İçeriğe geç

S02-P03-D12

Zor görüşme anları

Terapi Akademisi — S02, Görüşme becerileri · 3.013 kelime · 11 örnek durum · 6 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Her görüşme hamlesi söylenmemiş bir koşula yaslanıyor; zor an, hamlenin yanlış seçildiği an değil, o koşulun ortadan kalktığı an.

Tutmayan bir hamlenin daha yüksek dozla tekrarlanması, karşı tarafta bir direnç üretiyor ve üretilen direnç sonradan kişinin özelliği sayılıyor.

Hamleyi bırakmak ile geri çekilmek ters yönlere gidiyor: biri konuşmayı içerikten sürece taşıyor, öteki seansın kalanını idare ediyor.

Karşılanamayan istekte ve cevabı bilinmeyen soruda ilişkiyi yıpratan şey açık bir hayır değil, haftalara yayılan bir belirsizlik.

Zor bir an geçtiğinde kaybolmuyor, yalnız görünürlükten çıkıyor; onu yeniden masaya koymak da seansın yönünü elinde tutan tarafın işi.

Açılış sahnesi

Görüşmenin on ikinci dakikası. Kişi işinden söz ediyor; sesi düzleşiyor, cümleleri kısalıyor, aralara boşluk giriyor.

Uygulayıcı duygu yansıtıyor: "Bu seni yormuş görünüyor."

"Yok."

Bir saniyelik bir boşluktan sonra aynı hamle biraz daha yumuşak bir dille tekrarlanıyor: "Belki biraz da kırgınsın."

"Değilim."

Üçüncü cümle daha ihtiyatlı kuruluyor: "Bugün konuşmak istemiyor gibisin."

"İstemiyorum, evet."

Seansın kalanı kısa cevaplarla geçiyor ve kırk dakika, ikisinin de bir daha hiç anmayacağı bir yerde bitiyor. O akşam kayda tek bir cümle düşülüyor: "Bugün dirençliydi."

Cümle görünüşte doğru. Üçüncü cevap gerçekten bir reddediş, seans gerçekten kapandı. Ama cevapların sırasına bakıldığında ortaya başka bir şey çıkıyor: kişi konuşmak istemediğini kendiliğinden söylemedi, üçüncü denemenin ardından söyledi. İlk iki cümle reddedilecek birer teklif koydu ortaya, üçüncüsü de o reddin adını koydu; kişi yalnızca kendisine uzatılan adı kabul etti.

Yani odaya girerken orada bir direnç yoktu. Konuşmanın içinde üretildi, ve üreten şey kötü seçilmiş bir hamle değil, tutmadığı belli olan bir hamlenin üst üste üç kez denenmesiydi.

Bu ders tam olarak bu tür anları konu ediyor: on bir derste ayrı ayrı kurulmuş hamlelerin tutmadığı, tutmadığının da o sırada kolayca görünmediği anları. Bu anların ortak bir yanı var — hazırlıklı olmayı çok gerektiren yerde duruyorlar ve tam orada, öğrenilmiş her şeyin işe yaramadığı hissini veriyorlar. O his, bu derste konuşulacak ilk yanlış.

Bu derste ne olacak

Önce bir hamlenin neye dayandığını konuşacağız. Her görüşme hamlesi, o anda doğru olduğu varsayılan ama hiçbir zaman sesli söylenmeyen bir koşula yaslanıyor; zor an, o koşulun ortadan kalktığı an oluyor.

Sonra işlemeyen hamlenin tekrarlanmasıyla kurulan döngüye bakacağız ve onun karşısındaki asıl karara: tekniği bırakıp odada kalmaya.

Ardından dört tanıdık anı tek tek ele alacağız. Konuşma soğuduğunda, öfke odadaki kişiye döndüğünde, gözyaşı geldiğinde ve süre buna yetmediğinde, bir de yerine getirilemeyecek bir istek ya da dürüstçe cevaplanamayacak bir soru geldiğinde.

Dördünden sonra uygulayıcının kendi tarafına geçeceğiz: bir anın neden bazı kişilerle zor, bazılarıyla hiç zor olmadığına.

Son bölümde anın sonrasını konuşacağız — aynı seansın nasıl kapandığını, o anın bir sonraki görüşmeye nasıl geri getirildiğini ve neyin süpervizyona götürüldüğünü.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

Bu programın on bir dersi bir hamleyi tek tek kurdu ve her birini tuttuğu bir örnekle gösterdi. Bu bir eksiklik değil, bir öğretme sırası: bir hamlenin ne yaptığı ancak işlediği örnekte görülebiliyor.

Bu dersin konusu o örneklerin dışında kalan yer. Ama konu bir arıza listesi değil, çünkü hamleler birbirinden bağımsız sebeplerle düşmüyor; hepsi aynı yerden düşüyor.

Yaygın yanlış"Zor an, zor danışandan çıkar."
Doğrusu

Bu cümle bir açıklama gibi görünüyor ama hiçbir şey açıklamıyor; yalnız sorumluluğu odanın bir tarafına yığıyor. Pratik zararı da var: kişi bir kez "zor" diye adlandırıldığında sonraki her tepkisi o adın kanıtı sayılıyor ve uygulayıcı, kendi payını görebileceği verinin tamamını kaybediyor. Adlandırma bir kez yapılıyor, etkisi aylarca sürüyor.

Mekanizma

Hamle neden düşüyor

Yaygın yanlış"Hamle tutmadıysa yanlış hamle seçilmiştir."
Doğrusu

Çoğu zaman hamle doğru, koşul yok. Böyle bir anda hamleyi değiştirmek yalnızca ikinci bir düşüş üretiyor: yansıtma tutmayınca soru soruluyor, soru tutmayınca özetleniyor, özet tutmayınca sessizlik deneniyor ve kişi dört ayrı teklifi arka arkaya geri çevirmiş oluyor. Değiştirilecek olan hamle değil, hamlenin dayandığı koşul; o koşul da ancak sorularak öğreniliyor.

Dört tanıdık an

Usta katmanı

Uygulayıcının kendi tarafı

Yaygın yanlış"Zor anda en doğrusu hiçbir şey yapmamaktır."
Doğrusu

Hiçbir şey yapmamak ile yerinde kalmak aynı şey değil. Yoğun bir anda sessizleşen bir uygulayıcı, kendi tarafından temkinli davranıyor olabilir; kişinin tarafından bakıldığında ise ortada yalnız cevap vermeyen biri var. Yerinde kalmak, hamle üretmeden ama görünür biçimde orada olmayı gerektiriyor: bakışı bırakmamak, kısa bir cümleyle varlığını bildirmek, süreye dair ne olacağını söylemek.

Anın sonrası

Yaygın yanlış"An geçtiyse, üzerine konuşmaya gerek yok."
Doğrusu

Geçmiş görünen an genellikle yalnız görünürlükten çıkıyor. Kişi o günden sonra belirli konulara girmiyor, bir hamleye eskisi gibi karşılık vermiyor ya da seansa geç geliyor; hiçbiri o anın adıyla anılmıyor. Kapanmış görünen bir anı yeniden masaya koymak, seansın yönünü elinde tutan tarafa düşüyor. Bunun bir yan etkisi de var: zor anın konuşulabildiğini bir kez gören kişi, sonraki zorlukları daha erken getiriyor.

Yaygın yanlış"Karşılanamayan bir isteği açıkça reddetmek ilişkiyi bozar."
Doğrusu

Bozan şey ret değil belirsizlik. Açık bir hayır, gerekçesiyle ve isteğin ciddiye alındığı gösterilerek söylendiğinde çerçeveyi görünür kılıyor; kişi neyin mümkün olduğunu öğreniyor ve o çerçevenin içinde daha rahat hareket ediyor. Belirsiz bırakılan bir istek ise her seansta geri geliyor, her seferinde biraz daha yüklü geliyor ve sonunda S02-P01-D06'da tarif edilen esnetmeye kapı açıyor.

Sınır ve güvenlik

Bu derste anlatılan anların hepsi, kestirim gerektiren anlar: bu kişi şu an ne kadar taşıyabilir, bu boşluk ne kadar sürebilir, bu konu bugün açılabilir mi. Metin bu kestirimlerin nasıl yapıldığını değil, kestirim yapıldıktan sonra cümlenin nasıl kurulduğunu gösteriyor. Kestirimin kendisi mesleki formasyonla, süpervizyon altında biriken saatlerle ve bir kurumun taşıdığı sorumlulukla kazanılıyor; bir dersi okuyarak kazanılmıyor.

Bazı anlar zorluk değil risk taşıyor ve ikisi karıştırılmıyor. Kişinin kendine ya da bir başkasına yönelen bir niyetten söz ettiği, güvenliğinin tehdit altında olduğunu ima ettiği ya da bir çocuğun veya bakıma muhtaç birinin zarar gördüğüne işaret eden bir bilgi verdiği anlarda konuşma artık bir görüşme becerisi konusu olmaktan çıkıyor. Böyle bir işaret geldiğinde yapılacak şey hamle seçmek değil, değerlendirmeyi yetkili bir birime taşımak ve kişiyi bu taşımanın içinde yalnız bırakmamak. Bu akademinin ilerideki bir programı bu değerlendirmeyi ayrıca ele alıyor; buradaki ders onun yerine geçmiyor.

Yoğun duygu taşıyan bir anın seansta açılması, o anın seansta bitirileceği anlamına gelmiyor. Kişi kendini toparlayamadan odadan çıkacak gibiyse süre uzatılmıyor, ama seansın nasıl biteceği de tesadüfe bırakılmıyor: nereye gideceği, o akşam kiminle olacağı ve gerekirse kime ulaşabileceği konuşuluyor. Bunun ötesine geçen bir tablo — kişinin kendini güvende hissetmediği bir gece — bir görüşme kapanışı değil, uzman değerlendirmesi gerektiren bir durum.

Yetkiyle ilgili son bir nokta, karşılanamayan istekler tarafında. Bir belge yazmak, bir kuruma görüş bildirmek, bir yakınla görüşmek ya da hukuki bir sürece taraf olmak, uygulayıcının kendi kararıyla girdiği bir alan değil; bunların her biri ayrı bir yetki, ayrı bir onam ve çoğu zaman ayrı bir kayıt gerektiriyor. İlaçla ilgili sorular da bu başlıkta: bir zor anın ortasında gelseler bile cevapları reçeteyi yazan hekimden geliyor, uygulayıcı yalnız soruyu ciddiye alıp doğru adrese taşıyor. Bir uygulayıcı kendini aynı tür anlarda tekrar tekrar zorlanırken bulursa, gideceği yer bir teknik listesi değil süpervizyondur.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Her görüşme hamlesi söylenmemiş bir koşula yaslanıyor; zor an, hamlenin yanlış seçildiği an değil, o koşulun ortadan kalktığı an.

Tutmayan bir hamlenin daha yüksek dozla tekrarlanması, karşı tarafta bir direnç üretiyor ve üretilen direnç sonradan kişinin özelliği sayılıyor.

Hamleyi bırakmak ile geri çekilmek ters yönlere gidiyor: biri konuşmayı içerikten sürece taşıyor, öteki seansın kalanını idare ediyor.

Karşılanamayan istekte ve cevabı bilinmeyen soruda ilişkiyi yıpratan şey açık bir hayır değil, haftalara yayılan bir belirsizlik.

Zor bir an geçtiğinde kaybolmuyor, yalnız görünürlükten çıkıyor; onu yeniden masaya koymak da seansın yönünü elinde tutan tarafın işi.

Sonraki derse köprü

Bu programda bir görüşmenin nasıl yürütüldüğünü çalıştık: nasıl dinlendiğini, nasıl sorulduğunu, neyin yansıtıldığını, ne zaman beklendiğini ve hamle tutmadığında ne yapıldığını.

Ama bu dersin dört anının her birinde tekniğin bittiği bir yer çıktı ve orada başka bir soru başladı. Bir isteğin neden yerine getirilemediği, bir bilginin neden başka bir adrese taşındığı, bir kaydın kime ait olduğu ve bir sürecin ne zaman biteceği, doğru cümleyi bulmakla cevaplanmıyor.

Sıradaki program o soruyu kendi başına ele alıyor: Etik. İlk ders en temel ayrımdan başlıyor, bir etik ilke ile bir hukuk kuralının aynı şey olmadığından. Sonrasında yarar ve zarar, özerklik, adalet, gizlilik ve aydınlatılmış onam sırayla açılıyor; yetkinlik sınırları, çifte ilişkiler, ücret ve hediye, kayıt tutma, çevrim içi uygulama ve sonlandırma da aynı programın dersleri.

Görüşme becerileri neyin nasıl söyleneceğini sordu. Sıradaki program neyin yapılmasının doğru olduğunu soruyor, ve bu soru bir üslup meselesi olmadığı için cevabı da tekniğin dışında.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.