M18-D09
Bir psikolog gibi düşünmek
Akademinin araçlarını birleştirerek kendi küçük araştırmasının sorusunu, desenini ve ön kayıt planını yazar.
Temel Psikoloji Akademisi — M18, Psikolojinin meslekleri · 2.836 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir psikolog gibi düşünmek, sezgiyi bir başlangıç noktası olarak alıp onu sınanabilir bir öngörüye çevirmek ve öngörünün yanlış çıkabileceğini baştan kabul etmektir.
İyi bir araştırma planı, kavramları işlemsel olarak tanımlar, karşılaştırmayı rastgele atamayla kurar, alternatif açıklamaları önceden listeler ve desenini bunları dışarıda bırakacak biçimde seçer.
Önemsenen en küçük etkiyi ve durma kuralını veri gelmeden belirlemek, sonucu araştırmacının sabrından ve umudundan bağımsız kılar; ön kayıt, önceden bekleneni sonradan keşfedilenden ayırır.
Beklentiyi doğrulamayan bir sonuç da bilgidir; bunları raporlamak, yayın yanlılığına karşı en basit önlemdir.
Tek kişilik bir deney o kişi için bir şey söyler; başkalarına genellemek, sorunun onlarla da sınanmasını gerektirir.
Bu beceri yalnızca araştırmacılara ait değil; bir haberi, bir tavsiyeyi ya da bir reklam vaadini okurken de aynı soruları sormak mümkün.
Açılış sahnesi
İzmir'de bir çağrı merkezi. Nesrin on bir yıldır müşteri kayıtlarını sisteme giriyor. Bir süredir şuna inanıyor: Kulaklığından sözsüz bir müzik çaldığı öğleden sonralar daha az hata yapıyor. İş arkadaşı Tolga aynı fikirde değil. "Müzik dikkatini dağıtır," diyor, "sen sadece o günleri daha iyi hatırlıyorsun."
Nesrin tartışmayı kazanmak istemiyor; ne olduğunu bilmek istiyor. Bir akşam masasına oturuyor ve bir sayfanın en üstüne tek bir soru yazıyor. Sonra duraksıyor. Bu soruyu, kendi inancını doğrulamaya değil, gerekirse yanlışlamaya yarayacak biçimde nasıl kurar?
Nesrin ile Tolga gerçek kişiler değil; bu son derste akademinin araçlarını tek bir soru üzerinde birleştirmek için onları kurduk. Ama Nesrin'in masasındaki o duraksama, bu serinin baştan beri öğretmeye çalıştığı şeyin ta kendisi.
Bu derste ne olacak
Bu modülde psikolojinin mesleklerini, M18-D08'de de Türkiye'de bu mesleklere giden eğitim yollarını ve unvanları tanıdık. Bir diploma bir unvan verir; ama bu derste konuşacağımız beceri, diplomadan önce gelir ve diplomasız da öğrenilebilir: Bir soruyu, cevabı yanlış çıkabilecek biçimde sormak.
Bu derste Nesrin'in sorusunu adım adım bir araştırma planına dönüştüreceğiz. Her adımda, serinin ilk modüllerinde edindiğimiz bir aracı yeniden eline alacaksın: işlemsel tanımı, rastgele atamayı, desen seçimini, örneklemi, etki büyüklüğünü, istatistiksel gücü, etiği ve ön kaydı. Dersin sonunda kendi küçük araştırmanın sorusunu, desenini ve ön kayıt planını yazacaksın.
Sıfır noktası
Bir psikolog gibi düşünmek, insanların aklını okumak ya da her davranışın gizli bir anlamını bulmak demek değil. M02-D01'de sağduyunun neden yetmediğini konuştuk: Doğrulama yanlılığı, aklımızdaki fikre uyan örnekleri öne çıkarır; uymayanları sessizce siler. Tolga'nın itirazı tam olarak buna işaret ediyor. Nesrin hatasız geçen müzikli öğleden sonraları hatırlıyor olabilir; müzikli ama hatalı geçen günler belleğinde aynı yeri tutmayabilir.
Yaygın yanlış"Bir psikolog gibi düşünmek, insanların ne düşündüğünü sezgiyle anlamaktır."
Bu serinin anlattığı psikoloji, sezgiyi bir başlangıç noktası olarak kullanır ama ona güvenmez. Bir sezgi, sınanabilir bir öngörüye çevrilip veriyle karşılaştırılana kadar yalnızca bir tahmindir. Psikolojinin farkı, insanları daha iyi sezmekte değil, sezgilerin ne zaman yanıldığını yakalayan yöntemler kurmaktadır.
Mekanizma
Sorudan öngörüye
Nesrin'in ilk cümlesi şöyle: "Müzik bana iyi geliyor mu?" Bu cümle bir merakı anlatıyor ama sınanamıyor. "İyi gelmek" ne demek? Daha az hata mı, daha az yorgunluk mu, daha iyi bir ruh hâli mi? M02-D02'de öğrendiğimiz işlemsel tanım burada devreye giriyor: Bir kavramın bu araştırmada hangi somut işlemle ölçüleceğini önceden söylemek.
Nesrin sorusunu daraltıyor. Bağımsız değişken, öğleden sonra kulaklıkta sözsüz müzik çalıp çalmaması. Bağımlı değişken, sistemin otomatik olarak işaretlediği hatalı kayıtların, girilen her yüz kayda oranı. Sistem hataları kendisi saydığı için Nesrin'in beklentisi sayımı etkileyemiyor; bu, sonradan önemli olacak bir ayrıntı.
Desen: neyi neyle karşılaştıracağız?
Nesrin'in elinde zaten bir yıllık veri var: Hangi gün müzik dinlediğini kabaca hatırlıyor ve sistem her günün hata oranını kaydediyor. Bu veriyi karşılaştırsa yeterli olmaz mı? Olmaz, çünkü müzik dinlediği günleri kendisi seçti. Belki iş yükünün hafif olduğu, kendini dinç hissettiği günlerde müzik açtı. M02-D05'in uyardığı gibi, bu bir korelasyon olurdu ve M02-D03'te tanımlanan karıştırıcı değişkenlere, iş yüküne, uykuya, haftanın gününe, açık kalırdı.
Nesrin bu yüzden önümüzdeki günler için yeni bir plan yapıyor. Her iş gününün sabahı, o öğleden sonra müzik çalıp çalmayacağına bir zar atarak karar verecek. M02-D03'te öğrendiğimiz rastgele atama, Nesrin'in kendi tercihini aradan çıkarıyor: İş yükü, uyku ya da ruh hâli artık hangi günün müzikli olacağını belirleyemiyor.
Bu, M02-D04'te tanıdığımız denek içi desenin en uç biçimi: Karşılaştırma, aynı kişinin farklı günleri arasında yapılıyor. Kişiler arasındaki farklar, örneğin daktilo hızı ya da deneyim, karşılaştırmayı bulandırmıyor.
Yaygın yanlış"Bir şey benim üzerimde işe yaradıysa, herkes üzerinde işe yarar."
Tek kişilik bir deney, en iyi ihtimalle o kişi için bir şey söyler. M02-D08'de tartıştığımız örneklem sorunu burada en sade hâliyle karşımıza çıkıyor: Bir kişilik örneklem, bir kişiyi temsil eder. Nesrin'in sonucu Tolga'ya ya da başka bir çağrı merkezi çalışanına ancak aynı soru onlarla da sınandığında genişletilebilir.
Ne kadar fark önemli, kaç gün yeter?
Nesrin'in ortalama hata oranı yüz kayıtta yaklaşık dört. Bu sayı gün gün oynuyor; bazı günler iki, bazı günler yedi. Nesrin, M03-D09'da tanıdığımız güç analizinin mantığını kullanıyor: Önce ne kadar bir farkın kendisi için önemli olduğuna karar vermesi gerekiyor. Yüz kayıtta yarım hatalık bir düşüş, işinde fark edilmez; bir hatalık düşüş ise ayda yüzlerce kayıt düzeltmesinden kurtulmak demek. Nesrin, en küçük ilgi çekici etkiyi yüz kayıtta bir hata olarak yazıyor.
Gücü artırmanın yolu, Nesrin için gün sayısını artırmak. Günlük dalgalanmanın büyüklüğü ve önemsediği etki göz önüne alındığında, birkaç haftalık değil, birkaç aylık bir veri gerekebileceğini görüyor. Bunu bir hesap makinesiyle kabaca tahmin ediyor ve kesin sayının bir istatistik danışmanıyla netleştirilmesi gerektiğini not ediyor. Planına bir de durma kuralı ekliyor: Altmış iş günü dolduğunda, sonuç ne olursa olsun veri toplamayı bırakacak.
Yaygın yanlış"Veriye arada bir bakıp, fark belirgin hâle gelince durmak en verimli yoldur."
M02-D12'de tanımlanan durma kuralının amacı tam olarak bunu engellemek. Veriye bakıp, aradığın sonucu görünce durursan, şansın yarattığı geçici bir dalgalanmayı kalıcı bir etki sanma olasılığın artar. Kaç gün ölçeceğine veri gelmeden karar vermek, sonucu senin sabrından bağımsız kılar.
Etik ve ön kayıt
Nesrin'in deneyi yalnızca kendisini kapsıyor, ama yine de bir etik soru taşıyor: Hataları çoğalırsa müşteriler zarar görebilir mi? Nesrin, deneyin hatalı kayıtların düzeltilme sürecini değiştirmediğini, sistemin her hatayı zaten işaretleyip düzelttirdiğini kontrol ediyor. Planı iş arkadaşlarına genişletmeyi düşündüğünde ise M02-D10'daki sorular ağırlaşıyor: Yöneticisi de katılmalarını isterse, çalışanlar gerçekten hayır diyebilir mi?
Son adım, ön kayıt. Nesrin, M02-D12'de tanıdığımız bu yöntemi kullanıyor: Veri toplamaya başlamadan önce sorusunu, öngörüsünü, ölçüsünü, desenini, durma kuralını, analiz planını ve en küçük ilgi çekici etkiyi tarihli bir belgeye yazıyor ve bunu bir arkadaşına e-postayla gönderiyor. Böylece sonuç geldiğinde, neyi önceden beklediğini ve neyi sonradan keşfettiğini ayırabilecek.
Yaygın yanlış"Beklenen sonucu vermeyen bir çalışma boşa gitmiştir."
Nesrin'in sonucu, müziğin onun hata oranını önemsediği ölçüde değiştirmediğini gösteriyor; bu bir bilgi. Yayımlanmayan ya da çekmecede kalan bu tür sonuçlar, yukarıdaki kanıt kartının gösterdiği yayın yanlılığının ta kendisi. Bir sonucun değeri, ne çıktığında değil, sorunun ne kadar iyi sorulduğunda yatar.
Usta katmanı
Bir psikolog gibi düşünmek, yalnızca araştırma yapanlara ait bir beceri mi? Richard Nisbett ve çalışma arkadaşlarının 1980'lerdeki araştırması bu soruya ilginç bir açıdan bakıyor: Bazı lisansüstü eğitimlerin, insanların gündelik olaylar hakkındaki akıl yürütmesini değiştirip değiştirmediğini sınadılar.
Bu bulgu umut verici ama dikkatli okunmalı. Eğitimin akıl yürütmeyi geliştirdiğine dair işaret var; ama bu gelişmenin, sınıftaki problemlerden gerçek hayattaki kararlara ne kadar taşındığı ayrı bir soru. Bu serinin seni araştırmacı yapması gerekmiyor; ama bir sağlık haberini, bir reklam vaadini ya da bir arkadaşının "kesin işe yarıyor" dediği bir yöntemi okurken aynı soruları sormanı kolaylaştırabilir.
Usta düzeyde bir psikolog, kendi en sevdiği fikirlere de aynı şüpheyle bakar. M02-D11'de konuştuğumuz tekrarlama krizi, alanın en saygın isimlerinin bile bulgularının bir kısmının tekrarlandığında küçüldüğünü ya da kaybolduğunu gösterdi. Bunun dersi, bilime güvenmemek değil, güveni tek bir çalışmaya değil, tekrarlanan ve açıkça raporlanan bulgulara vermek.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki iki kanıt kartının da sınırları var. Kayıtlı raporlarla standart makaleleri karşılaştıran çalışma, iki yayın türünün farklı konuları ve farklı araştırmacıları içerebileceğini kabul ediyor; bu yüzden aradaki farkın tamamını yayın yanlılığına bağlamak kesin değil. Lisansüstü eğitim araştırması ise tek bir çalışma ve eğitimle alan seçimini tümüyle birbirinden ayıramıyor.
Tek kişilik deneyin kendi sınırları da var. Nesrin'in sonucu yalnızca onun, o işte, o dönemdeki durumunu anlatıyor; aynı deneyi bir yıl sonra yapsa farklı bir sonuç bulabilir. Ayrıca bu ders boyunca örnekte kullandığımız sayılar kurgusal; gerçek bir tek kişilik deneyin kaç gün sürmesi gerektiği, ölçümün günlük dalgalanmasına ve önemsenen etkiye bağlı ve bir güç hesabıyla belirlenmeli.
Son olarak, "bir psikolog gibi düşünmek" dediğimiz becerinin gündelik kararları ne ölçüde iyileştirdiği de tartışmalı bir soru. Yöntemsel soruları sormayı öğrenmek bir şey, bunları duygusal olarak yüklü bir kararın ortasında hatırlamak başka bir şey; bu aktarımın ne kadar güçlü olduğu, hâlâ araştırılan bir alan.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bir psikolog gibi düşünmek, sezgiyi bir başlangıç noktası olarak alıp onu sınanabilir bir öngörüye çevirmek ve öngörünün yanlış çıkabileceğini baştan kabul etmektir.
İyi bir araştırma planı, kavramları işlemsel olarak tanımlar, karşılaştırmayı rastgele atamayla kurar, alternatif açıklamaları önceden listeler ve desenini bunları dışarıda bırakacak biçimde seçer.
Önemsenen en küçük etkiyi ve durma kuralını veri gelmeden belirlemek, sonucu araştırmacının sabrından ve umudundan bağımsız kılar; ön kayıt, önceden bekleneni sonradan keşfedilenden ayırır.
Beklentiyi doğrulamayan bir sonuç da bilgidir; bunları raporlamak, yayın yanlılığına karşı en basit önlemdir.
Tek kişilik bir deney o kişi için bir şey söyler; başkalarına genellemek, sorunun onlarla da sınanmasını gerektirir.
Bu beceri yalnızca araştırmacılara ait değil; bir haberi, bir tavsiyeyi ya da bir reklam vaadini okurken de aynı soruları sormak mümkün.
Akademinin sonu
Bu akademiye psikolojinin neyi incelediğini sorarak başladık ve yüz yetmiş dört ders boyunca algıdan belleğe, gelişimden kişiliğe, sosyal etkiden strese ve psikopatolojiye köprüye kadar geniş bir alanı dolaştık. Bütün bu konuların altında aynı alışkanlık yatıyordu: Bir iddiaya inanmadan önce, onun nasıl bilindiğini sormak.
Nesrin'in masasındaki sayfa, bu serinin bir özeti gibi. Tek bir soru, işlemsel bir tanım, zarla atanmış günler, önceden yazılmış bir durma kuralı ve beklentisini doğrulamayan bir sonucu dürüstçe raporlama cesareti. Bunlar, psikolojinin herhangi bir alanında, bir laboratuvarda da bir mutfak masasında da aynı biçimde işler.
Klinik alana ilerlemek istersen, M17-D04'te anlattığımız gibi Terapi Akademisi, ruh sağlığı okuryazarlığıyla başlayan ve klinik düşünmeye uzanan yolu sürdürüyor; yöntemsel sorular orada da, S11-P01-D01'deki araştırma tasarımlarıyla başlayıp kanıta dayalı uygulamanın içinde yeniden karşına çıkacak. Hangi yolu seçersen seç, bu akademiden yanında götürmeni istediğimiz tek şey, kendi en sevdiğin fikre de aynı merakla ve aynı şüpheyle bakabilmek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.