İçeriğe geç

M13-D04

Bilişsel çelişki

Davranış ile inanç çeliştiğinde inancın nasıl değiştiğini klasik deneylerle açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.884 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bilişsel çelişki kuramına göre insanlar birbiriyle tutarsız düşünceleri ya da bir inanç ile bir davranışı aynı anda taşıdığında bir gerilim yaşıyor ve bu gerilimi davranışı, inancı ya da tutarsızlığın önemini değiştirerek azaltıyor.

Klasik deneylerde, yetersiz bir dış gerekçeyle görüşüne aykırı davranan insanların tutumlarını davranışlarına yaklaştırdığı, ağır bir bedel ödeyerek ulaşılan şeylerin daha değerli bulunduğu ve seçimden sonra seçilen seçeneğin daha çekici görüldüğü bildirildi.

Kendini algılama kuramı aynı bulguları bir gerilime başvurmadan, insanların kendi davranışlarından tutumlarını çıkarmasıyla açıklıyor; iki süreç farklı koşullarda işleyebilir.

Söylenen ile yapılan arasındaki mesafeyi görünür kılmak, bazı durumlarda davranış değişimini artırabiliyor.

Yönlendirilmiş uyum düzeneğinin büyük ve önceden kayıtlı bir tekrarlaması kuramın merkezi öngörüsünü desteklemedi; seçim sonrası ayrışma bulgusu da yöntemsel bir eleştiriyle küçüldü.

Açılış sahnesi

Selim, şehrin en iddialı amatör dağcılık kulübüne katılmak için üç ay hazırlandı. Seçme haftası acımasızdı: gece yarısı başlayan yürüyüşler, sırtında yirmi kiloluk çantayla dik yamaçlar, uykusuzluk, su matarasının yarısını bir arkadaşıyla paylaşmak. Otuz adaydan yalnızca sekizi kabul edildi; Selim de onlardan biri.

İlk iki ay kulüpte, beklediği zirve tırmanışları yerine, ip bağlama derslerinin ve uzun teçhizat toplantılarının tekrarı ile geçiyor. Üniversiteden bir arkadaşı bunun sıkıcı olup olmadığını sorduğunda Selim hemen itiraz ediyor: "Hayır, tam tersine. Bu temeller olmadan hiçbir şey olmaz. Kulübün havası da başka; insanlar çok ciddi." Aynı toplantılara bir dönem boyunca ücretsiz ve sınavsız katılan bir başka öğrenci ise ikinci haftada bırakıp gitmişti.

Selim'in kulübü yalnızca bu dersin anlatımı için var; ama Selim'in arkadaşına verdiği cevap, psikolojinin altmış yılı aşkın süredir hem en çok sevdiği hem de son yıllarda en çok sorguladığı kuramlarından birinin merkezinde duruyor.

Bu derste ne olacak

M13-D03 tutumdan davranışa giden yolu izledi ve dersin sonuna doğru ilişkinin ters yönde de işleyebildiğini, davranışın tutumu değiştirebildiğini gördük. Bu derste o ters yönü merkeze alıyoruz.

Önce yaptığımız ile inandığımız ayrı yönlere düştüğünde doğan rahatsızlığı ve insanların bu rahatsızlıktan nasıl kurtulduğunu açıklayan kuramı tanıyacağız. Sonra kuramın dayandığı klasik deneylere, yani küçük bir ödülün büyük bir ödülden daha çok tutum değişimine yol açtığı, zor bir girişin sıradan bir grubu değerli gösterdiği ve bir seçimin ardından seçilenin daha çekici göründüğü deneylere bakacağız. Son olarak bu deneylerin bugün ne kadar sağlam durduğunu soracağız; çünkü bu sorunun cevabı, psikolojinin tekrarlama tartışmasının en öğretici örneklerinden biri.

Sıfır noktası

1957'de Leon Festinger, insanların kendi düşünceleri, inançları ve davranışları arasında bir tutarlılık arayışında olduğunu öne süren bir kuram yayımladı.

Festinger'e göre bu gerilim, açlık ya da susuzluk gibi kişiyi harekete geçiren bir durum. Kişi onu azaltmak için üç yoldan birine başvurabiliyor: davranışını değiştirmek, inançlarından birini değiştirmek ya da tutarsızlığı önemsizleştiren yeni düşünceler eklemek.

Kuramın en çarpıcı öngörüsü, insanların bu üç yoldan çoğu zaman en kolayını seçtiği. Bir davranışı değiştirmek, özellikle de geçmişte kalmış bir davranışı değiştirmek, çoğu zaman imkânsız ya da çok zor. Bu durumda değişen şey, inanç oluyor.

Mekanizma

Bir dolar, yirmi dolar

Kuramın en ünlü sınaması, Festinger ile James Carlsmith'in 1959'da yayımladığı bir deney.

Kuramın açıklaması şöyle: yirmi dolar alan katılımcıların yalan söylemek için yeterli bir dış gerekçesi vardı; o yıllar için yüklü bir paraydı. "Para için söyledim" diyerek tutarsızlığı açıklayabiliyorlardı. Bir dolar alanlar ise böyle bir gerekçeden yoksundu. Söyledikleri ile düşündükleri arasındaki gerilimi azaltmanın en kolay yolu, düşündüklerini değiştirmekti: "Belki görev o kadar da sıkıcı değildi."

Yaygın yanlış"Bir davranış için verilen ödül ne kadar büyükse, kişi o davranışı o kadar çok benimser."
Doğrusu

Ödül davranışın yapılma olasılığını artırıyor; ama çelişki kuramına göre, davranışın sonradan nasıl değerlendirildiği konusunda büyük bir ödül ters yönde işleyebiliyor. Büyük ödül, davranışın dışarıdan yeterli bir açıklaması olduğu için kişinin tutumunu değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Hangi koşulda hangi etkinin baskın çıktığı, bu dersin sonunda göreceğimiz gibi, hâlâ tartışılıyor.

Bu deney, genellikle bu tasarım ailesinin, yani kişiyi kendi görüşüne aykırı bir şey söylemeye ya da yazmaya yönlendirip ardından tutumunu ölçen deneylerin ilk örneği sayılıyor.

Bedeli ağır olanın değeri

Aynı yıl Elliot Aronson ve Judson Mills, kuramın başka bir öngörüsünü sınadı: insanlar bir şey için ne kadar çok bedel öderse, onu o kadar çok değerli bulmalıydı.

Selim'in arkadaşına kulübü savunurken yaptığı şey de tam olarak bu. Seçme haftasında katlandığı zorluk, kulübün sıkıcı yanlarını görmesini zorlaştırıyor; aynı toplantılara bedel ödemeden katılan öğrenci için ise böyle bir zorluk yok.

Seçimden sonra

Kuramın üçüncü klasik öngörüsü kararlarla ilgili. Jack Brehm, 1956'da yayımladığı bir çalışmada, katılımcılardan çeşitli ev eşyalarını ne kadar beğendiklerine göre puanlamalarını, sonra birbirine yakın puan verdikleri iki eşyadan birini hediye olarak seçmelerini istedi. Seçimden sonra eşyaları yeniden puanladıklarında, seçtikleri eşyanın puanı yükselmiş, seçmedikleri eşyanınki düşmüştü.

Yaygın yanlış"Seçimden sonra seçtiğimiz şeyi daha çok sevmemiz, onun gerçekten daha iyi olduğunu gösterir."
Doğrusu

Seçimden sonraki değerlendirme, kısmen seçimin kendisinden etkileniyor. Seçilen seçeneğin üstünlükleri daha çok düşünülüyor, eksikleri daha az. Bu, seçimin yanlış olduğu anlamına gelmiyor; ama sonradan duyulan memnuniyetin, seçimin isabetine dair bağımsız bir kanıt olmadığını gösteriyor.

Usta katmanı

Kehanet tutmayınca

Festinger, kuramını laboratuvara taşımadan önce, meslektaşları Henry Riecken ve Stanley Schachter ile birlikte sıra dışı bir gözlem çalışması yaptı. Belirli bir tarihte dünyanın büyük bir selle yok olacağına ve inananların bir uzay aracıyla kurtarılacağına inanan küçük bir grubun içine, araştırma amacını gizleyerek katıldılar.

Beklenen tarih geçip hiçbir şey olmadığında, grubun bazı üyeleri inançlarından vazgeçmek yerine, felaketin kendi inançları sayesinde önlendiğini açıkladı ve o güne kadar kaçındıkları halde inançlarını başkalarına anlatmaya başladı. Festinger ve meslektaşları bunu, sarsılan bir inancın başkalarının da onaylamasıyla desteklenmeye çalışılması olarak yorumladı.

Rakip açıklamalar

1960'larda Daryl Bem, çelişki kuramının bulgularını gerilim kavramına başvurmadan açıklayan bir alternatif önerdi.

Bem'e göre bir dolar alan katılımcı bir gerilim yaşamıyordu; yalnızca kendi davranışına bakıp bir çıkarım yapıyordu: "Bir dolar için bunu söylediğime göre, görev gerçekten fena değilmiş." M13-D01'de gördüğümüz önemsizleştirme ilkesi burada kişinin kendisine uygulanıyor: yirmi dolar, davranışı açıklamaya yettiği için tutum çıkarımı zayıflıyor.

İki kuram arasındaki tartışma yıllarca sürdü. Sonraki araştırmalar, kendi görüşüne aykırı davranan katılımcılarda bedensel uyarılma ve rahatsızlık ölçümlerinin arttığını, bu rahatsızlığın başka bir nedene yüklenmesi sağlandığında tutum değişiminin azaldığını gösterdi. Günümüzdeki yaygın görüş, iki sürecin de farklı koşullarda işleyebileceği yönünde: güçlü ve önemli tutumlar söz konusu olduğunda gerilim, zayıf ve belirsiz tutumlar söz konusu olduğunda kendini algılama.

Çelişkiyi kullanmak

Kuram, davranış değişimi için de kullanıldı. Elliot Aronson ve meslektaşları, insanlara önce bir davranışın önemini başkalarına anlatma görevi verip, ardından kendi geçmişte bu davranışı ne kadar az yaptıklarını hatırlattıklarında, davranış değişikliğinin arttığını gösterdi.

Kanıtın sınırı

Bilişsel çelişki kuramı, sosyal psikolojinin en etkili kuramlarından biri ve yüzlerce çalışmaya ilham verdi. Ama son yıllarda kuramın klasik deneylerinin sağlamlığı ciddi biçimde sorgulanıyor.

Bu bulgu kuramı tümüyle çürütmüyor; çünkü görüşe aykırı deneme yazmanın tutumu etkilediği gösterildi. Ama kuramın bu düzenekteki en ayırt edici öngörüsü, yani etkinin seçim hissine bağlı olması, büyük bir örneklemde ortaya çıkmadı. M02-D11'de tartıştığımız tekrarlama krizinin dersi burada da geçerli: altmış yıllık bir bulgunun ders kitaplarında yer alması, büyük ve önceden kayıtlı bir sınamayı geçeceği anlamına gelmiyor.

Seçimden sonraki ayrışma bulgusu da yöntemsel bir eleştiriyle karşılaştı. Keith Chen ve Jane Risen, 2010'da, Brehm'in kullandığı tasarımın, insanların tercihleri hiç değişmese bile bir ayrışma üretebileceğini gösterdi: ilk puanlamalar tercihleri kusurlu biçimde ölçtüğü için, seçimin kendisi kişinin gerçek tercihine dair ek bilgi taşıyor. Sonraki çalışmalar bu sorunu gidermeye çalışan tasarımlarla seçimin tercihleri bir ölçüde değiştirdiğini yine buldu; ama etkinin büyüklüğü özgün çalışmalardakinden daha küçük göründü.

Yaygın yanlış"Büyük tekrarlama başarısız olduğuna göre, bilişsel çelişki diye bir şey yoktur."
Doğrusu

Başarısız olan, kuramın tek bir düzenekteki tek bir öngörüsüydü: tutum değişiminin seçim hissine bağlı olması. Aynı çalışma, görüşe aykırı yazmanın tutumu etkilediğini gösterdi. İnsanların tutarsızlıktan rahatsız olduğu ve bunu azaltmaya çalıştığı fikri hâlâ pek çok araştırmanın konusu; değişen, bu fikrin hangi deneylere ve hangi koşullara dayanabileceğine dair güven.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bilişsel çelişki kuramına göre insanlar birbiriyle tutarsız düşünceleri ya da bir inanç ile bir davranışı aynı anda taşıdığında bir gerilim yaşıyor ve bu gerilimi davranışı, inancı ya da tutarsızlığın önemini değiştirerek azaltıyor.

Klasik deneylerde, yetersiz bir dış gerekçeyle görüşüne aykırı davranan insanların tutumlarını davranışlarına yaklaştırdığı, ağır bir bedel ödeyerek ulaşılan şeylerin daha değerli bulunduğu ve seçimden sonra seçilen seçeneğin daha çekici görüldüğü bildirildi.

Kendini algılama kuramı aynı bulguları bir gerilime başvurmadan, insanların kendi davranışlarından tutumlarını çıkarmasıyla açıklıyor; iki süreç farklı koşullarda işleyebilir.

Söylenen ile yapılan arasındaki mesafeyi görünür kılmak, bazı durumlarda davranış değişimini artırabiliyor.

Yönlendirilmiş uyum düzeneğinin büyük ve önceden kayıtlı bir tekrarlaması kuramın merkezi öngörüsünü desteklemedi; seçim sonrası ayrışma bulgusu da yöntemsel bir eleştiriyle küçüldü.

Sonraki derse köprü

Bu derste tutumların bir kişinin kendi içinden, kendi davranışlarıyla tutarlı kalma çabasıyla nasıl değişebildiğini gördük. Değişimi başlatan, dışarıdan gelen bir mesaj değil, kişinin kendi yaptığı bir şeydi.

Ama tutumlarımızı değiştirmeye çalışan çok sayıda dış kaynak da var: reklamlar, sağlık kampanyaları, siyasi konuşmalar, sosyal medyadaki paylaşımlar. Bazı mesajlar bizi sağlam argümanlarıyla ikna ediyor; bazıları ise yalnızca konuşanın sesi, yüzü ya da şöhreti sayesinde. Bir mesajın içeriği ile onu çevreleyen ipuçlarının tutumları hangi koşullarda değiştirdiği, M13-D05'in konusu: ikna.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.