İçeriğe geç

M15-D02

Bireycilik ve toplulukçuluk

Bireycilik-toplulukçuluk boyutunu ve ülke düzeyinden bireye genelleme hatasını değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M15, Kültür ve psikoloji · 2.682 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bireycilik ve toplulukçuluk, kişisel tercihlerin ya da grup yükümlülüklerinin önceliğini anlatan ve Hofstede'nin ülke düzeyindeki çalışmasıyla yaygınlaşan bir boyut.

Ülke ortalamalarından tek tek bireylere inmek ekolojik yanılgıdır; aynı ülkedeki insanlar arasındaki fark, ülkeler arasındaki farktan çoğu zaman daha büyük.

Kapsamlı bir meta-analiz, Avrupa kökenli Amerikalıların genel olarak daha bireyci olduğunu, ama "Doğu Asya" diye tek bir toplulukçu blok bulunmadığını ve sonuçların ölçüme göre büyük ölçüde değiştiğini gösterdi.

Yatay ve dikey ayrımı, pirinç ve buğday tarımı gibi tarihsel ve ekolojik açıklamalar ve çok boyutlu benlik modelleri, basit bireycilik-toplulukçuluk ikiliğini inceltiyor.

Bağımsızlık ve karşılıklı bağımlılık bir doğrunun iki ucu değil; aynı kişide ve aynı toplumda birlikte bulunabilen ayrı yönler.

Açılış sahnesi

Melis, yüksek lisans için Almanya'ya gitmiş ve bir öğrenci yurdunda Alman bir öğrenciyle oda paylaşıyor. Bir akşam ev arkadaşı Lena, bir derste öğrendiği bir şeyi anlatıyor: "Türkiye toplulukçu bir kültürmüş. Siz kararlarınızı ailenize danışmadan veremiyorsunuz, değil mi?"

Melis güler. Yurt dışına gitme kararını ailesinin itirazlarına rağmen kendisi vermiş, yaşayacağı şehri ve bölümü kendisi seçmiş; annesiyle haftada bir konuşuyor. Lena ise her akşam annesini arıyor, ders seçimlerini ailesiyle tartışıyor ve hafta sonları sık sık ailesinin evine gidiyor. "Galiba ikimizden biri yanlış ülkede doğmuş," diyor Melis.

Melis'in yurt odası bir canlandırma; ama Lena'nın derste öğrendiği şey ile Melis'in kendi hayatı arasındaki uyumsuzluk, kültürlerarası psikolojinin en çok kullanılan kavramının hem gücünü hem de en sık yapılan yanlış kullanımını bir arada gösteriyor.

Bu derste ne olacak

M15-D01'de kültürleri karşılaştırmanın yöntemsel tuzaklarını ve ülkeyi kültürle eşitlemenin sorunlarını gördük. Bu derste, kültürleri ölçmek için en çok kullanılan boyutu inceliyoruz: bir toplumda kişisel tercihlerin mi, aile ve topluluk yükümlülüklerinin mi ağır bastığı.

Bu ayrımın tanımı, Terapi Akademisi'nin kültür ve kişilik dersinde (S01-P03-D12) verildi ve orada ülke düzeyindeki bir ortalamadan tek bir kişiye inilemeyeceği kısaca not edildi. M13-D02'de de bağımsız ve karşılıklı bağımlı benlik kavramlarını tanıdık. Bu derste o iki dersi birleştirip derinleştiriyoruz: boyutun nereden geldiğine, ne kadar iyi ölçüldüğüne, ülke ortalamalarının bireyler hakkında neden doğrudan bir şey söylemediğine ve boyutun nasıl inceltildiğine bakacağız.

Sıfır noktası

Bireycilik ve toplulukçuluk boyutunun yaygınlaşması, büyük ölçüde Hollandalı sosyal psikolog Geert Hofstede'nin 1980'de yayımladığı bir çalışmaya dayanıyor. Hofstede, çok uluslu bir bilgisayar şirketinin dünyanın pek çok ülkesindeki çalışanlarının değerlerine dair anketleri inceledi ve ülkeleri birkaç boyutta sıraladı. Bu boyutlardan biri bireycilik idi: Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve İngiltere gibi ülkeler en bireyci uçta, Latin Amerika ve Doğu Asya'daki bazı ülkeler ise en toplulukçu uçta yer aldı.

Harry Triandis ve başkaları, sonraki on yıllarda bu boyutu geliştirdi. Bireyci kültürlerde insanların kendilerini bağımsız bireyler olarak tanımladığı, kişisel hedeflerine öncelik verdiği ve ilişkilerini kişisel yarar üzerinden kurduğu; toplulukçu kültürlerde ise insanların kendilerini ait oldukları gruplarla tanımladığı, grubun hedeflerini öne aldığı ve ilişkilerini yükümlülükler üzerinden kurduğu öne sürüldü.

Mekanizma

Ülkeler ve bireyler

Hofstede'nin çalışmasının önemli bir özelliği, ülke düzeyinde yapılmış olması: ülkelerin ortalama değerlerini karşılaştırıyordu, tek tek bireyleri değil. Bu ayrım, boyutun en sık yanlış kullanıldığı noktayla doğrudan ilgili.

S01-P03-D12'nin kanıt kartı bunu açıkça gösteriyor: aynı ülkedeki kişiler arasındaki bireycilik farkı, ülkeler arasındaki farktan çoğu zaman daha büyük. Lena'nın derste öğrendiği şey, Türkiye'nin ortalama olarak Almanya'dan daha toplulukçu olduğuydu; ama bu ortalama, Melis'in kendisi hakkında neredeyse hiçbir şey söylemiyor.

Yaygın yanlış"Türkiye toplulukçu bir kültür olduğuna göre, Türk birinin kararlarını ailesine danışarak verdiği varsayılabilir."
Doğrusu

Bir ülkenin bir boyuttaki ortalaması, o ülkedeki her bireyin o özelliği taşıdığı anlamına gelmiyor. Türkiye'de de, Almanya'da da, her iki uçta da çok sayıda insan var ve bir kişinin aile bağları, onun yaşı, eğitimi, yaşadığı yer ve kendi ailesinin yapısıyla, ülkesinin ortalamasından çok daha güçlü biçimde ilişkili olabiliyor. Ülke ortalamasından bireye inmek, M13-D07'de incelediğimiz kalıp yargının bilimsel görünümlü bir biçimi.

Boyutun sınanması

2002'de Daphna Oyserman, Heather Coon ve Markus Kemmelmeier, bireycilik ve toplulukçuluk üzerine yapılmış çalışmaları kapsamlı bir meta-analizde bir araya getirdi ve boyutun yaygın kabul gören bazı varsayımlarını sınadı.

Bu bulgu, M15-D01'de gördüğümüz başvuru grubu etkisi ve yanıt tarzlarıyla da ilişkili. Bir Japon katılımcı kendini Japonlarla, bir Amerikalı da Amerikalılarla kıyaslayarak puan veriyorsa, öz bildirim ortalamaları gerçek kültürel farkları olduğundan küçük ya da tersine gösterebiliyor.

Boyutu inceltmek

Bireycilik ve toplulukçuluk boyutunun basitliği, onun en büyük gücü ve en büyük zayıflığı. Araştırmacılar, bu basit ikiliğin kaçırdığı farkları yakalamak için boyutu çeşitli biçimlerde inceltti.

Bir başka inceltme, bu farkların kökenine dair. Thomas Talhelm ve meslektaşları, kültürel farkların bir kısmının, toplumların tarihsel olarak geçimlerini nasıl sağladığından kaynaklanabileceğini öne sürdü.

Bu bulgu, kültürel farkların ülke sınırlarıyla değil, ülkelerin içindeki tarihsel ve ekolojik koşullarla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ayrıca bir ülkenin, bu durumda Çin'in, tek bir kültürel ortalamayla temsil edilemeyeceğini somut biçimde ortaya koyuyor.

Usta katmanı

Doğu ve Batı ikiliğinin ötesinde

Bireycilik ve toplulukçuluk boyutu, çoğu zaman "Batı" ile "Doğu" arasındaki bir karşıtlık olarak anlatıldı. 2016'da Vivian Vignoles ve meslektaşları, bu ikiliği sınamak için dünyanın pek çok bölgesinden geniş bir örneklemle çalıştı.

Yaygın yanlış"Bireycilik ve toplulukçuluk bir doğrunun iki ucu; biri arttıkça öbürü azalır."
Doğrusu

Vignoles ve meslektaşlarının çalışması başta olmak üzere pek çok araştırma, bağımsızlık ve karşılıklı bağımlılığın birbirinin karşıtı değil, birlikte var olabilen ayrı yönler olduğunu gösteriyor. Bir kişi ya da bir toplum, bir yönde güçlü olup öbüründe de güçlü olabiliyor. Bu durum, bir sonraki derste göreceğimiz bir Türk psikoloğunun modelinin de çıkış noktası.

Yaygın yanlış"Toplulukçu kültürler bireyi ezer; bireyci kültürler ise onu özgürleştirir."
Doğrusu

Bu yargı, bir kültürel deseni değerlendirmek için başka bir kültürün değerlerini ölçüt olarak alıyor. Toplulukçu düzenler bireyin seçimlerini sınırlayabiliyor, ama ona güçlü bir destek ağı, aidiyet ve güvenlik de sağlayabiliyor; bireyci düzenler seçim özgürlüğü sağlıyor, ama yalnızlık ve destek eksikliği de getirebiliyor. Her iki desenin de kazançları ve bedelleri var; hangisinin daha iyi olduğu, bilimsel değil, değer temelli bir soru.

Kanıtın sınırı

Bireycilik ve toplulukçuluk, kültürel farkları düşünmek için güçlü ve verimli bir çerçeve sağladı; ama bu çerçevenin kullanımı belirgin sınırlar içinde kalmalı.

İlk sınır, boyutun ölçümüyle ilgili. Bireycilik ve toplulukçuluk ölçekleri, büyük ölçüde öz bildirime dayanıyor ve M15-D01'de gördüğümüz başvuru grubu etkisi, yanıt tarzları ve ölçüm eşdeğerliği sorunlarından etkileniyor. Farklı ölçekler aynı ülkeleri farklı biçimlerde sıralayabiliyor.

İkinci sınır, ülke ortalamalarının yaşı. Hofstede'nin ilk verileri 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında toplanmıştı. Pek çok toplum o yıllardan bu yana köklü ekonomik ve toplumsal değişimler geçirdi; bazı araştırmalar dünyanın pek çok yerinde bireyciliğe doğru bir kayma olduğunu öne sürüyor. Onlarca yıl önceki bir sıralamayı bugünün toplumlarına uygulamak, değişimi görmezden gelmek demek.

Üçüncü sınır, açıklama gücü. Bir ülke farkını "toplulukçuluk" ile açıklamak, çoğu zaman farkı yeniden adlandırmaktan öteye geçmiyor. Toplulukçuluğun neden ortaya çıktığı, örneğin tarım biçimleri, ekonomik güvencesizlik ya da hastalık yükü gibi etkenlerle ilişkisi, ve hangi psikolojik süreçler aracılığıyla davranışı etkilediği sorulmadıkça, boyut bir açıklamadan çok bir etiket olarak kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bireycilik ve toplulukçuluk, kişisel tercihlerin ya da grup yükümlülüklerinin önceliğini anlatan ve Hofstede'nin ülke düzeyindeki çalışmasıyla yaygınlaşan bir boyut.

Ülke ortalamalarından tek tek bireylere inmek ekolojik yanılgıdır; aynı ülkedeki insanlar arasındaki fark, ülkeler arasındaki farktan çoğu zaman daha büyük.

Kapsamlı bir meta-analiz, Avrupa kökenli Amerikalıların genel olarak daha bireyci olduğunu, ama "Doğu Asya" diye tek bir toplulukçu blok bulunmadığını ve sonuçların ölçüme göre büyük ölçüde değiştiğini gösterdi.

Yatay ve dikey ayrımı, pirinç ve buğday tarımı gibi tarihsel ve ekolojik açıklamalar ve çok boyutlu benlik modelleri, basit bireycilik-toplulukçuluk ikiliğini inceltiyor.

Bağımsızlık ve karşılıklı bağımlılık bir doğrunun iki ucu değil; aynı kişide ve aynı toplumda birlikte bulunabilen ayrı yönler.

Sonraki derse köprü

Bu dersin açılışında Melis, ailesinin itirazına rağmen kendi kararlarını veren ama ailesine de bağlı olan biri olarak karşımıza çıktı. Dersin sonunda, bağımsızlığın ve karşılıklı bağımlılığın birbirinin karşıtı olmadığını gördük.

Bu fikir, kökleri Türkiye'deki aile araştırmalarına dayanan bir model tarafından onlarca yıl önce öne sürülmüştü. Kentleşen ve ekonomik olarak gelişen bir toplumda, aileler çocuklarının özerkliğine giderek daha çok değer verirken, aile içindeki duygusal bağlar neden zayıflamıyor? Bir insan hem özerk hem de ilişkisel olabilir mi? Sıradaki dersin konusu: Türkiye'de aile ve benlik.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.