İçeriğe geç

M13-D06

Sosyal karşılaştırma ve benlik

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmanın benlik değerlendirmesine etkisini açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.508 kelime · 17 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D11

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sosyal karşılaştırma kuramına göre insanlar, nesnel bir ölçünün bulunmadığı alanlarda kendilerini değerlendirmek için başkalarına bakıyor; aynı sonuç, kiminle karşılaştırıldığına göre başarı ya da başarısızlık gibi yaşanabiliyor.

Yukarı doğru karşılaştırma, hedef ulaşılabilir göründüğünde ilham, görünmediğinde yetersizlik duygusu verebiliyor; aşağı doğru karşılaştırma tehdit altında benlik değerini korumanın bir yolu.

Büyük balık-küçük gölet etkisine göre aynı yetenekteki öğrenciler, daha başarılı okullarda kendi yeteneklerini daha düşük algılıyor; bu örüntü pek çok ülkede tekrarlandı.

Tesser'in modeline göre yakın birinin başarısı, alan kişi için önemliyse karşılaştırma yoluyla benlik değerini düşürüyor, önemsizse yansıma yoluyla yükseltiyor.

İnsanlar pek çok özellikte kendilerini ortalamanın üstünde görüyor; sosyal medya kullanımı ile iyilik hali arasındaki ortalama ilişki ise küçük, ama kullanım biçimine göre değişebiliyor.

Açılış sahnesi

Deniz, küçük bir ilçenin ortaokulunda yıllarca matematikte sınıfın açık ara birincisiydi. Öğretmenleri ona "matematik dehası" diyordu, arkadaşları ödevlerde ona danışıyordu. Sınavla büyük bir şehrin seçkin fen lisesine girdiğinde ailesi gururdan uçuyordu.

Lisenin ilk dönemi bitiyor. Deniz'in matematik notları, ortaokuldakinden daha zor sınavlarda bile iyi; ama sınıfında onunla aynı düzeyde ya da ondan iyi on beş öğrenci var. Sınıf sıralamasında ortalarda. Bir akşam annesine telefonda "Ben aslında matematikte iyi değilmişim," diyor. "Burada herkes benden iyi." Annesi şaşırıyor: Deniz'in bilgisi bir yılda azalmamış, artmıştı.

Deniz'in okul değişikliği bu ders için tasarlanmış bir örnek; ama Deniz'in vardığı sonuç, psikolojinin otuz yılı aşkın süredir dünyanın pek çok ülkesinde ölçtüğü bir örüntünün neredeyse birebir karşılığı.

Bu derste ne olacak

M13-D05 dışarıdan gelen mesajların gücünü tartıştı. Bu derste başkalarının bizi hiçbir şey söylemeden, yalnızca var olarak nasıl etkilediğine bakıyoruz: kendimiz hakkındaki yargılarımızın, çevremizdeki insanlarla yaptığımız karşılaştırmalarla nasıl biçimlendiğine.

Terapi Akademisi'nin S01-P03-D11 dersi benlik kavramını, öz değeri ve öz şefkati ele aldı; o tanımları burada yeniden kurmayacağız. Bu dersin konusu, kendimize dair yargıların arkasındaki ölçüm süreci: kiminle karşılaştırıyoruz, neden onu seçiyoruz ve karşılaştırmanın sonucu benlik değerlendirmemizi hangi yönde etkiliyor?

Sıfır noktası

Bir kişinin uzunluğunu ölçmek için bir mezura yeterli. Ama "iyi bir şarkıcı mıyım", "zeki miyim", "çekici miyim" gibi sorular için böyle nesnel bir ölçü yok. Leon Festinger, 1954'te yayımladığı bir makalede, insanların nesnel bir ölçünün bulunmadığı durumlarda kendi yeteneklerini ve görüşlerini değerlendirmek için başkalarına baktığını öne sürdü.

Festinger'e göre benzer kişilerle karşılaştırma en bilgilendirici olanı. Bir lise öğrencisinin koşu hızını bir olimpiyat şampiyonuyla ya da yedi yaşındaki bir çocukla karşılaştırması ona pek bir şey söylemiyor; aynı yaştaki ve aynı antrenman düzeyindeki arkadaşlarıyla karşılaştırması ise söylüyor.

Mekanizma

Yukarı ve aşağı

İnsanlar karşılaştırma yaparken her zaman benzer kişileri seçmiyor. Bazen kendilerinden daha iyi durumdaki, bazen daha kötü durumdaki insanlarla karşılaştırma yapıyorlar ve bu iki yönün sonuçları farklı.

Thomas Wills, 1981'de, insanların özellikle tehdit altında hissettiklerinde, örneğin bir başarısızlıktan sonra ya da bir hastalıkla karşılaştıklarında, kendilerini daha kötü durumdaki insanlarla karşılaştırarak iyi hissetmeye çalıştığını öne sürdü.

Yaygın yanlış"Kendinden iyilerle karşılaştırma yapmak her zaman zarar verir; mutlu olmak için hep daha kötü durumdakilere bakmalı."
Doğrusu

Yukarı doğru karşılaştırmanın sonucu, kişinin karşılaştırdığı kişiye ulaşılabilir olarak bakıp bakmamasına bağlı. Ulaşılabilir görünen bir rol modeli motivasyon ve yeni stratejiler sağlayabiliyor. Aşağı doğru karşılaştırma ise anlık bir rahatlama verebilir; ama sürekli yapıldığında, kişinin gelişmek için bilgi edinme fırsatlarını da kısıtlayabiliyor.

Büyük balık, küçük gölet

Açılıştaki Deniz'in deneyimi, eğitim psikolojisinin en çok tekrarlanan bulgularından biriyle örtüşüyor. Herbert Marsh ve meslektaşları, aynı yetenekteki öğrencilerin, daha yüksek başarılı okullara gittiklerinde akademik benlik kavramlarının, yani kendi akademik yeteneklerine dair algılarının, daha düşük olduğunu gösterdi.

Bu bulgunun pratik bir önemi var: akademik benlik kavramı, öğrencinin hangi dersleri seçeceğini, ne kadar çaba harcayacağını ve hangi mesleklere yöneleceğini etkileyebiliyor. Deniz'in "matematikte iyi değilim" sonucu, onu bir gün matematik gerektiren bir bölümden uzaklaştırabilir.

Yakınların başarısı

Abraham Tesser'e göre karşılaştırmanın kiminle ve hangi alanda yapıldığı, sonucunu belirliyor; Tesser bu düşünceyi iki süreçli bir modele dönüştürdü.

Yaygın yanlış"Yakınlarımızın başarısına her zaman yalnızca sevinmeliyiz; içimizde başka bir şey kıpırdıyorsa kötü bir insanızdır."
Doğrusu

Tesser'in modeli, yakın birinin başarısının, kişinin kendisi için önemli bir alanda olduğunda, sevinçle birlikte bir tehdit duygusu da uyandırabildiğini gösteriyor. Bu karışık duygu, insanların benlik değerini korumaya yönelik sıradan bir süreç. Önemli olan duygunun varlığı değil, kişinin ona nasıl karşılık verdiği: arkadaştan uzaklaşmak mı, yoksa kendi hedeflerini yeniden düşünmek mi.

Usta katmanı

Ortalamanın üstünde herkes

Karşılaştırma yalnızca dış dünyaya dair bir bilgi kaynağı değil; insanlar bu karşılaştırmaları sistematik olarak kendi lehlerine yapma eğiliminde.

Yaygın yanlış"Kendini ortalamanın üstünde görmek her zaman bir yanılgıdır."
Doğrusu

Bir grubun içindeki bazı insanlar gerçekten ortalamanın üstünde ve onların bunu bilmesi bir yanılgı değil. Sorun, kişilerin tek tek değerlendirmesinde değil, grubun toplamında ortaya çıkıyor: insanların çoğu kendini ortalamanın üstünde görüyorsa, en azından bir kısmı yanılıyor. Hangi bireylerin yanıldığını, bu etkiden yola çıkarak söylemek mümkün değil.

Ekranın arkasındaki karşılaştırma

Sosyal medya, karşılaştırma için sınırsız sayıda hedef sunuyor; üstelik bu hedefler çoğunlukla insanların seçilmiş, düzenlenmiş ve en iyi anlarını gösteriyor. Bu durum, sosyal medya kullanımının özellikle gençlerin ruh sağlığına zarar verdiği yönünde yaygın bir kaygıya yol açtı.

Araştırmalar bu konuda daha karmaşık bir tablo çiziyor. Andrew Przybylski ve Amy Orben'in 2019'da yayımladığı ve büyük veri setlerini birden fazla analiz yöntemiyle inceleyen bir çalışma, dijital teknoloji kullanımı ile ergenlerin iyilik hali arasındaki ortalama ilişkinin çok küçük olduğunu buldu. Ama ortalama küçük bir ilişki, bazı kullanım biçimlerinin, örneğin başkalarının paylaşımlarına bakıp kendini karşılaştırarak geçirilen pasif kullanımın, bazı kişiler için zararlı olabileceğini dışlamıyor.

Kanıtın sınırı

Sosyal karşılaştırma araştırmaları, kendimize dair yargılarımızın çevremizdekilerden ne kadar etkilendiğini sağlam biçimde gösteriyor. Yine de bulguların üç noktada dikkatle okunması gerekiyor.

İlk sınır, büyük balık-küçük gölet etkisi gibi bulguların büyük ölçüde korelasyonel olması. Okulların öğrencileri rastgele dağıtılmıyor; seçkin okullara giden öğrencilerin aileleri, beklentileri ve rekabet ortamı da farklı olabiliyor. Araştırmacılar bu farkları istatistiksel olarak kontrol etmeye çalışıyor ve etki genellikle bu kontrollere rağmen sürüyor; ama tamamen dışlanmış değil. Bazı çalışmalar da seçkin bir gruba ait olmanın kişinin benliğine bir "yansıma" katkısı sağlayarak etkiyi kısmen dengelediğini öne sürüyor.

İkinci sınır, sosyal medya araştırmalarının çoğunun ne kadar süre kullanıldığını ölçmesi; nasıl kullanıldığını, kiminle karşılaştırma yapıldığını ve hangi içeriklere bakıldığını ölçen çalışmalar daha az. Üstelik bu çalışmaların çoğu kesitsel: ruh hali kötü olan gençlerin daha çok sosyal medya kullanması da, sosyal medyanın ruh halini kötüleştirmesi de aynı ilişkiyi üretebilir.

Üçüncü sınır, ortalamanın üstünde olma etkisinin bir kısmının ölçüm biçiminden kaynaklanabilmesi. "Ortalama bir insan" soyut ve belirsiz bir kavram; insanlar kendilerini somut bir kişiyle karşılaştırdıklarında etki küçülüyor. Bu, etkinin tümüyle bir ölçüm yapıntısı olduğunu göstermiyor; ama büyüklüğünün sorunun nasıl sorulduğuna bağlı olduğunu gösteriyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sosyal karşılaştırma kuramına göre insanlar, nesnel bir ölçünün bulunmadığı alanlarda kendilerini değerlendirmek için başkalarına bakıyor; aynı sonuç, kiminle karşılaştırıldığına göre başarı ya da başarısızlık gibi yaşanabiliyor.

Yukarı doğru karşılaştırma, hedef ulaşılabilir göründüğünde ilham, görünmediğinde yetersizlik duygusu verebiliyor; aşağı doğru karşılaştırma tehdit altında benlik değerini korumanın bir yolu.

Büyük balık-küçük gölet etkisine göre aynı yetenekteki öğrenciler, daha başarılı okullarda kendi yeteneklerini daha düşük algılıyor; bu örüntü pek çok ülkede tekrarlandı.

Tesser'in modeline göre yakın birinin başarısı, alan kişi için önemliyse karşılaştırma yoluyla benlik değerini düşürüyor, önemsizse yansıma yoluyla yükseltiyor.

İnsanlar pek çok özellikte kendilerini ortalamanın üstünde görüyor; sosyal medya kullanımı ile iyilik hali arasındaki ortalama ilişki ise küçük, ama kullanım biçimine göre değişebiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste insanların kendilerini tek tek başka insanlarla karşılaştırarak değerlendirdiğini gördük. Ama karşılaştırmalar yalnızca bireyler arasında değil, gruplar arasında da yapılıyor: kendi okulumuzu, mahallemizi, mesleğimizi ya da ülkemizi başkalarınınkiyle karşılaştırıyoruz ve bu karşılaştırmalar da çoğu zaman kendi lehimize eğiliyor.

Bir gruba ait olan insanlar hakkında, onları tek tek tanımadan genellemeler yapıyoruz. Bu genellemeler nereden geliyor? Bir genelleme ne zaman bir duyguya, o duygu ne zaman bir davranışa dönüşüyor? Ve bunun en sorunlu biçimleri neden bu kadar kolay ortaya çıkıyor? Sıradaki dersin konusu: kalıp yargı, önyargı ve ayrımcılık.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.