S04-P01-D09
Psikotik yaşantılar
Terapi Akademisi — S04, Psikopatoloji · 2.769 kelime · 16 örnek durum · 3 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ortaklanamayan yaşantı, bir kişinin bildirdiği ve ikinci bir kişinin kendi duyularıyla kontrol edemediği yaşantıdır; buradaki mesele doğruluk değil kontrol edilebilirlik, ve bir önceki dersin dış dayanağı tam burada çöküyor çünkü getirilen kayıt yalnızca ikinci kişinin kendi duyusunu tanık olarak sunuyor.
Onay-inkâr kıskacı, akla ilk gelen iki hamlenin de zarar vermesidir; onaylamak taşıyamayacağı bir yük alıyor, inkâr etmek ise yaşantıyı değil anlatmayı durduruyor ve anlatım kesildiğinde onunla ilgili bütün bilgi de kesiliyor.
Etki yüzeyi, yaşantı paylaşılmasa da birlikte bakılabilen kısımdır — ne zaman başladığı, neyi engellediği, kişinin neyin değişmesini istediği; ve bu yüzey ancak bir etki varsa var oluyor.
Başlamamış konuşma, üç sorunun da hayır aldığı ama bunun bir tıkanmayı değil bir zamanlamayı gösterdiği durumdur; sorular konuşmanın o andaki hâline bakıyor, kişinin kapasitesine değil.
Katılma ölçütü, kişinin karşısındakinin tarifini benimsemesinin ilerleme sayılmasıdır; iş görmüyor, çünkü etki yüzeyinde hiçbir şey değişmeden gerçekleşebiliyor ve zaten bu ortamın kolayca ürettiği bir şey.
Bu dersin tamamı tek bir şeyi reddetmek üzerine kuruldu: odadaki iki kişinin, aralarındaki anlaşmazlığı kapatacak bir araca sahip olduğu varsayımı. Araç yok — ve olmaması çalışmayı imkânsız kılmıyor, yalnızca çalışmanın nereden yürüyeceğini değiştiriyor.
Açılış sahnesi
Bir odada iki kişi var. Biri bir ses duyduğunu söylüyor. Öteki hiçbir şey duymuyor.
Buraya kadar olağandışı bir şey yok; iki kişi sürekli farklı şeyler duyar. Sahneyi zorlaştıran şey bir sonraki cümle. Duymayan kişi ne derse desin, konuşma başka bir yere gidiyor. "Ben duymadım" derse, duyan kişi için bu bir bilgi değil bir itiraz; anlatmaya devam etmenin bir anlamı kalmıyor. "Ben de duydum" derse söylediği doğru değil ve karşısındaki bunu er geç görüyor. Sessiz kalırsa bu da bir cevap, ve duyan kişinin onu birincisinden ayırması için elinde bir sebep yok.
Bir önceki dersteki anlaşmazlık bundan başkaydı. Orada tartışılan şey bir dönemin nasıl okunacağıydı ve o dönem her iki taraf için de erişilebilir bir yerde duruyordu: bir takvim, bir fatura, yazılmış bir ileti. Taraflar farklı sonuçlara varsa da aynı malzemeye uzanabiliyordu.
Burada o zemin yok. Odada bir ses olup olmadığı, ikisinin birlikte bakabileceği bir yere kaydedilmiş değil. Dışarıdan getirilecek hiçbir kayıt bu soruyu kapatmıyor — ve kapatmaya çalışan her hamle, konuşmayı bir tartışmaya çeviriyor.
Bu dersin sorusu şu: paylaşılamayan bir yaşantıyla, onu paylaşmayan biri ne yapabilir.
Bu derste ne olacak
Önce bir anlatının hangi kısmının ikinci bir kişi tarafından kontrol edilebildiğine, hangi kısmının edilemediğine bakılıyor — ve edilemeyen kısımda bir önceki dersin aracının neden çalışmadığına. Sonra o kısımda sorulan doğrulama sorusunun neden iki çıkışsız cevaba sıkıştığı gösteriliyor. Ardından, zemin ortadan kalktığında geriye ne kaldığını kuruyor ve buradaki üç soru ilk kez kişiye değil konuşmanın kendisine bakıyor. Son iki başlık, o üç sorunun erken sorulduğunda ne söylediğine ve bu alanda sık kullanılan bir ölçütün neden ölçüt olamayacağına ayrılıyor.
Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.
Sıfır noktası
Gündelik hayatta da bir anlatının bir kısmı kontrol edilebiliyor, bir kısmı edilemiyor; ve ikisini birbirine karıştırmak konuşmayı bozuyor. Klinik hiçbir şey gerekmiyor, örnekler bunu gösteriyor.
Üç örnekte de anlatının iki katı var: birlikte bakılabilen ve bakılamayan. Karıştırıldığında konuşma tıkanıyor. Bu dersin konusu, ikinci katın ötekinden çok daha büyük olduğu durumlar.
Mekanizma
Ortaklanamayan yaşantı
S04-P01-D08'de Dış dayanak şunu yapıyordu: kişinin kendi ölçüsü kaydığında, durumla birlikte oynamayan bir kayıt ekleniyordu. Orada bu işe yarıyordu çünkü kayıt ile anlatı aynı dünyaya bakıyordu — ikisi de geçen yılın aylarını anlatıyordu. Burada aynı hamle çöküyor. Ortada kaydedilmemiş bir şey var, ve getirilen her kayıt yalnızca "ben bunu bulamadım" diyor; bu da bir doğrulama değil, ikinci bir kişinin kendi duyusunu tanık olarak sunması.
Yaygın yanlış"Bir şeyi başka kimse algılamıyorsa o şey yoktur."
Yıldız ve alarm örnekleri bunu karşılamıyor. İkinci bir kişinin algılamaması, yalnızca o kişinin algılamadığı bilgisini veriyor. Bu ders "o hâlde ses gerçekten vardı" da demiyor; söylediği şey daha dar ve daha kullanışlı — odadaki iki kişinin elinde bu soruyu kapatacak bir araç yok, ve konuşmanın buna ihtiyacı da yok.
Onay-inkâr kıskacı
Yaygın yanlış"Kişiyi gerçeğe döndürmek için yaşantısına katılmamak gerekir, yoksa pekiştirilmiş olur."
Karşı çıkmak yaşantıyı değiştirmiyor; anlatılmasını değiştiriyor. Ve bir şey anlatılmadığında, onunla ilgili her şey — ne zaman arttığı, kişiyi nereye götürdüğü, ne kadar zorladığı — birlikte kayboluyor.
Etki yüzeyi
Buradaki üç soru, bu derste ilk kez kişiye değil konuşmanın kendisine bakıyor. Sorular öyle kuruldu ki "evet" her birinde aynı şeyi söylüyor: ortada hâlâ yapılabilecek bir iş var. Konuşulan şeyin iki tarafın da gözleyebildiği bir yanı kaldı mı. Kişinin kendisinin değişmesini istediği, adlandırılabilir bir şey var mı. Bir sonraki adım, yaşantının gerçek olup olmadığına karar verilmeden atılabiliyor mu.
Bir soruya "hayır" çıktığında hepsi aynı şeyi anlatmıyor, ve hangisinin düştüğü ne yapılacağını belirliyor. Birincide hayır, konuşmanın tamamen kontrol edilemeyen kısma çekildiğini gösteriyor. Yukarıdaki uygulayıcının kayıt getirme denemesi tam buydu: eklenen şey gözlenebilir bir yan değil, ikinci bir kişinin kendi duyusuydu, ve soru bir milim kımıldamadı. Aranacak şey yeni bir kanıt değil, iki tarafın da bakabileceği bir yan.
İkincide hayır, ortada bir istek bulunmadığını gösteriyor ve bu bir eksiklik olmayabiliyor. Hiçbir sıkıntı üretmeyen ve hiçbir şeyi engellemeyen bir yaşantıda istenecek bir değişiklik de olmuyor; burada hayır, yapılacak bir iş bulunmadığını söylüyor, kişinin işbirliğine kapalı olduğunu değil.
Üçüncüde hayır en dar uyarıyı veriyor: atılmak istenen adım, gizlice bir gerçeklik kararına dayanıyor demektir. Aşağıdaki ertelenen kontrol örneği bunu gösteriyor — "o kontrole git" demek, oradaki kişilerin bir niyeti olmadığına karar verilmiş olmasını gerektiriyor, ve o karar odadaki kimsenin elinde değil. Aynı adım "bu kontrol ertelendiğinde ne oluyor" sorusundan yürütüldüğünde böyle bir karara ihtiyaç kalmıyor.
Yaygın yanlış"Böyle bir yaşantı varsa mutlaka ele alınması gereken bir sorun vardır."
S00-P01-D06'daki Patolojikleştirme bunun adını zaten koymuştu. Bir yaşantının olağandışı olması onu bir sorun yapmıyor; sorun sayılmasını sağlayan şey S00-P01-D07'deki Öznel sıkıntı ya da İşlevsellik tarafında bir şeyin kımıldaması. İkisi de sessizse, ortada ele alınacak bir şey değil, yalnızca bir başkasının rahatsız olduğu bir farklılık olabilir.
Usta katmanı
Başlamamış konuşma
Yaygın yanlış"Üç soruya da hayır çıkıyorsa yapılacak bir şey yoktur."
Sorular konuşmanın o andaki hâlini ölçüyor, kişinin kapasitesini değil; ve o hâl özellikle ilk karşılaşmalarda yanıltabiliyor, çünkü orada henüz ölçülecek bir şey kurulmamış oluyor.
Katılma ölçütü
Yaygın yanlış"Kişi artık böyle söylemiyorsa düzelmiştir."
Anlatımın dili, Etki yüzeyindeki hiçbir şey kımıldamadan değişebiliyor — ve bu ortamda değişmesi için özel bir çaba da gerekmiyor. Bir ilerleme ancak uyku, kaçınma, günlük işler gibi ikisinin de gördüğü yerlerden okunuyor.
Sınır ve güvenlik
Bu dersin ürettiği tehlike, tam da en işe yarar bulunacak parçasında: Etki yüzeyi. Yaşantının içeriğini tartışmayıp etkisine geçmek, bir kaçamak hâline gelebiliyor. Kişi her anlatmaya başladığında karşısındakinin konuyu uyku saatine çevirmesi, bir süre sonra fark ediliyor ve dinlenmemek olarak yaşanıyor — yani bu dersin önlemeye çalıştığı şeyin bir başka biçimi. Etki yüzeyi, içeriğin konuşulmasının yerine geçmiyor; içeriği dinlemeyi sürdürürken üzerinde birlikte durulabilecek bir yer açıyor. Kişi anlattığında dinlenmiyorsa, yüzeyin kendisi de uzun sürmüyor.
Bir başka sınır bu metnin kendisiyle ilgili. Burada hiçbir tanı ölçütü ya da belirti dökümü yok, ve konusu gereği bu metin bir sınama aracı gibi okunmaya en açık derslerden biri. Üç soru bir kişiyi sınıflamıyor; bir konuşmanın o anda iş görüp görmediğine bakıyor ve sorulduğu anın dışına taşınamıyor. Ne kendine ne bir başkasına bu metinden bakarak bir şey yakıştırılmıyor.
Son sınır, bu dersin kapsamadığı ve kapsamaya çalışmaması gereken iki şeyi adlandırıyor. Biri bedensel taraf: böyle bir tablo bir bedensel sürecin kendi sonucu olabiliyor ve S00-P01-D02'de tanımlanan Deliryum bunun bilinen biçimlerinden biri — ruhsal olarak ele alındığında altındaki neden ilerlemeye devam ediyor, yani buradaki hiçbir soru sırayı bozacak biçimde öne alınamaz; hekimin sorusu daima önce geliyor. Öteki zarar ihtimali: kimi durumlarda kişinin kendisine ya da bir başkasına zarar vermesi konuşmaya giriyor ve bu metin orayı yürütmek için yazılmadı. İkisinin ortak yanı, ikisinin de bu dersin kurduğu yüzeyin dışında kalması; içeride kalan araçlarla dışarıdaki bir işi görmeye çalışmak, bu dersin en açık kötüye kullanımı olurdu.
Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ortaklanamayan yaşantı, bir kişinin bildirdiği ve ikinci bir kişinin kendi duyularıyla kontrol edemediği yaşantıdır; buradaki mesele doğruluk değil kontrol edilebilirlik, ve bir önceki dersin dış dayanağı tam burada çöküyor çünkü getirilen kayıt yalnızca ikinci kişinin kendi duyusunu tanık olarak sunuyor.
Onay-inkâr kıskacı, akla ilk gelen iki hamlenin de zarar vermesidir; onaylamak taşıyamayacağı bir yük alıyor, inkâr etmek ise yaşantıyı değil anlatmayı durduruyor ve anlatım kesildiğinde onunla ilgili bütün bilgi de kesiliyor.
Etki yüzeyi, yaşantı paylaşılmasa da birlikte bakılabilen kısımdır — ne zaman başladığı, neyi engellediği, kişinin neyin değişmesini istediği; ve bu yüzey ancak bir etki varsa var oluyor.
Başlamamış konuşma, üç sorunun da hayır aldığı ama bunun bir tıkanmayı değil bir zamanlamayı gösterdiği durumdur; sorular konuşmanın o andaki hâline bakıyor, kişinin kapasitesine değil.
Katılma ölçütü, kişinin karşısındakinin tarifini benimsemesinin ilerleme sayılmasıdır; iş görmüyor, çünkü etki yüzeyinde hiçbir şey değişmeden gerçekleşebiliyor ve zaten bu ortamın kolayca ürettiği bir şey.
Bu dersin tamamı tek bir şeyi reddetmek üzerine kuruldu: odadaki iki kişinin, aralarındaki anlaşmazlığı kapatacak bir araca sahip olduğu varsayımı. Araç yok — ve olmaması çalışmayı imkânsız kılmıyor, yalnızca çalışmanın nereden yürüyeceğini değiştiriyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste konuşulan her şey bir yaşantı üzerineydi: geliyor, etkisi oluyor, üzerinde konuşuluyor. Tartışma o yaşantının başkalarınca paylaşılıp paylaşılmadığıyla ilgiliydi ve kişinin kendisi, yaşantısından ayrı bir yerde duruyordu — ondan söz edebiliyor, onu tarif edebiliyordu.
S04-P01-D10 «Kişilik örüntüleri» bu mesafenin kapandığı yere geçiyor. Orada söz konusu olan şey kişinin başına gelen bir şey değil, kişinin bir şeyi yapış biçiminin kendisi — ve tarif edilen şey ile tarif eden kişi aynı olduğunda, bu derste kullanılan "sen ne istiyorsun" sorusu bile başka bir anlam kazanıyor. Sorulacak ayrım oradan başlıyor: bir örüntünün kişiye ait olması, onun değiştirilemez olduğu anlamına mı geliyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.