M13-D02
Temel yükleme hatası ve kültür
Durumun etkisini küçümseme eğilimini ve bunun kültürler arasındaki değişkenliğini değerlendirir.
Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.822 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Temel yükleme hatası, başkalarının davranışlarını açıklarken durumun payını küçümseyip kişinin payını abartma eğilimi; Jones ve Harris'in deneyinde insanlar, görüşü yazara verilmiş bir denemeden bile yazarın tutumunu çıkardı.
Rollerin sağladığı avantajlar kişinin yeteneğine yüklenebiliyor; dikkat davranan kişide yoğunlaştığında ve zihin başka bir şeyle meşgulken durumu hesaba katmak zorlaşıyor.
Uzun süre yerleşik sayılan aktör-gözlemci farkı, kapsamlı bir meta-analizde genel olarak çok küçük çıktı; kendine hizmet eden yükleme yanlılığı ise büyük ve yaygın bir etki.
Kişiye yükleme eğiliminin kültürler arası farkları, küçük çocuklarda değil, yaş ilerledikçe ortaya çıkıyor; bu, eğilimin önemli ölçüde öğrenildiğini düşündürüyor.
Kültürel farklar mutlak değil, ortalama farkları; Doğu Asyalı katılımcılar da temel yükleme hatası gösterebiliyor ve fark, durumsal ipuçlarına duyarlılıkta belirginleşiyor.
Açılış sahnesi
Okan Bey, internet faturasındaki bir hatayı düzeltmek için bir çağrı merkezini arıyor. Hattın ucundaki Seda, her cümlesini aynı tonla söylüyor: "Talebinizi anlıyorum efendim. Bu konuda size yardımcı olamıyorum. Başka bir konuda yardımcı olabilir miyim?" Okan Bey üç kez aynı cevabı alıyor ve telefonu kapatırken eşine söyleniyor: "Ne kadar soğuk, ne kadar umursamaz bir insan."
Okan Bey'in bilmediği şeyler var. Seda'nın önünde, dışına çıkmasının yasak olduğu bir konuşma metni duruyor. Görüşmeleri kaydediliyor ve bir yönetici dinliyor. Fatura düzeltme yetkisi onda değil, başka bir birimde. Ve o gün Seda, Okan Bey'den önce yetmiş iki kişiyle konuşmuş.
Telefonun iki ucundaki bu iki kişi bu derse özel olarak düşünüldü; ama Okan Bey'in vardığı yargı, sosyal psikolojinin en çok tekrarlanan ve en çok tartışılan bulgularından birinin gündelik bir örneği.
Bu derste ne olacak
M13-D01'de insanların davranışların nedenini kişide ya da durumda aradığını ve bunu yaparken başkalarının aynı durumda ne yaptığına dair bilgiyi en az kullandıklarını gördük. Bu derste o ihmalin sistematik bir eğilime dönüşüp dönüşmediğini soruyoruz.
Önce, insanların durumun açıkça belli olduğu hallerde bile davranışı kişiye yükleme eğilimini gösteren klasik deneylere bakacağız. Sonra bu eğilimin neden ortaya çıktığına dair açıklamaları tartacağız. Ardından iki komşu yanlılığa, yani kendi davranışlarımızı ve başarılarımızla başarısızlıklarımızı nasıl açıkladığımıza geçeceğiz. Son olarak dersin ikinci sorusunu soracağız: bu eğilim her kültürde aynı güçte mi?
Sıfır noktası
1967'de Edward Jones ve Victor Harris, M13-D01'de gördüğümüz Jones ve Davis'in kuramını sınamak istedi. Kurama göre insanlar, bir davranışın özgürce seçilmediğini bildiklerinde, o davranıştan kişinin gerçek tutumunu çıkarmamalıydı. Deney bunun böyle olup olmadığını sınadı.
Katılımcılar, bir insanın kendisine verilen bir görevi yaptığını biliyordu; ama bu bilgiyi, yazara dair yargılarında yeterince hesaba katmadılar. On yıl sonra Lee Ross bu eğilime bir ad verdi.
Okan Bey, Seda'nın konuşma metnini bilmiyordu. Ama Jones ve Harris'in katılımcıları durumu biliyordu ve yine de kişiye yüklediler. Bu farkı ayırt etmek önemli: durumu bilmemek bir bilgi eksikliği; durumu bilip yine de yeterince hesaba katmamak ise bir yanlılık.
Mekanizma
Soru soran, cevap veren
Temel yükleme hatasının en zarif gösterimlerinden biri, Lee Ross ve meslektaşlarının 1977'de yaptığı bir bilgi yarışması deneyiydi. Katılımcılar rastgele iki role ayrıldı: biri soru soran, öbürü cevap veren oldu. Soru soranlar, kendi bildikleri konulardan zor sorular hazırladı; cevap verenler bu soruların pek çoğunu bilemedi.
Deneyin sonunda hem cevap verenler hem de olayı izleyen gözlemciler, soru soranları cevap verenlerden daha bilgili buldu. Oysa roller rastgele dağıtılmıştı ve soru soranların avantajı tümüyle rollerinden geliyordu: kendi bildikleri konulardan soru seçebiliyorlardı. Rolün açık avantajı, kişinin bilgisine yüklendi.
Neden kişiye yüklüyoruz?
Bu eğilimin tek bir açıklaması yok; araştırmacılar birlikte işleyen birkaç mekanizma öneriyor.
Birincisi dikkatle ilgili. Bir davranışı gözlemlerken dikkatimizin merkezinde davranan kişi duruyor; durum ise çoğu zaman arka planda, görünmez ya da soyut kalıyor. Seda'nın sesi Okan Bey'in kulağında; konuşma metni, yönetici ve önceki yetmiş iki görüşme ise hiçbir yerde.
İkincisi, Daniel Gilbert ve meslektaşlarının ileri sürdüğü iki aşamalı bir süreç. Bu modele göre insanlar önce davranıştan neredeyse otomatik olarak kişiye bir özellik çıkarıyor, sonra, zamanları ve dikkatleri yeterliyse, bu çıkarımı durumu hesaba katarak düzeltiyor. İkinci adım çaba gerektirdiği için, dikkat başka bir şeyle meşgulken atlanabiliyor.
Yaygın yanlış"Durumu bildiğimiz anda temel yükleme hatası ortadan kalkar."
Jones ve Harris'in katılımcıları, yazarın görüşünü kendisinin seçmediğini açıkça biliyordu ve yine de denemeden yazarın tutumunu çıkardılar. Durumu bilmek gerekli ama yeterli değil; o bilginin yargıya gerçekten katılması için dikkat, zaman ve çoğu zaman bilinçli bir düzeltme çabası gerekiyor.
Üçüncüsü ise dünyanın düzenli ve öngörülebilir olduğuna inanma ihtiyacıyla ilgili. Davranışı kişinin özelliklerine bağlamak, insanların ne yapacağını önceden bilebileceğimiz duygusunu veriyor. Durumların gücünü kabul etmek ise, iyi insanların kötü koşullarda kötü şeyler yapabileceğini, bizim de yapabileceğimizi kabul etmek demek.
Yaygın yanlış"Temel yükleme hatası, insanların başkalarının kişiliğini her zaman yanlış değerlendirdiği anlamına gelir."
Kişilik özellikleri gerçekten var ve davranışı gerçekten etkiliyor; M12-D01'in gösterdiği üzere, pek çok durumda bir insanın davranışı onun özellikleri hakkında yararlı bilgi veriyor. Hata, kişiye yükleme yapmanın kendisinde değil, durumun açıkça güçlü olduğu hallerde bile durumun payını yeterince hesaba katmamakta. Bu eğilimin ne kadar büyük olduğu da koşullara göre değişiyor.
Kendi davranışlarımız
Eğer insanlar başkalarının davranışlarını kişiye yüklüyorsa, kendi davranışlarını nasıl açıklıyor? 1970'lerde Edward Jones ve Richard Nisbett, insanların kendi davranışlarını daha çok duruma, başkalarının davranışlarını daha çok kişiye yüklediğini öne sürdü.
Kendi davranışlarımızla ilgili daha sağlam bir bulgu, başarı ve başarısızlığı açıklama biçimimizle ilgili.
Amy Mezulis ve meslektaşlarının 2004'te yayımladığı ve iki yüz altmış altı çalışmayı içeren bir meta-analiz, bu yanlılığın büyük ve yaygın bir etki olduğunu gösterdi. Aynı inceleme, yanlılığın bazı Asya örneklemlerinde belirgin biçimde daha küçük olduğunu, depresyonu olan kişilerde de zayıfladığını buldu.
Usta katmanı
Kültürün izi
Temel yükleme hatası, ilk araştırıldığında evrensel bir insan eğilimi olarak düşünüldü. Ama araştırmaların neredeyse tamamı Kuzey Amerikalı üniversite öğrencileriyle yapılmıştı; M02-D08'de bu örneklem sorununu tartışmıştık. 1980'lerden itibaren kültürel psikologlar aynı soruyu başka toplumlarda sormaya başladı.
Bu bulgunun en önemli yanı gelişimsel olması. Eğer kişiye yükleme eğilimi doğuştan gelen sabit bir özellik olsaydı, küçük çocuklarda da kültürler arası bir fark görülmesi beklenmezdi. Fark yaşla birlikte büyüdüğüne göre, çocuklar bu eğilimi büyük ölçüde içinde yaşadıkları toplumdan öğreniyor olabilir.
Hazel Markus ve Shinobu Kitayama, 1991'de bu tür farkları açıklamak için benliğin kültürden kültüre farklı kurulduğunu öne sürdü.
Yaygın yanlış"Batılılar hep kişiye, Doğulular hep duruma yükler."
Kültürel farklar ortalamalar arasındaki farklar; her kültürün içinde büyük bireysel farklar var ve aynı kişi duruma göre farklı biçimlerde yükleme yapabiliyor. Ayrıca araştırmalar, Doğu Asyalı katılımcıların da temel yükleme hatası gösterebildiğini, farkın daha çok durumsal bilgi belirgin olduğunda ortaya çıktığını gösteriyor. "Doğu" ve "Batı" gibi geniş kategoriler, aralarındaki pek çok toplumu ve bu toplumların kendi içindeki çeşitliliği gizliyor.
Kanıtın sınırı
Temel yükleme hatası, sosyal psikolojinin en bilinen kavramlarından biri; ama adındaki "temel" sözcüğü bugün pek çok araştırmacı tarafından fazla güçlü bulunuyor.
İlk sınır, eğilimin büyüklüğünün çok değişken olması. Jones ve Harris türü deneylerde etki tutarlı biçimde ortaya çıkıyor; ama bu deneyler, katılımcılara durumun baskısının çok soyut biçimde, bir cümleyle anlatıldığı yapay koşullara dayanıyor. Gündelik hayatta durum çoğu zaman daha belirgin olduğunda, kişiye yüklemenin ne kadar baskın kaldığı daha az açık.
İkinci sınır, "hata" sözcüğünün kendisiyle ilgili. Bir yüklemenin hata sayılabilmesi için, doğru cevabın ne olduğunu bilmek gerekiyor. Laboratuvarda araştırmacı durumu kendisi kurduğu için bunu biliyor; ama gündelik hayatta bir davranışın ne kadarının kişiden, ne kadarının durumdan geldiğini kesin olarak bilen kimse yok. Bazı araştırmacılar, kişiye yükleme eğiliminin, insanların genellikle tutarlı davrandığı bir dünyada çoğu zaman işe yarayan bir kestirme olduğunu savunuyor.
Üçüncü sınır, kültür karşılaştırmalarının kendi sorunları. Kültürel farkları gösteren çalışmaların önemli bir kısmı az sayıda ülkeyle, çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri ile Doğu Asya ülkelerinden birinin üniversite öğrencileriyle yapıldı. Ölçeklerin ve senaryoların çeviride aynı anlamı taşıyıp taşımadığı, M12-D07'de tartıştığımız uyarlama sorunlarını burada da gündeme getiriyor. Türkiye gibi bu iki kutbun arasında duran toplumlar hakkındaki bulgular ise görece sınırlı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Temel yükleme hatası, başkalarının davranışlarını açıklarken durumun payını küçümseyip kişinin payını abartma eğilimi; Jones ve Harris'in deneyinde insanlar, görüşü yazara verilmiş bir denemeden bile yazarın tutumunu çıkardı.
Rollerin sağladığı avantajlar kişinin yeteneğine yüklenebiliyor; dikkat davranan kişide yoğunlaştığında ve zihin başka bir şeyle meşgulken durumu hesaba katmak zorlaşıyor.
Uzun süre yerleşik sayılan aktör-gözlemci farkı, kapsamlı bir meta-analizde genel olarak çok küçük çıktı; kendine hizmet eden yükleme yanlılığı ise büyük ve yaygın bir etki.
Kişiye yükleme eğiliminin kültürler arası farkları, küçük çocuklarda değil, yaş ilerledikçe ortaya çıkıyor; bu, eğilimin önemli ölçüde öğrenildiğini düşündürüyor.
Kültürel farklar mutlak değil, ortalama farkları; Doğu Asyalı katılımcılar da temel yükleme hatası gösterebiliyor ve fark, durumsal ipuçlarına duyarlılıkta belirginleşiyor.
Sonraki derse köprü
Jones ve Harris'in katılımcıları, bir denemeden yazarın tutumunu çıkarmaya çalıştı. Bu çıkarımın arkasında sessiz bir varsayım yatıyordu: insanların söyledikleri ve yaptıkları, onların gerçek tutumlarını yansıtır. Bu derste o varsayımın başkalarını değerlendirirken nasıl yanıltabildiğini gördük.
Ama aynı soru kendi içimize de yöneltilebilir. Bir konuda güçlü bir görüşümüz olması, o konuda nasıl davranacağımızı ne kadar belirliyor? Sağlıklı beslenmenin önemli olduğuna inanan biri neden akşam yemeğinde tam tersini yapıyor? İnsanların değerlendirmeleri ile davranışları arasındaki bağın ne zaman güçlü, ne zaman zayıf olduğu, sıradaki dersin konusu: tutumlar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.