M14-D02
Uyma
Açık bir yargıda bile grup baskısına uyma oranlarını ve uymayı azaltan koşulları açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M14, Sosyal etki ve gruplar · 2.616 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Uyma, açık bir istek olmadan, kişinin davranışını ya da yargısını bir grubunkine yaklaştırması; gündelik hayatın büyük bölümü için gerekli, sorun açık bir gözleme ya da değerlere aykırı uyduğunda başlıyor.
Asch'ın deneyinde, açıkça yanlış bir cevapta birleşen bir grubun karşısında cevapların yaklaşık üçte biri gruba uydu, üçte ikisi ise bağımsızdı; ders kitapları bu iki yüzden çoğunlukla birincisini anlattı.
Uyma, bilgisel etkiyle bir grubun yargısını gerçekten benimsemekten de, normatif etkiyle yalnızca ayrı düşmemek için dışarıdan uymaktan da kaynaklanabiliyor; cevaplar gizli verildiğinde uyma azalıyor.
Grubun oybirliğinin tek bir kişiyle bozulması uymayı keskin biçimde azaltıyor; çoğunluğun üç kişiden fazlası ise uymayı pek artırmıyor.
Uyma düzeyi kültürden kültüre ve zamanla değişiyor; yetmiş yıl sonraki bir tekrarlama Asch'ınkine yakın bir oran buldu ve doğru cevaba ödül verildiğinde uyma azaldı.
Açılış sahnesi
Arda, üniversitede bir ekonomi seminerinde oturuyor. Hoca tahtaya iki grafik asıyor ve sırayla öğrencilere soruyor: "Hangi ülkenin büyümesi daha hızlı?" Arda'ya göre cevap açık; ikinci grafikteki çizgi belirgin biçimde daha dik. Ama ilk konuşan öğrenci "birinci" diyor. İkincisi de "birinci" diyor. Üçüncüsü, dördüncüsü, beşincisi aynı cevabı veriyor.
Sıra Arda'ya geliyor. Grafiğe bir kez daha bakıyor. Yanlış mı görüyor? Belki ekseni yanlış okumuştur; belki herkesin bildiği ama kendisinin kaçırdığı bir ayrıntı vardır. Kalbi hızlanıyor. Bir an "ikinci" demeye hazırlanıyor, sonra "Sanırım birinci," diyor. Seminerden çıktıktan sonra grafiğe yeniden bakıyor; cevap hâlâ açıkça ikinci.
Arda'nın semineri gerçek değil; ama Arda'nın o birkaç saniyede yaşadığı tereddüt, 1950'lerde bir laboratuvarda sistematik olarak üretildi ve o günden beri psikolojinin en çok anlatılan, en çok da yanlış anlatılan deneylerinden birinin konusu oldu.
Bu derste ne olacak
M14-D01'de belirsiz bir durumda, doğru cevabı kimsenin bilmediği bir yerde, insanların birbirinin tahminine yöneldiğini gördük. Bu derste daha zor bir soruyu soruyoruz: doğru cevap açıkça gözünün önündeyken, grubun geri kalanı yanlış bir cevapta birleşirse ne olur?
Önce bu soruyu sınayan klasik deneyi ve onun sayılarını göreceğiz. Sonra bu modülün ilkesine uyarak deneyi ikinci kez anlatacağız: ders kitaplarının ondan ne çıkardığını, deneyi yapan araştırmacının kendisinin ne düşündüğünü ve bu ikisinin neden ayrıştığını. Ardından insanların neden uyduğuna, uymayı azaltan koşullara, kültür ve zaman içindeki değişime ve yetmiş yıl sonra yapılan tekrarlamalara bakacağız.
Sıfır noktası
Gündelik dilde "uymak" çoğu zaman olumsuz bir anlam taşıyor: sürüye uymak, kendi aklını kullanmamak. Ama sosyal psikolojide uyma, değerlendirmeden bağımsız bir kavram. M11-D04'te Piaget'nin şemaları değiştirme anlamında kullandığı "uyma" ile karıştırılmaması için burada sosyal uyma diyeceğiz.
Uyma, toplumsal hayatın işlemesi için büyük ölçüde gerekli. Trafikte sağdan gitmek, kuyrukta sıra beklemek ya da bir cenazede sessiz durmak, hep uymanın biçimleri. Sorun, uymanın kendisi değil; kişinin kendi gözlemine ya da vicdanına aykırı bir yargıya uyması.
Mekanizma
Çizgiler
1950'lerin başında Solomon Asch, Şerif'in belirsiz ışık deneyinden farklı olarak, doğru cevabın açık olduğu bir durumda uymayı incelemek istedi. Katılımcılara bir kart üzerinde bir çizgi ve başka bir kart üzerinde uzunlukları farklı üç çizgi gösterildi; hangi çizginin ilk çizgiyle aynı uzunlukta olduğunu söylemeleri istendi. Yalnız başına yapıldığında bu görevde neredeyse hiç kimse hata yapmıyordu.
Ama katılımcı yalnız değildi. Masada, kendisi gibi katılımcı olduğunu sandığı ama aslında araştırmacıyla işbirliği yapan altı ya da yedi kişi vardı. Cevaplar yüksek sesle ve sırayla veriliyordu; gerçek katılımcı sonlardan birinde konuşuyordu. Bazı denemelerde işbirlikçilerin hepsi açıkça yanlış olan aynı cevabı veriyordu.
İki farklı okuma
Asch'ın bulgusu ders kitaplarına çoğunlukla bir başlıkla girdi: "İnsanlar, açıkça yanlış olduğunu bildikleri halde gruba uyar." Bu başlık deneyin sayılarından birini, yüzde otuz yediyi, öne çıkarıyordu.
Ama aynı sayılar başka bir biçimde de okunabilir. Kritik denemelerdeki cevapların yaklaşık üçte ikisi doğruydu: katılımcılar, oybirliğiyle karşılarına dikilen bir grubun yanlış cevabına rağmen, çoğu zaman kendi gözlerine güvendi. Asch'ın kendisi de bulgusunu öncelikle bir bağımsızlık gösterimi olarak görüyordu.
1990'da Ronald Friend, Yvonne Rafferty ve Dana Bramel, 1953 ile 1984 arasında yayımlanmış doksan dokuz sosyal psikoloji ders kitabını inceledi. Ders kitaplarının Asch'ın deneyindeki uymanın yaygınlığını sistematik olarak abarttığını ve bağımsızlığın yaygınlığını küçümsediğini buldular; üstelik bu eğilimin zaman içinde güçlendiğini gördüler.
Yaygın yanlış"Asch'ın deneyi, insanların çoğunun gruba körü körüne uyduğunu gösterdi."
Deneyde cevapların çoğunluğu bağımsızdı ve katılımcıların dörtte biri hiç uymadı. Uyan katılımcıların çoğu da her denemede değil, bazı denemelerde uydu. Deneyin gösterdiği şey, güçlü bir sosyal baskının açık bir algısal yargıyı bile etkileyebildiği; ama bu etkinin sınırlı olduğu ve insanların çoğunun çoğu zaman direndiği.
Neden uyuyoruz?
1955'te Morton Deutsch ve Harold Gerard, uymanın iki farklı nedeni olabileceğini öne sürdü.
M14-D01'deki karanlık oda deneyinde ağır basan, bilgisel etkiydi: doğru cevabı kimse bilmiyordu. Asch'ın çizgilerinde ise doğru cevap açıktı; bu yüzden uymanın önemli bir kısmının normatif olduğu düşünülüyor. Bu ayrımı sınamanın bir yolu, cevapların yüksek sesle değil, gizlice verilmesi.
Usta katmanı
Uymayı azaltan koşullar
Asch, temel deneyinin yanında pek çok değişke denedi ve uymanın hangi koşullarda arttığını, hangilerinde azaldığını gösterdi.
Bu değişkelerin en çarpıcısı, grubun oybirliğinin bozulmasıyla ilgiliydi. İşbirlikçilerden yalnızca biri doğru cevabı verdiğinde, gerçek katılımcının uyma oranı yüzde otuz yedi civarından yüzde beş civarına düştü. Tek bir müttefik, baskının neredeyse tamamını ortadan kaldırdı.
İlginç olan, müttefikin doğru cevabı vermesinin şart olmaması. Bazı değişkelerde, grubun geri kalanından farklı ama yine yanlış bir cevap veren bir kişi de uymayı azalttı. Önemli olan, grubun oybirliğinin bozulması.
Kültür ve zaman
Asch'ın düzeneği, yayımlanmasının ardından on yedi ülkede yeniden kuruldu. Rod Bond ve Peter Smith bu kurulumların sonuçlarını tek bir istatistiksel incelemede topladı.
Bu bulgu iki şey söylüyor. Birincisi, Asch'ın deneyindeki uyma düzeyi insan doğasının sabit bir özelliği değil; tarihe ve kültüre bağlı. İkincisi, uymanın anlamı da kültürden kültüre değişebiliyor: bazı toplumlarda uyma, bir zayıflık değil, gruba duyarlılığın ve uyumun bir işareti olarak görülebiliyor.
Yetmiş yıl sonra
Asch'ın deneyi, psikolojinin tekrarlama krizinde sorgulanan pek çok bulgunun aksine, sağlam görünen bulgulardan biri.
Yaygın yanlış"Gruba uyanlar zayıf karakterli, kendi fikri olmayan insanlardır."
Asch'ın deneylerinde aynı kişiler bazı denemelerde uydu, bazılarında uymadı; uyma, büyük ölçüde durumun bir özelliğiydi. Grup oybirliğiyle karşı çıktığında, cevaplar herkesin önünde verildiğinde ve grup kişi için önemli olduğunda uyma arttı; tek bir müttefik olduğunda ya da cevap gizli verildiğinde azaldı. Uymayı kişilik kusuru olarak görmek, M13-D02'de gördüğümüz temel yükleme hatasının bir örneği.
Yaygın yanlış"Uyma her zaman kötüdür; ideal insan hiçbir zaman gruba uymaz."
Gruba uymak, pek çok durumda akılcı ve yararlı: başkalarının bilgisinden yararlanmak, toplumsal düzenin işlemesini sağlamak ve ilişkileri korumak. Hiçbir zaman uymayan biri, başkalarının birikiminden yararlanamaz ve toplumsal hayata katılmakta zorlanır. Sorun, kişinin açık bir gözleme, önemli bir bilgiye ya da kendi değerlerine aykırı bir yargıya, yalnızca ayrı düşmemek için uyması.
Kanıtın sınırı
Asch'ın bulguları sosyal psikolojinin en sağlam bulguları arasında; ama yorumları ve genellenebilirliği konusunda tartışmalar sürüyor.
İlk sınır, deneyin yapay bir durumu incelemesi. Çizgi uzunluklarını tahmin etmek, katılımcı için kişisel olarak önemsiz bir görev; yanlış bir cevabın gerçek hiçbir sonucu yok. Gerçek hayatta uymanın en çok önem taşıdığı durumlar ise, sonuçların ağır olduğu ve grubun kişi için gerçekten önemli olduğu durumlar. Bu durumlarda uymanın oranı ve biçimi farklı olabilir.
İkinci sınır, katılımcıların neden uyduğunun tam olarak bilinmemesi. Bazı katılımcılar sonradan, grubun haklı olduğunu düşündüklerini, bazıları deneyi bozmamak için uyduklarını, bazıları ise yalnızca dikkat çekmek istemediklerini söyledi. Aynı davranışın arkasında farklı nedenler olabiliyor ve tek bir uyma oranı bu çeşitliliği gizliyor.
Üçüncü sınır, ders kitaplarının deneyi aktarma biçimi. Friend ve meslektaşlarının çalışmasının gösterdiği gibi, bir bulgunun nasıl anlatıldığı, bulgunun kendisi kadar önemli olabiliyor. Asch'ın sayıları değişmedi; ama onlara dair hikâye, on yıllar içinde bir bağımsızlık hikâyesinden bir boyun eğme hikâyesine dönüştü.
Kendin dene
Aklında kalsın
Uyma, açık bir istek olmadan, kişinin davranışını ya da yargısını bir grubunkine yaklaştırması; gündelik hayatın büyük bölümü için gerekli, sorun açık bir gözleme ya da değerlere aykırı uyduğunda başlıyor.
Asch'ın deneyinde, açıkça yanlış bir cevapta birleşen bir grubun karşısında cevapların yaklaşık üçte biri gruba uydu, üçte ikisi ise bağımsızdı; ders kitapları bu iki yüzden çoğunlukla birincisini anlattı.
Uyma, bilgisel etkiyle bir grubun yargısını gerçekten benimsemekten de, normatif etkiyle yalnızca ayrı düşmemek için dışarıdan uymaktan da kaynaklanabiliyor; cevaplar gizli verildiğinde uyma azalıyor.
Grubun oybirliğinin tek bir kişiyle bozulması uymayı keskin biçimde azaltıyor; çoğunluğun üç kişiden fazlası ise uymayı pek artırmıyor.
Uyma düzeyi kültürden kültüre ve zamanla değişiyor; yetmiş yıl sonraki bir tekrarlama Asch'ınkine yakın bir oran buldu ve doğru cevaba ödül verildiğinde uyma azaldı.
Sonraki derse köprü
Asch'ın deneyinde katılımcıya kimse ne yapacağını söylemedi. Baskı, kimsenin açıkça dile getirmediği bir beklentiden, yani grubun sessiz oybirliğinden geliyordu.
Peki baskı açık bir emir biçiminde gelirse? Yetkili görünen biri, beyaz önlüğüyle yanında durup sana bir başkasına zarar verebilecek bir şey yapmaya devam etmeni söylerse, nereye kadar devam edersin? Bu soruyu soran ve psikolojinin en ünlü ve en tartışmalı deneyi haline gelen çalışmalar, M14-D03'ün konusu: itaat.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.