Terapi Akademisi — S03, Etik · 3.476 kelime · 11 örnek durum · 9 klinik vaka · 3 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yarar sağlamakla bedel ödetmemek aynı işin iki yarısı değil: biri yapmayı, öteki dikkati istiyor, ve belirsizlik büyüdükçe ikisi eşit tartılmıyor.
Yarar üç ayrı yerden okunuyor — ölçülen sayı, hayattaki işleyiş, kişinin kendi sözü — ve üçü aynı şeyi söylemiyor; hangisine bakılacağı seçildiğinde cevabın büyük kısmı da seçilmiş oluyor.
Her yarar hükmünün altında iki sessiz seçim var: hangi zaman aralığına bakıldığı ve kimin hesabının tutulduğu. İkisi yazılmadığında hüküm nesnel görünüyor.
Zararın üç ayrı adı var ve üçü farklı iş istiyor: konuşulmuş geçici sıkıntı, hedeflenmemiş etki, ölçülen kötüleşme. Kaydın bulunmaması hiçbirinin bulunmadığı anlamına gelmiyor.
Bir şey yapmamak tarafsız bir konum değil; ertelenen bir yönlendirmenin ya da açılmayan bir konunun faturası kimseye kesilmediği için ucuz görünüyor.
Açılış
Açılış sahnesi
Aynı hafta içinde iki süreç kapanıyor.
Birincisinde kişi altı aydır geliyor. Kapanış görüşmesinde doldurduğu ölçek ilk gün doldurduğuna neredeyse eşit çıkıyor; aradaki fark, ölçeğin kendi oynamasının içinde kalıyor. Uygulayıcı kâğıda bakarken içinden geçen cümle açık: bu süreç bir işe yaramadı. Sonra kişi ayağa kalkıyor ve kapının önünde, konuşmanın hiçbir yerine ait olmayan bir şey söylüyor. "Ben buraya gelmeye başladığımda kardeşimle iki yıldır konuşmuyordum." Sayı yerinde duruyor, hayatta duran bir şey kalkmış.
İkincisi ters yönde ilerliyor. Başka bir kişide aynı ölçeğin puanı yarıya inmiş. Uygulayıcı kapanışta bunu gösterdiğinde kişi kâğıda bakıyor ve şunu söylüyor: "Doğrudur herhâlde, ama neyin değiştiğini ben bilmiyorum." Üç hafta sonra yeniden başvuruyor, ve anlattığı sıkıntı o ölçeğin sorduğu şeylerin hiçbiri değil.
İki kapanış, iki ayrı yer. Birinde yarar sayının bulunmadığı yerde duruyor, ötekinde sayının bulunduğu yerde durmuyor; kapanış kâğıdı ise ikisinde de aynı biçimde dolduruluyor.
İki dosyada da sorulmamış bir soru daha var: bu süreçler kişiye bir şey verdi mi diye bakıldı, bir şey aldı mı diye bakılmadı. Böyle bir satır formda yok. Kimse ihmalkâr değil; soruyu tutan bir yer yok.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce iki yükümlülüğü ayıracağız. Kişinin iyiliği için bir şey yapmakla ona bedel ödetmemek aynı cümlenin iki yarısı gibi duruyor; oysa biri eylem, öteki dikkat istiyor ve belirsizlik karşısında ikisi aynı biçimde davranmıyor.
Sonra yararın okunduğu üç yere bakacağız: ölçülen sayı, kişinin hayatındaki işleyiş, ve kişinin kendi ifadesi. Buna iki soru ekleniyor; hangi zaman aralığına bakıldığı, ve yararı hesaba katılan tarafın kim olduğu. İkincisi göründüğünden zor, çünkü listeye adı hiç yazılmadan giren bir taraf var.
Ardından zarar tarafına geçeceğiz. Orada üç şey birbirine karışıyor: önceden konuşulmuş geçici sıkıntı, hedeflenmemiş bir etki, ve ölçülerek görülen kötüleşme. Üçünün adı ayrı, çünkü gerektirdikleri iş ayrı.
Sonra kolay atlanan yarısına geleceğiz: bir şeyi yapmamak da bir karar ve kendi bedelini üretiyor. Ertelenenin ve açılmayanın faturası kimseye kesilmiyor, çünkü ortada gösterilecek bir eylem yok. Usta katmanında ise üç konu var: iki yarar birbirine çarptığında ne yapıldığı, koruma gerekçesiyle yapılmayanların nasıl ayırt edildiği, ve bir kararın sonucu belli olduktan sonra nasıl yanlış okunduğu.
Bu ders bir hesap makinesi vermiyor. Yararla zararı ortak bir birime çevirip toplayan bir yöntem yok, ve olduğunu söyleyen yöntem birimlerden birini sessizce ötekine çevirmiş oluyor. Buradan çıkacak şey bir sonuç değil, tartmanın hangi soruların üstünde yürüdüğü.
Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.
Sıfır noktası
S03-P01-D01'de kurulan ayrım şunu söylüyordu: bir ilke davranışı belirlemiyor, kararın neye bakacağını belirliyor ve arkasından gerekçe istiyor. Yarar ve zarar o cinsten iki ilke: hiçbir görüşmede ne yapılacağını söylemiyorlar, ama her görüşmede hesabı sorulan şey onlar.
İki sözcük okura hazır birer anlamla geliyor ve ikisi de sahada çalışmıyor.
Birincisinde yarar, kişinin kendini daha iyi hissetmesi demek. Bu anlam işi kolaylaştırıyor, çünkü karşılığı görüşmenin sonunda hazır. Zorluğu şurada: bir konuşmadan rahatlamış çıkmakla hayatın bir yerinin yer değiştirmesi aynı şey değil.
İkincisinde zarar, kaba ve görünür bir hata demek: yanlış kurulmuş bir cümle, aşılmış bir sınır, kaçırılmış bir işaret. Bu anlamın rahatlatıcı bir sonucu var — özenli çalışan biri, tanımı gereği zarar vermemiş oluyor. Oysa bedellerin önemli bir kısmı hiçbir hata yapılmadan doğuyor, ve orada bir hata aranmadığı için kimse bakmıyor.
Yaygın yanlış"Zarar vermemek, yararın alt basamağıdır."
Doğrusu
Bu cümle iki yükümlülüğü tek bir merdivene diziyor: altta bedel üretmemek, üstte iyilik sağlamak. Diziliş yanlış, çünkü ikisi aynı eksende durmuyor. Bir süreç hiçbir bedel üretmeden hiçbir işe yaramayabiliyor, ya da açık bir kazanç sağlarken aynı anda bedel üretebiliyor. Karşılığı şu: "en azından bir zararım dokunmadı" cümlesi yarar tarafındaki soruyu cevaplamıyor, tıpkı bir önceki derste tabanın üstünde kalmanın kararı savunmaya yetmediği gibi.
Mekanizma
Yararın okunduğu üç yer
Ufuk ve taraf
Ufku uzatmanın kendine ait bir tuzağı da var. "Şimdi zor ama sonunda iyi olacak" cümlesi, sonunda iyi olmayan süreçlerde de aynı rahatlıkla söylenebiliyor; söyleyeni yapmamaya değil bakmamaya çağırdığı için fark edilmiyor. Uzun ufkun meşru olduğu tek koşul, içine bir bakma noktası konması: ne zaman ve neye bakarak bu cümlenin doğrulanacağı baştan yazılıyor.
Yaygın yanlış"İki yarar çarpıştığında büyüğü seçilir."
Doğrusu
Cümle bir hesap vaat ediyor, ama hesabın yapılabilmesi için iki yararın aynı birimde ölçülebilmesi gerekiyor ve ölçülemiyorlar. Böyle bir cümleyle çalışan uygulayıcı, farkında olmadan ölçülebilir olanı büyük sayıyor; yani kazanan şey büyük yarar değil, cetvele sığan yarar oluyor. Yapılabilecek olan, seçimi bir hesap gibi göstermek değil, hangi yararın hangi gerekçeyle geride bırakıldığını kayda geçirmek.
Zararın üç ayrı adı
Üç şey aynı adla anılıyor ve üçü farklı iş gerektiriyor. Geçici sıkıntı çalışmanın kendisinden doğuyor ve baştan söylenmiş olmasını gerektiriyor. İstenmeyen etki hedeflenmemiş olarak doğuyor ve sorulmasını, sonra da bir yere yazılmasını gerektiriyor. S02-P01-D09'da tanımlanan terapide kötüleşme ise ölçülerek görülüyor ve sürecin gözden geçirilmesini gerektiriyor. İkinciyi birinciye benzeten uygulayıcı bedeli sürecin doğal parçası sayıyor; üçüncüyü ikinciye benzeten, ölçümün söylediğini kendi yorumuyla örtüyor.
Yaygın yanlış"Konuşmanın zararı olmaz."
Doğrusu
Cümle sık duyuluyor ve iyi niyetli, ama iki şeyi gizliyor. Bu akademinin baştan beri anlattığı şey terapinin etkili olabildiği; etkili olabilen hiçbir şey yalnız tek yönde etkili olamıyor. Üstelik cümle zararı yalnız kaba bir olay olarak düşünüyor ve bir sürecin hayatta yol açtığı ikinci el sonuçları saymıyor. Karşılığı ağır: böyle düşünen uygulayıcı istenmeyen etkiyi aramıyor, aramadığı için bulmuyor, ve bulmadığı için cümlesinin doğrulandığını sanıyor.
Yapmamanın hesabı
İleri katman
Usta katmanı
İki yarar çarpıştığında
Koruma kılığındaki kaçınma
Yapılmayanların bir kısmı koruma gerekçesiyle yapılmıyor: kötü bir haber söylenmiyor, bir ölçüm sonucu paylaşılmıyor, zor bir konu açılmıyor. Gerekçe meşru olabiliyor, çünkü zamanlama gerçekten bir şey ifade ediyor. Ama aynı gerekçe, uygulayıcının o konuşmadan kaçınmasını da aynı sözcüklerle örtebiliyor.
Sonuç bilindikten sonra
Kararlar, sonucu görüldükten sonra bambaşka okunuyor: iyi biten bir süreçteki özensiz karar isabetli, kötü biten bir süreçteki özenli karar hata sayılıyor. S01-P02-D11'de tanımlanan geriye dönük kesinlik burada iki yönde birden çalışıyor ve ikisi de yanlış öğretiyor.
Yaygın yanlış"Sonuç iyiyse karar doğruydu."
Doğrusu
Bu ölçütle çalışan ekipte iyi sonuçlanmış kötü kararlar hiç konuşulmuyor ve aynı biçimde tekrarlanıyor; kötü sonuçlanmış iyi kararlar ise cezalandırılıyor; görünür karşılığı, kimsenin bir daha zor bir kararı yüksek sesle anlatmaması. Etik değerlendirme kararın sonucuna değil, karar anında elde bulunan bilgiye ve o bilginin nasıl tartıldığına bakıyor. Sonuç tek bir soru için kullanılabiliyor: bu bilgi bir dahaki sefere farklı bir tartma gerektiriyor mu.
Güvenlik
Sınır ve güvenlik
Bu derste anlatılan tartma, sürecin içinden bakan kişinin elindeki bir araç; dışarıdan bakan biri aynı aracı kullanamıyor. Kendi sürecini bu ölçütlerle değerlendirmeye çalışan bir okur, süreçle ilgili bir sorusunu sürecin dışında cevaplamış oluyor; oysa o soru orada sorulduğunda işe yarıyor. Bir yakınının süreci hakkında hüküm kurmaya çalışan okur ise yalnız kendisine anlatılanla, yani tek taraftan gelen bir kesitle çalışıyor. İkisinde de yapılacak şey aynı: soruyu sürecin içine taşımak.
Bir zararın adını koyabilmek, o zararı ele almaya yetki vermiyor. Bu ders istenmeyen etkinin ne olduğunu tanımladı ve nerede aranacağını söyledi; arama sonunda bir şey bulunduğunda ne yapılacağı ayrı bir yetkinlik ve metin okuyarak edinilmiyor. Bulanın onu tek başına yönetmeye kalkması çoğu zaman ikinci bir bedel ekliyor. Bulunanın gideceği yerler belli: süpervizyon, kurumda o işin sorumluluğunu taşıyan kişi, ve durum eldeki çerçevede taşınamıyorsa uygun bir başvuru adresine yönlendirme. Aynısı ölçüm için de geçerli: bir ölçeğin ne söylediğini okuyabilmek, ona dayanarak bir süreci sürdürme ya da bitirme kararı vermeye yetmiyor.
Buraya kadarki her şey bir ön koşula yaslanıyor: tartacak zamanın bulunması. Bazı anlar o koşulu taşımıyor. Kendi canına ya da bir başkasınınkine yönelmiş bir niyet duyulduğunda, evde süren bir şiddetin izi sezildiğinde, ya da kendini koruyamayacak durumdaki bir çocuğa, bir yaşlıya zarar verildiğini düşündüren bir iz belirdiğinde yararla zararın karşılaştırılması duruyor; belirleyici olan güvenlik oluyor ve tartma sonraya kalıyor. O anların nasıl değerlendirileceği S03-P02 altında toplanan derslerin konusu, ve bu metin oraya girmiyor.
Bir ilacın yararı ve zararı da bu tartının dışında. Başlama, sürdürme ve bırakma kararlarının tek adresi o ilacı yazan hekim; buradaki ölçütler oraya taşınmıyor.
Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Yarar sağlamakla bedel ödetmemek aynı işin iki yarısı değil: biri yapmayı, öteki dikkati istiyor, ve belirsizlik büyüdükçe ikisi eşit tartılmıyor.
Yarar üç ayrı yerden okunuyor — ölçülen sayı, hayattaki işleyiş, kişinin kendi sözü — ve üçü aynı şeyi söylemiyor; hangisine bakılacağı seçildiğinde cevabın büyük kısmı da seçilmiş oluyor.
Her yarar hükmünün altında iki sessiz seçim var: hangi zaman aralığına bakıldığı ve kimin hesabının tutulduğu. İkisi yazılmadığında hüküm nesnel görünüyor.
Zararın üç ayrı adı var ve üçü farklı iş istiyor: konuşulmuş geçici sıkıntı, hedeflenmemiş etki, ölçülen kötüleşme. Kaydın bulunmaması hiçbirinin bulunmadığı anlamına gelmiyor.
Bir şey yapmamak tarafsız bir konum değil; ertelenen bir yönlendirmenin ya da açılmayan bir konunun faturası kimseye kesilmediği için ucuz görünüyor.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca yarar tartıldı, bedel tartıldı, ve tartıyı her seferinde bir başkası tuttu. Ölçütü seçen, ufku belirleyen ve kararı veren kişi, kararın sonucuyla yaşayacak kişi değildi.
Sıradaki ders o eksik tarafı masaya getiriyor: özerklik. Soru basit görünüyor ama değil. Bir kişinin kendi hayatına dair kararı, dışarıdan bakan birine yararsız hatta bedelli görünse bile neden ağır basıyor.
Oradan iki soru daha çıkıyor. Bir kararın gerçekten o kişiye ait olduğunu ne gösteriyor, ve bir kararı olduğu gibi kabul etmekle kişiyi kendi başına bırakmak nerede ayrılıyor. Bu ikisi ayrılmadıkça, burada kurulan tartı hep birinin adına bir başkası tarafından tutuluyor olarak kalıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.