Terapi Akademisi — S02, Terapötik ilişki · 2.193 kelime · 12 örnek durum · 4 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aktarım klinik bir icat değil; her ilişkide çalışan bir taşıma. Terapide özel olan, taşınan şeyin görünür olması.
Üç işaret birlikte aranıyor: tepkinin orantısızlığı, aynı sıranın tekrarı ve kişinin kurduğu cümlenin durumun gerektirdiğinden özel olması.
Her tepki taşınmış değil. Gerçek pay önce aranıyor, kabul ediliyor ve gerekirse düzeltiliyor; taşınmış kısım ancak ondan sonra konuşulabilir hâle geliyor.
Bağlantıyı görmek ile söylemek ayrı kararlar; erken kurulan doğru bir yorum, zamanında kurulan aynı yorumdan daha az iş görüyor.
Bir şikâyeti "aktarım" diyerek kapatmak, kavramın özellikle zararlı bir kullanımı: hem hatayı incelenmemiş bırakıyor hem kişiye kendi algısına güvenmemesini söylüyor.
Açılış
Açılış sahnesi
Bir uygulayıcı, randevu değişikliği için gelen bir iletiye ertesi sabah dönüyor. Gecikme on iki saat ve sebebi sıradan.
Kişi ertesi görüşmeye geliyor. Sesi kısık, oturuşu farklı. Sorulduğunda söylediği cümle şu: "Benden sıkıldığınızı zaten biliyordum."
Cümlenin ilginç yanı sertliği değil, kesinliği. On iki saatlik bir gecikmenin taşıyabileceğinden fazlasını taşıyor. Daha da ilginci, bu cümlenin ne kadar özel olduğu. "Geç döndünüz" demiyor, "profesyonel değilsiniz" demiyor. "Sıkıldınız" diyor ve bunu bir tahmin gibi değil, doğrulanmış bir bilgi gibi söylüyor.
O kesinlik odada üretilmedi. Kişi buraya gelirken yanında getirdi.
Sonraki haftalarda anlaşılan şu oluyor: aynı cümle o kişinin hayatındaki birkaç ilişkide daha kurulmuş. Sırası, tonu ve zamanlaması hep benzer.
Bu ders, o getirilen kesinliğin adını, nasıl tanındığını ve odada ne işe yaradığını anlatıyor.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Önce aktarımın ne olduğunu ve neyin kanıtına dayandığını göreceğiz.
Sonra aktarımın hangi üç işaretten tanındığını açacağız.
Ardından en kritik ayrımı yapacağız: getirilen tepki ile yerinde olan tepkiyi ayırmak.
Sonrasında aktarımla ne yapıldığına ve yapmanın ne zaman zarar verdiğine bakacağız.
Son bölümde kavramın kendi sınırlarını ele alacağız.
Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.
Sıfır noktası
S02-P02-D05'te güvenin bu ilişkide biriken verilerden çıkarıldığını söylemiştik. Ama o çıkarımı yapan zihin boş gelmiyor: kime nasıl davranılacağına dair bir beklenti çoktan kurulmuş durumda.
Yaygın yanlış"Aktarım psikanalize özgü bir kavramdır."
Doğrusu
Kavramın çıktığı yer orası, ama tarif ettiği olgu bir ekole ait değil. Ekollerin ayrıldığı nokta olgunun varlığı değil, onunla ne yapılacağı: kimi doğrudan konuşup üzerinde çalışıyor, kimi fark edip müdahale etmiyor, kimi de bunu başka bir adla ele alıyor. Bir yaklaşımın sözlüğünde geçmemesi, olgunun o odada olmadığı anlamına gelmiyor.
Mekanizma
Aktarımın tanındığı üç işaret
Yaygın yanlış"Olumlu aktarım zararsızdır."
Doğrusu
Rahatsızlık üretmediği için sorgulanmıyor, ama riski var. Kusursuz sayılan bir uygulayıcının söyledikleri sınanmadan kabul ediliyor ve kişi kendi yargısını devreden çıkarıyor. Üstelik yükseklikten düşüş sert oluyor: ilk gerçek hata, hayal kırıklığını olduğundan çok daha büyük bir yere oturtuyor. Fark edilmemiş bir hayranlık, fark edilmemiş bir öfkeden daha uzun süre görünmez kalıyor.
Getirilen tepki ile yerinde olan tepki
Yaygın yanlış"Kişinin sana yönelttiği eleştiri aktarımdır."
Doğrusu
Bu, kavramın özellikle zararlı bir kullanımı. Bir şikâyeti aktarım ilan etmek, onu incelemekten muaf tutmak anlamına geliyor ve uygulayıcıyı eleştirilemez bir konuma koyuyor. Sıralama tersine çevrilmeli: önce şikâyetin gerçek payı aranıyor, kabul ediliyor ve gerekiyorsa düzeltiliyor. Taşınmış olan kısım, ancak gerçek pay teslim edildikten sonra konuşulabilir hâle geliyor.
İleri katman
Usta katmanı
Aktarımla ne yapılır
Yaygın yanlış"Aktarım fark edildiği anda söylenmelidir."
Doğrusu
Fark etmek ile söylemek arasındaki süre klinik bir karar. Güvenin ince olduğu bir dönemde kurulan bağlantı, kişiye anlaşıldığını değil incelendiğini hissettiriyor. Ayrıca bağlantı, ancak kişinin kendi hayatından yeterli örnek ortaya çıktıktan sonra sınanabilir hâle geliyor. Erken söylenen doğru bir yorum, çoğu zaman zamanında söylenen aynı yorumdan daha az işe yarıyor.
Kavramın sınırı
Güvenlik
Sınır ve güvenlik
Bu ders aktarımı tanımayı öğretiyor, üzerinde çalışma izni vermiyor. Bir kişinin taşıdığı örüntüyü doğru anda, taşınabilir bir ağırlıkta ve arkasını getirerek ele almak uzun bir eğitimin ve üzerine denetim düşen bir uygulama geçmişinin işi. Bağlantıyı görmek onu kullanabilmek anlamına gelmiyor.
Kavramın tehlikeli bir kullanımı, bir savunma aracına dönüşmesi. Bir kişinin şikâyeti, itirazı ya da rahatsızlığı "aktarım" denilerek geçiştirildiğinde iki şey birden oluyor: gerçek bir hata incelenmemiş kalıyor ve kişiye kendi algısına güvenemeyeceği söylenmiş oluyor. Bir uygulayıcı bu cümleyi kurduğunu fark ediyorsa, gideceği yer kendi gerekçesi değil süpervizyondur.
Kişinin uygulayıcıya yönelen yoğun duyguları, özellikle romantik ya da cinsel içerikli olduğunda, konu güvenliğe bağlanıyor. Böyle bir duygunun ortaya çıkması bir kusur değil ve konuşulabilir; ama ilişkinin sınırı hiçbir koşulda esnetilmiyor. Sınırı korumak uygulayıcının yükümlülüğü ve bu yükümlülük karşı tarafın ne istediğinden bağımsız. S02-P02-D12 bu konuyu ayrıca ele alıyor.
Son olarak, taşınmış örüntülerin açılması bazı kişilerde eski ve ağır anıları harekete geçirebiliyor. Bu tür bir açılmanın ardından gelen dönem izlenmeden bırakılmıyor; kişinin o hafta neye tutunacağı konuşuluyor ve gerekiyorsa yoğunluk düşürülüyor.
Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Aktarım klinik bir icat değil; her ilişkide çalışan bir taşıma. Terapide özel olan, taşınan şeyin görünür olması.
Üç işaret birlikte aranıyor: tepkinin orantısızlığı, aynı sıranın tekrarı ve kişinin kurduğu cümlenin durumun gerektirdiğinden özel olması.
Her tepki taşınmış değil. Gerçek pay önce aranıyor, kabul ediliyor ve gerekirse düzeltiliyor; taşınmış kısım ancak ondan sonra konuşulabilir hâle geliyor.
Bağlantıyı görmek ile söylemek ayrı kararlar; erken kurulan doğru bir yorum, zamanında kurulan aynı yorumdan daha az iş görüyor.
Bir şikâyeti "aktarım" diyerek kapatmak, kavramın özellikle zararlı bir kullanımı: hem hatayı incelenmemiş bırakıyor hem kişiye kendi algısına güvenmemesini söylüyor.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca taşınan şeyin bir yönü vardı: kişiden uygulayıcıya doğru.
Ama odada iki kişi var ve ikisi de bir geçmişle geliyor. Uygulayıcının belirli bir anlatıya karşı içinde yükselen sabırsızlık, belirli bir kişiye duyduğu fazla yakınlık ya da nedeni belirsiz bir yorgunluk da bir yerden geliyor.
Aradaki fark yalnız yön değil, ağırlık. Odada gücü elinde tutan, çerçeveyi kuran ve kaydı yazan taraf uygulayıcı. Onun taşıdığı şey fark edilmediğinde, sonucu kendi hayatında değil karşısındakinin sürecinde görünüyor.
Sıradaki ders bunun nasıl fark edildiğini, kusur sayılmak yerine neden veri sayıldığını ve sınırın nerede çizildiğini ele alıyor: karşıaktarım.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.