İçeriğe geç

M16-D08

İyi oluş

İyi oluşun öznel ve psikolojik tanımlarını ve iyi oluşu artırma müdahalelerinin kanıtını değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M16, Stres ve sağlık psikolojisi · 2.805 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İyi oluşun iki ana anlayışı var: kendini iyi hissetmeye odaklanan hedonik iyi oluş ve anlam, amaç ve gelişime odaklanan ödaimonik iyi oluş.

Ryff'in psikolojik iyi oluş modeli, iyi oluşu kendini kabul, olumlu ilişkiler, özerklik, çevreyi yönetme, hayatta amaç ve kişisel gelişim olmak üzere altı boyutta tanımlar.

Ruhsal bozukluk ile iyi oluş ayrı iki boyuttur; bir kişi bozukluğu olmadan solgun, hastalığıyla birlikte serpilen biri olabilir. Bozukluğu tedavi etmek, serpilmeyi kendiliğinden sağlamaz.

Olumlu psikoloji müdahalelerinin ilk meta-analizlerde bulunan orta düzeydeki etkileri, küçük örneklem yanlılığı hesaba katıldığında belirgin biçimde küçüldü; iyi oluşa etki küçük ama anlamlı, depresyona etki tutarsız.

Bir alıştırmanın etkisi, kişinin değerlerine, kültürüne ve koşullarına ne kadar uyduğuna bağlıdır; herkese aynı reçete ortalama etkiyi küçültebilir.

Bulgular büyük ölçüde kendi bildirimine, gözlemsel desenlere ve kısa izleme sürelerine dayanıyor.

Açılış sahnesi

Antalya'da bir pazar öğleden sonrası. Otuz dört yaşındaki Duygu, dayısı Necati Bey'in bahçesinde çay içiyor. Geçen ay yaptırdığı kapsamlı sağlık taramasının bütün sonuçları temiz çıkmış; iyi bir maaşı, güzel bir evi var. Ama dayısına içini döküyor: "Her sabah kalkıyorum, işe gidiyorum, akşam diziye bakıp yatıyorum. Kötü değilim ama sanki bir şey eksik. Ne için yaşadığımı bilmiyorum."

Necati Bey yetmiş yaşında. Şekeri var, dizlerinde kireçlenme var, her sabah üç çeşit ilaç alıyor. Ama sabahları domates fidelerini suluyor, öğleden sonraları mahalledeki çocuklara satranç öğretiyor, akşamları komşularıyla oturuyor. "Benim dizlerim ağrıyor kızım," diyor gülerek, "ama günlerim dolu."

Duygu ile dayısını ve o bahçeyi biz uydurduk. Ama Necati Bey'in hastalıklarıyla birlikte dolu bir hayat sürmesi ile Duygu'nun hastalıksız ama boş bir hayat sürmesi, psikolojinin iyi oluşu tanımlarken karşılaştığı iki zor sorunun ikisini birden önümüze koyuyor: İyi oluş tam olarak nedir ve onu artırmak mümkün mü?

Bu derste ne olacak

M16-D07'de risk algısını ve sağlık iletişimini tartışarak, modül boyunca sağlığı korumaya ve hastalığı önlemeye yönelik bilgiyi tamamladık. Bu dersle modülü kapatırken, bakış açısını tersine çeviriyoruz: Sağlığın olumlu tarafına, iyi oluşa bakıyoruz.

İyi oluşun bir kısmını M10-D08'de, mutluluk araştırmalarında görmüştük: öznel iyi oluşun ve yaşam doyumunun nasıl ölçüldüğünü, paranın mutlulukla ilişkisini, hazcı uyumu ve belirlenmiş düzey kuramını orada tartıştık. Terapi Akademisi'nin ruh sağlığı kavramı dersi (S00-P01-D05) ise ruhsal bozukluk ile iyilik hâlini iki ayrı eksen olarak ele alan modeli tanıttı. Bu derste o ikisinin arasında kalan iki konuyu açıyoruz. İlki, mutluluk ölçeklerinin göremediği boyutlar: anlam, amaç, gelişim. İkincisi, olumlu psikolojinin şükran günlükleri ve teşekkür mektupları gibi alıştırmalarının, ilk heyecanın ardından ne kadar dayanıklı çıktığı.

Sıfır noktası

İyi bir hayatın ne olduğu sorusu, felsefenin en eski sorularından biri. Antik Yunan'da bu soruya iki farklı cevap verildi. Bir gelenek, iyi hayatı hazzın çok, acının az olduğu bir hayat olarak tanımladı. Bir başka gelenek ise, Aristoteles'in başını çektiği, iyi hayatı kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirdiği, erdemli ve anlamlı bir hayat olarak gördü; bu ikinci anlayışa, Yunanca "iyi ruh" anlamına gelen bir sözcükten türetilen bir adla eudaimonia dendi.

Psikolojideki iyi oluş araştırmaları da bu iki geleneği yansıtan iki kola ayrıldı.

M10-D08'de incelediğimiz öznel iyi oluş, büyük ölçüde hedonik geleneğe ait. Bu derste ödaimonik geleneği ve iki gelenek arasındaki tartışmayı ekliyoruz.

Mekanizma

İyi oluşun boyutları

1980'lerin sonunda Amerikalı psikolog Carol Ryff, o güne kadarki iyi oluş ölçümlerinin, iyi bir hayatın önemli boyutlarını gözden kaçırdığını savundu. Ryff, gelişim psikolojisinden, klinik psikolojiden ve felsefeden yola çıkarak, iyi oluşu altı boyutta tanımlayan bir model önerdi.

Ryff'in modeli, M10-D04'te gördüğümüz öz belirleme kuramının özerklik, yeterlik ve ilişkililik ihtiyaçlarıyla da örtüşüyor. İki model de iyi oluşu yalnızca hoş duygularla değil, insanın temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasıyla tanımlıyor.

Yaygın yanlış"İyi oluş, kendini iyi hissetmekten ibarettir; mutlu olan biri iyi durumdadır."
Doğrusu

Hedonik iyi oluş önemli bir boyut, ama tek boyut değil. Ryff'in araştırmaları ve ödaimonik gelenek, anlam, amaç, gelişim ve ilişkilerin de iyi bir hayatın ayrı boyutları olduğunu gösteriyor. Bir kişi kendini iyi hissedip bu boyutlarda düşük olabilir; ya da zor bir dönemden geçerken bu boyutlarda yüksek olabilir.

Hastalık ve iyi oluş

Açılıştaki Necati Bey, S00-P01-D05'in iki eksenli modeline tam oturuyor: Hastalıkları var, ama iyi oluşu yüksek. Duygu ise tersine, hastalığı yok, ama iyi oluşu düşük. Bu model, sağlığın yalnızca hastalığın yokluğu olmadığını öne sürüyor. Amerikalı sosyolog Corey Keyes, bu fikri büyük bir örneklemde sınadı.

Buradan çıkan ders şu: Ruhsal bozuklukları tedavi etmek, insanların serpilmesini kendiliğinden sağlamıyor. Bir kişinin depresyonu geçebilir ama o kişi hâlâ solgun kalabilir. Keyes ve onu izleyenler, ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca bozuklukları azaltmayı değil, iyi oluşu artırmayı da hedeflemesi gerektiğini savunuyor.

Yaygın yanlış"Ruhsal bir bozukluğu olmayan herkes, ruhsal açıdan sağlıklıdır."
Doğrusu

İki eksenli model ve Keyes'in bulguları, bozukluğun yokluğunun iyi oluşun varlığı anlamına gelmediğini gösteriyor. Bir tanı ölçütünü karşılamayan pek çok insan, canlılıktan, amaçtan ve bağlılıktan yoksun, solgun bir hayat sürebiliyor. Ruh sağlığını yalnızca bozukluğun yokluğu olarak tanımlamak, bu insanları görünmez kılıyor.

İyi oluş artırılabilir mi?

1990'ların sonunda Martin Seligman ve arkadaşları, psikolojinin yalnızca bozuklukları değil, insanların güçlü yanlarını ve iyi oluşu da incelemesi gerektiğini savunarak olumlu psikoloji hareketini başlattı. Bu hareket, iyi oluşu artırmak için çok sayıda kısa alıştırma geliştirdi.

Bu son not, dersin en önemli yöntem dersini taşıyor.

M02-D11'in tekrarlama krizi ve S00-P02-D08'in yayın yanlılığı, iyi oluş araştırmalarında da kendini gösteriyor. Olumlu psikoloji müdahaleleri işe yarayabilir; ama etkileri, ilk heyecanlı yıllarda sanıldığından çok daha mütevazı.

Yaygın yanlış"Her akşam iyi giden üç şeyi yazmak gibi basit alıştırmalar mutluluğu kalıcı biçimde artırır."
Doğrusu

Bu alıştırmaların ortalama etkisi küçük ve kişiden kişiye çok değişiyor. Bazı tekrar çalışmalarında, olumlu bir alıştırma ile nötr bir kontrol alıştırması arasında beklenen fark bulunamadı. Bu alıştırmalar zararsız ve bazı insanlar için yararlı olabilir; ama ağır bir sıkıntının çözümü olarak sunulmaları yanıltıcı.

Usta katmanı

Bu tablonun karşısında, bazı araştırmacılar, müdahalelerin ortalama etkisinin küçük olmasının, bazı kişilerde büyük olmadığı anlamına gelmediğini vurguluyor.

Bir başka tartışma, iyi oluşun kültürel anlamıyla ilgili. M15 boyunca gördüğümüz gibi, iyi bir hayatın ne olduğu kültürden kültüre değişiyor. Bazı toplumlarda iyi oluş daha çok bireysel başarı ve kişisel memnuniyetle, bazılarında ise ilişkilerin uyumu ve sakinlikle tanımlanıyor. Batı'da geliştirilmiş ölçekler ve alıştırmalar, bu farklı anlayışları tam olarak yakalayamayabilir.

Son olarak, ödaimonik ve hedonik ayrımının kendisi de tartışmalı. Bazı araştırmacılar, iki tür iyi oluşun ölçümlerinin birbirine çok yakın çıktığını ve ayrımın kuramsal olarak çekici ama ampirik olarak zayıf olduğunu savundu. Başkaları ise anlam ve amaç gibi ödaimonik boyutların, hedonik ölçülerden bağımsız olarak sağlık ve uzun yaşamla ilişkili olduğunu bildirdi. Tartışma sürüyor.

Kanıtın sınırı

İyi oluş bulgularının büyük çoğunluğu kendi bildirimine dayanıyor. "Hayatımda bir amaç var" ya da "kendimi geliştirdiğimi hissediyorum" gibi maddelere verilen cevaplar, kişinin kendini nasıl gördüğünü yansıtıyor; böyle cümlelere katılmak çoğu toplumda makbul sayıldığı için, cevaplar kişinin kendini olduğundan iyi gösterme eğilimine açık.

İkincisi, iyi oluşun sağlıkla ilişkisini gösteren çalışmaların çoğu gözlemsel. Amacı olan insanların daha uzun yaşadığını gösteren bulgular var; ama bu ilişkinin bir kısmı, sağlıklı insanların daha kolay amaç edinebilmesinden ya da hem amacı hem sağlığı etkileyen başka etkenlerden, örneğin eğitimden ve gelirden kaynaklanıyor olabilir.

Üçüncüsü, iyi oluş müdahalelerinin uzun vadeli etkileri hakkında bildiklerimiz sınırlı. Çalışmaların çoğu birkaç haftalık izleme süresine sahip ve etkilerin aylar ya da yıllar sonra sürüp sürmediği büyük ölçüde bilinmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

İyi oluşun iki ana anlayışı var: kendini iyi hissetmeye odaklanan hedonik iyi oluş ve anlam, amaç ve gelişime odaklanan ödaimonik iyi oluş.

Ryff'in psikolojik iyi oluş modeli, iyi oluşu kendini kabul, olumlu ilişkiler, özerklik, çevreyi yönetme, hayatta amaç ve kişisel gelişim olmak üzere altı boyutta tanımlar.

Ruhsal bozukluk ile iyi oluş ayrı iki boyuttur; bir kişi bozukluğu olmadan solgun, hastalığıyla birlikte serpilen biri olabilir. Bozukluğu tedavi etmek, serpilmeyi kendiliğinden sağlamaz.

Olumlu psikoloji müdahalelerinin ilk meta-analizlerde bulunan orta düzeydeki etkileri, küçük örneklem yanlılığı hesaba katıldığında belirgin biçimde küçüldü; iyi oluşa etki küçük ama anlamlı, depresyona etki tutarsız.

Bir alıştırmanın etkisi, kişinin değerlerine, kültürüne ve koşullarına ne kadar uyduğuna bağlıdır; herkese aynı reçete ortalama etkiyi küçültebilir.

Bulgular büyük ölçüde kendi bildirimine, gözlemsel desenlere ve kısa izleme sürelerine dayanıyor.

Sonraki derse köprü

Bu dersin ortasında önemli bir ayrım yaptık: Bir insanın ruhsal bir bozukluğu olmadan solgun, bir hastalıkla birlikte serpilen biri olabileceğini gördük. Ama bu ayrımın kendisi, bir soruyu açık bırakıyor: Bir ruhsal sıkıntıya ne zaman "bozukluk" diyoruz ve bu kararı kim, hangi ölçütlerle veriyor?

Bu soruya verilen cevaplar tarih boyunca çok değişti. Bir dönem cin çarpması ya da günahın cezası sayılan sıkıntılar, başka bir dönemde ahlaki bir zayıflık, daha sonra ise beyindeki bir hastalık olarak açıklandı. Bu değişim, yalnızca bilginin artmasını mı, yoksa toplumların insan aklına ve farklılığa bakışının değişmesini mi yansıtıyor? Yeni modülün ilk dersi bu dönüşümü izliyor: Ruhsal bozukluk kavramının tarihi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.