Terapi Akademisi — S03, Etik · 3.288 kelime · 8 örnek durum · 8 klinik vaka · 2 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Adalet dağıtımın eşit çıkması değil, dağıtımı belirleyen ölçütün söylenebilmesi, sahibinin bilinmesi ve dışarıda kalanların sayılabilmesi.
Aynı teklifin bedeli herkes için aynı değil; teklifin çıktığı yeri ölçen bir eşitlik, vardığı yerdeki farkı göremiyor.
Bir sıralamanın sonucu, sıralamak için seçilen aracın kendisi tarafından belirleniyor — aracı seçmek kararın hazırlığı değil ilk yarısı.
Hesap yalnız içeri girenler üzerinden yapıldığında, eşiği aşamayanlar hizmetten ve hizmetin değerlendirmesinden aynı anda çıkıyor.
Tek tek gerekçelendirilebilen kararların toplamı bir eğilim üretebiliyor; iki savunulabilirlik ayrı ölçü ve birincisi ikincisini getirmiyor.
Açılış
Açılış sahnesi
Perşembe sabahı bir birimde kısa bir toplantı var. Gelecek hafta iki görüşme saati boşalmış, listede dört isim duruyor. Konuşma yirmi dakika sürüyor ve iyi bir konuşma: her ismin durumu ayrı ayrı anlatılıyor, kimin ne kadar beklediği söyleniyor, iki kişinin gündelik hayatındaki aksama karşılaştırılıyor, bir isim için "bu biraz daha bekleyebilir" denirken gerekçesi açık açık veriliyor. İki isim seçiliyor ve toplantıdan herkes rahat çıkıyor. Kimse kayırma yapmadı, kimse aceleye getirmedi, karar sorulsa savunulur.
Aynı sabah, o listede adı hiç geçmeyen biri işe gidiyor. Üç hafta önce bu birime ulaşmayı denemişti. Başvurular hafta içi sabahın ilk iki saatinde telefonla alınıyordu ve o saatlerde vardiyadaydı; iki gün denedi, sonra vazgeçti. Kimseyle konuşmadı, kimse onu geri çevirmedi, hiçbir yere adı yazılmadı.
Toplantıda tartışılan şey listenin içiydi. Kararın asıl verildiği yer ise listenin nasıl oluştuğuydu, ve orayı o sabah kimse tartışmadı. Tartışmamanın sebebi ihmal de değil: orada tartışılacak bir yüz yoktu.
Bu iki sahne arasındaki mesafe, dördüncü ilkenin bütün konusu. Odanın içinde verilen kararlar dikkatle tartılabiliyor ve tartılıyor da. Ama o odaya kimin girdiği, hangi kapıdan ve hangi saatte girdiği çoktan belirlenmiş oluyor, ve belirleyen şeyin bir adı bile yok.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce sözcüğün yaygın iki okumasını masaya koyup ne kadar dayandıklarına bakacağız. Birincisi herkese aynı şeyi vermek, ikincisi hak edene vermek. İkisi de kulağa sağlam geliyor ve ikisi de aynı soruyu atlıyor.
Sonra dağıtım kararının ne olduğunu kuracağız: her görüşme saati, her randevu aralığı ve her ücret bir dağıtım kararı, ve bu kararlar kurumsal bir düzenden bağımsız olarak tek başına çalışan bir uygulayıcının önünde de duruyor.
Ardından erişim eşiklerine bakacağız — aynı teklifin farklı kişilere farklı bir bedel çıkarması, ve bu bedelin çoğu zaman hiçbir yere kaydedilmemesi.
Dersin ağırlık merkezi ölçüt sahipliğinde. Bir sıralama ölçütünün ne ölçtüğü, kim tarafından konduğu, neyi göremediği ve kimin lehine kurulduğu ayrı ayrı sorulabilen dört soru, ve dördü de cevaplanabilir.
Sonra ölçümün göremediği kesime geleceğiz: hiç başvurmamış ya da başvurusu yarıda kalmış kişiler hiçbir tabloda görünmüyor, ve görünmedikleri için de kimsenin başarı hesabına girmiyorlar.
Usta katmanı üç yere bakıyor: bir hizmeti kullanılabilir kılmak için yapılan fazladan işin kimin hanesine yazıldığı, tek tek savunulabilir kararların toplamının bir örüntüye dönüşmesi, ve ölçütü açıkça söylemenin bedeli.
Bu ders bir düzen önerisi getirmiyor. Kaynakların nasıl paylaştırılması gerektiğine dair bir model, bir sıralama tablosu ya da bir öncelik listesi burada yok; böyle bir liste zaten ölçütün kim tarafından konduğu sorusunun üstünü örterdi.
Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.
Sıfır noktası
Bu programın ilk üç dersi kapısı kapalı bir odada geçti. S03-P01-D01 etik ilkeyi bir emir olarak değil bir gerekçe talebi olarak tanımladı. S03-P01-D02 yararla zararın hesabını açtı; orada, toplamaya kimin yararının katıldığı da kendi başına bir karar çıktı. S03-P01-D03 kararı kimin verdiğini sordu. Dördüncü ilke aynı odaya dışarıdan bakıyor: içeriye farklı kişiler farklı yollardan ve farklı bedeller ödeyerek giriyor, kimileri hiç giremiyor, ve giremeyişin bir karara dayandığı çoğu zaman kimsenin aklına gelmiyor.
Adalet sözcüğü odaya iki hazır anlamla giriyor ve ikisi de aynı soruyu atlayarak iş görüyor.
Birincisi herkese aynı şeyi vermek. Çekici, çünkü ölçülebilir görünüyor: aynı süre, aynı ücret, aynı randevu düzeni. Sorunu şu — aynı teklifin bedeli herkes için aynı değil. Aynı saatteki bir randevu, işini bırakabilen biri için bir saat, bırakamayan biri için bir günlük ücret. Aynı ücret, ona rahatça ayıran biri için bir gider, ayıramayan biri için bir imkânsızlık. Tekliften çıkan şey aynı olduğunda karşı tarafa varan şey aynı olmuyor, ve "herkese aynı" cümlesi tam olarak burada duruyor: teklifin çıktığı yeri ölçüyor, vardığı yeri değil.
İkincisi hak edene vermek, ya da daha yumuşak söylenişiyle ihtiyacı olana. Bu daha kararlı görünüyor ama sorusu yalnız bir adım geriye gidiyor. İhtiyaç neyle ölçülüyor, ölçen aleti kim seçti, ve o alet neyi ölçmüyor. Ölçme işi yapılmadan "ihtiyaca göre" demek, ölçütü söylemeden ölçüt kullanmak oluyor.
Yaygın yanlış"Adalet politik bir konu; klinik odanın içinde karşılığı yok."
Doğrusu
Bu cümle ilkeyi odanın dışına atarak rahatlıyor, ama attığı şey odada zaten çalışıyor. Bir uygulayıcı haftada kaç saat çalışacağına, o saatleri günün hangi bölümüne koyacağına, ücretini nasıl belirleyeceğine ve kimi listeye alacağına karar veriyor. Bu kararların her biri kimin ulaşabileceğini değiştiriyor. Kararı vermemek de bir dağıtım üretiyor, çünkü boş bırakılan yeri kolay ulaşabilenler dolduruyor. İlkeyi odanın dışına koymak dağıtımı ortadan kaldırmıyor; yalnız hesabını sorulmaz hâle getiriyor.
Mekanizma
Dağıtım kararı
Dağıtım kararlarının en zor yanı görünmez oluşları. Bir görüşmede söylenen cümle kaydediliyor, tartışılabiliyor, süpervizyonda açılabiliyor. Randevunun sabah on bire konması ise bir karar gibi durmuyor; bir düzenleme gibi duruyor. Oysa o saatin seçilmesi belirli bir çalışma düzenindeki kişileri içeri alıyor ve başkalarını dışarıda bırakıyor, ve bu ayıklama tek bir kişinin adı geçmeden yapılıyor.
Ölçüt sahipliği
Bir dağıtım kararı verilirken bir ölçüt kullanılıyor, kullanılmadığı iddia edildiğinde bile. Ölçüt söylenmediğinde ortadan kalkmıyor, yalnız denetlenemez hâle geliyor: sıra kimin daha ısrarcı olduğuna, kimin kimi tanıdığına ya da kimin telefonu daha çok kez açtığına göre kuruluyor.
Bir ölçüt önüne konduğunda dört soru sorulabiliyor ve dördü de cevaplanabilir sorular. Ölçüt neyi ölçüyor. Kim koydu. Neyi ölçmüyor. Ve ölçüldüğünde kimin lehine çalışıyor.
Dördüncü soru sık atlanıyor, çünkü kötü niyet aramıyor. Bir ölçüt kimsenin kayırma isteği olmadan da belirli bir kesimi öne alabiliyor; bunun için ölçme aracının gerektirdiği becerinin herkeste eşit olmaması yetiyor.
Yaygın yanlış"Yazılı bir ölçüt varsa dağıtım adildir."
Doğrusu
Ölçütün yazılı olması onu denetlenebilir yapıyor, adil yapmıyor; ikisi ayrı iş. Yazılı bir ölçüt yanlış şeyi ölçüyor, ölçtüğü şeyi belirli bir kesimde daha kolay ölçüyor ya da erişim eşiğini hesabın dışında bırakıyor olabilir. Yazılı olmasının sağladığı tek şey, bu üç itirazın yöneltilebileceği bir metnin bulunması. Bir ölçütü savunmak onu yayımlamakla başlıyor ve orada bitmiyor.
Görünmeyen payda
Yaygın yanlış"Gelmeyen kişi istemiyordur."
Doğrusu
Bu cümle gelmemeyi bir tercih sayıyor ve tercih sayıldığı anda konu kapanıyor. Oysa gelmeme, S03-P01-D03'te sayılan dört koşulun hiçbirinin denetlenmediği bir cevap: kişinin ne olduğunu bilip bilmediği, anlayıp anlamadığı, hayır demenin ona ne çıkardığı ve dönebilir olup olmadığı sorulmadı. Bir cevabı tercih saymak için önce o cevabın verilebilir olduğunu göstermek gerekiyor. Gelmeyenin sessizliği bir karar değil, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir boşluk.
İleri katman
Usta katmanı
Fazladan işin hanesi
Tek tek savunulabilir, toplamda bir örüntü
Ölçütü açıkça söylemenin bedeli
Yaygın yanlış"Ölçütü açıklarsak insanlar ona göre anlatmaya başlar."
Doğrusu
Bu itirazın gözlemi doğru, çıkardığı sonuç yanlış. Ölçüt açıklandığında kişiler ölçütün sorduğu şeyleri daha çok anlatır, evet. Ama ölçüt gizli tutulduğunda da bir anlatma biçimi öne geçiyor, yalnız bu kez ölçütü tahmin edebilenlerin biçimi. Gizlilik yarışı kaldırmıyor; yarışı, kuralı bilenlerle bilmeyenler arasında eşitsiz hâle getiriyor. Açıklamanın gerçek maliyeti başka bir yerde ve daha küçük: ölçütü açıklayan birim, ölçütünü savunmak ve zamanla düzeltmek zorunda kalıyor.
Güvenlik
Sınır ve güvenlik
Buradaki dört soru bir başkasının kararını yargılamak için değil, kendi verdiğin kararı anlatılabilir kılmak için yazıldı. Fark yönde: aynı sorular dışarıya çevrildiğinde bir suçlama aracı, içeriye çevrildiğinde bir hesap verme aracı oluyor. Bir birimin ya da bir meslektaşın dağıtım düzenini bu metne dayanarak haksız ilan etmek, dersin ölçütlere yönelttiği itirazın aynısını kendi hükmü için karşılamıyor: o hükmün de ne ölçtüğü, kim tarafından konduğu ve neyi görmediği sorulabilir. Bir kurumun dağıtım düzenini gerçekten değiştirmek ayrı bir iş ve tek başına yürütülmüyor; gideceği yerler kurumda bu düzenin sorumluluğunu taşıyan kişi, süpervizyon ve varsa kurum içindeki etik danışma yapısı.
Bu dersin sessiz bir varsayımı var: sıraya girmekten söz edebilmek için beklenebiliyor olmak gerekiyor. Bazı durumlarda bu varsayım tutmuyor. Kişinin kendi canına yönelen bir düşünce dile geldiğinde, bir çocuğun ya da bakımı bir başkasına bağlı bir yetişkinin zarar gördüğüne dair somut bir işaret çıktığında, ya da o gün içinde güvenliğin sağlanması gereken bir tablo belirdiğinde sıralama sorusu ortadan kalkıyor. Orada konuşulacak şey kimin önce alınacağı değil, aynı gün ne yapılacağı, ve bunun nasıl yürütüleceğini S03-P02 ayrıca kuruyor. Sıralamanın konusu olan durumlarla olmayan durumları ayırmak bu dersin değil, o programın işi.
Dağıtım kararlarının hiçbiri bir tedavi kararı da değil. Kime hangi yaklaşımın önerileceği, bir tanı adının kullanılıp kullanılmayacağı ya da bir ilacın gündeme gelip gelmeyeceği burada tartışılmıyor; bunların yeri kişinin bakımını yürüten uygulayıcı ve hekimle yapılan konuşma.
Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Adalet dağıtımın eşit çıkması değil, dağıtımı belirleyen ölçütün söylenebilmesi, sahibinin bilinmesi ve dışarıda kalanların sayılabilmesi.
Aynı teklifin bedeli herkes için aynı değil; teklifin çıktığı yeri ölçen bir eşitlik, vardığı yerdeki farkı göremiyor.
Bir sıralamanın sonucu, sıralamak için seçilen aracın kendisi tarafından belirleniyor — aracı seçmek kararın hazırlığı değil ilk yarısı.
Hesap yalnız içeri girenler üzerinden yapıldığında, eşiği aşamayanlar hizmetten ve hizmetin değerlendirmesinden aynı anda çıkıyor.
Tek tek gerekçelendirilebilen kararların toplamı bir eğilim üretebiliyor; iki savunulabilirlik ayrı ölçü ve birincisi ikincisini getirmiyor.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca dağıtılan şey hep zamandı: bir saat, bir sıra, bir randevu. Dağıtılan şeyin bilgi olduğu bir alan daha var ve orada aynı sorular kelimesi kelimesine geçerli.
Sıradaki dersin konusu gizlilik. S02-P01-D06 onu terapötik çerçevenin bir parçası olarak tanımlamıştı: konuşulanların dışarıya aktarılmaması yükümlülüğü, mutlak değil, sınırları yasa ve meslek kurallarıyla çizilmiş ve en başta söyleniyor. Etik programı o tanımı yeniden kurmayacak, üstünde duracak.
Sorulacak şeyler tanıdık gelecek. Bir bilgi kimin elinde tutuluyor, kimlerle paylaşılıyor, paylaşımın ölçütünü kim koydu, ve bilginin dışarı çıkması gerektiğinde bunu kişiye kim söylüyor. Dördüncü ilke ölçütün açıkça söylenmesini istemişti; beşinci ilkede o ölçüt bir sözün sınırı hâline geliyor, ve sınırın ne zaman öğrenildiği sınırın kendisi kadar belirleyici.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.