İçeriğe geç

S03-P01-D07

Yetkinlik

Terapi Akademisi — S03, Etik · 3.392 kelime · 5 örnek durum · 11 klinik vaka · 2 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 23 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yetkinlik bir kişinin taşıdığı özellik değil, bir kişiyle bir iş arasında kurulan ilişki: kim için, hangi sorunda, hangi yöntemde, hangi koşulda.

Bilgi yetkinliği okuyarak yükseliyor, uygulama yetkinliği yalnız yapılarak ve yapılan görülerek; ikisi birlikte artmıyor ve aradaki açıklık kimseye görünmüyor.

Sınır kendine sorularak bulunmuyor; gözlenebilir işaretlerle bulunuyor, ve hepsinde "evet" cevabı aynı şeyi söylüyor.

Sınıra gelindiğinde danışmakla devretmek arasındaki seçim tek soruyla veriliyor: eksik olan şey, bu sürecin süresi içinde ve karşı tarafın bedelini ödemeyeceği bir hızda kapanabilir mi.

Uygulayıcının kendi durumu onam konuşmasına, yalnızca odada olacak şeyi değiştirdiği kadar giriyor; girmeyen şey bir yeterlilik notu, giren şey bir işleyiş bilgisi.

Açılış sahnesi

Bir çalışma biçimi baştan sona öğrenilmiş. Aşamaları sırayla biliniyor, her aşamada neyin neden yapıldığı kendi cümleleriyle anlatılabiliyor, hangi durumda hangi adımın atlanacağı bile hatırlanıyor. Bir sınav olsaydı geçilirdi.

İlk iki görüşme planın üstünde yürüyor. Üçüncüsünün ortasında kişi bir cümleye başlıyor, yarısında susuyor ve konuyu kendisi değiştiriyor. Yöntemin o an için bir adımı yok; elde duran tek şey sıradaki başlık, o da yapılıyor. Görüşme sakin bitiyor.

Odada hiçbir uyarı çalmıyor, ve çalmayacak. Kişi neyin kaçırıldığını bilmiyor, çünkü kaçan şeyin varlığını ancak onu görebilecek biri fark eder. İşi yürüten de bilmiyor; yaptığı şey öğrendiğine birebir uygundu ve öğrendiği doğruydu. Yarım kalan cümle bir daha açılmıyor. Dört ay sonra süreç, kimsenin hata gösteremeyeceği bir yerde duruyor; yalnız hiçbir yere de varmamış.

Sahnedeki asıl tuhaflık burada. "Bu yöntemi biliyorum" cümlesi yanlış değildi. Eksik olan bilgi değildi, bilginin bittiği yerde ne yapılacağıydı — ve o şey aynı kitabı bir kez daha okuyarak gelmiyor.

Bir ikinci tuhaflık daha var ve birincisinden ağır: böyle bir sahne kayıt bırakmıyor. Şikâyet doğurmuyor, dosyaya geçmiyor, kimseyi kızdırmıyor. Anlatabilmekle yürütebilmek arasındaki mesafe tam olarak o yarım cümlenin uzunluğu kadar, ve odadaki iki kişiden hiçbiri onu ölçecek yerde durmuyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu akademinin her dersinde bir uyarı olarak geçen cümleyi konu hâline getireceğiz. Sonra mekanizmaya geçeceğiz. Önce yetkinliğin neye göre iddia edildiği: bilgi ile uygulama arasındaki ayrım, ve tek bir eşik yerine dört soruyla daralan bir alan. ardından ikisi arasındaki mesafenin nasıl kapandığı, ve neden okumanın o mesafeye dokunmadığı. en sonda da sınırın nerede başladığı — beş gözlenebilir işaret — ve sınıra gelindiğinde danışmak, beyan etmek ve devretmek arasındaki seçimin neye göre verildiği.

Usta katmanında iki durak var. Altıncı dersin açık bıraktığı soru, yani anlatma ölçütünün içine anlatanın o işteki durumunun girip girmediği; ve sınırı çizenin her zaman uygulayıcı olmaması.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

Bu akademide bir cümle altı derstir tekrarlanıyor: bir konuyu bilmek, o konuda iş yapmaya yetkili olmakla aynı şey değil. Şimdiye kadar bir uyarıydı, yani bir dersin sonunda okurun kendi üzerine alması istenen bir sınır. Uyarı olarak kaldığı sürece de bir şeyi hiç söylemedi: ikisi ayrıysa, ikincisi neye bakılarak ölçülüyor.

Elde iki hazır ölçü var ve ikisi de cevap vermiyor. Biri belge, yani tamamlanmış eğitimlerin toplamı: dışarıdan görülebildiği ve sıralanabildiği için kurumların işine geliyor, ama geçmişte bir yerde bulunulduğunu gösteriyor, bugün ne yapılabildiğini değil. Öteki his, yani kendini hazır hissetmek: içeriden erişilebiliyor ve her an güncel, ama S02-P02-D07'de tanımlanan kör noktanın tam üstünde duruyor, çünkü hissin yönünü belirleyen şey beceri değil tanışıklık.

Ne belgenin ne hissin gördüğü şey ise aynı: yetkinlik bir kişinin taşıdığı özellik değil, bir kişiyle bir iş arasında kurulan ilişki. "Yetkin biri" diye bir şey yok; "bu işte, bu kişiyle, bu koşulda yetkin" var.

Yaygın yanlış"Yeterince okursam yapabilir hâle gelirim."
Doğrusu

Cümlenin doğru bir yanı var: okumadan da olmuyor. Yanlış olan, iki şeyin aynı doğrultuda arttığı varsayımı. Okumak bir yöntemin ne olduğunu ve nerede işe yaramadığını öğretiyor; yürütmek ise plan bozulduğunda karar vermeyi istiyor, ve o kararı verirken bakılacak bir metin yok. Yalnız birincisi yükseldiğinde tehlikeli bir birleşim ortaya çıkıyor: geniş bilgi, dar beceri, ve ikisini ayıramayan bir öz değerlendirme.

Mekanizma

Yetkinlik neye göre iddia edilir

Dördünün ayrı şeyleri elediğini görmenin yolu, üçü sağlanırken birinin çöktüğü durumlara bakmak; aşağıdaki üç örnek sırayla kim için, hangi sorunda, hangi koşulda eksenlerini çökertiyor. Boşta kalan dördüncüsü hangi yöntemde ekseni: aynı kişiyle çalışılırken iki ayrı biçim ayrı ayrı öğreniliyor ve birini yürütebilmek ötekini vermiyor. Koşul ekseninde S02-P01-D12'nin yetki bölgesi de duruyor.

Yaygın yanlış"Yetkinlik bir belge listesidir."
Doğrusu

Bu cümle kolay denetlenebildiği için ölçü sayılıyor, ve tam bu yüzden yanlış yeri ölçüyor: bir belge kişinin bir yerde bulunduğunu gösteriyor, orada ne kadar iş yaptığını ve o işin görülüp görülmediğini göstermiyor. Bu derste hiçbir eğitim programının, belgenin ya da unvanın adı geçmiyor; sebebi de yer darlığı değil. Hangi belgenin neye yettiği ülkeye, meslek grubuna ve yıla göre değişiyor, buraya yazılacak bir ad, okurun kendi ülkesinde karşılığı bulunmayan bir merdiven olurdu. Belgenin gerçek bir işlevi var — S03-P01-D01'in yasal asgarisi gibi bir taban gösteriyor. Taban da hedef değil.

Kartın pratik sonucu dar ve rahatsız edici: kişi kendi yetkinlik dilimini tek başına çizemiyor, çizecek olan şey dışarıdan gelen bir bakış.

Aradaki mesafe nasıl kapanıyor

S00-P01-D10'da tanımlanan süpervizyonla arasındaki fark küçük görünüyor ama belirleyici. Süpervizyon çoğunlukla anlatılana dayanıyor, anlatan kişi ise kendi kaçırdığını anlatamıyor; yani elini tam olarak kör noktanın bulunduğu yerde zayıflatıyor. Kayıt, birlikte izleme ve S02-P01-D09'un ölçüm geri bildirimi bu boşluk için var: anlatıyı değil işin kendisini görünür kılıyorlar. S02-P02-D10'un kasıtlı alıştırması da buraya bağlanıyor — mesafeyi kapatan şey daha çok saat değil, zorlanılan yerin ayrılıp geri bildirimle çalışılması.

Yaygın yanlış"Süpervizyonda anlattıysam sorumluluk oraya geçer."
Doğrusu

Anlatmak koruyucu bir işlem değil, S03-P01-D01'in savunulabilirlik ölçütünü karşılamanın bir yolu. İki yerden çöküyor: kararı odada veren kişi hâlâ aynı kişi, ve konuşulan şey anlatılan kadarı — eksik anlatılmış bir sürecin üzerine verilen görüş o eksikliği kapatmıyor. Süpervizyonun işlevi sorumluluğu taşımak değil, kendi göremediğini bir başkasının gözüyle görmek.

Sınır nerede başlıyor

Sınırın nerede olduğunu ölçmenin en kötü yolu kendine sormak; kendini değerlendirme açığı tam orada duruyor. Kullanılabilir işaretler bu yüzden hisse değil gözlenebilir şeylere bağlanıyor, ve beşi de aynı yöne bakıyor: her birine verilen "evet" sınırın yaklaştığını söylüyor.

Plan sıradaki adımı üretmeyi bırakıyor ve yapılan şeyin adı konamıyor. O hafta ne yapıldığı aynı işi yapan birine anlatılırken cümle kurulamıyor. Kişinin belirli bir konuyu açmaması umut ediliyor. Görüşmeler arasında okunan şeyin yönü değişiyor — herkes okuduğu için burada daraltmak gerekiyor, yoksa madde hiçbir şeyi elemez: derinleşmek için okumak başka, önümüzdeki hafta ne yapılacağını bulmak için okumak başka, ve yalnız ikincisi sürecin bilginin önüne geçtiğini söylüyor. Bir de devam edilmesinin sebebi işle değil, devredilecek kimsenin bulunmamasıyla ilgili hâle geliyor.

Yaygın yanlış"Sınırımı bilmek, hiç başlamamak demek."
Doğrusu

Dersin en kolay ters okuması bu ve maliyeti sessiz. Yetkinlik sınırı bir yasak listesi değil bir konum bildirimi: nerede olduğunu, nereye yaklaştığını ve yaklaşınca ne yapacağını söylüyor. Hiç başlamamak da bedelsiz değil; S03-P01-D02'nin eylemsizlik zararı ile S03-P01-D04'ün erişim eşiği, "yapmadım" cevabının da bir hanesi olduğunu gösteriyor. Kimse hiç yapmadan yetkin hâle gelmiyor — ayrım, ilk kez yapılan işin görülerek mi görülmeden mi yapıldığında.

Usta katmanı

Anlatma ölçütünün içine ne giriyor

Altıncı ders anlatma ölçütünü karşı tarafın kararını değiştirebilecek şeye bağlamış ve bir soruyu açık bırakmıştı: anlatanın o işteki kendi durumu bu ölçütün içine giriyor mu. İki hazır cevap tutmuyor. "Girmez, uygulayıcının kendi meselesi" demek kararı etkileyebilecek bir şeyi kararın dışında tutuyor; "her şey girer" demek onam konuşmasını özgeçmiş okumasına çevirip karşı tarafa tartamayacağı bir yük bırakıyor.

Cevap ikisinin arasından geçiyor: uygulayıcının durumu, odada olacak şeyi değiştirdiği ölçüde onam konuşmasına giriyor. Söylenen şey bir yeterlilik notu değil bir işleyiş bilgisi. Aşağıdaki altı maddenin altısı da bu tek soruya bakıyor, yani "evet" hepsinde aynı şeyi söylüyor.

Girenler üç tane. Sürecin üzerinde ikinci bir kişinin bulunması giriyor, çünkü S03-P01-D05'in bilgi çemberi genişliyor ve çemberin genişlemesi zaten onamın konusu. Çalışmanın bir eğitim düzeni içinde yürümesi giriyor, çünkü süre, kaydın tutuluşu, gözden geçirmenin biçimi ve devir olursa kimin devralacağı farklı işliyor. Yöntemin bu uygulayıcı için yeni olması giriyor, ama tek başına değil — yalnız işin yürütülüşünü değiştirdiğinde, yani daha sık gözden geçirme ve daha erken bir durma noktası konduğunda; söylenen şey de o düzenin kendisi oluyor.

Girmeyenler aynı soruyla eleniyor. Kaç yıldır çalışıldığı girmiyor; kanıt kartındaki bulgu, o sayının kararı besleyecek bir şey vermediğini gösteriyor. Kaç kez yapıldığı girmiyor, çünkü görülmeden geçen tekrarlarla görülerek geçenler aynı toplamda duruyor. Kendini ne kadar iyi bulduğu girmiyor; kendini değerlendirme açığı, o cümlenin bilgi değil güven talebi taşıdığını söylüyor.

Ölçüt sorulmadan söylenecek olanı belirliyor, sorulduğunda ne olacağını değil: kişi doğrudan sorduğunda cevap açık veriliyor ve soru bir güvensizlik işareti sayılmıyor. Zaman da ölçütün parçası. İlk görüşmede söylenen şey altıncı dersin açılışındaki soruna düşüyor, yani kişi onu o an en az kullanabilecek durumda; bu yüzden söylenen şey, o düzen gerçekten devreye girdiğinde tekrarlanıyor.

Sınırı kim çiziyor

Sınır her zaman uygulayıcının kendi çizdiği bir çizgi değil. Bir kurum, kadro ve sıra baskısı altında bir işi ona hazır olmayan birine verebiliyor; orada tek başına "hayır" demek maliyeti bekleyen kişiye aktarıyor ve S03-P01-D04'ün dağıtım kararı yeniden karşımıza çıkıyor. Bu yüzden sınır iki yöne birden beyan ediliyor: karşı tarafa ne yapılmadığı söyleniyor, kuruma bu işin bu koşullarda yürütülemeyeceği yazılı olarak bildiriliyor. İkincisi yapılmadığında sınır kâğıt üstünde kalıyor.

Ters yönde bir kullanım daha var ve doğru sözcükleri kullandığı için görünmüyor: "yetkinliğim dışında" cümlesi, zor bulunan işlerin devredilme gerekçesine dönüşebiliyor. Tek tek bakıldığında her gerekçe geçerli, o yüzden kimse fark etmiyor. Ayıran şey desen — sınır hep aynı türden kişilerde çıkıyorsa, tarif edilen şey bir yetkinlik sınırı değil bir kaçınma örüntüsü olabilir, ve görülmesi için devretmelerin sayılması gerekiyor.

Sınır ve güvenlik

Bu dersin iddiası en çok kendi üzerinde işliyor. Metin okunduğunda artan şey bilgi yetkinliği; uygulama yetkinliğine dokunmuyor, çünkü ona dokunan tek şey işin görülerek yapılması. Yani ders, ayırdığı iki şeyden birini yükseltip ötekini olduğu yerde bırakıyor, ve aradaki açıklığı okurun ölçmesi de mümkün değil — ölçmek için kullanacağı araç, burada kendini değerlendirme açığı diye tarif edilen şeyin ta kendisi. Dürüst sonuç şu: okurun elinde bir sınır dedektörü yok, sınır sorusunu kime soracağının adresi var. O adresler süpervizyon, kurumda o işten sorumlu olan birim, ve o alanı gerçekten yürüten bir meslektaş.

Aynı ölçü metnin bir başkası hakkında kullanılmasını da kapsıyor. Dört eksen ve beş işaret, bir uygulayıcının yetersiz olduğuna hükmetmek için değil kendi konumunu görebilmek için yazıldı; kendi sürecini yürüten kişiyi buna dayanarak tartan okurun elinde ne o sürecin kaydı var ne odadaki seçim noktaları. Elinde olan şey soru sorma hakkı, ve o hak gerçek: nasıl çalışıldığını, sürecin nasıl gözden geçirildiğini ve bir tıkanmada nereye başvurulduğunu doğrudan sormak buradaki bütün ölçütlerden daha kullanışlı.

Bir istisna var ve dersin kendi mantığından çıkıyor. Sınıra gelindiğinde durup danışmak sıraya konabilen bir hamle; sıraya konamayan durumlar da var. Karşındaki kişi o akşamı çıkarabileceğinden kuşku duyduğunu söylediyse, bir başkasının yakın bir zaman içinde zarar göreceğine işaret eden elle tutulur bir şey duyulduysa, ya da başkasının gözetimine muhtaç birinin — küçük bir çocuğun, tek başına yaşayamayan bir yetişkinin — incitildiğine dair bir iz belirdiyse, ilk iş yetkinlik sorusunu cevaplamak olmuyor. Sebebi basit: o soru cevaplanana kadar geçen süre de bir karar. Beklenen şey işi devralmak değil, aynı gün içinde ulaşılabilir olanı devreye sokmak; bunun nasıl yürütüldüğünü S03-P02 kendi başına kuruyor.

Yetkinlik sorusunun bir bölümü de bu metnin hiç uğramadığı bir yerde. Bir ilacın başlatılması, sürdürülmesi ya da bırakılması, bir tanı adının konması ve bedensel bir nedenin araştırılması buradaki ölçütlerle tartılmıyor; onlar başka bir mesleğin yetkinlik alanı ve muhatabı o süreci yürüten hekim.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yetkinlik bir kişinin taşıdığı özellik değil, bir kişiyle bir iş arasında kurulan ilişki: kim için, hangi sorunda, hangi yöntemde, hangi koşulda.

Bilgi yetkinliği okuyarak yükseliyor, uygulama yetkinliği yalnız yapılarak ve yapılan görülerek; ikisi birlikte artmıyor ve aradaki açıklık kimseye görünmüyor.

Sınır kendine sorularak bulunmuyor; gözlenebilir işaretlerle bulunuyor, ve hepsinde "evet" cevabı aynı şeyi söylüyor.

Sınıra gelindiğinde danışmakla devretmek arasındaki seçim tek soruyla veriliyor: eksik olan şey, bu sürecin süresi içinde ve karşı tarafın bedelini ödemeyeceği bir hızda kapanabilir mi.

Uygulayıcının kendi durumu onam konuşmasına, yalnızca odada olacak şeyi değiştirdiği kadar giriyor; girmeyen şey bir yeterlilik notu, giren şey bir işleyiş bilgisi.

Sonraki derse köprü

Bu derste engelin adı hep beceriydi: bir işi yapabilmek ya da henüz yapamamak. Sekizinci ders, becerinin tam olduğu ve işin yine de yürümediği bir durumu alıyor. Bir uygulayıcı bir yöntemde yetkin olabilir, dilimin dört ekseninde de doğru yerde durabilir, ve karşısındaki kişiyle o işi yine de yapamaz — çünkü aralarında ikinci bir ilişki vardır. Eksik olan şey beceri değil konum.

Çifte ilişkiler S02-P01-D06'nın çoklu ilişki tanımının üstüne kuruluyor ve orada bırakılan yerden sürüyor. Kaçınılmaz olduğunda ne yapılır: bir kasabada, dar bir meslek çevresinde, birbirini tanıyan bir toplulukta karşılaşma bir seçim değil. Hangi ilişki türleri hiçbir gerekçeyle taşınmıyor ve bu ayrım neye göre çiziliyor. S00-P02-D08'in çıkar çatışması, taraflardan biri ötekinden bir şey beklediğinde nasıl işliyor. Karar ne zaman ve kimle konuşuluyor. Ve S02-P02-D12'nin sonlandırma sonrası yükümlülüğü yeniden karşımıza çıkıyor, çünkü ikinci ilişkinin sorusu sürecin bitmesiyle kapanmıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.