İçeriğe geç

M14-D05

Sosyal kolaylaştırma ve sosyal aylaklık

Başkalarının varlığının performansı ne zaman artırıp ne zaman düşürdüğünü açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M14, Sosyal etki ve gruplar · 2.622 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sosyal kolaylaştırma, başkalarının varlığının basit ve iyi öğrenilmiş işlerde performansı artırması, karmaşık ya da yeni işlerde düşürmesi; Zajonc bunu, varlığın uyarılmayı ve baskın tepkiyi artırmasıyla açıkladı.

Değerlendirilme kaygısı ve dikkat bölünmesi, başkalarının varlığının neden uyarılmayı artırdığına dair önerilen açıklamalar; meta-analizler etkinin tutarlı ama küçük olduğunu gösteriyor.

Sosyal aylaklık, bireysel katkıların belirlenemediği gruplarda insanların daha az çaba göstermesi; sahte grup deneyleri bunun yalnızca koordinasyon kaybından değil, çabadaki azalmadan da kaynaklandığını gösterdi.

Aylaklık, bireysel katkılar görünür olduğunda, iş anlamlı olduğunda ve grup değerli bulunduğunda azalıyor; önemli bir işte zayıf bir grup ise sosyal telafiyi tetikleyebiliyor.

Bir olgunun sağlam olması, onu ilk gösterdiği söylenen çalışmanın da sağlam olduğu anlamına gelmiyor; Triplett'in verileri yeniden çözümlendiğinde anlamlı bir etki göstermedi.

Açılış sahnesi

Burcu, üç yıldır piyano dersi alıyor ve okul yılının sonunda ilk kez bir salon dolusu dinleyicinin önünde çalacak. İki parça hazırladı. Birincisi, iki yıldır çaldığı ve parmaklarının ezbere bildiği kısa bir vals. İkincisi, yalnızca bir aydır çalıştığı ve evde bile ancak yarısını hatasız çalabildiği zor bir etüt.

Konser akşamı vals, Burcu'nun evde çaldığı hiçbir zamankinden daha akıcı ve daha canlı geliyor. Dinleyiciler alkışlıyor. Ama etüde başladığında elleri titriyor; evde hiç takılmadığı bir pasajda iki kez duraksıyor ve parçayı zorlukla bitiriyor. Konserden sonra öğretmeni ona bir şey söylüyor: "Kalabalık iyi bildiğini daha iyi, yeni öğrendiğini daha kötü yaptırır."

Burcu'nun konseri bu sayfalarda yaşanan hayalî bir akşam; ama öğretmeninin o tek cümlesi, sosyal psikolojinin yüz yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı bir soruya verilmiş en kısa ve en isabetli cevaplardan biri.

Bu derste ne olacak

M14-D04'e kadar başkalarının bir şey beklediği, istediği ya da emrettiği durumları inceledik. Bu derste başkaları hiçbir şey istemiyor; yalnızca oradalar. Bir seyirci olarak izliyorlar ya da yanımızda aynı işi yapıyorlar. Bu varlığın kendisi, performansımızı ne zaman artırıyor, ne zaman düşürüyor?

Önce psikolojinin ilk deneylerinden biri sayılan bir çalışmaya ve onun yüz yıl sonraki yeniden çözümlemesine bakacağız. Sonra başkalarının varlığının neden kimi işleri kolaylaştırıp kimilerini zorlaştırdığını açıklayan modellere geçeceğiz. Ardından dersin ikinci yarısında tersine dönen bir duruma, insanların bir grup içinde çalışırken tek başlarına olduklarından daha az çaba gösterdikleri durumlara ve bunun nasıl önlenebileceğine bakacağız.

Sıfır noktası

1898'de Norman Triplett, bisiklet yarışlarının kayıtlarını incelerken bir şey fark etti: bisikletçiler, tek başlarına saate karşı yarıştıklarında değil, başka bisikletçilerle birlikte yarıştıklarında daha hızlıydı. Bu gözlemi laboratuvara taşıdı ve çocuklardan bir olta makarasını olabildiğince hızlı çevirmelerini istedi; kimi zaman tek başlarına, kimi zaman yan yana başka bir çocukla.

Triplett, çocukların bir kısmının yanında başka bir çocuk olduğunda daha hızlı çevirdiğini bildirdi. Bu çalışma sonradan sosyal psikolojinin ilk deneylerinden biri olarak anılmaya başlandı. Ama 2005'te Michael Strube, Triplett'in verilerini çağdaş istatistiksel yöntemlerle yeniden çözümledi ve yalnız çevirenler ile yan yana çevirenler arasındaki farkların küçük olduğunu ve istatistiksel olarak anlamlı olmadığını buldu.

Triplett'in sorusu, yani başkalarının varlığının performansı nasıl etkilediği, yirminci yüzyıl boyunca laboratuvarlarda defalarca yeniden soruldu. Bu çalışmaların bir kısmı varlığın performansı artırdığını, bir kısmı ise düşürdüğünü buldu.

Mekanizma

Baskın tepki

1965'te Robert Zajonc, bu çelişkili görünen bulguları tek bir açıklamayla birleştirdi. M10-D01'de tanımlanan uyarılma kuramından yola çıkarak, başkalarının varlığının kişinin genel uyarılmasını artırdığını, artan uyarılmanın ise kişinin o durumda en kolay ve en alışkın olduğu tepkiyi ortaya çıkarma olasılığını yükselttiğini öne sürdü.

Bu açıklamaya göre Burcu'nun valsinde baskın tepki doğru notalardı; uyarılma onları daha akıcı hale getirdi. Etütte ise henüz baskın tepki doğru notalar değildi; uyarılma, hatalı ve tereddütlü tepkileri öne çıkardı.

Yaygın yanlış"Kalabalık önünde herkes daha iyi performans gösterir; seyircinin enerjisi insanı yukarı taşır."
Doğrusu

Seyirci, iyi öğrenilmiş ve basit işlerde performansı biraz artırabiliyor; ama karmaşık ya da yeni öğrenilen işlerde düşürüyor. Bir sporcu için ev sahibi seyircisi bir avantaj olabilir; ama ilk kez denediği bir hareket için bir dezavantaj olabilir. Ayrıca bu etkilerin büyüklüğü, ortalamada, çoğu insanın sandığından küçük.

Neden uyarılma?

Zajonc'un modeli, başkalarının varlığının neden uyarılmayı artırdığını açıklamıyordu. Sonraki araştırmacılar birkaç cevap önerdi.

Bir başka açıklama dikkatle ilgili. Başkalarının varlığı dikkati bölüyor: kişi hem işine hem de başkalarına dikkat ediyor. Bu bölünmüş dikkat, basit işlerde odaklanmayı artırarak performansı yükseltebilir, karmaşık işlerde ise gerekli dikkat kaynaklarını tüketerek düşürebilir.

Usta katmanı

Grubun içinde kaybolmak

Başkalarının varlığı her zaman bir seyirci ya da bir rakip biçiminde değil. Çoğu zaman başkalarıyla birlikte, ortak bir sonuç için çalışıyoruz ve bu durumda başka bir olgu ortaya çıkıyor.

Daha 1880'lerde Fransız mühendis Maximilien Ringelmann, bir halatı çeken insanların sayısı arttıkça kişi başına düşen çekme kuvvetinin azaldığını gözlemlemişti. Ama bu azalmanın bir kısmı, insanların aynı anda çekmekte zorlanmasından, yani koordinasyon kaybından kaynaklanıyor olabilirdi. 1979'da Bibb Latané, Kipling Williams ve Stephen Harkins bu iki açıklamayı birbirinden ayırmanın bir yolunu buldu.

Aylaklığı ne azaltır?

1993'te Steven Karau ve Kipling Williams, aylaklık üzerine o güne dek yapılmış deneyleri tek bir istatistiksel incelemede birleştirerek, çabadaki düşüşü büyüten ve küçülten etkenleri ayırdı.

Yaygın yanlış"Grup çalışmaları her zaman bireysel çalışmadan daha verimlidir; çok kafa bir kafadan iyidir."
Doğrusu

Grup çalışmasının bilgi paylaşımı ve farklı bakış açıları gibi gerçek yararları var; ama aylaklık ve koordinasyon kaybı gibi gerçek bedelleri de var. Grupların verimli olup olmaması, bireysel katkıların görünür olmasına, işin üyeler için anlamlı olmasına ve grubun büyüklüğüne bağlı. Bir grubu büyütmek, onu otomatik olarak daha üretken yapmıyor.

Yaygın yanlış"Grup çalışmasında az çaba gösteren kişiler tembel insanlardır."
Doğrusu

Aynı kişi, katkısı görünür olduğunda ve iş onun için anlamlı olduğunda çok çalışırken, katkısının görünmez olduğu bir grupta daha az çaba gösterebiliyor. Sosyal aylaklık, bir kişilik kusurundan çok, bir düzenin ürünü. M13-D02'nin konusu olan, davranışı kişiye yükleyip düzeni gözden kaçırma eğilimi, grup çalışmasında az katkıda bulunanı tembel diye etiketlerken, düzenin payını görmezden gelmeye yol açabiliyor.

Kanıtın sınırı

Başkalarının varlığına dair bu iki olgu, defalarca tekrarlanmış bulgular; ama tekrarlanmış olmaları, sınırlarının olmadığı anlamına gelmiyor.

İlk sınır, etkilerin büyüklüğü. Bond ve Titus'un meta-analizi, sosyal kolaylaştırma etkilerinin tutarlı ama küçük olduğunu gösterdi. Bir sporcunun ev sahibi seyircisinin önündeki üstünlüğü ya da bir öğrencinin sınavdaki başarısı, başkalarının varlığından çok başka etkenlere bağlı olabilir.

İkinci sınır, araştırmaların çoğunun laboratuvarda, kısa süreli ve basit işlerle yapılması. Bağırma, alkışlama, düğmeye basma ya da sözcük listeleri gibi işler, bir şirketteki uzun süreli bir proje ya da bir okul yılı boyunca süren bir grup çalışmasından çok farklı. Gerçek gruplarda üyeler birbirini tanıyor, birbirine karşı sorumluluk duyuyor ve uzun süreli ilişkiler içinde çalışıyor; bu koşullarda aylaklığın biçimi ve büyüklüğü değişebiliyor.

Üçüncü sınır, olguların klasik öykülerinin de düzeltmeye ihtiyaç duyması. Triplett'in çalışması bir alanın kuruluş öyküsü olarak anlatıldı, ama verileri yeniden çözümlendiğinde anlamlı bir etki göstermedi. Ringelmann'ın halat çekme gözlemleri ise koordinasyon kaybı ile çaba kaybını birbirinden ayırmıyordu. Bir olgunun sağlam olması, onu ilk gösterdiği söylenen çalışmanın sağlam olduğu anlamına gelmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sosyal kolaylaştırma, başkalarının varlığının basit ve iyi öğrenilmiş işlerde performansı artırması, karmaşık ya da yeni işlerde düşürmesi; Zajonc bunu, varlığın uyarılmayı ve baskın tepkiyi artırmasıyla açıkladı.

Değerlendirilme kaygısı ve dikkat bölünmesi, başkalarının varlığının neden uyarılmayı artırdığına dair önerilen açıklamalar; meta-analizler etkinin tutarlı ama küçük olduğunu gösteriyor.

Sosyal aylaklık, bireysel katkıların belirlenemediği gruplarda insanların daha az çaba göstermesi; sahte grup deneyleri bunun yalnızca koordinasyon kaybından değil, çabadaki azalmadan da kaynaklandığını gösterdi.

Aylaklık, bireysel katkılar görünür olduğunda, iş anlamlı olduğunda ve grup değerli bulunduğunda azalıyor; önemli bir işte zayıf bir grup ise sosyal telafiyi tetikleyebiliyor.

Bir olgunun sağlam olması, onu ilk gösterdiği söylenen çalışmanın da sağlam olduğu anlamına gelmiyor; Triplett'in verileri yeniden çözümlendiğinde anlamlı bir etki göstermedi.

Sonraki derse köprü

Bu derste grupların bireylerin çabasını nasıl etkilediğini gördük. Ama gruplar yalnızca birlikte çalışmıyor, birlikte karar da veriyor: bir şirketin yönetim kurulu, bir mahkeme heyeti, bir hükümetin danışma kurulu ya da bir arkadaş grubu.

Bir grubun kararı, üyelerinin tek tek vereceği kararların ortalaması mı olur? Yoksa birlikte tartışan insanlar, tek başlarına hiçbirinin varmayacağı daha uç bir noktaya mı varır? Uyumu korumak için kimsenin itiraz etmediği bir toplantı, nasıl felaketle sonuçlanan bir karara dönüşebilir? Sıradaki dersin konusu: grup düşüncesi ve kutuplaşma.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.