İçeriğe geç

M14-D01

Norm oluşumu

Belirsizlik altında grup normlarının nasıl oluştuğunu otokinetik deneyle açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M14, Sosyal etki ve gruplar · 2.686 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sosyal normlar, bir grubun çoğunun paylaştığı yazılı olmayan beklentiler; çoğu zaman kimse tarafından açıkça söylenmeden, başkalarının davranışını izleyerek öğreniliyor.

Şerif'in otokinetik deneylerinde, belirsiz bir durumda insanların tahminleri birkaç denemede ortak bir değere yaklaştı ve bu değer kişiler yalnız kaldığında da sürdü.

Jacobs ve Campbell'in deneyinde keyfi bir norm, onu başlatanlar gittikten sonra birkaç kuşak sürdü, ama dayanaksız olduğu için zamanla doğal düzeyine döndü.

Betimleyici normlar insanların ne yaptığını, buyurucu normlar ne yapılması gerektiğini anlatıyor; ikisi ayrıştığında göz önündeki betimleyici norm çoğu zaman güçlü çıkıyor ve ortalamayı bildiren mesajlar bumerang etkisi yaratabiliyor.

Çoğulcu bilgisizlik, kimsenin gerçekten istemediği bir normun, herkesin onu başkalarının istediğini sanmasıyla sürebildiğini gösteriyor.

Açılış sahnesi

Sena, bir yazılım şirketinde işe başlıyor. İş sözleşmesinde çalışma saatleri dokuzdan altıya yazıyor. İlk gün saat altı olduğunda çantasını toplamaya başlıyor, ama etrafına bakınca kimsenin kalkmadığını görüyor. Bir süre daha oturuyor. Altı buçukta iki kişi çıkıyor; yedide birkaç kişi daha. Sena yedi buçukta çıkıyor ve kapıdan çıkarken hâlâ çalışan yarım düzine insan görüyor.

Üçüncü haftanın sonunda Sena artık her akşam yedi buçuğa kadar kalıyor. Kimse ona kalmasını söylemedi; hiçbir toplantıda bundan söz edilmedi. Bir gün yeni gelen bir stajyer altıda çıkmak üzereyken Sena kendini, ona "Erken çıkıyorsun" diye takılırken buluyor. Stajyer şaşkın bir yüzle oturuyor.

Sena ve şirketi bu derse ait bir kurmaca; ama Sena'nın üç haftada kimse söylemeden öğrendiği ve sonra kendisinin de bir başkasına öğrettiği kural, psikolojinin grupları anlamak için kullandığı en temel kavramlardan birinin gündelik bir örneği.

Bu derste ne olacak

Bu ders, toplum içindeki insanı ele alan bölümün ikinci modülünü açıyor. M13'te insanların kendilerini ve başkalarını nasıl algıladığını inceledik; bu modülde başkalarının varlığının ve beklentilerinin davranışı nasıl biçimlendirdiğine bakıyoruz. Modülün derslerinde psikolojinin en ünlü deneylerinden bazıları yer alıyor ve her birini iki kez anlatacağız: ders kitaplarına girdiği haliyle ve sonraki eleştirilerle, arşiv çalışmalarıyla ve tekrarlamalarla düzeltilmiş haliyle.

M13-D10, genişletilmiş temasın gücünü, bir arkadaş çevresinin neyi kabul edilebilir saydığına bağlamıştı. Bu derste o "normal"in kendisinin nasıl doğduğunu soruyoruz. Önce kimsenin kuralları açıkça yazmadığı belirsiz bir durumda bir grubun nasıl ortak bir ölçüye vardığını gösteren klasik deneyi göreceğiz. Sonra bu ölçünün kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığına, normların farklı türlerine ve normların davranışı değiştirmek için nasıl kullanıldığına bakacağız. İnsanların çevrelerinin normlarına dair tahminlerinin sapması ve bu sapmayı düzeltmeye yönelik geri bildirimler ise Terapi Akademisi S01-P02-D05'te işlendi; burada o konuyu yeniden açmıyoruz.

Sıfır noktası

Her grubun yazılı olmayan kuralları var: bir toplantıda kimin önce konuşacağı, bir yemekte ne zaman kalkılacağı, bir mesaja ne kadar sürede cevap verileceği. Bu kurallar çoğu zaman kimse tarafından açıkça söylenmiyor; ama bir grubun üyeleri onları biliyor ve onlara uymayanlar fark ediliyor.

1930'ların ortasında Muzafer Şerif, grupların normları nasıl oluşturduğunu laboratuvarda incelemek istedi. Bunun için, doğru cevabın gerçekten belirsiz olduğu bir algı yanılsamasından yararlandı.

Mekanizma

Karanlık odada bir ışık

Şerif'in deneyinde katılımcılar karanlık bir odada oturuyor ve sabit bir ışık noktasına bakıyordu. Her denemede ışığın ne kadar hareket ettiğini tahmin edip yüksek sesle söylüyorlardı. Işık aslında hiç hareket etmiyordu; ama katılımcılar bunu bilmiyordu.

Bu deneyin önemi, normun dışarıdan dayatılmadan, yalnızca insanların birbirinin cevabını duymasıyla oluşması. Kimse kimseyi ikna etmeye çalışmadı; kimse bir lider seçmedi. Belirsiz bir durumda her biri, öbürlerinin tahminini kendi tahmini için bir bilgi olarak kullandı.

Yaygın yanlış"İnsanlar bir normu, ancak onu açıkça benimseyip doğru bulduklarında izler."
Doğrusu

Şerif'in katılımcıları, ortak değere vardıklarında bunu bir karar olarak yaşamadı; çoğu, kendi tahminlerinin başkalarından etkilendiğini fark etmedi. Normların büyük kısmı, bilinçli bir kabulle değil, belirsiz durumlarda başkalarının davranışını bir bilgi kaynağı olarak kullanmanın sessiz bir sonucu olarak benimseniyor. Sena da çalışma saatlerine dair bir karar vermedi; yalnızca etrafına baktı.

Kuşaktan kuşağa

Şerif'in deneyi bir normun nasıl doğduğunu gösterdi. 1961'de Robert Jacobs ve Donald Campbell, böyle bir normun, onu başlatanlar ortadan kalktıktan sonra da yaşayıp yaşamadığını sordu.

Olan ve olması gereken

Robert Cialdini ve meslektaşları 1990'da, iki tür normu birbirinden ayırmanın önemli olduğunu öne sürdü.

Usta katmanı

Normlarla davranış değiştirmek

Betimleyici normların davranışı etkileyebileceği fikri, kamu politikalarında ve kampanyalarda yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Ama bu kullanımın beklenmedik bir yan etkisi olabiliyor.

Normların bir başka ilginç yanı, insanların grubun normunu çoğu zaman yanlış algılaması. Deborah Prentice ve Dale Miller 1990'ların başında, bir üniversitedeki öğrencilerin büyük çoğunluğunun kampüsteki yoğun içki içme kültüründen kişisel olarak rahatsız olduğunu, ama her birinin öbürlerinin bu kültürden memnun olduğunu sandığını buldu.

Yaygın yanlış"Bir grubun normunu değiştirmek için önce grubun çoğunluğunu ikna etmek gerekir."
Doğrusu

Çoğulcu bilgisizliğin olduğu bir grupta çoğunluk zaten normu istemiyor olabilir; eksik olan şey, bunun görünür hale gelmesi. Böyle durumlarda, saygı duyulan birkaç kişinin normdan açıkça sapması ya da grubun gerçek tercihlerinin adsız bir yoklamayla ortaya konması, uzun bir ikna sürecinden daha hızlı bir değişim yaratabiliyor.

Yaygın yanlış"Bir norm yaygınsa, grubun çoğunluğu onu gerçekten benimsiyordur."
Doğrusu

Çoğulcu bilgisizlik, bir normun görünürdeki yaygınlığı ile grubun gerçek tercihleri arasında büyük bir mesafe olabileceğini gösteriyor. İnsanlar çoğu zaman başkalarının ne düşündüğünü onların davranışlarından çıkarıyor; ama başkaları da aynı şeyi yapıyorsa, herkesin davranışı herkesin yanlış tahmininin bir yansıması olabiliyor.

Kanıtın sınırı

Norm oluşumu üzerine klasik deneyler, belirsiz durumlarda grupların ortak ölçüler geliştirdiğini sağlam biçimde gösterdi. Ama bu bulguların gerçek hayata ve kampanyalara uygulanması sırasında bazı sınırlar ortaya çıktı.

İlk sınır, Şerif'in deneyinin doğru cevabın gerçekten belirsiz olduğu bir durumu incelemesi. Gerçek hayatta pek çok norm, belirsizliğin değil, açık çıkarların, güç ilişkilerinin ve yaptırımların bulunduğu durumlarda oluşuyor. Sena'nın şirketinde geç saate kadar kalmanın normu, yalnızca belirsizlikten değil, terfi kaygısından ve yöneticinin gözünden de besleniyor olabilir.

İkinci sınır, norm temelli kampanyaların sonuçlarının bağlama bağlı olması. Otel misafirlerinin havlularını yeniden kullanmasını teşvik eden ünlü bir çalışma, "bu odada kalan misafirlerin çoğu havlusunu yeniden kullandı" gibi betimleyici norm mesajlarının, standart çevre mesajlarından daha etkili olduğunu bildirdi. Ancak Almanya'daki iki otelde yapılan bir tekrarlama, betimleyici norm mesajlarının standart mesajdan daha etkili olmadığını buldu; yeniden kullanım oranları iki koşulda da zaten yüksekti.

Üçüncü sınır, Terapi Akademisi S01-P02-D05'te de not edildiği gibi, algılanan normları düzelten geri bildirim çalışmalarının etkilerinin çoğu zaman küçük ve alana göre değişken olması. Bir normun gücünü laboratuvarda göstermek, onu bir kampanya aracı olarak güvenilir biçimde kullanmakla aynı şey değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sosyal normlar, bir grubun çoğunun paylaştığı yazılı olmayan beklentiler; çoğu zaman kimse tarafından açıkça söylenmeden, başkalarının davranışını izleyerek öğreniliyor.

Şerif'in otokinetik deneylerinde, belirsiz bir durumda insanların tahminleri birkaç denemede ortak bir değere yaklaştı ve bu değer kişiler yalnız kaldığında da sürdü.

Jacobs ve Campbell'in deneyinde keyfi bir norm, onu başlatanlar gittikten sonra birkaç kuşak sürdü, ama dayanaksız olduğu için zamanla doğal düzeyine döndü.

Betimleyici normlar insanların ne yaptığını, buyurucu normlar ne yapılması gerektiğini anlatıyor; ikisi ayrıştığında göz önündeki betimleyici norm çoğu zaman güçlü çıkıyor ve ortalamayı bildiren mesajlar bumerang etkisi yaratabiliyor.

Çoğulcu bilgisizlik, kimsenin gerçekten istemediği bir normun, herkesin onu başkalarının istediğini sanmasıyla sürebildiğini gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Şerif'in katılımcıları, doğru cevabı bilmenin imkânsız olduğu bir durumda birbirlerine yöneldi. Böyle bir durumda başkalarının tahminini bir bilgi olarak kullanmak akıllıca bir davranış.

Ama doğru cevap gözünün önündeyse ne olur? Bir çizginin ötekinden açıkça daha uzun olduğunu gördüğün halde, etrafındaki herkes tam tersini söylüyorsa, sen ne söylersin? Bu soruya verilen cevap ve o cevabın sonraki on yıllarda nasıl yorumlandığı, M14-D02'nin konusu: uyma.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.