İçeriğe geç

S03-P01-D05

Gizlilik

Terapi Akademisi — S03, Etik · 3.190 kelime · 7 örnek durum · 9 klinik vaka · 2 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Gizlilik bir sessizlik değil bir düzen; kişinin ne olacağını önceden bilmesiyle çalışıyor, bilgiyi taşıyanın ağzının sıkı olmasıyla değil.

Yükümlülük uygulayıcıda, söz hakkı kişide; ikisi karıştırıldığında bilginin kaderi onu taşıyan kişinin takdirine geçiyor.

Bilgi çemberi çoğu zaman kişinin sandığından geniş ve genişliğin kendisi sorun değil, söylenmemiş olması sorun.

Aynı sınır en başta söylendiğinde bilgi, anlatma anında söylendiğinde engel, aktarımdan sonra söylendiğinde kopma oluyor.

Bir örnekten adı çıkarmak onu taşınabilir yapmıyor; tanınırlığı üreten şey tek bir ayrıntı değil, ayrıntıların birlikte kurduğu desen.

Açılış sahnesi

İlk görüşmenin sonuna doğru, işleyişin anlatıldığı bölümde bir cümle geçiyor: burada konuşulanlar aramızda kalır. Cümle iyi niyetle ve sıcak bir tonla söyleniyor, karşı taraf gözle görülür biçimde rahatlıyor, konu kapanıyor. O cümlenin tam olarak neyi vaat ettiğini kimse ayrıca sormuyor, çünkü sorulacak bir yanı kalmamış gibi duruyor.

İki hafta sonra uygulayıcı bu süreçte tıkandığı bir noktayı süpervizyonda açıyor; ad geçmiyor ama konuşulan şey o odada olan şey. Bir ay sonra kuruma ait bir kayda görüşmelerin sürdüğü, kaç kez görüşüldüğü ve hangi başlıkta çalışıldığı yazılıyor, ve o kaydı kimlerin açabildiği hiç konuşulmamış bir konu olarak duruyor. Üçüncü ayda uygulayıcı iki haftalığına ayrılıyor, yerine bakacak meslektaşına iki cümlelik bir devir yapıyor. Aynı dönemde randevu hatırlatmaları bir uygulama üzerinden gidiyor ve hatırlatmanın kişinin telefonunda hangi ekrana düştüğü de sorulmadı.

Bunların hiçbiri bir ihlal değil. Çoğu gerekli, bir bölümü zorunlu, hepsi olağan. Ama ilk görüşmede söylenen cümle bunların hiçbirini tarif etmiyordu. Kişi yanlış bir şey öğrenmedi; belirsiz bir şey öğrendi ve boşluğu kendisi doldurdu. Doldururken de en dar okumayı seçti, çünkü konuşmayı mümkün kılan okuma o.

Aylar sonra, ilk haftalarda söylemediği bir şeyi söylüyor ve arkasına tek bir cümle ekliyor: bunu baştan da anlatabilirdi, ama anlatacağı şeyin nereye gideceğini bilmiyordu. Programın beşinci dersinin bütün konusu o cümlenin gösterdiği yerde duruyor. Gizliliği çalıştıran şey sessizlik değil, kişinin ne olacağını önceden biliyor olması.

Bu derste ne olacak

Önce bilginin kime ait olduğunu soracağız, çünkü dersin geri kalanı o cevaba bağlı. Sonra bilginin odadan çıktığı olağan yolları sayacağız: süpervizyon, birlikte çalışılan ekip, kurumun tuttuğu kayıt ve araya giren dijital araçlar. Üçüncü bölüm kayıtla ilgili — konuşulan şeyle yazılan şey aynı değil, ve yazılanın bir gün başka biri tarafından okunacağı ihtimali yazarken belirleniyor.

Dördüncü bölümde istisnalara geleceğiz, ama içeriklerine değil. Bir istisnanın sınırlı olması, önceden söylenmiş olması ve kaynağının gösterilebilmesi bu dersin konusu; hangi durumların istisna sayıldığı ise her ülkede ayrı, her meslek grubunda ayrı ve her kurumda ayrı yazılmış, ve burada yazılmıyor. Yazılsaydı, ders okurun cebine yanlış yerde açılan bir liste koymuş olurdu.

Usta katmanının üç durağı var: bir süreci örnek olarak anlatırken adı çıkarmanın neden yetmediği, paylaşmaya karar verildiğinde ne kadarının paylaşılacağı, ve gizliliğin fazlasının kendi zararını üretmesi.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

S02-P01-D06 gizliliği terapötik çerçevenin içinde tanımladı; bu ders o tanımı yeniden kurmuyor. Oradaki iki iddia burada başlangıç noktası: yükümlülük mutlak değil, ve sınırları en başta söyleniyor. Etik programının eklediği soru tek: bu yükümlülük kime karşı ve kimin adına taşınıyor.

Sözcük odaya iki hazır okumayla giriyor. Birincisinde gizlilik uygulayıcının bir erdemi: ağzı sıkı olmak, anlatılanı taşımamak, güvenilir sayılmak. Erdem okuması yanlış bir şey söylemiyor ama sessizce bir yer değiştirme yapıyor — bilgi üzerindeki kararı, bilgiyi taşıyan kişiye veriyor. Erdemin sahibi de, sınırını çizen de o oluyor.

İkincisinde gizlilik hukukun çizdiği çizgi. Bu okuma da işe yarıyor ve S03-P01-D01'in ayrımını hatırlatıyor: kuralın çizdiği yer bir yasal asgari. Asgarinin tavan sanılması burada özellikle pahalıya patlıyor, çünkü kuralın sustuğu her yerde okuyucu serbestlik görüyor, oysa orada duran şey serbestlik değil, kararın kendisine bırakılmış olması.

Yaygın yanlış"Gizlilik uygulayıcının mesleki sırrıdır."
Doğrusu

Bu cümle bir doğruyu taşıyor ve bir yanlışı yanında getiriyor. Doğrusu, yükümlülüğün uygulayıcıda olması. Yanlışı, sırrın da onun olması. Bir bilgiyi paylaşmama borcu ile o bilgi üzerinde karar verme yetkisi aynı şey değil; birincisi taşıyıcıya, ikincisi kaynağa ait. Fark en açık şu soruda görünüyor: kişi kendi anlattığının bir yere aktarılmasını istediğinde, uygulayıcının bunu reddetme gerekçesi neyse o gerekçe artık gizlilik değildir, başka bir şeydir ve adı ayrıca konmalıdır.

Mekanizma

Bilgi çemberi

Çemberin genişliği kötü bir şey değil; çoğu zaman bakımın sürmesini o sağlıyor. Sorun genişlikte değil, genişliğin söylenmemesinde. Söylenmediğinde kişi çemberi kendi tahminine göre çiziyor ve tahmini çoğu zaman dar oluyor, çünkü konuşmayı mümkün kılan varsayım o. Sonra çemberin gerçek genişliği bir gün kendini gösteriyor ve kişi bunu bir bilgi olarak değil bir sürpriz olarak öğreniyor.

Kayıt ve ikinci okur

Konuşulan şeyle yazılan şey aynı şey değil. Konuşma odada kalıyor ve kaybolabiliyor; yazılan ise kalıcı, taşınabilir ve en önemlisi okunabilir. Kaydın bütün doğası bu üçüncü özellikte toplanıyor.

İstisnanın kaynağı ve zamanı

Gizlilik yükümlülüğünün istisnaları var ve bu dersin söyleyebileceği şey onların içeriği değil, taşımaları gereken üç özellik.

İstisnanın sınırlı olması gerekiyor. İstisna, yükümlülüğün yanında duran dar bir alan; yükümlülüğü isteğe bağlı hâle getiren bir kapı değil. Sınırın nereden geçtiği belirsizleştiğinde istisna kendi kendini büyütüyor, çünkü her paylaşımın kendine göre bir gerekçesi bulunuyor.

Önceden söylenmiş olması da gerekiyor. Bir sınır, hangi anda duyulduğuna göre başka başka işler yapıyor; içeriği hiç değişmediği hâlde.

Kaynağının gösterilebilmesi de. Bir istisna, uygulayıcının o günkü değerlendirmesinden doğmuyor; dışarıda yazılı bir yerden geliyor ve gösterilebiliyor. Gösterilemeyen bir istisna, adı istisna olan bir tercihtir.

Yaygın yanlış"Sınırları baştan anlatmak insanları ürkütür, o yüzden kısa geçmek daha iyi."
Doğrusu

İtirazın gözlemi yersiz değil; sınırları duymak bazı konuları geciktirebiliyor. Ama karşılaştırma yanlış kuruluyor. Kısa geçmek sınırı ortadan kaldırmıyor, yalnız öğrenilme anını erteliyor ve ertelenen an, o sınırın devreye girdiği an oluyor. Yani seçim ürkütmekle ürkütmemek arasında değil; bilginin sakin bir anda mı yoksa en kırılgan anda mı verileceği arasında. Bir de üçüncü seçenek var ve çoğu zaman atlanıyor: sınırları anlatmakla, uzun ve anlaşılmaz bir metni okumak aynı şey değil.

Usta katmanı

Tanınabilirlik artığı

Amaca yetecek aktarım

Gizliliğin fazlası

Yaygın yanlış"Bir bilgiyi ne kadar az kişi bilirse o kadar iyidir."
Doğrusu

Kulağa güvenli gelen bu kural, gizliliği bir amaç sanıyor. Oysa gizlilik bir amaç değil, kişinin kendi hayatı üzerindeki denetimini koruyan bir araç. Bilginin ekipte gerekli yere ulaşmaması aynı denetimi başka bir yönden zedeliyor, çünkü kişi kendisine sunulan bakımın eksik bilgiyle kurulduğunu bilmiyor. Doğru ölçü sayı değil yön: her paylaşımın kişinin bildiği ve üzerinde söz söyleyebildiği bir yöne doğru yapılması.

Yaygın yanlış"Kişi izin verdiyse paylaşımın sınırı kalkar."
Doğrusu

İzin, paylaşımı meşrulaştırıyor ama sınırsız hâle getirmiyor. İzin bir amaç için, bir muhataba ve bir kapsamla veriliyor; üçü de zamanla değişebiliyor ve izni veren kişi ilk gün neyi kabul ettiğini bugün hatırlamak zorunda değil. Bir de izin verildiği anın koşulu var: S02-P02-D11'in kısıtlı rıza kavramı burada da geçerli, çünkü hizmetin sürmesine bağlı görünen bir izin serbest bir izin değil. İznin alınmış olması, ne kadarının paylaşılacağı sorusunu ortadan kaldırmıyor.

Sınır ve güvenlik

Bu metin odanın uygulayıcı tarafından yazıldı, ama okurların bir bölümü öteki tarafta duruyor: anlatacağı şeyin nereye gideceğini merak ettiği için okuyan biri de var. O okur için buradaki her cümlenin ters bir kullanımı mümkün; sınırları öğrenmek, susmak için hazır bir gerekçeye dönüşebiliyor. Ölçü şu: söylemeyi düşündüğün şey kendi güvenliğine ya da bakımından sorumlu olduğun birinin güvenliğine dokunuyorsa, o cümle bekletilecek bir cümle değil. Nereye gideceğini sonra da sorabilirsin, ve sormak baştan da mümkün — sınırın ne olduğunu anlatmaya başlamadan önce doğrudan sormak, bu derste yazılan her şeyden daha çok işe yarıyor.

Bu metnin en kolay yanlış kullanımı ise buradaki kavramları bir istisna listesi sanmak. Burada bir istisnanın taşıması gereken özellikler anlatıldı; hangi durumların istisna sayıldığı yazılmadı ve yazılamaz. O içeriği her ülke kendi düzenine göre yazıyor, aynı ülkede mesleğe ve kuruma göre farklılaşıyor, kişinin yaşına göre bir kez daha ayrılıyor, ve aynı yerde zaman içinde değişiyor. Buradan "şu durumda paylaşılır" sonucunu çıkaran bir okur, dersin söylediğinin tersini öğrenmiş olur. Önüne somut bir soru gelen bir uygulayıcı onu kavramla değil sorarak cevaplıyor; soracağı üç adres var: süpervizyon, çalıştığı kurumun etik danışma yolu, ve bağlı olduğu meslek kuruluşunun yazılı rehberi. Böyle bir kararı tek başına ve aynı gün içinde vermek zorunda kalmak, çoğu zaman kararın kendisinden önce bir düzen eksikliğinin işareti.

İki soru daha buranın dışında kalıyor. Kişinin kendisi hakkında tutulan kayda ulaşma isteği bir gizlilik sorusuna benziyor ama ayrı bir konu ve cevabı buradaki kavramlardan çıkmıyor; muhatabı, kaydı tutan yer. Bir ilaç sürecinin hekimle konuşulup konuşulmayacağı bu dersin kapsamında bir paylaşım kararı, ama ilacın kendisine dair hiçbir soru değil; o sorular reçeteyi yazan hekimin masasında kalıyor.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Gizlilik bir sessizlik değil bir düzen; kişinin ne olacağını önceden bilmesiyle çalışıyor, bilgiyi taşıyanın ağzının sıkı olmasıyla değil.

Yükümlülük uygulayıcıda, söz hakkı kişide; ikisi karıştırıldığında bilginin kaderi onu taşıyan kişinin takdirine geçiyor.

Bilgi çemberi çoğu zaman kişinin sandığından geniş ve genişliğin kendisi sorun değil, söylenmemiş olması sorun.

Aynı sınır en başta söylendiğinde bilgi, anlatma anında söylendiğinde engel, aktarımdan sonra söylendiğinde kopma oluyor.

Bir örnekten adı çıkarmak onu taşınabilir yapmıyor; tanınırlığı üreten şey tek bir ayrıntı değil, ayrıntıların birlikte kurduğu desen.

Sonraki derse köprü

Bu ders boyunca bir cümle tekrar tekrar geri geldi: sınır önceden söylenmiş olmalı. Söylemenin kendisi ise hiç açılmadı. Kim söylüyor, ne zaman, hangi sözcüklerle, ve karşı tarafın duyduğunu anladığı nereden biliniyor.

Sıradaki dersin konusu aydınlatılmış onam. Kavram akademide yabancı değil: S02-P01-D06 onu bilgilendirilmiş onam adıyla tanımladı — ne yapılacağını, ne kadar süreceğini, olası yararlarını ve zorluklarını, seçeneklerini ve istediği anda bırakma hakkını anlayarak kabul etmek, tek bir imza değil süreç boyunca yenilenen bir konuşma. Beşinci derste olduğu gibi altıncısı da tanımı devralıyor ve üstüne kendi sorularını ekliyor.

O sorular buradan çıkıyor. Bir onamın aydınlatılmış sayılması için nelerin söylenmiş olması gerekiyor, söylenenin anlaşıldığı nasıl anlaşılıyor, onam bir kez mi alınıyor yoksa süreç değiştikçe yeniden mi kuruluyor, ve S03-P01-D03'ün dört koşulu bir kabul anında gerçekten karşılanıyor mu. Gizlilik bu konuşmanın en somut maddelerinden biri: bu derste "önceden söylenmiş olmalı" dediğimiz şeyin söylendiği yer, altıncı dersin ta kendisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.