İçeriğe geç

M15-D01

Kültürlerarası psikoloji

Kültürlerarası karşılaştırmada ölçüm eşdeğerliği ve örneklem sorunlarını açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M15, Kültür ve psikoloji · 2.561 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D12

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kültürlerarası psikoloji, psikolojik süreçlerin kültürden kültüre nasıl benzeştiğini ve farklılaştığını inceliyor; etik yaklaşım ortak ölçütlerle karşılaştırırken, emik yaklaşım her kültürü kendi kavramlarıyla anlamaya çalışıyor.

Bir ölçeğin iki kültürde aynı kavramı aynı biçimde ölçmesi, iki kültürün puanlarını karşılaştırmanın ön koşulu; sözcüklerin doğru çevrilmesi bunu garanti etmiyor.

Başvuru grubu etkisi nedeniyle insanlar kendilerini kendi kültürlerindeki insanlara göre değerlendiriyor; bu yüzden öz bildirim puanlarındaki ülke farkları, gerçek farkların tersini bile gösterebiliyor.

Uç ya da orta yanıt eğilimi gibi yanıt tarzları kültürler arasında farklılaşıyor ve puan farklarının bir kısmı, özelliklerin değil, cevaplama alışkanlıklarının farkı olabiliyor.

Bir ülkeden alınan kolay ulaşılan bir öğrenci örneklemi o ülkeyi temsil etmiyor ve ülkeler kültürden başka pek çok bakımdan da farklılaştığı için, bir ülke farkını kültüre bağlamak öbür açıklamaların dışlanmasını gerektiriyor.

Açılış sahnesi

Bir üniversitenin psikoloji bölümünde öğretim üyesi olan Serap Hanım, Türkiye'deki ve Hollanda'daki üniversite öğrencilerinin yaşam doyumunu karşılaştıran bir çalışma yürütüyor. İki ülkede aynı ölçeği kullanıyor; ölçek, öğrencilerden "Hayatımdan memnunum" gibi cümlelere birden yediye kadar puan vermelerini istiyor. Sonuçlar geldiğinde Hollandalı öğrencilerin ortalaması belirgin biçimde daha yüksek.

Serap Hanım bulguyu yazmaya başlamadan önce duraksıyor. "Memnun" sözcüğü iki dilde gerçekten aynı şeyi mi anlatıyor? Türk öğrenciler, kendilerini kiminle karşılaştırarak puan veriyor? Belki Türkiye'deki öğrenciler, mutluluklarını yüksek sesle ilan etmekten kaçınan bir alışkanlıkla ölçeğin ortasına yakın kalıyor; Hollandalılar ise uç puanlara daha rahat gidiyor. Ve iki üniversitenin öğrencileri, kendi ülkelerinin gençlerini ne kadar temsil ediyor? Fark gerçek bir fark mı, yoksa ölçümün kendisinin bir yapıntısı mı?

Serap Hanım ve iki ülkeli çalışması gerçek değil; ama onun bulguyu yazmadan önce sorduğu dört soru, iki kültürü karşılaştırmak isteyen her araştırmacının karşısına çıkan dört temel tuzağı adlandırıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders, kültür ve psikoloji modülünü açıyor. M14-D10'un sonunda aynı hakaretin farklı kültürel çerçevelerde farklı tepkiler doğurduğunu gördük; bu bulgu, kültürlerin karşılaştırılmasını gerektiriyor. Ama kültürleri karşılaştırmak, iki grubu karşılaştırmaktan çok daha karmaşık bir iş.

M02-D08'de psikoloji araştırmalarının büyük çoğunluğunun dar bir örneklemden, yani Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, varlıklı ve demokratik toplumlardan geldiğini gördük. Bu derste o sorunun bir adım ötesine geçiyoruz: farklı kültürlerden örneklemler toplandığında bile, karşılaştırmanın kendisinin neden yanıltıcı olabileceğini soruyoruz. Önce kültürel karşılaştırmanın iki farklı yaklaşımını tanıyacağız. Sonra Serap Hanım'ın dört sorusunu, yani kavramın eşdeğerliğini, karşılaştırma ölçütünü, yanıt alışkanlıklarını ve örneklemin temsil gücünü sırayla inceleyeceğiz.

Sıfır noktası

Kültürlerarası psikoloji, psikolojik süreçlerin kültürden kültüre nasıl benzeştiğini ve farklılaştığını inceleyen alan. Bu alanın temel sorusu, bir psikolojik bulgunun insan olmanın evrensel bir özelliği mi, yoksa belirli bir kültürel bağlamın ürünü mü olduğu.

Bu soruya yaklaşmanın iki farklı yolu var.

Yaygın yanlış"Kültürel farkları araştırmak kalıp yargıları besler; en doğrusu bütün insanların aynı olduğunu varsaymaktır."
Doğrusu

Bütün insanların aynı olduğunu varsaymak, çoğu zaman Batılı örneklemlerden elde edilen bulguları bütün insanlığa genellemek anlamına geliyor; bu da başka kültürleri sessizce bir sapma olarak görmeye yol açıyor. Kültürel farkları araştırmak kalıp yargı üretmek zorunda değil; sorun, bu farkların ortalama farklar olduğunun unutulması ve her bireye uygulanması. Dikkatli bir kültürlerarası araştırma, hem benzerlikleri hem de farkları görünür kılıyor.

Mekanizma

Birinci tuzak: aynı şeyi mi ölçüyoruz?

İki kültürü bir ölçek üzerinde karşılaştırmanın ilk koşulu, ölçeğin iki kültürde de aynı kavramı ölçmesi. M12-D07'de gördüğümüz çeviri-geri çeviri yöntemi, sözcüklerin doğru aktarılmasını sağlamaya yardım ediyor; ama sözcüklerin doğru aktarılması, kavramın aynı olduğunu garanti etmiyor.

Terapi Akademisi S01-P03-D07'de tanımlanan ölçüm eşdeğerliği ve M09-D12'de tanımlanan ölçme değişmezliği, bu sorunun iki yüzünü anlatıyor: bir ölçeğin farklı gruplarda aynı yapıyı, aynı biçimde ölçüp ölçmediği. Bir ölçek iki kültürde aynı faktör yapısını göstermiyorsa, ya da maddeler iki kültürde kavramla farklı güçlerde ilişkiliyse, iki kültürün ortalama puanlarını karşılaştırmak, iki farklı şeyi karşılaştırmak anlamına gelebiliyor.

İkinci tuzak: kime göre?

Serap Hanım'ın ikinci sorusu, öğrencilerin kendilerini kiminle karşılaştırarak puan verdiğiydi. Bir kişiye "Ne kadar çalışkansınız?" diye sorulduğunda, kişi bu soruyu soyut bir ölçütle değil, çevresindeki insanlarla karşılaştırarak cevaplıyor.

M13-D06'da sosyal karşılaştırmanın bireysel düzeyde nasıl işlediğini görmüştük. Başvuru grubu etkisi, aynı sürecin kültürler arası karşılaştırmalardaki yansıması.

Yaygın yanlış"Bir ülkenin insanları bir ölçekte daha yüksek puan alıyorsa, o özellik o ülkede gerçekten daha yaygındır."
Doğrusu

Başvuru grubu etkisi, insanların kendilerini kendi kültürlerinin ölçütlerine göre değerlendirdiğini gösteriyor. Çok çalışkan bir toplumda yaşayan biri kendini ortalama görebiliyor; daha az çalışkan bir toplumda yaşayan biri ise kendini çalışkan görebiliyor. Bu nedenle öz bildirim puanlarındaki ülke farkları, gerçek farkları gösterebileceği gibi, tam tersini de gösterebiliyor.

Üçüncü tuzak: nasıl cevaplıyoruz?

Serap Hanım'ın üçüncü sorusu, insanların ölçekleri farklı alışkanlıklarla doldurup doldurmadığıydı.

M12-D07'de tanımlanan onaylama eğilimi, yanıt tarzlarının bir türü. Kültürlerarası karşılaştırmalarda önemli olan bir başka tür, uç ve orta yanıt eğilimi.

Dördüncü tuzak: kimi temsil ediyor?

Serap Hanım'ın dördüncü sorusu, iki üniversitenin öğrencilerinin kendi ülkelerinin gençlerini ne kadar temsil ettiğiydi. Kültürlerarası karşılaştırmaların büyük kısmı, her ülkeden kolay ulaşılabilen bir öğrenci örneklemine dayanıyor.

Yaygın yanlış"İki ülkeden alınan örneklemler arasındaki fark, o iki ülkenin kültürleri arasındaki farktır."
Doğrusu

Ülkeler, kültürden başka pek çok bakımdan da farklılaşıyor ve her ülkenin içinde de büyük kültürel çeşitlilik var. İki ülkeden alınan öğrenci örneklemleri arasındaki bir fark, örneklemlerin özelliklerinden, ölçümün iki dilde farklı işlemesinden ya da ülkeler arasındaki ekonomik ve kurumsal farklardan kaynaklanıyor olabilir. Bir farkı kültüre bağlamak için, bu öbür açıklamaların dışlanması gerekiyor.

Usta katmanı

Kültür nasıl ölçülür?

Kültürlerarası araştırmaların temel sorunlarından biri, kültürün kendisinin ölçülmesi. Pek çok çalışma, kültürü bir değişken olarak ölçmek yerine, örneklemin geldiği ülkeyi kültürün yerine koyuyor. Bu yaklaşımın sorunları göz önüne alındığında, araştırmacılar kültürü daha doğrudan ölçmenin yollarını arıyor: kişilerin değerlerini, inançlarını ve normlarını ölçerek, ülke yerine bu ölçümleri kullanmak.

Bu yaklaşım, bir sonraki dersin konusu olan bireycilik ve toplulukçuluk gibi boyutların doğmasına yol açtı. Ama aynı yaklaşım, kendi sorunlarını da beraberinde getirdi: ülke düzeyinde ölçülen bir kültürel boyutun, o ülkedeki tek tek bireyler hakkında ne söylediği, ayrı bir soru.

Karşılaştırmayı korumak

Kültürlerarası araştırmacılar, bu tuzaklara karşı bir dizi önlem geliştirdi. Ölçeklerin iki kültürde aynı yapıyı ölçüp ölçmediğini istatistiksel olarak sınamak; öz bildirime ek olarak davranış gözlemleri ve tanıdık değerlendirmeleri kullanmak; yanıt tarzlarını ölçüp istatistiksel olarak düzeltmek; ve ölçekleri bir kültürden öbürüne aktarmak yerine, kavramı her kültürde ayrı ayrı inceleyip ortak noktaları sonradan aramak.

Kanıtın sınırı

Kültürlerarası psikoloji, psikolojinin evrensellik iddialarını sınamanın vazgeçilmez bir yolu; ama alanın yöntemsel sorunları, bulgularının dikkatle okunmasını gerektiriyor.

İlk sınır, alanın kendisinin de büyük ölçüde Batı'da geliştirilmiş kavramlara ve araçlara dayanması. Etik yaklaşımla yapılan çalışmalar, Batılı kavramların başka kültürlerde nasıl işlediğini sınıyor; ama başka kültürlerin kendi kavramlarını, örneğin "gönül" ya da "hatır" gibi kavramları, psikolojinin genel kuramlarına taşıyan emik çalışmalar çok daha az.

İkinci sınır, ölçüm eşdeğerliğinin sınanmasının teknik olarak zorluğu. Çok sayıda ülkede ölçme değişmezliğinin tam olarak sağlanması nadiren mümkün oluyor; araştırmacılar çoğu zaman kısmi bir eşdeğerlikle yetinmek zorunda kalıyor ve bu kısmi eşdeğerliğin karşılaştırmaları ne kadar etkilediği tartışmalı.

Üçüncü sınır, kültürlerin sabit varlıklar olarak ele alınması. Kültürler zaman içinde değişiyor, iç içe geçiyor ve her toplumun içinde çok sayıda alt kültür barındırıyor. Bir ülkenin bir yıldaki öğrenci örnekleminden elde edilen bir sonuç, o ülkenin "kültürü" hakkında genel ve kalıcı bir yargıya dönüştürüldüğünde, M13-D07'de gördüğümüz türden bir kalıp yargıya yaklaşma riski taşıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kültürlerarası psikoloji, psikolojik süreçlerin kültürden kültüre nasıl benzeştiğini ve farklılaştığını inceliyor; etik yaklaşım ortak ölçütlerle karşılaştırırken, emik yaklaşım her kültürü kendi kavramlarıyla anlamaya çalışıyor.

Bir ölçeğin iki kültürde aynı kavramı aynı biçimde ölçmesi, iki kültürün puanlarını karşılaştırmanın ön koşulu; sözcüklerin doğru çevrilmesi bunu garanti etmiyor.

Başvuru grubu etkisi nedeniyle insanlar kendilerini kendi kültürlerindeki insanlara göre değerlendiriyor; bu yüzden öz bildirim puanlarındaki ülke farkları, gerçek farkların tersini bile gösterebiliyor.

Uç ya da orta yanıt eğilimi gibi yanıt tarzları kültürler arasında farklılaşıyor ve puan farklarının bir kısmı, özelliklerin değil, cevaplama alışkanlıklarının farkı olabiliyor.

Bir ülkeden alınan kolay ulaşılan bir öğrenci örneklemi o ülkeyi temsil etmiyor ve ülkeler kültürden başka pek çok bakımdan da farklılaştığı için, bir ülke farkını kültüre bağlamak öbür açıklamaların dışlanmasını gerektiriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste kültürleri karşılaştırmanın ne kadar zor olduğunu ve araştırmacıların ülkeyi kültürün yerine koyma eğilimini gördük. Bu sorunun bir çözümü olarak, kültürleri birkaç temel boyutta ölçmeye çalışan yaklaşımlar geliştirildi.

Bu boyutlardan en ünlüsü, toplumların bireyin kendi hedeflerini mi yoksa ait olduğu grubun hedeflerini mi öne aldığına göre sıralandığı bir boyut. Ama bir ülkenin bu boyutta aldığı puan, o ülkede yaşayan tek bir kişi hakkında ne söylüyor? Bir ülke ortalaması, o ülkedeki her bireye uygulanabilir mi? Sıradaki dersin konusu: bireycilik ve toplulukçuluk.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.