tartışmadan kaçınma niyetiyle yapılmış görünmüyor; her biri ayrı ayrı makul kararlardı.

Ama toplamı şu: örüntünün sınanabileceği durumlar da on yıl içinde azaldı. Örüntü hiç değişmedi, ve karşısına çıkan şey de.

Bu dersin sorusu buradan çıkıyor. Örüntünün bu kişiye ait olduğu açık. Tartışmalı olan başka bir şey: ne kadar sabit olduğu. Bu, gözlenmiş bir şey mi, yoksa gözlemin yapıldığı alanın daralmasından mı geliyor?

Bu derste ne olacak

Önce bir örüntünün sabit görünmesinin, kısmen kendi sınanma koşullarını ortadan kaldırmasından gelebileceği kuruluyor. Sonra ayrı bir soruya geçiliyor: bir örüntünün "sorun" sayılmasına kimin rahatsızlığının karar verdiğine. Ardından, bu ikisini birlikte okumayı sağlayan iki soruyu ve bu iki sorunun dört ayrı cevap bileşimini veriyor. Son iki başlık, bu okumanın çalışmadığı duruma ve bir örüntüyü sabit saymanın bir gözlem değil bir karar olduğuna ayrılıyor.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

S01-P03-D09'da tanımlanan Kişilik imzası bir örüntüyü "eğer şu olursa, o zaman şöyle yaparım" biçiminde tarif ediyordu. Bu tarifin sessiz bir varsayımı var: "eğer şu olursa" kısmının olmaya devam ettiği. Bir imzanın okunabilmesi için, imzayı ortaya çıkaran durumun ortaya çıkması gerekiyor. O durum artık hiç gelmiyorsa, imza değişmemiş de olabilir, kimsenin bakmadığı bir yerde başkalaşmış da olabilir; ikisi de aynı kayıtla uyuşuyor.

Üç örnekte de sağlam görünen şeyin sağlamlığı sınanmadı, ve sınanmamış olmanın kendisi kayıtta görünmüyor. Kişilik örüntülerinde bunun ek bir yanı var: sınanma koşullarını ortadan kaldıran şey, kimi zaman örüntünün kendisi oluyor.

Mekanizma

Daralan durum havuzu

Yaygın yanlış"Bir davranış yıllardır hiç değişmediyse, o kişinin değişmez bir özelliğidir."
Doğrusu

Garaj ve bardak örnekleri bunu karşılamıyor. Bir şeyin hiç kırılmaması, sağlam olmasından da gelebiliyor hiç kullanılmamasından da, ve iki durum aynı kayıtla uyuşuyor. Örüntünün yıllarca aynı kalması bir bilgi; hangi bilgi olduğu, o yıllarda kaç kere sınandığına bağlı.

Şikâyetin sahibi

Yaygın yanlış"Çevresi rahatsızsa ortada bir kişilik sorunu vardır."
Doğrusu

Aynı davranış iki yerde iki farklı karşılık alıyor ve kişi değişmiyor. S02-P02-D11'de tanımlanan Epistemik adaletsizlik burada devreye giriyor — bir kişi bir kategori taşıdığında ya da bulunduğu konum zayıf olduğunda, ondan gelen itiraz baştan daha az itibar görüyor ve şikâyet yalnızca bir taraftan yükseliyor.

Olmadığı zaman

İstisna hatırlanıyor ve durum hâlâ oluyorsa, örüntü sınanan bir örüntü ve bazen ortaya çıkmıyor; değişkenlik elde var. İstisna hatırlanıyor ama o durum artık hiç olmuyorsa, örüntünün sabit görünmesi havuzun daralmasından geliyor ve bakılacak yer örüntü değil hayatın kendisi. İstisna hatırlanmıyor ama durumlar hâlâ sık oluyorsa, elde gerçekten kararlı bir örüntü var — bu bile onu değiştirilemez yapmıyor, yalnızca bu yolla bir çatlak bulunamadığını söylüyor. Dördüncü bileşimde ne istisna hatırlanıyor ne de durum oluyor; orada ortada bir örüntü değil, uzun süredir sınanmamış bir cümle var.

Yaygın yanlış"Kişi bir istisna hatırlıyorsa örüntü yoktur."
Doğrusu

Tek bir istisna örüntüyü ortadan kaldırmıyor; sağladığı şey başka türden bir bilgi: örüntünün hangi koşulda ortaya çıkmadığı, ve o koşulun üzerinde durulabilmesi.

Usta katmanı

Düzleşen geçmiş

Yaygın yanlış"Kişi hiç istisna hatırlamıyorsa istisna yoktur."
Doğrusu

Doğrudan sorulan bir istisna sorusu, kişinin kendi hakkındaki cümlesinin içinden geçerek cevaplanıyor ve o cümle istisnayı zaten dışarıda bırakmış oluyor. Dar ve tarihli bir soru ise o bilgiye başka bir kapıdan ulaşıyor: cümlenin içinden değil, bir haftanın içinden geçiyor.

Sabit sayma kararı

Yaygın yanlış"Kişilik örüntüleri değişmez, bu yüzden üzerinde çalışılmaz."
Doğrusu

Sınanmadığında değişmiyor, değişmediği görülünce de sınanmamış olması unutuluyor. Bu dersin söylediği şey bunun karşıtı da değil — örüntülerin kolayca değiştiği iddia edilmiyor. Söylenen şu: sabit sayma bir bulgu değil bir karar, ve karar verildiği anda onu doğrulayacak koşulları da kendisi kuruyor.

Sınır ve güvenlik

Bu dersin sınırı, araçlarında değil kime uygulandığında. Buradaki her terim, odada olmayan biri hakkında kullanıldığında anlamını kaybediyor ve zarara dönüşüyor. Daralan durum havuzu bir eşin, bir ebeveynin ya da bir iş arkadaşının hayatına dışarıdan bakarak kurulmuyor; havuzun daralıp daralmadığını ancak o hayatı yaşayan kişi söyleyebiliyor, çünkü hangi durumların artık gelmediği ancak içeriden bilinen bir şey. S03-P02-D04'te Odada olmayan taraf tam da bunu adlandırıyor: kararın öznesi hâline gelen ama kendini anlatma imkânı olmayan kişi. Kişilik dili bu hatanın kolayca yapıldığı bir dil, çünkü tek bir cümleye sığıyor ve söyleyene kapalı bir açıklama veriyor.

Aynı sınır okurun kendisi için de geçerli, ve burada ters yönden işliyor. Bu metinde bir ölçüt listesi yok, bir tip dökümü yok, ve "şu tür insanlar" diye başlayan tek bir cümle yok — çünkü buradaki soruların hiçbiri bir kişiyi bir yere yerleştirmek için kurulmadı. İki soru bir örüntünün ne kadar sınandığını araştırıyor; bir tanı adı üretmiyorlar ve üretemezler. Kendine bakarken de en fazla şunu veriyorlar: bir cümlenin ne zamandır sınanmadığı bilgisi.

Bu dersin bilerek dışında bıraktıkları da var. Ders ne bir değişim vaadi ne bir kader anlatısı taşıyor; Sabit sayma kararı bir örüntünün değişeceğini söylemiyor, değişmeyeceğinin bir gözlem gibi sunulamayacağını söylüyor ve bu ikinci cümle birinciden çok daha dar bir iddia. Ayrıca bu örüntülerle birlikte kendine zarar verme davranışı da tabloya girebiliyor; burada o alana girilmiyor ve bu metindeki hiçbir soru orada kullanılacak biçimde yazılmadı.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Daralan durum havuzu, bir örüntünün kendisini ortaya çıkaran durumların sayısını zamanla azaltmasıdır; kararların her biri ayrı ayrı makul olsa bile toplamları, geriye örüntüyü doğrulayan bir hayat bırakabiliyor.

Şikâyetin sahibi, bir örüntünün sorun sayılmasına kimin rahatsızlığının karar verdiğidir; ölçüt "kim rahatsız" olduğunda, sözü az geçen kişinin sorunlu sayılması kolaylaşıyor.

Olmadığı zaman, bir örüntünün ortaya çıkmadığı anın aranması ve bunun "o durum en son ne zaman oldu" sorusuyla birlikte okunmasıdır; tek başına hiçbiri, kesişimleri ise dört ayrı şey söylüyor.

Düzleşen geçmiş, bir dönemin içindeki değişkenlik silinmiş biçimde hatırlanmasıdır; istisnanın anlatıda bulunmaması, yaşanmamış olduğunu göstermiyor ve sorunun biçimi değişince bazen bulunabiliyor.

Sabit sayma kararı, bir örüntünün artık değişmeyeceğinin kabul edilmesidir — bir gözlem değil bir karar, ve verildiği andan itibaren kendini doğrulayacak koşulları da kuruyor.

Bu ders baştan sona iki cümleyi birbirinden ayırdı. «Bu onun örüntüsü» bir tariftir ve tarif doğru olabilir. «Bu örüntü değişmez» ise bir iddiadır, ve iddianın dayanağı örüntünün kaç kere sınandığıdır — sınanmadığı yıllar, sabitliğin kanıtı değil yokluğudur.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir örüntünün ne kadar sınandığı sorusu, hep kişinin kendi hayatı içinden yürütüldü: hangi durumlar geliyor, hangileri gelmiyor, istisna ne zaman oldu. Havuzu daraltan ya da genişleten şey kişinin kendi kararlarıydı ve kararların her biri kendi başına makul duruyordu.

S04-P01-D11 «Yeme, uyku ve somatik belirti sorunları» aynı soruyu, kararın bu kadar serbest olmadığı bir alana taşıyor. Orada örüntünün karşılaştığı şey bir davet ya da bir toplantı değil, bedenin kendi işleyişi — acıkma, uyuma, ağrı — ve bu işleyişin kendi kuralları var, kişinin kararlarına aynı biçimde açılmıyor. Sorulacak ayrım da oradan doğuyor: bir örüntü bedenin işleyişiyle iç içe geçtiğinde, neyin değiştirilebilir bir alışkanlık neyin dayatılan bir koşul olduğu nasıl ayrılır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.