İçeriğe geç

M13-D03

Tutumlar

Tutumların davranışı ne zaman öngördüğünü ve ne zaman öngörmediğini açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.776 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tutum, bir şeyi olumlu ya da olumsuz değerlendirme eğilimi; duygular, inançlar ve davranış eğilimleri her zaman aynı yönü göstermiyor.

LaPiere'in gözlemi ve sonraki incelemeler, tutumlar ile davranışlar arasındaki ilişkinin sanıldığından zayıf olabildiğini gösterdi.

Uygunluk ilkesine göre tutum ve davranış aynı özgüllük düzeyinde ölçüldüğünde ilişki güçleniyor; genel tutumlar ise tek tek davranışlardan çok davranışların toplamını öngörüyor.

Planlı davranış kuramına göre niyeti, tutumun yanında öznel normlar ve algılanan davranışsal denetim de belirliyor.

Doğrudan deneyime dayanan, sık dile getirilen ve kolay akla gelen tutumlar davranışı daha güçlü yönlendiriyor; zaman baskısı altında ise alışkanlık ve o anki ipuçları öne çıkıyor.

Davranışı değiştirmenin yolu her zaman tutumu değiştirmekten geçmiyor; bazen davranışın gerçekleştiği ortamı değiştirmek daha etkili.

Açılış sahnesi

Gamze, üniversitenin çevre kulübünün en etkin üyelerinden biri. Plastik atığa karşı bir dilekçe kampanyası düzenlemiş, sosyal medya hesabında denizlerdeki plastik hakkında uzun yazılar paylaşmış. Bir anket ona "Plastik poşet kullanımının azaltılması sizin için ne kadar önemli?" diye sorsa, hiç düşünmeden en yüksek puanı verir.

Bir cuma akşamı, dersten çıkıp aceleyle markete uğruyor. Kasada önünde uzun bir kuyruk var, telefonu çalıyor, aklı ertesi günkü sınavda. Kasiyer "Poşet ister misiniz?" diye sorduğunda "Evet, üç tane" diyor. Kapıdan çıkarken, kulüpten bir arkadaşı onu görüyor ve gülümseyerek elindeki poşetleri işaret ediyor. Gamze bir an duraksıyor. Ne düşündüğü ile ne yaptığı arasındaki mesafeyi ilk kez o anda görüyor.

Gamze ve market alışverişi bu derste bir örnek olarak kuruldu; ama Gamze'nin kasada yaşadığı şey, sosyal psikolojinin yaklaşık yüz yıldır uğraştığı bir sorunun gündelik bir yüzü.

Bu derste ne olacak

M13-D02'de insanların, başkalarının söylediklerinden ve yaptıklarından onların gerçek tutumlarını kolayca çıkardığını gördük. O çıkarımın arkasında bir varsayım duruyordu: insanların tutumları davranışlarını yönlendirir. Bu derste bu varsayımın kendisini sınıyoruz.

Önce tutumun ne olduğunu tanımlayacağız. Sonra tutumlar ile davranışlar arasındaki ilişkinin şaşırtıcı biçimde zayıf göründüğü ilk bulgulara bakacağız. Ardından bu ilişkiyi güçlendiren ve zayıflatan koşulları, yani tutumun nasıl ölçüldüğünü, hangi davranışın tahmin edildiğini, tutumun ne kadar güçlü olduğunu ve davranışın başka nelere bağlı olduğunu inceleyeceğiz. Niyetin davranışa dönüşmesindeki boşluk ise Terapi Akademisi'nin S01-P02-D10 dersinde ayrıntılı olarak ele alındı; burada o boşluğun bir adım gerisine, tutum ile niyet arasına odaklanıyoruz.

Sıfır noktası

Gündelik dilde "tutum" çoğu zaman bir kişinin davranış biçimini anlatıyor: "Tutumu çok kabaydı." Psikolojideki anlamı ise farklı ve daha dar.

Tutumun özünde bir değerlendirme var: iyi ya da kötü, hoş ya da nahoş, istenir ya da istenmez. Bu değerlendirme bir duygudan, bir bilgiden ya da geçmiş deneyimden doğabiliyor.

Mekanizma

Söylenen ile yapılan

Tutumların davranışı öngördüğü varsayımı, 1930'larda yapılmış bir gözlemle ilk kez sarsıldı. Sosyolog Richard LaPiere, 1930'ların başında genç bir Çinli çiftle Amerika Birleşik Devletleri'ni dolaştı. O yıllarda ülkede Asya kökenlilere karşı yaygın bir önyargı vardı.

LaPiere'in gözleminden sonra on yıllar boyunca yapılan araştırmalar benzer bir tablo çizdi. 1969'da Allan Wicker, tutum ile davranış arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaları gözden geçirdi ve bu ilişkinin çoğu zaman zayıf olduğu, korelasyonların nadiren orta düzeyi aştığı sonucuna vardı. Bazı araştırmacılar o yıllarda tutum kavramından tümüyle vazgeçilmesini bile önerdi.

Yaygın yanlış"Tutum ile davranış uyuşmuyorsa, kişi ankette yalan söylemiştir."
Doğrusu

Tutum ölçümlerinde insanların kendilerini iyi göstermek istemesi gerçek bir sorun; ama tutarsızlığın tek açıklaması bu değil. LaPiere'in gözleminde mektuba cevap veren kişi ile kapıda çifti karşılayan kişi farklı olabilir, yüz yüze durumun baskısı mektuptakinden farklıydı. Kişi tutumunu dürüstçe söylemiş olabilir; davranış anındaki koşullar başka yöne itmiş olabilir.

Yaygın yanlış"Bir insan bir şeyi gerçekten önemsiyorsa, ona göre davranır; davranmıyorsa aslında önemsemiyordur."
Doğrusu

Bir tutum ile o tutuma uygun davranış arasında pek çok başka etken giriyor: zaman, para, alışkanlık, çevredekilerin beklentileri, davranışın ne kadar kolay olduğu. Gamze plastik atığı gerçekten önemsiyor; ama cuma akşamı kasada o tutumu harekete geçirecek ne zamanı ne dikkati vardı. Tutarsızlık, tutumun sahte olduğunu değil, davranışın tek bir nedeni olmadığını gösteriyor.

Neyi neyle ölçüyoruz?

1970'lerde Icek Ajzen ve Martin Fishbein, tutum ile davranış arasındaki zayıf ilişkilerin önemli bir kısmının ölçme sorunundan kaynaklandığını öne sürdü. Pek çok çalışma, genel bir tutumu ölçüp onu çok özgül bir davranışla ilişkilendiriyordu.

M03-D05'te gördüğümüz korelasyon diliyle: .08, iki değişken arasında neredeyse hiçbir ilişki bulunmadığı anlamına geliyor; .57 ise psikolojide oldukça güçlü bir ilişki. Değişen şey kadınların kendisi değil, sorunun nasıl sorulduğu.

Uygunluk ilkesinin bir tamamlayıcısı da var. Tek bir davranış pek çok rastlantısal etkene bağlı; ama aynı türden davranışların toplamı, genel bir tutumla çok daha güçlü bir ilişki gösterebiliyor.

Tutumun ötesinde

Ajzen, 1991'de tutumun davranışı tek başına belirlemediğini, onu başka etkenlerle birlikte bir niyete dönüştürdüğünü öne süren bir model yayımladı.

Christopher Armitage ve Mark Conner'ın 2001'de yayımladığı bir meta-analiz, kuramın üç bileşeninin niyetlerdeki farkların önemli bir kısmını açıkladığını, niyet ile algılanan denetimin de davranışlardaki farkların daha küçük bir kısmını açıkladığını gösterdi. Kuram tutumun tek başına yeterli olmadığını kabul ediyor; ama niyetten davranışa uzanan aralığı tümüyle kapatmıyor.

Usta katmanı

Güçlü tutumlar, zayıf tutumlar

Bütün tutumlar eşit değil. Bazı tutumlar yıllardır sabit, kişinin kimliğinin bir parçası ve sürekli aklında; bazıları ise bir ankette sorulduğu anda oluşturuluyor. Russell Fazio ve meslektaşları, bir tutumun davranışı yönlendirebilmesi için davranış anında akla gelmesi gerektiğini öne sürdü.

Fazio, tutumların davranışı iki ayrı yoldan etkileyebileceğini de öne sürdü. Kişinin zamanı ve isteği olduğunda, tutumunu, davranışın sonuçlarını ve başkalarının beklentilerini bilinçli olarak tartıyor. Zaman baskısı ya da dikkat dağınıklığı olduğunda ise, davranışı daha çok kendiliğinden akla gelen tutum, alışkanlık ya da o anki ipuçları yönlendiriyor. Gamze'nin cuma akşamı kasada yaptığı şey, ikinci yolun tipik bir örneği: dikkatini başka yerlere vermişti ve kasadaki soru, uzun yıllara dayanan bir alışkanlığı harekete geçirdi.

Yaygın yanlış"Bir insanın tutumunu değiştirirsek davranışı da kendiliğinden değişir."
Doğrusu

Tutum değişimi, davranış değişiminin yalnızca bir parçası. Davranış, alışkanlıklara, çevrenin düzenine, öznel normlara ve davranışın ne kadar kolay olduğuna da bağlı. Bir kampanya insanları sağlıklı beslenmenin önemine ikna edebilir; ama market raflarındaki ürünler, fiyatlar ve gündelik zaman baskısı değişmeden, beslenme alışkanlıklarının değişmesi sınırlı kalabiliyor.

Kanıtın sınırı

Tutum ile davranış arasındaki ilişki konusundaki bugünkü tablo, LaPiere'in döneminden çok daha nüanslı. Tutumlar davranışı öngörüyor; ama bunun ne ölçüde olduğu, tutumun nasıl ölçüldüğüne, hangi davranışın sorulduğuna ve tutumun ne kadar güçlü olduğuna bağlı. Bu tablonun da sınırları var.

İlk sınır, tutum ile davranış arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmaların büyük kısmının korelasyonel olması. Bir tutumun bir davranışla birlikte görülmesi, tutumun davranışa yol açtığını göstermiyor. Davranış da tutuma yol açabiliyor: bir şeyi yapan insanlar zamanla o şeye karşı daha olumlu bir tutum geliştirebiliyor. İlişkinin hangi yönde işlediği, bir sonraki dersin merkezindeki soru.

İkinci sınır, davranışların ölçümüyle ilgili. Pek çok çalışma, gerçek davranışı gözlemlemek yerine katılımcıların kendi bildirdiği davranışlara dayanıyor. Bir kişinin hem tutumunu hem de davranışını aynı ankette kendisinin bildirmesi, ikisi arasındaki ilişkiyi yapay olarak yükseltebiliyor; çünkü insanlar kendi görüşleriyle tutarlı görünmek istiyor.

Üçüncü sınır, planlı davranış kuramı gibi modellerin, bilinçli ve tartılmış davranışlar için geliştirilmiş olması. Gündelik davranışların büyük bir kısmı ise alışkanlıklara ve o anki ipuçlarına dayanıyor; bu davranışlarda tutum ile niyetin payı daha küçük olabiliyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Tutum, bir şeyi olumlu ya da olumsuz değerlendirme eğilimi; duygular, inançlar ve davranış eğilimleri her zaman aynı yönü göstermiyor.

LaPiere'in gözlemi ve sonraki incelemeler, tutumlar ile davranışlar arasındaki ilişkinin sanıldığından zayıf olabildiğini gösterdi.

Uygunluk ilkesine göre tutum ve davranış aynı özgüllük düzeyinde ölçüldüğünde ilişki güçleniyor; genel tutumlar ise tek tek davranışlardan çok davranışların toplamını öngörüyor.

Planlı davranış kuramına göre niyeti, tutumun yanında öznel normlar ve algılanan davranışsal denetim de belirliyor.

Doğrudan deneyime dayanan, sık dile getirilen ve kolay akla gelen tutumlar davranışı daha güçlü yönlendiriyor; zaman baskısı altında ise alışkanlık ve o anki ipuçları öne çıkıyor.

Davranışı değiştirmenin yolu her zaman tutumu değiştirmekten geçmiyor; bazen davranışın gerçekleştiği ortamı değiştirmek daha etkili.

Sonraki derse köprü

Bu derste tutumların davranışı ne zaman öngördüğünü, ne zaman öngörmediğini gördük. Ama Gamze'nin hikâyesinin bir devamı var. Kapıdan çıkarken arkadaşının gülümsemesini gördüğü anda, Gamze'nin içinde rahatsız edici bir şey oldu: bir yanda plastiğe karşı yıllardır savunduğu görüş, öbür yanda elindeki üç poşet.

Böyle bir anda insanlar ne yapıyor? Davranışlarını mı değiştiriyor, yoksa görüşlerini mi? "Bir kereden bir şey olmaz" ya da "Zaten poşetleri yeniden kullanacağım" gibi düşünceler nereden geliyor? Bir davranış ile bir inanç birbiriyle çeliştiğinde ortaya çıkan gerilimin, inançları nasıl değiştirebildiği, sıradaki dersin konusu: bilişsel çelişki.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.