M14-D10
Saldırganlık
Saldırganlığın biyolojik, durumsal ve öğrenme temelli açıklamalarını karşılaştırır.
Temel Psikoloji Akademisi — M14, Sosyal etki ve gruplar · 2.769 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Saldırganlık, bir başkasına kaçınmak isteyeceği bir zarar verme niyetiyle yapılan davranış; düşmanca saldırganlık öfkeden, araçsal saldırganlık başka bir amaca ulaşma isteğinden doğuyor.
Biyolojik etkenler, örneğin testosteron ve kalıtım, saldırganlıkla tutarlı ama zayıf ilişkiler gösteriyor; tek tek gen-çevre etkileşimi bulguları ise tutarlı biçimde tekrarlanamadı.
Engellenme, olumsuz duygular yaratarak saldırganlığa yatkınlığı artırıyor; ama bu, engellenmenin nasıl yorumlandığına ve ortamdaki ipuçlarına bağlı; sıcaklık özellikle bir kışkırtmanın ardından gelen misillemeyi kolaylaştırıyor.
Saldırganlık gözlem ve pekiştirme yoluyla öğrenilebiliyor; kültür de aynı kışkırtmanın nasıl yorumlanıp hangi tepkiye yol açacağını biçimlendiriyor.
Öfkeyi bir nesneye vurarak boşaltmak onu azaltmıyor, çoğu zaman artırıyor; uyarılmayı düşüren etkinlikler ve durumun yeniden yorumlanması daha etkili.
Açılış sahnesi
Ağustosun en sıcak öğleden sonrası. Volkan, klimasız eski arabasıyla bir kavşakta yirmi dakikadır bekliyor. İşten erken çıkıp çocuğunu okuldan alması gerekiyor ve geç kalmak üzere. Işık yeşile döndüğünde önündeki araba kıpırdamıyor; sürücü telefonuna bakıyor. Volkan kornaya basıyor, bir kez, sonra uzun uzun. Öndeki sürücü dikiz aynasından ona el hareketi yapıyor.
Volkan bir anda arabadan iniyor, öndeki arabanın camına vuruyor ve bağırmaya başlıyor. Öbür sürücü de iniyor. Birkaç saniye içinde iki adam birbirini itiyor; çevredeki sürücüler araya girip onları ayırıyor. Volkan arabasına döndüğünde elleri titriyor. Akşam eşine olanları anlatırken "Ben öyle biri değilim," diyor. "Bilmiyorum ne oldu bana."
Ağustostaki o kavşak gerçek bir yer değil; ama Volkan'ın sorusu, yani sakin bir insanı birkaç saniyede bir yabancıya saldıran birine neyin dönüştürdüğü, psikolojinin saldırganlığa dair verdiği farklı cevapların hepsini aynı anda çağırıyor.
Bu derste ne olacak
M14-D09 iyilik yapmanın güdülerini tartıştı. Modülün bu son dersinde tersine dönüyoruz: insanlar neden birbirine zarar verir?
Saldırganlığın tek bir açıklaması yok. Psikoloji üç ana açıklama ailesi geliştirdi: biyolojik açıklamalar, saldırganlığı genlere, hormonlara ve beyne bağlıyor; durumsal açıklamalar, onu engellenme, sıcaklık ve kışkırtma gibi o anki koşullara bağlıyor; öğrenme temelli açıklamalar ise onu gözlem ve pekiştirme yoluyla edinilen bir davranış olarak görüyor. Bu derste üç aileyi karşılaştıracağız ve hangisinin hangi soruya daha iyi cevap verdiğine bakacağız. Ayrıca öfkeyi "boşaltmanın" saldırganlığı azalttığı yönündeki yaygın inancın kanıtla ne kadar uyuştuğunu sınayacağız.
Sıfır noktası
Gündelik dilde "saldırgan" sözcüğü çok geniş bir anlamda kullanılıyor: hırslı bir satıcıya da, sert bir futbolcuya da, şiddet uygulayan birine de saldırgan deniyor. Psikoloji daha dar bir tanım kullanıyor.
Bu tanımın merkezinde niyet var. Kazayla birinin ayağına basan biri saldırgan değil; birinin ayağına bile bile basan biri saldırgan. Aynı biçimde, saldırganlık yalnızca bedensel olmak zorunda değil: bir dedikodu yaymak, birini bilerek bir gruptan dışlamak ya da hakaret etmek de saldırganlık biçimleri.
Mekanizma
Biyolojik açıklamalar
Saldırganlığın biyolojik temelleri üzerine en çok konuşulan hormon testosteron. M04-D04'te bu ilişkiyi incelerken, testosteron düzeyi ile saldırganlık arasında tutarlı ama zayıf bir ilişki bulunduğunu, testosteronun etkisinin ise ortama ve beklentiye çok bağlı olduğunu görmüştük. O ders, hormonun saldırganlığı tek başına belirleyen bir "saldırganlık düğmesi" olmadığını göstermişti.
Saldırganlıktaki bireysel farkların bir kısmının kalıtsal olduğuna dair ikiz çalışmalarından gelen kanıtlar da var. Ama M04-D01'de gördüğümüz gibi, kalıtsallık bir özelliğin bir toplumdaki farklılıklarının ne kadarının genlerle ilişkili olduğunu söylüyor; tek bir kişinin saldırganlığının nedenini ya da o saldırganlığın değiştirilip değiştirilemeyeceğini söylemiyor.
Yaygın yanlış"Saldırganlık genlerde yazılı; saldırgan doğan biri değişmez."
Saldırganlıktaki farklılıkların bir kısmı kalıtsal, ama bu farkların ne kadarının genlerle ilişkili olduğu, çevreye ve ölçülen saldırganlık türüne göre değişiyor. Üstelik kalıtsallık, değişmezlik anlamına gelmiyor: kalıtsal bir eğilim bile, kişinin içinde büyüdüğü aile, okul ve toplum ortamıyla, öğrendiği beceriler ve karşılaştığı fırsatlarla büyük ölçüde biçimlenebiliyor.
Durumsal açıklamalar
1939'da John Dollard ve meslektaşları, saldırganlığın her zaman bir engellenmenin sonucu olduğunu, engellenmenin de her zaman bir tür saldırganlığa yol açtığını öne sürdü. Bu güçlü iddia sonradan yumuşatıldı.
Volkan'ın kavşakta yaşadığı, bu hipotezin tipik bir örneği: çocuğunu okuldan alma amacı, önce trafik, sonra telefona bakan bir sürücü tarafından engellendi. Ama engellenmiş her sürücü arabasından inip birine saldırmıyor. Berkowitz'in yeniden biçimlendirmesi bu farkı açıklamaya çalışıyor: engellenme olumsuz duygular yaratıyor; bu duygular, ortamdaki ipuçlarıyla ve kişinin durumu nasıl yorumladığıyla birleştiğinde saldırganlığa dönüşebiliyor.
Durumsal etkenlerin en şaşırtıcılarından biri sıcaklık. Uzun süredir sıcak havalarda ve sıcak bölgelerde şiddet olaylarının daha sık görüldüğü biliniyordu; ama bu ilişkinin sıcaklığın kendisinden mi, yoksa sıcak havalarda insanların daha çok dışarıda ve daha çok bir arada olmasından mı kaynaklandığı belirsizdi.
Bu bulgu, durumsal etkenlerin çoğu zaman tek başına değil, birlikte işlediğini gösteriyor. Sıcaklık, bir kışkırtmanın ardından gelen misillemeyi kolaylaştırıyor; ama kışkırtma olmadan pek bir fark yaratmıyor. Volkan'ın kavşağında da sıcaklık, acele ve öbür sürücünün el hareketi birlikte işledi.
Yaygın yanlış"Saldırganlığı durumla açıklamak, onu mazur göstermek demektir."
Bir davranışın nedenlerini anlamak, o davranışın sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Volkan'ın sıcakta, acele içinde ve kışkırtılarak saldırganlaştığını bilmek, onun öbür sürücüyü itmesini haklı çıkarmıyor. Ama bu nedenleri bilmek, benzer durumları önlemek için, örneğin trafik düzenini değiştirmek, öfke anında durmayı öğrenmek ya da gerginliği azaltacak önlemler almak için, değerli bir bilgi sağlıyor.
Öğrenme temelli açıklamalar
Saldırganlığın öğrenildiği fikri, M07-D08'de ayrıntılı olarak incelediğimiz Bobo bebek deneyleriyle güçlü bir dayanak kazandı. Çocuklar, bir yetişkinin bir oyuncak bebeğe saldırdığını izledikten sonra aynı hareketleri büyük ölçüde taklit etti. O ders, ekrandaki şiddet ile saldırganlık ölçümleri arasında küçük bir ilişki bulunduğunu, ama ekran şiddetinin gerçek şiddete yol açtığına dair nedensel bir kanıtın gösterilemediğini de tartışmıştı.
Öğrenme açıklamasının bir başka yanı, saldırganlığın pekiştirilmesi. Saldırgan davranışı bir kazanç getiren bir çocuk, örneğin bir oyuncağı elde eden ya da sırasını kapan biri, bu davranışı tekrarlama olasılığı yüksek. Araçsal saldırganlık özellikle bu türden bir öğrenmeyle güçlenebiliyor.
Usta katmanı
Öfkeyi boşaltmak
Gündelik dilde yaygın bir inanç, öfkeyi içinde tutmanın zararlı olduğu ve onu bir yastığa vurarak, bağırarak ya da bir kum torbasına yumruk atarak "boşaltmanın" öfkeyi azalttığı. Bu inancın kökeni, bastırılmış duyguların bir biçimde dışa vurulması gerektiğini savunan eski bir düşünceye dayanıyor.
Yaygın yanlış"Öfkeyi bir yastığa ya da kum torbasına vurarak çıkarmak, onu azaltır."
Araştırmalar, öfkeyi uyarılmayı artıran ve öfkenin nesnesini düşünmeye devam ettiren yollarla dışa vurmanın, öfkeyi azaltmak yerine çoğu zaman artırdığını gösteriyor. Öfkeyi azaltan şeyler, uyarılmayı düşüren etkinlikler, örneğin yavaş nefes almak ya da sakin bir yürüyüş, durumun yeniden yorumlanması ve zamanın geçmesi. Bu, öfkenin bastırılması gerektiği anlamına gelmiyor; öfkeyi bir nesneye vurarak değil, anlamaya ve konuşmaya çalışarak ele almanın daha yararlı olduğu anlamına geliyor.
Kültürün izi
Saldırganlık yalnızca bireysel ve durumsal etkenlere bağlı değil; kültürün de bir rolü var. Richard Nisbett ve Dov Cohen, Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde, kişisel onurun ve itibarın korunmasına büyük önem veren ve bir hakarete karşılık vermemenin zayıflık sayıldığı bir "namus kültürü" bulunduğunu öne sürdü.
Kanıtın sınırı
Saldırganlık araştırmaları, biyolojik, durumsal ve öğrenme temelli etkenlerin hepsinin bir rol oynadığını gösteriyor; ama bu etkenlerin ne kadar önemli olduğu ve nasıl etkileştiği konusunda belirsizlikler sürüyor.
İlk sınır, laboratuvarda saldırganlığın ölçülmesinin zorluğu. Etik nedenlerle araştırmacılar katılımcıların gerçekten birine zarar vermesine izin veremiyor; bunun yerine birine ne kadar acı sos ekleyeceklerini, ne kadar yüksek bir ses vereceklerini ya da birini ne kadar olumsuz değerlendireceklerini ölçüyorlar. Bu ölçümlerin gerçek hayattaki saldırganlıkla, özellikle de ciddi şiddetle ne kadar ilişkili olduğu tartışmalı.
İkinci sınır, gerçek dünyadaki saldırganlık üzerine yapılan çalışmaların çoğunun gözlemsel olması. Sıcaklık, alkol, yoksulluk ve şiddet arasındaki ilişkiler gözlemsel verilerde güçlü; ama bu etkenler birbiriyle iç içe geçtiği için hangisinin ne kadar katkıda bulunduğunu ayırmak zor.
Üçüncü sınır, açıklama ailelerinin birbirinden ayrı tartışılma eğilimi. Volkan'ın kavşakta yaşadığı şey, onun biyolojik yatkınlıklarının, o günkü sıcaklığın ve aceleciliğin, öbür sürücünün el hareketinin ve hayatı boyunca öfkeyle başa çıkma konusunda öğrendiklerinin bir birleşimi. Tek bir açıklama ailesi bu birleşimi tam olarak yakalayamıyor; ama birleşimi bütünüyle inceleyen çalışmalar hâlâ az.
Kendin dene
Aklında kalsın
Saldırganlık, bir başkasına kaçınmak isteyeceği bir zarar verme niyetiyle yapılan davranış; düşmanca saldırganlık öfkeden, araçsal saldırganlık başka bir amaca ulaşma isteğinden doğuyor.
Biyolojik etkenler, örneğin testosteron ve kalıtım, saldırganlıkla tutarlı ama zayıf ilişkiler gösteriyor; tek tek gen-çevre etkileşimi bulguları ise tutarlı biçimde tekrarlanamadı.
Engellenme, olumsuz duygular yaratarak saldırganlığa yatkınlığı artırıyor; ama bu, engellenmenin nasıl yorumlandığına ve ortamdaki ipuçlarına bağlı; sıcaklık özellikle bir kışkırtmanın ardından gelen misillemeyi kolaylaştırıyor.
Saldırganlık gözlem ve pekiştirme yoluyla öğrenilebiliyor; kültür de aynı kışkırtmanın nasıl yorumlanıp hangi tepkiye yol açacağını biçimlendiriyor.
Öfkeyi bir nesneye vurarak boşaltmak onu azaltmıyor, çoğu zaman artırıyor; uyarılmayı düşüren etkinlikler ve durumun yeniden yorumlanması daha etkili.
Sonraki derse köprü
Bu dersin son bölümünde, aynı hakaretin farklı kültürlerden gelen insanlarda farklı tepkiler doğurduğunu gördük. Bu bulgu, bu modülün pek çok dersinde karşılaştığımız bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: psikolojinin bulguları, onları üreten birkaç ülkenin dışında ne kadar geçerli?
Bir uyma deneyinin, bir yardım çalışmasının ya da bir saldırganlık ölçümünün sonuçlarını farklı kültürler arasında karşılaştırmak için, kullanılan ölçeklerin ve soruların her kültürde aynı şeyi ölçtüğünden emin olmak gerekiyor. Bu nasıl yapılır ve karşılaştırmaların en sık düştüğü tuzaklar nelerdir? Kültür ve psikoloji modülünün ilk dersinin konusu: kültürlerarası psikoloji.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.