İçeriğe geç

M15-D04

Göç ve kültürleşme

Kültürleşme stratejilerini ve göçün psikolojik etkilerine dair bulguları açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M15, Kültür ve psikoloji · 2.800 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Berry'nin modeli, göçmenin önündeki iki soruyu ayırır: köken kültürünü sürdürmek ne kadar önemli ve yeni toplumla ilişki kurmak ne kadar önemli. Bu iki sorudan bütünleşme, asimilasyon, ayrılma ve marjinalleşme olmak üzere dört kültürleşme stratejisi çıkar.

Strateji yalnız göçmenin tercihi değildir; yeni toplumun tutumu, özellikle ayrımcılık, hangi yolun gerçekten açık olduğunu belirler.

Kültürleşme stresi kaçınılmaz değildir; destekler ve kişinin değerlendirmesi ağırlığını değiştirir. Göçmen paradoksu, bazı koşullarda birinci kuşağın ikinci kuşaktan daha iyi durumda olabileceğini gösterir, ama her yerde tekrarlanmaz.

Aile içinde kuşaklar farklı hızlarda kültürleşir; çocuklar çoğu zaman ailenin dil ve kurum aracısı olur.

İki kültürlü insanlar ortama göre yorum çerçevesi değiştirebilir; iki kimliği uyumlu mu çatışan mı yaşadıkları, bu değişimin biçimini etkiler. İki kültürlülük, uyumla olumlu ilişkilidir.

Modelin sınırları: ölçek sorunları, marjinalleşmenin ayrı bir grup olarak bulunamaması, kültürlerin durağan sayılması ve zorunlu göçün farklılığı.

Açılış sahnesi

Rotterdam'da bir mutfak masası. On altı yaşındaki Selin, belediyeden gelen bir mektubu babasına Türkçeye çeviriyor. Mektupta kira yardımının yeniden değerlendirileceği, bir form doldurulması gerektiği ve son tarihin iki hafta sonra olduğu yazıyor. Babası Kemal Bey Hollanda'ya otuz yıl önce gelmiş; liman deposunda çalışırken işini yapacak kadar Felemenkçe öğrenmiş, ama resmî yazıları hâlâ kızına okutuyor.

Selin formu dolduruyor, sonra babasıyla tartışmaya başlıyor. Okul gezisi için iki gece dışarıda kalmak istiyor; babası izin vermiyor. "Burada herkes gidiyor," diyor Selin. "Biz herkes değiliz," diyor babası. Birkaç dakika önce babasının resmî yazışmalarını yöneten kız, şimdi bir okul gezisi için babasından izin bekliyor.

Bu mutfak bu ders için kurgulandı. Ama Selin'in o akşam iki ayrı rolde olması, yani hem ailenin yeni ülkeye açılan kapısı hem de o ailenin kurallarına bağlı bir genç olması, göç araştırmalarında tekrar tekrar karşılaşılan bir durum.

Bu derste ne olacak

M15-D03'te Türkiye'de aileler kentleşirken maddi bağımlılığın azaldığını ama duygusal bağın sürdüğünü gördük. Bu derste, insanlar bir ülkenin içinde değil, ülkeler arasında yer değiştirdiğinde ne olduğuna bakıyoruz.

Kültürleşme kavramı, Terapi Akademisi'nin ruh sağlığını kültürle birlikte okuyan dersinde (S03-P03-D01) tanımlandı. Orada kültürleşme, kişinin iki bağlamla kurduğu ilişkinin zaman içinde değişmesi olarak tanımlanmış ve aynı ailede farklı hızlarda işlediği not edilmişti. Burada o tanımın arkasındaki psikoloji araştırmasını kuruyoruz. Önce en çok kullanılan dört stratejili modeli, sonra göçün ruh sağlığına etkisini ve göçmen paradoksunu, ardından iki kültürü birlikte taşıyan insanların zihninde neler olduğunu inceleyeceğiz. Son olarak modelin aldığı eleştirileri değerlendireceğiz.

Sıfır noktası

Yirminci yüzyılın büyük bölümünde göçmenlerin yeni bir topluma uyumu, tek bir doğru üzerinde düşünülüyordu. Bir uçta kendi köken kültürüne bağlı kalan göçmen, öbür uçta yeni toplumun dilini, alışkanlıklarını ve değerlerini tamamen benimsemiş göçmen vardı. Zamanla herkesin bu doğru üzerinde ikinci uca doğru ilerleyeceği, ilerlemeyenlerin ise "uyum sağlayamamış" sayılacağı varsayılıyordu.

Bu tek eksenli görüşe göre bir göçmen, yeni kültürden ne kadar çok şey alırsa, eski kültüründen o kadar çok şey kaybetmeliydi. Türkçe konuşan bir aile çocuklarıyla evde Felemenkçe konuşmaya başladığında, bu bir ilerleme sayılıyordu; Türkçeyi sürdürmek ise uyumun önünde bir engel.

1970'lerden itibaren Kanadalı psikolog John Berry, bu iki ailenin farkını açıklayabilecek bir model önerdi. Berry'ye göre göçmenin önünde tek bir soru değil, birbirinden bağımsız iki soru vardı. Birincisi, kendi köken kültürünü ve kimliğini sürdürmek ona ne kadar önemli? İkincisi, yeni toplumla ve onun insanlarıyla ilişki kurmak ona ne kadar önemli? İki soru ayrı ayrı cevaplandığında, tek bir doğru yerine dört köşeli bir alan ortaya çıkıyordu.

Mekanizma

Dört strateji

Bu dört yol, bir insanın bir kez seçip bıraktığı kalıplar değil. Aynı kişi işte asimilasyona yakın, evde ayrılmaya yakın bir yol izleyebilir. Berry ayrıca, stratejinin yalnızca göçmenin tercihi olmadığını vurguladı: Yeni toplumun göçmenlere hangi yolları açtığı da belirleyici. Bir toplum göçmenlerden kendi kültürlerini bırakmalarını beklediğinde ya da onları dışladığında, bütünleşme seçeneği kâğıt üzerinde kalabiliyor.

Kültürleşme stresi ve göçmen paradoksu

Göç, iki kültür arasında bir tercih olmanın ötesinde, insanın hayatındaki en büyük değişikliklerden biri. Dil, iş, sosyal çevre, alışkanlıklar ve kimlik aynı anda sarsılıyor.

Berry bu kavramı, göçün kendiliğinden bir hastalık nedeni olmadığını vurgulamak için kullandı. Kültürleşme stresi kaçınılmaz değil; kişinin sahip olduğu destekler, yeni toplumun tutumu ve kişinin kendi değerlendirmesi, aynı değişikliğin ağır bir yük mü yoksa yönetilebilir bir zorluk mu olacağını belirliyor. M16-D01'de stres modellerini incelerken göreceğimiz bilişsel değerlendirme fikri, burada da geçerli.

Göç ve ruh sağlığı ilişkisinde en şaşırtıcı bulgulardan biri, beklenenin tersine işleyen bir örüntü.

Bu örüntünün birkaç açıklaması var. İlki seçilim: göç etmeye karar veren ve bunu başarabilen insanlar, ortalamadan daha sağlıklı ve daha dayanıklı olabilir. İkincisi, köken kültürünün koruyucu unsurları, örneğin güçlü aile bağları ve topluluk desteği, zamanla zayıflayabilir. Üçüncüsü, uzun süre yaşanan ayrımcılık ve beklenti ile gerçeklik arasındaki açığın büyümesi, ikinci kuşakta daha ağır hissedilebilir.

Aile içinde iki hız

Göç, aile içinde de farklı hızlarda işliyor. Çocuklar okulda yeni dili ve kuralları ana babalarından çok daha hızlı öğreniyor. Bu, açılıştaki gibi bir rol değişimini doğuruyor.

Yaygın yanlış"Göçmen gençlerin ana babalarıyla çatışmaları, iki kültür arasında sıkışmış olmalarından kaynaklanır."
Doğrusu

Ergenlik çağındaki gençler ve ana babaları arasındaki tartışmalar göçmen olmayan ailelerde de yaygın. Kültürleşme boşluğu bazı ailelerde çatışmayı büyütüyor, ama her tartışmanın nedeni kültür değil. Her çatışmayı kültürel farka yüklemek, M13-D02'de gördüğümüz yükleme hatalarının bir başka biçimi.

İki kültürü birlikte taşımak

Berry'nin bütünleşme stratejisi, bir dış davranış örüntüsünü anlatıyor: kişi her iki kültürle de ilişki kuruyor. Peki bu insanların zihninde iki kültür nasıl bir arada duruyor?

Kartın sonundaki uyarı, dersin bir sonraki adımını hazırlıyor. Benet-Martínez ve arkadaşlarının sonraki çalışmaları, iki kültürlü insanların aynı biçimde çerçeve değiştirmediğini gösterdi.

İki kimliğini uyumlu yaşayanlar, bir kültürün ipucuna o kültürün çerçevesiyle tepki veriyor. İki kimliğini çatışan biçimde yaşayanlar ise bazı çalışmalarda ipucunun tersine tepki gösterdi; sanki ipucu, kimliklerinden birini tehdit ediyormuş gibi.

Yaygın yanlış"İki kültürü bir arada yaşamak insanı ister istemez bölünmüş hissettirir."
Doğrusu

İki kültürlü kimlik bütünleşmesi araştırmaları, bu duygunun herkese özgü olmadığını gösteriyor. Pek çok iki kültürlü insan, iki kimliğini bir bütün olarak yaşıyor. Bölünmüşlük duygusu, çoğu zaman ayrımcılık ve iki taraftan gelen sadakat baskısıyla ilişkili.

Usta katmanı

Berry'nin modeli, kültürleşme psikolojisinin en yaygın kullanılan çerçevesi; ama en çok eleştirilen çerçevesi de. Psikolog Floyd Rudmin, dört stratejinin ölçülme biçiminin sorunlu olduğunu savundu. Pek çok ölçek, "hem köken kültürümü korumak hem de yeni kültüre katılmak istiyorum" gibi iki soruyu tek bir cümlede birleştiriyor; bu da birbirinden bağımsız olması gereken iki boyutu yeniden tek bir yargıya indiriyor.

İkinci eleştiri, marjinalleşme kategorisiyle ilgili. Berry'nin modeli dört eşit köşe öngörüyordu; ama veriyi dörde bölmeden, kendi örüntülerini bulmaya bırakan istatistiksel yöntemler kullanan çalışmalarda, marjinalleşmeyi seçen ayrı bir grup ya hiç bulunamadı ya da çok küçük çıktı. Belki marjinalleşme bir strateji değil, kişinin içinde bulunduğu koşulların bir sonucu.

Üçüncü eleştiri, modelin kültürleri bütünlüklü, sınırları belirgin varlıklar gibi ele alması. Hollanda'daki Türk kökenli bir gencin "köken kültürü" hangisi: ana babasının 1990'larda bıraktığı Konya mı, bugünkü İstanbul mu, yoksa Rotterdam'daki Türk mahallesinin kendine özgü kültürü mü? Kültürler de değişiyor ve göçmen toplulukları, ne köken ülkesine ne de yeni ülkeye tam benzeyen kendi kültürlerini üretiyor.

M15-D01'de gördüğümüz ölçüm eşdeğerliği sorunu burada da geçerli. Kültürleşme ölçekleri farklı göçmen gruplarında aynı şeyi ölçüyor mu? "Yeni kültürü benimsemek" bir Türk göçmen için ne anlama geliyorsa, bir Polonyalı göçmen için aynı anlama geliyor mu? Bu sorular, karşılaştırmalı çalışmaların sonuçlarını okurken akılda tutulmalı.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki bulguların çoğu kesitsel çalışmalardan geliyor. Bütünleşme yolunu izleyen göçmenlerin daha iyi uyum sağladığı tekrarlanan bir bulgu; ama bunun nedensellik yönünü bilmiyoruz. Belki bütünleşme uyumu artırıyor; belki de dil becerisi, eğitim ve maddi kaynaklar hem bütünleşmeyi hem de uyumu kolaylaştırıyor.

Göçmen paradoksu, ülkeden ülkeye, gruptan gruba ve ölçülen sonuca göre değişiyor. Bazı ülkelerde birinci kuşak daha iyi durumda, bazılarında fark yok, bazılarında ise ikinci kuşak daha iyi. Bu tutarsızlık, paradoksun evrensel bir yasa olmadığını, belirli koşullarda ortaya çıkan bir örüntü olduğunu gösteriyor.

Araştırmaların büyük kısmı, gönüllü olarak ve görece istikrarlı koşullarda göç eden insanlara dayanıyor. Savaştan, zulümden ya da doğal felaketlerden kaçan insanların durumu farklı; onlarda travma, belirsiz hukuki statü ve ayrılmış aileler, kültürleşmenin önüne geçen öncelikli yükler olabiliyor. Bir modelin işçi göçü için geçerli olması, zorunlu göç için de geçerli olduğu anlamına gelmiyor.

Yaygın yanlış"Göç eden insanların ruh sağlığı, göç etmeyenlerinkinden her zaman daha kötüdür."
Doğrusu

Göçmen paradoksu bulguları, bunun genel bir kural olmadığını gösteriyor. Ruh sağlığını belirleyen, göçün kendisinden çok göçün koşulları: neden göç edildiği, nasıl karşılanıldığı, hangi desteklerin bulunduğu ve ayrımcılıkla ne ölçüde karşılaşıldığı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Berry'nin modeli, göçmenin önündeki iki soruyu ayırır: köken kültürünü sürdürmek ne kadar önemli ve yeni toplumla ilişki kurmak ne kadar önemli. Bu iki sorudan bütünleşme, asimilasyon, ayrılma ve marjinalleşme olmak üzere dört kültürleşme stratejisi çıkar.

Strateji yalnız göçmenin tercihi değildir; yeni toplumun tutumu, özellikle ayrımcılık, hangi yolun gerçekten açık olduğunu belirler.

Kültürleşme stresi kaçınılmaz değildir; destekler ve kişinin değerlendirmesi ağırlığını değiştirir. Göçmen paradoksu, bazı koşullarda birinci kuşağın ikinci kuşaktan daha iyi durumda olabileceğini gösterir, ama her yerde tekrarlanmaz.

Aile içinde kuşaklar farklı hızlarda kültürleşir; çocuklar çoğu zaman ailenin dil ve kurum aracısı olur.

İki kültürlü insanlar ortama göre yorum çerçevesi değiştirebilir; iki kimliği uyumlu mu çatışan mı yaşadıkları, bu değişimin biçimini etkiler. İki kültürlülük, uyumla olumlu ilişkilidir.

Modelin sınırları: ölçek sorunları, marjinalleşmenin ayrı bir grup olarak bulunamaması, kültürlerin durağan sayılması ve zorunlu göçün farklılığı.

Sonraki derse köprü

Rotterdam'daki Türk derneği yalnızca bir buluşma yeri değil; birçok aile için mahallenin camisi, bayram namazı ve cenaze dayanışması da göçmen hayatının merkezindeki unsurlar. Göç araştırmalarında topluluk desteğinin önemli bir kaynağı olarak din sıkça karşımıza çıkıyor.

Dindar insanlar gerçekten daha mutlu ve daha sağlıklı mı? Yoksa bu ilişki, dinin kendisinden değil, dinin sağladığı topluluk desteğinden mi geliyor? Bir insanın ne kadar dindar olduğunu ölçmek mümkün mü ve bu ölçümler hangi toplumda neyi yakalıyor? Bu sorular bir sonraki dersi kuruyor: Din ve psikoloji.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.