M15-D06
Sosyal medya ve psikoloji
Sosyal medya kullanımı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiye dair çelişkili bulguları değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M15, Kültür ve psikoloji · 2.702 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sosyal medya kullanımı ile gençlerin iyi oluşu arasında, büyük örneklemlerde ortalamada küçük bir olumsuz ilişki bulunuyor; spesifikasyon eğrisi analizi bu ilişkinin büyüklüğünün analiz seçimlerine bağlı olduğunu gösterdi.
Ortalamanın küçük olması, bazı gençler ve bazı kullanım biçimleri için etkinin büyük olmadığı anlamına gelmez.
İnsanların kendi bildirdiği kullanım, cihaz kayıtlarıyla yalnızca orta düzeyde örtüşüyor; bu, kendi bildirimine dayanan bulguların güvenilirliğini sınırlıyor.
Kullanım biçimi süreden daha önemli olabilir; aktif ve pasif kullanım ayrımı ve yer değiştirme hipotezi, aynı sürenin farklı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Bırakma deneyleri, yetişkinlerde küçük bir olumlu etki buldu; ama bu bulgu herkese ve her yaşa genellenemiyor.
Kişiler arası ilişki ile kişi içi ilişki farklı olabilir; daha çok kullananlar zaten başka bakımlardan farklı olabilir.
Her yeni teknoloji bir kaygı dalgası doğuruyor; bu, bugünkü kaygının ne doğru ne yanlış olduğunu gösterir, her teknoloji kendi kanıtıyla değerlendirilmeli.
Açılış sahnesi
Bursa'da bir ortaokulun veli toplantısı. Rehber öğretmen Pınar Hanım, sekizinci sınıf velilerine telefon kullanımı üzerine konuşmak için toplantıyı açıyor. Daha ilk cümlesini bitirmeden bir baba elini kaldırıyor: "Hocam, okudum, araştırmalar kesin. Sosyal medya bu nesli mahvetti. Telefonları toplamak lazım."
Arka sıradan bir anne söz istiyor. Kızının nadir bir cilt hastalığı olduğunu, okulda kimsenin onu anlamadığını, ama çevrim içi bir destek grubunda aynı hastalığı yaşayan başka ülkelerden gençlerle tanıştığını anlatıyor. "Kızımı o grup ayakta tuttu," diyor. "Telefonu elinden alsam, ona kim iyi gelecek?"
Pınar Hanım iki veliye de bakıyor ve ne diyeceğini düşünüyor. Bu toplantı bu ders için kuruldu; ama iki velinin de haklı olabileceği, ve araştırmaların birinin ya da öbürünün tarafını tutacak kadar net olmadığı, bugün psikolojideki en canlı tartışmalardan birinin tam ortası.
Bu derste ne olacak
Dinin ruh sağlığına iyi gelip gelmediğini sorduğumuz M15-D05'te, kendi bildirimine dayanan ölçümlerin ve korelasyondan nedensellik çıkarmanın sorunlarıyla karşılaştık. Bu derste aynı sorunların, kamuoyunda çok daha fazla ilgi gören bir alanda nasıl işlediğine bakıyoruz.
Ders, bu modülün de son dersi. Modül boyunca kültürün davranışı nasıl biçimlendirdiğini gördük. Sosyal medya, son yirmi yılda ortaya çıkmış, gençlerin gündelik hayatını derinden değiştirmiş yeni bir kültürel ortam. Önce büyük kaygıyı ve onu besleyen verileri, sonra bu verilerin yöntem sorunlarını, ardından deneysel çalışmaları ve en sonunda tartışmanın neden bu kadar çetin olduğunu inceleyeceğiz.
Sıfır noktası
2010'ların ortasından itibaren, Amerika Birleşik Devletleri'nde ve bazı başka ülkelerde gençler arasında depresyon, kaygı ve kendine zarar verme oranlarının arttığını gösteren veriler birikmeye başladı. Psikolog Jean Twenge, bu artışın akıllı telefonların yaygınlaştığı yıllarla çakıştığına dikkat çekti. Sosyal psikolog Jonathan Haidt, 2024'te yayımladığı bir kitapta bu görüşü daha da ileri taşıdı ve çocukluğun "oyun temelli" olmaktan çıkıp "telefon temelli" hâle gelmesinin bir ruh sağlığı krizine yol açtığını savundu.
Bu görüş, ana babalar, öğretmenler ve politikacılar arasında geniş destek buldu. Ama pek çok araştırmacı, verilerin bu kadar güçlü bir sonucu taşıyamayacağını savundu.
Mekanizma
Ne kadar büyük?
Tartışmanın ilk sorusu, sosyal medya kullanımı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin büyüklüğü. Büyük örneklemlerle yapılan kesitsel çalışmalar, genellikle küçük ama istatistiksel olarak anlamlı bir olumsuz ilişki buluyor: Daha çok kullananlar ortalamada biraz daha düşük iyi oluş bildiriyor.
Amy Orben ve Andrew Przybylski, bu ilişkinin büyüklüğünün, araştırmacıların veriyi nasıl analiz ettiğine ne kadar bağlı olduğunu sordular. M02-D11'de araştırmacı serbestlik derecelerini tartışırken, aynı veriyle çok sayıda makul analiz yapılabileceğini ve bunların farklı sonuçlar verebileceğini görmüştük. Orben ve Przybylski, bu sorunu tersine çevirdi: Bütün makul analizleri birden yapıp sonuçlarını yan yana dizdiler.
Ortalama bir etkinin küçük olması, herkes için küçük olduğu anlamına gelmiyor. Haidt ve başkaları, etkinin kızlarda, özellikle görsel paylaşıma dayalı platformları yoğun kullanan kızlarda daha büyük olduğunu savundu. Eleştirmenler ise bu alt grup analizlerinin de aynı serbestlik derecesi sorunlarına açık olduğunu belirtti.
Kimin verisi doğru?
İkinci sorun, kullanımın nasıl ölçüldüğü. Araştırmaların büyük çoğunluğu, katılımcılara günde ne kadar sosyal medya kullandıklarını soruyor. M02-D08'de, bir öğrencinin anketle ölçtüğü ekran süresinin örneklem sorunlarıyla nasıl çarpıtıldığını görmüştük; burada sorun, kişinin kendi kullanımını doğru bilip bilmediği.
Ne kadar ve nasıl?
Üçüncü sorun, "sosyal medya kullanımı" diye tek bir şeyden söz etmenin yetersizliği. Bir arkadaşla mesajlaşmak, bir video izlemek, başkalarının tatil fotoğraflarına bakmak ve bir destek grubuna yazmak aynı etkinlik değil.
Pasif kullanımın daha zararlı olabileceği fikri, M13-D06'da gördüğümüz sosyal karşılaştırma süreçlerine dayanıyordu: Başkalarının seçilmiş, düzenlenmiş ve en iyi anlarını gösteren paylaşımlarına bakmak, insanın kendi sıradan hayatını onlarla karşılaştırmasına yol açabilir. Ama bu ayrımın sonuçları tutarsız çıktı; pasif kullanımın etkisi kişiden kişiye çok farklıydı.
Deneyler ne diyor?
Korelasyon sorunlarını aşmanın bir yolu, insanların sosyal medya kullanımını deneysel olarak değiştirmek.
Bu bulgu, bir nedensel etkinin var olabileceğini gösteriyor; ama onun da sınırları var. Katılımcılar yetişkindi, gençlerle aynı sonuç çıkacak mı bilinmiyor. Etki büyüklüğü küçüktü. Ve bir şeyi bırakmanın iyi gelmesi, onu hiç kullanmamanın iyi olduğu anlamına gelmiyor; bir hafta tatile çıkmak da iyi gelir, ama bu işin kötü olduğunu göstermez.
Yaygın yanlış"Sosyal medyayı bırakan herkes daha mutlu olur."
Bırakma deneylerinde bulunan iyileşme ortalama bir etki ve küçük. Bazı katılımcılar bırakmaktan yarar görürken, bazıları sosyal bağlarından kopmuş hissediyor. Destek gruplarına, uzaktaki aile üyelerine ya da azınlık topluluklarına sosyal medya üzerinden bağlanan biri için bırakmak, yarardan çok zarar getirebilir.
Yaygın yanlış"Sosyal medyanın zararsız olduğu kanıtlandı."
Etkilerin ortalamada küçük olduğunu gösteren bulgular, zararsızlığı kanıtlamıyor. Ortalama küçük olabilir, ama bazı kullanım biçimleri, bazı içerikler ve bazı kişiler için etki büyük olabilir. Küçük bir ortalama etki, milyonlarca gence uygulandığında toplum düzeyinde önemli bir sonuç da doğurabilir.
Usta katmanı
Tartışmanın en ilginç yanlarından biri, iki tarafın da kısmen haklı olabilmesi. M02-D05'te gördüğümüz kişi içi ve kişiler arası ilişki ayrımı, bu tartışmanın merkezinde.
Kişiler arası düzeyde, sosyal medyayı çok kullanan gençler, az kullananlardan ortalamada biraz daha düşük iyi oluş bildiriyor. Ama aynı gençleri zaman içinde izleyen bazı çalışmalarda, bir gencin kendi ortalamasından daha çok kullandığı dönemlerde, sonraki dönemde iyi oluşunun düştüğüne dair kişi içi ilişki çok küçük ya da sıfıra yakın çıktı. Bu, kişiler arası ilişkinin bir kısmının, daha çok kullananların zaten başka bakımlardan farklı olmasından, örneğin daha yalnız, daha kaygılı ya da ailede daha çok sorun yaşıyor olmasından kaynaklandığını düşündürüyor.
Bu kavram, tartışmayı iki yönde dengelemek için kullanılabilir. Bir yandan, kaygının tarihsel bir örüntü olduğunu görmek, bugünkü kaygıları abartmamaya yardım ediyor. Öbür yandan, geçmiş paniklerin bir kısmının abartılı çıkması, bugünkünün de abartılı olduğunu kanıtlamıyor. Her teknoloji kendi kanıtıyla değerlendirilmeli.
Kanıtın sınırı
Bu tartışmanın kanıtları birkaç önemli sınırla birlikte okunmalı.
İlki, platformların hızla değişmesi. Bir araştırmanın tasarlanması, verilerin toplanması ve yayımlanması yıllar alıyor. O sürede incelenen platform değişiyor, yeni platformlar ortaya çıkıyor ve gençlerin kullanım biçimleri dönüşüyor. 2015'te Facebook üzerine yapılmış bir araştırma, bugün kısa video platformlarını kullanan gençler hakkında ne söyler?
İkincisi, şirket verilerine erişim. Platformların kendi verileri, kimin ne kadar ve nasıl kullandığını en ayrıntılı gösteren kaynak. Ama bu verilere bağımsız araştırmacıların erişimi sınırlı. Bu durum, en önemli soruların en iyi verilerle cevaplanamaması anlamına geliyor.
İkincisiyle bağlantılı üçüncü sınır, araştırmaların çoğunun Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da yapılmış olması. M15-D01'de gördüğümüz gibi, bulguları başka kültürlere taşımak dikkat gerektiriyor. Sosyal medyanın aile bağlarını sürdürmek için yoğun kullanıldığı toplumlarda, ya da göçmen ailelerin uzaktaki akrabalarla iletişim kurduğu durumlarda, ilişkinin yönü ve büyüklüğü farklı olabilir.
Yaygın yanlış"Sosyal medyanın etkisini bulmak için kullanım süresine bakmak yeterlidir."
Süre, kullanımın yalnızca bir yüzü. Ne yapıldığı, kiminle etkileşime girildiği, hangi saatte kullanıldığı ve neyin yerini aldığı, süreden daha önemli olabilir. Tek bir süre ölçüsü, bütün bu farkları silip süpürüyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sosyal medya kullanımı ile gençlerin iyi oluşu arasında, büyük örneklemlerde ortalamada küçük bir olumsuz ilişki bulunuyor; spesifikasyon eğrisi analizi bu ilişkinin büyüklüğünün analiz seçimlerine bağlı olduğunu gösterdi.
Ortalamanın küçük olması, bazı gençler ve bazı kullanım biçimleri için etkinin büyük olmadığı anlamına gelmez.
İnsanların kendi bildirdiği kullanım, cihaz kayıtlarıyla yalnızca orta düzeyde örtüşüyor; bu, kendi bildirimine dayanan bulguların güvenilirliğini sınırlıyor.
Kullanım biçimi süreden daha önemli olabilir; aktif ve pasif kullanım ayrımı ve yer değiştirme hipotezi, aynı sürenin farklı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Bırakma deneyleri, yetişkinlerde küçük bir olumlu etki buldu; ama bu bulgu herkese ve her yaşa genellenemiyor.
Kişiler arası ilişki ile kişi içi ilişki farklı olabilir; daha çok kullananlar zaten başka bakımlardan farklı olabilir.
Her yeni teknoloji bir kaygı dalgası doğuruyor; bu, bugünkü kaygının ne doğru ne yanlış olduğunu gösterir, her teknoloji kendi kanıtıyla değerlendirilmeli.
Sonraki derse köprü
Bu modül boyunca kültürün, ailenin, göçün, dinin ve teknolojinin insan davranışını nasıl biçimlendirdiğini gördük. Bu dersin son bulgusu da bir uyarıydı: Aynı ekran süresi, bir genç için bir sığınak, bir başkası için bir yük olabiliyor. Fark, çoğu zaman olayın kendisinde değil, kişinin onu nasıl değerlendirdiğinde ve başa çıkmak için neye sahip olduğunda.
Bu fikir, psikolojinin sağlık alanındaki en temel kavramlarından birinin, stresin, nasıl anlaşıldığını da biçimlendirdi. Bedenin her türlü zorluğa aynı alarmla cevap verdiğini öne süren bir model ile, aynı olayın kişinin değerlendirmesine göre farklı stres doğurduğunu söyleyen bir model arasında ne fark var? Yeni bölüm bu karşılaştırmayla açılıyor: Stres modelleri.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.