M13-D07
Kalıp yargı, önyargı ve ayrımcılık
Bilişsel, duygusal ve davranışsal bileşenleri ayırır ve önyargının kökenlerini açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 3.021 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kalıp yargı bir gruba dair inanç, önyargı bir gruba yönelik duygu, ayrımcılık ise grup üyeliğine dayanan farklı davranış; üçü birbirine bağlı ama birbirinden bağımsız da ortaya çıkabiliyor.
Kategoriye ayırma eğilimi, dış grubu türdeş görmeye ve seyrek ama dikkat çekici bilgilerden yanılsamalı ilişkiler kurmaya yol açabiliyor.
En küçük grup deneyleri, önemsiz bir ölçüte göre gruplara ayrılmanın bile kendi grubunu kayırmaya yetebildiğini gösterdi; sosyal kimlik kuramı bunu benlik değerinin gruplardan beslenmesiyle açıklıyor.
Kalıp yargı içeriği modeline göre gruplar sıcaklık ve yetkinlik boyutlarında algılanıyor ve bu iki boyutun birleşimi hayranlık, acıma, kıskançlık ya da küçümseme gibi farklı duygular üretiyor.
Saha deneyleri, açık önyargının azaldığı dönemlerde bile işe alımda ölçülen ayrımcılığın sürebildiğini gösteriyor; ayrımcılık açık düşmanlık olmadan da işleyebiliyor.
Açılış sahnesi
Bir yazılım şirketinin insan kaynakları uzmanı Ayşen Hanım, bir kıdemli geliştirici kadrosu için son iki adayın özgeçmişini yan yana koymuş. İkisi de aynı üniversiteden mezun, ikisinin de yedi yıllık deneyimi var, ikisi de benzer projelerde çalışmış. Biri Elif, öbürü Emre.
Ayşen Hanım bir süre düşünüyor. Elif'in özgeçmişinde son iki yılda bir yıllık bir boşluk olduğunu görüyor ve aklına hemen bir açıklama geliyor: doğum izni. "Belki yakında ikinci çocuğu da olur," diye düşünüyor, "proje tam hızlanacakken." Emre'nin özgeçmişinde de altı aylık bir boşluk var; onu fark etmiyor bile. Görüşmeye Emre'yi çağırıyor. Ayşen Hanım kendini kesinlikle cinsiyetçi biri olarak görmüyor; hatta şirketteki kadın çalışanların sayısını artırmak için bir program başlatmış.
Ayşen Hanım'ın masası ve iki aday kurgu; ama o masada birkaç saniyede gerçekleşen şey, sosyal psikolojinin en ağır sonuçları olan konularından birinin üç ayrı katmanını bir arada gösteriyor.
Bu derste ne olacak
M13-D06'da insanların kendilerini başkalarıyla karşılaştırarak değerlendirdiğini gördük. Bu derste bakışı gruplara çeviriyoruz: insanların bütün bir grup hakkında taşıdığı inançlara, o gruba karşı hissettiklerine ve o gruptan birine nasıl davrandıklarına.
Önce bu üç katmanı birbirinden ayıracağız. Sonra önyargının nereden geldiğine dair başlıca açıklamaları, yani zihnin kategorilere ayırma eğilimini, gruba ait olmanın kendisinin etkisini ve gruplar arasındaki rekabeti inceleyeceğiz. Ardından farklı grupların neden farklı türden önyargılarla karşılaştığına ve ayrımcılığın gerçek hayatta nasıl ölçüldüğüne bakacağız. Ayrımcılığın ona maruz kalan kişide bıraktığı izi Terapi Akademisi S03-P03-D02'de işledi; bu derste süreci uygulayanın tarafından bakıyoruz.
Sıfır noktası
Gündelik dilde "önyargı", "kalıp yargı" ve "ayrımcılık" sözcükleri çoğu zaman birbirinin yerine kullanılıyor. Sosyal psikoloji bunları birbiriyle bağlantılı ama ayrı üç süreç olarak ele alıyor.
Ayşen Hanım'ın masasında üçü de vardı. "Kadınlar çocuk sahibi olduktan sonra işe daha az zaman ayırır" bir kalıp yargı. Bu düşüncenin eşlik ettiği hafif bir kaygı ya da isteksizlik, bir duygu. Görüşmeye Emre'nin çağrılması ise bir davranış: Elif'in elenmesinin sebebi, kendi özgeçmişi değil, ait olduğu grup hakkındaki bir genellemeydi.
Mekanizma
Kategoriye ayıran zihin
1954'te Gordon Allport, önyargının doğası üzerine yazdığı kitapta, önyargının büyük ölçüde zihnin olağan bir işleyişinden beslendiğini öne sürdü: insanlar dünyayı kategorilere ayırarak anlamlandırıyor. M09-D01'de gördüğümüz gibi kategoriler düşünmeyi hızlandırıyor; bir nesneyi "sandalye" olarak tanımak, onun üzerine oturulabileceğini hemen bilmemizi sağlıyor. Ama aynı süreç insanlara uygulandığında, kişiyi tek tek tanımak yerine onu bir kategorinin örneği olarak görmeye yol açabiliyor.
Kategorize etmenin sistematik bir yan etkisi, kendi grubumuzun üyelerini çeşitli, öteki grubun üyelerini ise birbirine benzer görmek.
Kalıp yargıların bir başka kaynağı, M02-D01'de tanımlanan yanılsamalı ilişkiyle ilgili. David Hamilton ve Robert Gifford, bu yanılgının, gruplar hakkında hiçbir önceden bilgi olmadığında bile, bir azınlık grubuna karşı olumsuz bir kalıp yargı üretebileceğini gösterdi.
Bu bulgu, bir azınlık grubunun üyelerinin olumsuz davranışlarının, çoğunluk grubunun aynı davranışlarına göre daha çok dikkat çekebileceğini ve hatırlanabileceğini gösteriyor. Gazete manşetinde bir suçlunun hangi gruba ait olduğunun belirtilmesi, bu dikkat çekiciliği daha da artırabiliyor.
Yaygın yanlış"Kalıp yargılar mutlaka bir gerçeklik payı taşır; yoksa bu kadar yaygın olmazlardı."
Bir kalıp yargının yaygınlığı, onun doğruluğunu göstermiyor. Hamilton ve Gifford'un deneyinde, iki grup arasında hiçbir gerçek fark olmadığı halde bir kalıp yargı oluştu. Bazı kalıp yargılar gruplar arasındaki gerçek ortalama farklara dayanabiliyor; ama bu durumda bile, ortalama bir fark tek bir kişi hakkında çok az şey söylüyor ve kalıp yargılar bu farkları çoğu zaman abartıyor.
Gruba ait olmak yeter mi?
1970'lerin başında Henri Tajfel, önyargının ortaya çıkması için gruplar arasında gerçek bir çatışmaya, ortak bir geçmişe ya da tanışıklığa gerek olup olmadığını sordu. Bunu sınamak için gruplar arasındaki her türlü anlamlı farkı ortadan kaldırmaya çalıştı.
Tajfel ve John Turner bu bulgulardan yola çıkarak, insanların benlik değerlerinin bir kısmını ait oldukları gruplardan aldığını öne sürdü.
M13-D06'da insanların bireysel karşılaştırmalarda kendilerini ortalamanın üstünde görme eğiliminde olduğunu gördük. Sosyal kimlik kuramı, aynı eğilimin grup düzeyindeki karşılığını öne sürüyor: "biz" iyiysek, ben de iyiyim.
Rekabet ve çatışma
Önyargının bir başka kaynağı, gruplar arasındaki gerçek çıkar çatışmaları. Muzafer Şerif ve meslektaşlarının 1954'te bir yaz kampında yaptığı çalışma, sınırlı kaynaklar için yarışan iki grup çocuk arasında hızla düşmanlığın geliştiğini ve bu düşmanlığın, iki grubun birlikte çalışmasını gerektiren ortak hedeflerle azaldığını bildirdi.
Usta katmanı
Sıcak mı, yetkin mi?
Bütün önyargılar aynı değil. Susan Fiske ve meslektaşları 2002'de, insanların gruplar hakkındaki kalıp yargılarının iki temel boyutta düzenlendiğini öne sürdü.
Modele göre, toplumun "varsayılan" grupları sıcak ve yetkin görülüyor ve hayranlık uyandırıyor. Yaşlılar gibi bazı gruplar sıcak ama yetkin olmayan olarak görülüyor ve acıma uyandırıyor. Başarılı ama rakip olarak algılanan bazı gruplar yetkin ama soğuk görülüyor ve kıskançlık uyandırıyor. Hem soğuk hem yetersiz görülen gruplar ise küçümsemeyle karşılanıyor.
Ayrımcılığı ölçmek
İnsanlara bir gruba karşı önyargılı olup olmadıkları sorulduğunda, çoğu hayır diyor. Bu nedenle araştırmacılar, ayrımcılığı insanların ne söylediğinden değil, ne yaptığından ölçmenin yollarını geliştirdi. Bunların en güçlüsü, gerçek iş ilanlarına, birbirinin neredeyse aynısı olan ve yalnızca adayın grup üyeliğini gösteren bir ipucuyla, örneğin adıyla, farklılaşan başvurular gönderip hangilerinin geri arandığını saymak.
Bu bulgunun önemli bir yanı, aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nde açık önyargıyı ölçen anketlerde belirgin düşüşler görülmesi. İnsanların söyledikleri değişirken, işe alımda ölçülen davranış aynı kaldı. Açılıştaki Ayşen Hanım'ın kendini cinsiyetçi biri olarak görmemesi ile davranışı arasındaki mesafe, bu bulgunun küçük ölçekli bir karşılığı.
Yaygın yanlış"Ayrımcılık yapan insanlar, bir gruptan açıkça nefret eden insanlardır."
Ayrımcılık, açık bir düşmanlık olmadan da ortaya çıkabiliyor: bir kalıp yargının hızla devreye girmesiyle, bir "uyum" kaygısıyla, aynı gruptan birini kayırma isteğiyle ya da kurumsal bir kuralın uygulanmasıyla. Ayşen Hanım kadın çalışanlar için bir program başlatmıştı; ama yine de iki eşit aday arasında bir kalıp yargıya dayanarak seçim yaptı. Ayrımcılığı ortadan kaldırmak, yalnızca açık düşmanlığı değil, bu sessiz süreçleri de görünür kılmayı gerektiriyor.
Yaygın yanlış"Bir kalıp yargıyı aklımızdan uzaklaştırmaya çalışmak onu ortadan kaldırır."
Bir düşünceyi bastırmaya çalışmak, bazı koşullarda onun daha sonra daha güçlü biçimde geri dönmesine yol açabiliyor. Kalıp yargıların etkisini azaltmada daha umut verici görünen yollar, kararları kişinin grup üyeliğini görmeden vermek, değerlendirme ölçütlerini önceden yazmak ve kararları birden fazla kişinin gözden geçirmesini sağlamak gibi, yalnızca niyete değil, sürecin yapısına dayanan önlemler.
Kanıtın sınırı
Gruplar arası ilişkiler, sosyal psikolojinin en geniş ve en köklü araştırma alanlarından biri. Ama bu alanın bulguları da dikkatle okunmayı gerektiriyor.
İlk sınır, klasik çalışmaların bir kısmının bugün daha eleştirel gözle değerlendirilmesi. Şerif'in yaz kampı çalışması uzun süre gruplar arası çatışmanın kanıtı olarak anlatıldı. Ancak arşiv belgeleri üzerine yapılan sonraki incelemeler, araştırmacıların gruplar arasındaki gerilimi artırmak için müdahalelerde bulunduğunu ve bir yıl önce yapılan benzer bir denemede çocukların beklenen düşmanlığı göstermediğini ortaya koydu. Bu, gruplar arası rekabetin önyargıyı artırabileceği fikrini çürütmüyor; ama o tek çalışmanın anlattığı hikâyenin göründüğü kadar temiz olmadığını gösteriyor.
İkinci sınır, en küçük grup deneylerinin gerçek hayattaki önyargıya ne kadar benzediği. Bu deneylerde ölçülen şey çoğunlukla küçük ödüllerin dağıtımı; nefret ya da saldırganlık gibi ağır davranışlar değil. Grup kayırmacılığı ile bir dış gruba yönelik düşmanlık birbirinden farklı süreçler olabiliyor: kendi grubunu kayırmak, öteki gruba zarar vermek istemekle aynı şey değil.
Üçüncü sınır, araştırmaların büyük kısmının Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'daki belirli gruplar ve belirli ayrım çizgileri, özellikle etnik köken ve cinsiyet üzerine kurulmuş olması. Din, mezhep, bölge, köken, dil ve sınıf gibi başka ayrım çizgilerinin ön plana çıktığı toplumlarda, kalıp yargıların içeriği ve önyargının dinamikleri farklı olabiliyor ve bu alanlardaki araştırmalar görece sınırlı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Kalıp yargı bir gruba dair inanç, önyargı bir gruba yönelik duygu, ayrımcılık ise grup üyeliğine dayanan farklı davranış; üçü birbirine bağlı ama birbirinden bağımsız da ortaya çıkabiliyor.
Kategoriye ayırma eğilimi, dış grubu türdeş görmeye ve seyrek ama dikkat çekici bilgilerden yanılsamalı ilişkiler kurmaya yol açabiliyor.
En küçük grup deneyleri, önemsiz bir ölçüte göre gruplara ayrılmanın bile kendi grubunu kayırmaya yetebildiğini gösterdi; sosyal kimlik kuramı bunu benlik değerinin gruplardan beslenmesiyle açıklıyor.
Kalıp yargı içeriği modeline göre gruplar sıcaklık ve yetkinlik boyutlarında algılanıyor ve bu iki boyutun birleşimi hayranlık, acıma, kıskançlık ya da küçümseme gibi farklı duygular üretiyor.
Saha deneyleri, açık önyargının azaldığı dönemlerde bile işe alımda ölçülen ayrımcılığın sürebildiğini gösteriyor; ayrımcılık açık düşmanlık olmadan da işleyebiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste, insanların bir gruba karşı tutumları hakkında ne söyledikleri ile o gruptan birine nasıl davrandıkları arasında bir mesafe olabildiğini gördük. Ayşen Hanım, bir ankette büyük olasılıkla cinsiyetin işe alımda hiçbir rol oynamaması gerektiğini söylerdi ve buna içtenlikle inanırdı.
O halde insanların kendi farkında olmadıkları çağrışımları ölçmek mümkün mü? Bir bilgisayar ekranında, belirli kavramları ne kadar hızlı eşleştirdiğimizi ölçen bir test, kişinin gerçek davranışı hakkında ne söylüyor? Ve bu testin sonuçlarına dayanarak bir kişiyi önyargılı olarak nitelemek ne kadar doğru? Milyonlarca kişinin çevrim içi olarak doldurduğu bir ölçümün sınırları, sıradaki dersin konusu: örtük çağrışım testi tartışması.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.